23 Mayıs 2017 Salı

Teknoloji Bağımlılığı-Çocuklarda Teknoloji Bağımlılığı

23 Mayıs 2017 Salı
Teknoloji Bağımlılığı
Merhaba Sosyal Medya Kafe Okurları,
Bugün sizlere teknoloji bağımlılığı ve çocuklarda teknoloji bağımlılığı konusunda düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.
Cep telefonları, bilgisayarlar, tabletler, oyun konsolları vs.. Bunlar yalnızca birkaçı. Teknolojinin hızına yetişmek mümkün mü? Hızlı adımlarla koşuyor adeta. Cep telefonlarının bir modeline alışamadan yeni bir modeli çıkıyor. Yenilik iyi, güzel, hoş da; ya teknoloji bağımlılığı ? Teknolojinin çoluk çocuk, genç yaşlı demeden hepimizi bu şekilde esir almasına ne demeli? Her ne kadar kendimizce sebepler bulsak, bahaneler uydursak da çağın getirdiği bu düzene çok çabuk uyduk, uyum sağladık. Yarattığı elektromanyetik alanları göz ardı ettik. Üstelik çocuklar da gözlerini açtıkları bu teknoloji çağında ister istemez erken yaşta elektromanyetik dalgalar yayan bu cihazları tanıdılar, kullandılar, alıştılar. Zaman zaman kurallar, yasaklar, sınırlamalar da getirsek ipin ucu kaçtı. Artık onlar teknoloji çocuğu. Bizler de teknoloji yetişkinleri oluyoruz sanırım bu durumda.

Bunun kaçarı göçeri yok. Teknoloji ve teknolojik aletler artık hayatımızın bir parçası ve neredeyse vazgeçilmezi. Ve çocuklarda teknoloji bağımlılığı da giderek artan, gelecekte çocuklarımız üzerinde ne gibi etkiler bırakacağı pek de belli olmayan bir hastalık. Uzmanlara göre 12 yaş altındaki çocuklar cep telefonunu asla kullanmamalı; 13 yaş üzeri ise kısmen kullanmalı. Yani sadece acil durumlarda ihtiyaç için kullanmalılar. Gelelim uygulamaya. Günlük hayatta durum böyle mi? Hayır. Eve kapanan, koşup eğleneceği alanları daralan çocuklar teknolojik aletlerle daha çok zaman geçiriyorlar. Hatta belki ellerinden düşürmüyorlar.
Çocuklar da Teknoloji Bağımlılığı

Neden teknolojik aletlerin yaydığı dalgaların sebep olabileceği etkiler konusunda daha çok çocuklardan söz ediyoruz? Çünkü biz yetişkinler, belli bir yaşın üzerindekiler gelişme çağımızda bu aletleri görmedik. Sadece bilgisayar ile eğer imkan olursa okulumuzun bilgisayar odasında kısa süreli olarak karılaşabildik. Ve internet de yoktu. Cep telefonu da yoktu, sonradan yavaş yavaş yayıldı. Ama yaşı 15 veya altında olan çocuklar teknolojik aletlerin ve yaydığı dalgaların arttığı bir dünyaya gözlerini açtılar. Yetişkin veya çocuk, kimileri bu durumu dengede tutabilmekteyse de, büyük çoğunlukta bu durum teknoloji bağımlılığına dönüştü.

Biliyorum ki; çağın getirdiği etkilerden uzak durmak mümkün değil. Tam olarak bir kısıtlama veya yasaklama yoluna gitmek başka sorunlara yol açacaktır. İnsan içinde bulunduğu hayattan kopuk yaşayamaz. Teknolojik aletlerin bu kadar yaygın olduğu ve hatta faydasını da çokça gördüğümüz halde ondan uzak duramayız. Ama kontrollü ve disiplinli kullanım sağlamayı kendimiz alışkanlık haline getirir ve mümkün olduğunca çocukları da bu konuda eğitebilirsek, umarım ki teknolojiden en doğru biçimde istifade edebiliriz.

Daha çok doğal yaşam, daha çok açık alan, daha çok yüz yüze sosyal faaliyetler belki teknoloji bağımlılığına çare olabilir. Yüz yüze sosyal faaliyetler diyorum çünkü; sosyalleşmeyi de unuttuk. Sosyalleşmemizi de teknoloji esir aldı. Kapı zillerine değil, bilgisayar veya telefon tuşlarına dokunuyoruz artık. Bu da başlı başına bir sorun veya apayrı bir yazı konusu.

Sosyal Medya Kafe okurları olarak teknoji bağımlılığı konusunda düşünceleriniz nedir? Çocuklarınızı teknoloji bağımlılığından korumak için neler yapıyorsunuz ?

Unutmayalım!!! Her şey bizim elimizde.
Sevgiyle kalın.
Sibel Ordueri
Devamını Oku »

4 Şubat 2016 Perşembe

Sosyal Medya mı Bizi Kullanıyor? Biz mi Sosyal Medyayı Kullanıyoruz?

4 Şubat 2016 Perşembe
Sosyal Medya Bağımlılığı

Merhaba
Uzun bir aradan sonra yine burada sizinle buluşmak çok güzel.
Sosyal medya üzerine bir şeyler yazmak istedim bugün.  
Sosyal Medya mı Bizi Kullanıyor? Biz mi Sosyal Medyayı Kullanıyoruz?
 Hayatımızın tam da ortasında olan, bazen hoş vakit geçirmemize bazen ise üzülmemize sebep olan sosyal medya.
Daha önce yine bu köşede İnternetin Bize Yaptıkları-İnternet Bağımlılığı başlıklı bir yazı yazmıştım. Bu defa sizlerin huzurunda kendi sosyal medya kullanıcılığımı eleştireceğim, sizler de okurken eminim kendinizi arayacaksınız. Bu arada belirteyim; kendini yerden yere vurmaktan, kıyasıya eleştirmekten çekinmeyen biriyim.

Başlayalım mı?
Sosyal medya hayatımızın ilklerinden Facebook ile başlayalım. Neler paylaşıyorum veya neleri doğru paylaşıyorum? Blog yazılarımı paylaşmayı normal buluyorum mesela veya toplumu ilgilendiren bir haberi gördüğümde paylaşmalıyım. Sevdiğim şarkıları paylaşırım, bunu da normal buluyorum "paylaşım" adına. Peki, annemden eve gelmişim evden anneme gitmişim! Bu kimi, neden ilgilendirsin? Bilmem kaç yüz kişinin bunu görüp okuma mecburiyeti ne? Ayrıca olayın farklı bir boyutunu geçen gün yaşadım. Ben benzer bir yazı yazıyorum, altına "özleyecek olsan da bir annen var" gibi bir yorum geliyor ve ben dağılıyorum. Şimdi annesini kaybetmiş birini bilmeden üzdüm, bu vicdan azabı üzerimde bir yük. Ne yaparım nasıl yaparım da helallik alırım diye düşünüyorum.

Yine Facebook grupları var malum. Oraya yazılanlar amaç dahili mi sizce? Ben yine önce kendi yanlışımdan bahsedeyim. Biri bana uymayan bir fikir beyan etmiş geçen gün. "her erkek aldatır, dayağı yoksa aç bırakmıyorsa onu da görmeyiver" gibi bir yorum yazmış. Bana ne oluyorsa artık, girdim cevap verdim. Sonra düşündüm; ne gerek vardı? Kocaman bir kadın, oraya yazacak kadar da fikri sabit. Ben mi değiştirecektim? Boşu boşuna stres yaşandı o gün. Yine benzer gruplarda bazı paylaşımlar var ki dehşet! Hasta yatağında, serumu kolunda burnunda havası bitip tükenmiş yaşlı bir amcanın fotoğrafı paylaşılıyor "amcama/babama dua edin lütfen" diyen bir yazı ile. Söyleyecek söz bulamıyorum. Dua istemesini anlarım ama o iç acıtan fotoğrafı asla anlamam.

Bir instagram var ki, dillere destan takdire şayan. Yine kendimle başlayayım. İşimle ilgili paylaşımlar tamam da, benim çocuğumun halleri kimin umurunda? Ordan atlamış burdan zıplamış, kimi ne kadar ilgilendirir? Bir anne-çocuk blogu olmadığımdan bir süredir çok önemli olmazsa çocuklarımı paylaşmıyorum. Ben Cemal Süreya sevdalısı biriyim. Ne çok Cemal Süreya şiiri paylaşmışım bir ara. Onları da azalttım. Gittiğim yerde içtiğim çay kimin umurunda olabilir sizce? Sadece hatır için beğeniler gelir veya benim gibi çay düşkünleri atlamaz, beğenir.

Bir de benim yapmadığım ama yapanı çok defa gördüğüm fotoğraf kirliliği. Bu her platformda mevcut. Gelişi güzel hazırlanmış, çatal bıçak kaşık tepsiye öylesine atılmış, kocaman domatesler bir tabağın için doğranmış, salata niyetine. Parmak izleri ile dolu bir yer sofrasının fotoğrafı çıkıyor karşımıza. Burada hemen bir noktayı belirteyim. Karşı olduğum yer sofrası veya yemek çeşidi değil temiz ve düzenli görünmeyişi. Veya tam tersi olanlar; sanki her akşam yemeğini 3 tabak üst üste, üçer kaşık bıçak çatal, servis takımları çiçekli böcekli, bilmem kaç bardaktan oluşan sofralarda en az 3 çeşit salata ile yerlermiş gibi tamamen sahte paylaşımlar. Kimsenin bol filtreli, makeup programı kullanılmış fotoğrafları beni ilgilendirmiyorsa benim de ilgilendirmez öyle değil mi? Zaten o programı kullanmayı da bilmiyorum:)
Aslında bu konu ne kadar uzar gider biliyor musunuz? İnternet ve sosyal medya hesapları uçsuz bucaksız. Elbette hepsinden örnek verip sizi bunaltmayı düşünmüyorum. Amacım sadece paylaşımlarımızı yaparken ne kadar düşünüyoruz bunu irdelemekti. Kimin canını acıtıyoruz? Kimin kafasını karıştırıyoruz? Kimi ne kadar donatıyoruz, bilgilendiriyoruz? Eğlencemiz dozunda mı?

Sizlerin bu konudaki düşünceleri neler? Merak ediyorum doğrusu:)
Yeni bir yazıda tekrar görüşmek dileğimle.
Sevgiler
köşe yazarı nihal yeşiltaç orhan Yazar Hakkında:Nihal Yeşiltaç Oran. İstanbul'da yaşıyor ve çalışıyorum. Bir müzik yapım firmasının basın ve halkla ilişkilerini yürütüyorum. Mesam üyesiyim. Uzun yıllardır köşe yazarlığı yapıyorum. Hüzün Sarısı isminde bir yaşam blogum var. Evliyim iki evlada sahibim. Az uyuyup çok çalışanlardanım.
Devamını Oku »
"Sosyal Medya Kafe'de kullanılan ekran görüntüleri, fotoğraflar ve yazılar Sosyal Medya Kafe'ye aittir. Yazıların ve fotoğrafların yayın hakkı sadece www.sosyalmedyakafe.com'a aittir. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden bir başka blogda veya web sitesinde yayınlanması, tariflerin veya yazıların ekran görüntüsü alınarak sosyal ağlarda paylaşılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası`na aykırıdır. Aksi taktirde 5846 Sayılı Fikir ve Sanat serleri Yasası gereği suç duyurusunda bulunulacaktır. Yasal yükümlülüğü vardır."
Sosyal Medya Kafe Copyright © 2019 Tüm Hakları Saklıdır...