1 Şubat 2015 Pazar

Tıp Fakültesi Öğrencisinin Kaleminden

1 Şubat 2015 Pazar
Doktorluk...
Birçok gencin ve ailesinin gönlünde yatan meslek. Kimine göre hayat kurtaran kimine göre para basan bilim. Herkesin bilgi sahibi olduğu; ama içeriğinin birçoklarınca bilinmediği bu mesleği biraz yakından tanıyalım. Minimum 6 sene süren tıp fakültesi öğrencilik hayatını da ufak bir yazıdan ziyade parça parça anlatmak daha uygun olur.

Doktorluk, uzun bir bilgi birikiminin sonunda elde edilen bir kazanım olduğundan serüven olarak nitelendirilmesinde sakınca olmaz sanırım. Çünkü bu kadar meşakkatli bir yolculuğun yerine kullanılabilecek yegane kelimedir. Gelin hep beraber bu serüvene katılalım.

tip-fakultesi-ögrencisinin-kaleminden

Tıp fakültesini kazanmanın ne derece zor olduğunu anlatırlar da anlatırlar; ama asıl önemli olanın bu fakülteyi kazandıktan sonra devam ettirebilme olduğunu pek kimselerden duymazsınız. Çünkü üniversiteye kapak attıktan sonra illa ki üniversite bitirilir düşüncesi tıp fakültesini kazanmaya çalışan gençlerin de akıllarında yer edinen bilgidir. Ama işin aslının öyle olmadığını ilk sınavdan sonra farketmeleri de pek yakındır.

Tıp kazandım sözüyle başlar her şey. Ailedeki yeriniz ve ailenizin toplumdaki değeri bu sözle ani bir artış kazanır. O sözün sahibinde hafif bir göğüs kabarması, kolların vücuttan uzaklaştırılarak yürünmesi ilk dikkat çekici noktadır. Hatta bu grubun bir kısım üyeleri soluğu ömrünün çoğunu yaşayacağı o hastane koridorlarında alır. Tıp kazandım ben deyip doktorlar ile beraber ortamlara girmeye çalışır.

Kayıtlar yapıldıktan sonra okulun başlayacağı gün sabırsızlıkla beklenir. Nihayetinde o gün geldiğinde tıp fakültesine öyle bir giriş yapar ki kendisi bile inanmaz ilkin. Beyaz önlüklü, steteskoplu büyüklerini görünce de Allaaah tam da hayallerimdeki gibi naralarını gizlice içine atar. İlk hafta içerisinde kendisine hediye edilen önlükle ettiği hekimlik andından sonraki havası 20 yıllık profesörlerde bile yoktur.

Dersler başlar ve en öndeki yerler kapılmaya çalışılır. İtina ile defterler kalemler çıkartılır ve hoca beklenir. Hoca gelip ders anlatmaya başladığında ise aklına bir şey takılır. Hocam her şeyi anladım da şu membran ne demek sorusunu sorduğunda ise hocanın yüzünde tarifsiz bir gülümseme oluşur. Oğlum onu anlamamışsan zaten hiçbir şey anlamamışsın demek, hücre zarı anlamına geliyor membran dedikten sonra sınıfın gülme odağı olduğunuz aşikâr olur :)

Günden güne ön sıralardaki doluluk oranı azalmaya ve arka sıralarda boş yer bulmak umuduyla erkenden okula gelinmeye/yahut hocalar anlatmasını bilmiyor diyerek derslere gelinmemeye başlanır. Sınav haftasında notların anlaşılamaması, önünde 50-60 adet notun olması, eski sorular ile konular arasında bir bağlantı kurulamaması gibi sebeplerden öğrencinin o eski havası yavaş yavaş sönmeye başlar. Sınavdan aldığı kötü nottan sonra da bir dahaki komiteye günü gününe [tıp fakültelerinde uygulanan sınav sisteminin adı] diyerek azimle sarılmaya başlar yeni derslere; ama çok zaman geçmeden yine aynı bahaneler üretilerek sonraki komiteye ertelenir hayaller ve bu sonraki komiteler de yıllarca devam eder, gider.

Tıp fakültesinde kadavra, kadavra sözü sürekli herkesin dilinde olduğu gibi aynı zamanda 1.sınıf öğrencisinin de dilinden düşürmediği sözlerden biridir. Nihayet sene sonu yaklaştıkça Anatomi denen dersin gelmesiyle öğrencileri güzel bir heyecan sarar. Kemiklerden başlanılarak vücudun herbir yeri öğretilmeye başlanacaktır; ama kadavra görmeye o kadar hevesli olanlar ya kadavranın o tıp fakültesi içinde olmayışından ya da kadavranın o halini gördükten sonra tekrardan görmek istemeyeceklerinden heveslerinden vazgeçerler. Zira kadavra görmenin eğitici olabilmesi için yeterli miktarda olması ve küçük öğrenci gruplarında gösterilmesi gerektiğinin bilinci yerleşmeye başlanmıştır.

Tıp fakültesinin olmazsa olmaz dersi Anatomi'nin en zevkli yanlarından birinin kullanılan dil olması, öğrenciye kaybettiği havayı yeniden sağlar. Hele ki 'sulcus tendinis musculi flexoris hallucis longi' sözünü diline dolamaya başlamışsa bilin ki artık o öğrenci eski havasına tekrardan kavuşmuştur.

İlk üç sene hasta görmeyen öğrencilerin yıllarca teorik bilgiyle kafalarına bir şeylerin sokulmaya çalışması da şunu gösterir ki, tıp kazanmak için gerekli matematik, fizik, geometri gibi sayısal derslerin; tıp okumak için neredeyse hiçbir öneminin olmadığı ve çoğu bilginin ezberci bir mantıkla öğrenildiği gün yüzüne çıkartılmayan bilgilerdendir. Öğrenci kafasına yüzlerce sınıflandırmayı sokmaya çalışırken en ufak bir rahatsızlıkta ne yapacağını bilememesi de düşündürücüdür. Neyse ki 4.sınıftan itibaren hastalar ile iletişime geçilmesi sebebiyle az çok bu sorunlar yine eskisi gibi kabuklarına çekilir ve öğrenci yine her ortama uymaya çalıştığı gibi bu ortama da kısa süre içinde uyar.

Tıp fakültesinin ilk üç senesi hakkında kısaca anlattığım Sosyal Medya Kafe'deki ilk yazımın sonuna geldim. Sonraki yazımda stajyerlik ve sonrasından bahsedinceye dek, hoşçakalın :) Sağlıcakla kalın :)

Bay Kefren  Yazar Hakkında:Merhabalar, adım Bay KEFREN.9 Eylül 2013 tarihinde doğdum. Daha 2,5 yaşındayım anlayacağınız. İnsanı insan yapan asıl bir değeri -AŞK- tattıktan sonra yeniden doğdum.Kelimeler eşsiz bir hazine. Duygu ve düşüncelerin dillenmesi, bir araya gelip ahenkle süzülmesi ve insanların o ahengi hissetmesi.. Amacım budur sadece.Kişisel tarzda yazılarımla ve tıp fakültesi anı, gözlemlerimle yayın hayatındayım. İşte yepyeni blogum Heybemdeki Yolcu... Heybesine kelimeleri biriktirip biriktirip yolcu eden tıbbiyeli bir seyyah...

24 yorum:

  1. O kadar güzel anlatmışsınız ki; yaşıyormuşçasına hissettim. :Y Kadavra kısmını da mutlaka çocuklarıma da okutacağım. Bizimkiler tıp okumayı kendilerine hedef koysalar da, korkudan vazgeçiyorlar. :) Demek ki tıp fakültesi konusunda düşünülmesi gereken tek ve ilk şey kadavra değilmiş. :T

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler yorumunuz için :)

      Kadavra korkusu, bilinen korkuların en başında gelse de aslında en tehlikesizi :) Çünkü notları bitirememe, okuduğunu anlayamama, kendini -bir arkadaşımın ifadesiyle :)- gerizekalı hissetme var. İnşallah fırsat buldukça onları da anlatmaya çalışacağım :)

      Sil
  2. Anlatım tarzınıza bayıldım hayırlı olsun yazarlığınız Sosyal Medya Kafe'ye hoşgeldiniz :) Meslek hayatınızda başarılar devamını bekliyoruz paylaşımların. Sevgiler blogkizsalseyler ♥

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rica ederim. Bir aksilik çıkmazsa haftada bir olmak üzere buralardayım, takipte kalabilirsiniz :)

      Sil
  3. Takipteyim zaten Ablanın bloğunu her daim :)

    YanıtlaSil
  4. Çocuğunun doktor olmasını isteyen ebeveynler ve tıp fakültesinde okumak isteyen öğrenciler için fikir ve bilgi veren bir yazı olmuş .Özellikle bizim aileyi çok yakından ilgilendirdiği için ailecek çok teşekkür ediyoruz :)
    Hastane de doktorluk anılarınızı ,hasta-doktor anılarınızı ve nöbet anılarınızı da okumak dileğiyle :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kendi anılarımı çoğu zaman normal blogumda anlatıyorum zaten ve inşallah yeri geldiğinde de burada da paylaşacağım. Yalnız bazı yazılarda olabildiğince karamsarlıık havası yaşayabileceğinizi şimdiden hatırlatayım :)

      Allah ailenize sabır versin, zihin açıklığı versin :)

      Sil
  5. Akıcı bir dille nasılda güzel tarif etmişsiniz tüm olan biteni.
    Meslek hayatınızda şimdiden başarılar dilerim.
    İlgiyle takipte olacağım.
    Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyi dilekleriniz için teşekkür ederim :) Sağolun :)

      Sil
  6. Tıp fakültesini bitirmek cidden emek isteyen zor bir iş. Allah kolaylık versin. Kesinlikle bu işe gönül vermeyen birinin yapabileceği bir durum değil.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında her işin sırrı gönülden istemekle olmakla beraber tıp camiasında bu durum daha da belirgin :)

      Sil
  7. Umarım herşey istediğin gibi olur,şimdiden başarılar dilerim.

    YanıtlaSil
  8. Sevmeden yapılamayacak tek iş diye görmüşümdür her zaman doktorluğu tıbbı ..anlattıklarınız ilgi çekici ellerinize sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Minimum 6 sene süren bir tıp fakültesi süreci, üzerine eklenen uzmanlık gibi bir branşlaşma ve kariyerde yükselme... Bu kadar uzun bir süreci sevmeden yapmak namümkün zaten :)

      Sil
  9. Her cocuk gibi benimde hayalimdi doktor olmak ama yapamazdim heralde.. Ne kan gormeye dayanirim nede yara..icim kaldirmiyor :((

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Onları zamanla atlatıyorsunuz; ama asıl önemli olan bir yerde uzun süreli sebat edebilmede :)

      Sil
  10. Çok zor gerçekten. Gençlere anlayışlı davranmalı.
    Herkes bir mesleği araştırıp seçmeli.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle.. Yoksa belli bir mesleği araştırmadan sevmeden girişmek ömrün sonuna kadar dayanılmaz bir mutsuzluk verebilir :)

      Sil
  11. Allah Okuyan , çabalayan, üretken kişilerin her zaman yardımcısı olsun.. En zor meslek ve en önemlisi insna hayatı.. Yüreğinize sağlık.. Aslında soğuk kanlıyımdır.. Fakat şu kadavra konusunu okumadan geçtim .. Başarılar..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin inşallah :) Kadavra konusunda bir şey yok zaten, bence tekrardan okuyun :)

      Sil
  12. Cok guzel akici bir yazi olmus. Saygin bir meslek olan doktorlugu zorluklarini bir doktorun gozunden gormek guzel olacak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorum için teşekkürler :) Takipte kalın inşallah daha güzel yazılarla devam edeceğim :)

      Sil

İnstagram

Sosyal Medya Kafe Copyright © 2014 Tüm Hakları Saklıdır...