4 Şubat 2016 Perşembe

Sosyal Medya mı Bizi Kullanıyor? Biz mi Sosyal Medyayı Kullanıyoruz?

4 Şubat 2016 Perşembe
Sosyal Medya Bağımlılığı

Merhaba
Uzun bir aradan sonra yine burada sizinle buluşmak çok güzel.
Sosyal medya üzerine bir şeyler yazmak istedim bugün.  
Sosyal Medya mı Bizi Kullanıyor? Biz mi Sosyal Medyayı Kullanıyoruz?
 Hayatımızın tam da ortasında olan, bazen hoş vakit geçirmemize bazen ise üzülmemize sebep olan sosyal medya.
Daha önce yine bu köşede İnternetin Bize Yaptıkları-İnternet Bağımlılığı başlıklı bir yazı yazmıştım. Bu defa sizlerin huzurunda kendi sosyal medya kullanıcılığımı eleştireceğim, sizler de okurken eminim kendinizi arayacaksınız. Bu arada belirteyim; kendini yerden yere vurmaktan, kıyasıya eleştirmekten çekinmeyen biriyim.

Başlayalım mı?
Sosyal medya hayatımızın ilklerinden Facebook ile başlayalım. Neler paylaşıyorum veya neleri doğru paylaşıyorum? Blog yazılarımı paylaşmayı normal buluyorum mesela veya toplumu ilgilendiren bir haberi gördüğümde paylaşmalıyım. Sevdiğim şarkıları paylaşırım, bunu da normal buluyorum "paylaşım" adına. Peki, annemden eve gelmişim evden anneme gitmişim! Bu kimi, neden ilgilendirsin? Bilmem kaç yüz kişinin bunu görüp okuma mecburiyeti ne? Ayrıca olayın farklı bir boyutunu geçen gün yaşadım. Ben benzer bir yazı yazıyorum, altına "özleyecek olsan da bir annen var" gibi bir yorum geliyor ve ben dağılıyorum. Şimdi annesini kaybetmiş birini bilmeden üzdüm, bu vicdan azabı üzerimde bir yük. Ne yaparım nasıl yaparım da helallik alırım diye düşünüyorum.

Yine Facebook grupları var malum. Oraya yazılanlar amaç dahili mi sizce? Ben yine önce kendi yanlışımdan bahsedeyim. Biri bana uymayan bir fikir beyan etmiş geçen gün. "her erkek aldatır, dayağı yoksa aç bırakmıyorsa onu da görmeyiver" gibi bir yorum yazmış. Bana ne oluyorsa artık, girdim cevap verdim. Sonra düşündüm; ne gerek vardı? Kocaman bir kadın, oraya yazacak kadar da fikri sabit. Ben mi değiştirecektim? Boşu boşuna stres yaşandı o gün. Yine benzer gruplarda bazı paylaşımlar var ki dehşet! Hasta yatağında, serumu kolunda burnunda havası bitip tükenmiş yaşlı bir amcanın fotoğrafı paylaşılıyor "amcama/babama dua edin lütfen" diyen bir yazı ile. Söyleyecek söz bulamıyorum. Dua istemesini anlarım ama o iç acıtan fotoğrafı asla anlamam.

Bir instagram var ki, dillere destan takdire şayan. Yine kendimle başlayayım. İşimle ilgili paylaşımlar tamam da, benim çocuğumun halleri kimin umurunda? Ordan atlamış burdan zıplamış, kimi ne kadar ilgilendirir? Bir anne-çocuk blogu olmadığımdan bir süredir çok önemli olmazsa çocuklarımı paylaşmıyorum. Ben Cemal Süreya sevdalısı biriyim. Ne çok Cemal Süreya şiiri paylaşmışım bir ara. Onları da azalttım. Gittiğim yerde içtiğim çay kimin umurunda olabilir sizce? Sadece hatır için beğeniler gelir veya benim gibi çay düşkünleri atlamaz, beğenir.

Bir de benim yapmadığım ama yapanı çok defa gördüğüm fotoğraf kirliliği. Bu her platformda mevcut. Gelişi güzel hazırlanmış, çatal bıçak kaşık tepsiye öylesine atılmış, kocaman domatesler bir tabağın için doğranmış, salata niyetine. Parmak izleri ile dolu bir yer sofrasının fotoğrafı çıkıyor karşımıza. Burada hemen bir noktayı belirteyim. Karşı olduğum yer sofrası veya yemek çeşidi değil temiz ve düzenli görünmeyişi. Veya tam tersi olanlar; sanki her akşam yemeğini 3 tabak üst üste, üçer kaşık bıçak çatal, servis takımları çiçekli böcekli, bilmem kaç bardaktan oluşan sofralarda en az 3 çeşit salata ile yerlermiş gibi tamamen sahte paylaşımlar. Kimsenin bol filtreli, makeup programı kullanılmış fotoğrafları beni ilgilendirmiyorsa benim de ilgilendirmez öyle değil mi? Zaten o programı kullanmayı da bilmiyorum:)
Aslında bu konu ne kadar uzar gider biliyor musunuz? İnternet ve sosyal medya hesapları uçsuz bucaksız. Elbette hepsinden örnek verip sizi bunaltmayı düşünmüyorum. Amacım sadece paylaşımlarımızı yaparken ne kadar düşünüyoruz bunu irdelemekti. Kimin canını acıtıyoruz? Kimin kafasını karıştırıyoruz? Kimi ne kadar donatıyoruz, bilgilendiriyoruz? Eğlencemiz dozunda mı?

Sizlerin bu konudaki düşünceleri neler? Merak ediyorum doğrusu:)
Yeni bir yazıda tekrar görüşmek dileğimle.
Sevgiler
köşe yazarı nihal yeşiltaç orhan Yazar Hakkında:Nihal Yeşiltaç Oran. İstanbul'da yaşıyor ve çalışıyorum. Bir müzik yapım firmasının basın ve halkla ilişkilerini yürütüyorum. Mesam üyesiyim. Uzun yıllardır köşe yazarlığı yapıyorum. Hüzün Sarısı isminde bir yaşam blogum var. Evliyim iki evlada sahibim. Az uyuyup çok çalışanlardanım.
Devamını Oku »

27 Mayıs 2015 Çarşamba

İnternetin Bize Yaptıkları- İnternet Bağımlılığı!

27 Mayıs 2015 Çarşamba
internet-bagimliligi Merhaba
Bugün toplumca yaşadığımız bir sorundan bahsetmek, bu konuda dertleşmek istedim sizlerle. İnternetin bize yaptıkları ve internet bağımlılığı!
İnternet hayatımıza gireli ne kadar zaman oldu bilmiyorum ama son yıllarda ciddi sorunlara yol açmaya başladı. Ben yine size örneklerle açmak istiyorum konuyu.
Geçen gün facebook haber kaynağıma bir video düştü, izledim. Videoda bir kadın elinde telefon, diğer elinde küçük bir kız çocuğu yolda yürüyorlar. Kadının gözü ve parmakları telefonda sürekli bişeyler yazıp gülümsüyor. Çocuk ise sağa sola bakınarak yürüyor, annesi olduğunu tahmin ettiğim kadının elinde. Sonra kadın öyle bir coşuyor ki diğer elini de telefon için kullanınca çocuk boşta kalıyor başlıyor gelişi güzel yürümeye. Anne hala telefonla samimi. Bir tabela görünüyor karede, çocuk tehlikeli bir alana girdi. Ve ben kapattım videoyu sonunda herşey olabilirdi. Bu elbette bir kurgu ama bunu yapan insanlar olduğunu görüyoruz biliyoruz. Dolayısı ile internet bağımlısı olmuş ebeveynlerin çocukları ciddi risk altında.
Hemen kendimden bir örnek vereyim. Diyelim ki evde yemek yapıyorum mesaj bildirimi geldi. Facebook,whatsapp veya sms. Yemeği tek elle yapmaya devam eder o mesaja cevap veririm. Kim olursa olsun bekletmem "aman sonra yazarım, beklesin" demem. Başkaları bunu keyfi yapıyor ama ben yapamıyorum. Bu da benim kusurum olsun.
İnternet yüzünden dağılan evlilikleri de görüyoruz değil mi? Okuyoruz dinliyoruz. Buna ailece eski bir komşumuzun oğlu ve gelininde şahit olduk.. Kadının eşi alkol alıyor, bazen çalışıyor bazen çalışmıyor. Karısına karşı inanılmaz ilgisiz. Kadın boşlukta. Bu durumda bir kadının ne yapması gerekir? Mücadele edebilir mesela. Şu internette konu ile ilgili ne yazılar var açar okur vs. Mücadele ile olmadı mı? Ya bu şekilde kabul eder, sindirebiliyorsa veya boşanır. Sonra da ne hali varsa görür. Ama bu hanımefendi başka bir yol seçti. Hani şu aşklı meşkli facebook grupları var ya, onlardan birine katılmış orada kadın erkek arkadaşlar edinmiş ama hepsi yazışma ile yani sanal. Grubun ekran görüntüleri geldi bana. İnanmazsınız bütün üyelerin profil fotoğrafı çiçek, böcek manzara taraftar amblemi. İşte bu hatun onlardan biri ile özel sohbet edip aşık oluyor! Ne kadar empati kurmaya çalışsam da, insanın görmediği birine aşık olma ihtimalini düşünemiyorum. Belki ruh, fiziksel görüntüden daha önemli ama sadece yazılanlara bakarak, hakkında hiç bir şey bilmediği birine nasıl aşık olur insan? Hikayeye dönelim bahse konu kadın başlıyor telefonuna şifre koymaya ve telefonunu sürekli cebinde taşımaya. En sonunda bir akşam eşi eve geliyor, evde perdeler dahil tek eşya yok. Kadın almış herşeyi kaçmış internetten tanıştığı daha evvel hiç görmediği bir adama. Üstelik başka bir şehire. İşin sonu mu? Gittiği şehirde neler oldu neler yaşadı bilemeyiz ama çantası ile tek başına geri döndüğünü duyduk. Eşi onu boşadı ama çocukları affetti. Şimdi memleketinde bir fabrikada işçi olarak çalışıyormuş. Elbette kimsenin yüzüne bakacak durumda değil. İşte buna benzer olaylar yüzünden bir çok erkek eşinin internet kullanmasını istemiyor hatta direkt yasak koyuyor.
Çocukların, merakları yüzünden uygunsuz sitelere girişi kontrolu zor ama çok önemli bir hadise. Kontrolü zor diyorum; bu kontrolü onlara hissettirmeden sağlamak önemli olan.
Başkasının fotoğrafı ile kadın avına çıkmış erkekler. Çok açık saçık giyinip, o şekilde çektirdiği fotoğrafları profiline koyup başka hikaye peşinde olanlar, dolandırıcılar... Yani her model insan bir tık ötemizde. Dolandırma hikayelerini de okuyoruz bol bol. Teknik bilgisi ile profilleri ele geçirenleri. Mesela benim aile hesabımda bir belediye başkanının yardımcısı ekli. Bir gün ondan mesaj geldi. "Şu hesaba yatırabildiğin kadar para yatır" gibi bir mesajdı, metni tam olarak hatırlamıyorum. Çok şaşırdım "Anlayamadım .... Bey" yazdım. Yine aynı mesaj geldi. Gecenin bir yarısı arayamadım da. Ertesi gün hesabının ele geçirilmiş olduğunu öğrendim.
Bu örnekleri elbette çoğaltabiliriz gördüklerimizle, duyduklarımızla. Peki çözüm ne? Bilinçlenmek değil mi? Farkında olmak değil mi?
Örneklerle hazırladığım bu yazıyı okuyup, bir iki dakika düşünmek bile özeleştiri yapıp silkelenmek anlamına gelir mesela.
Kimseyi işaret etmeden şunları eklemek isterim: Eğer hiç bir görüşmeniz, muhabbetinizin olmadığı birine sırf internet aracılığı ile bir şeyler hissediyorsanız bir oturup düşünün! Tercihiniz kaybettiklerinize değecek mi? Veya "şu muhabbeti kaçırmamalıyım, çocuk iki dakika ağlasın" diyorsanız oturup bir düşünün, uğrunda çocuğunuzu ağlattığınız insanlar buna değecek mi?
Bir gün köşe yazdığım gazeteye yazı hazırlarken küçük oğlum yanıma geldi ne yaptığımı sordu. İşimi yaptığımı söylediğimde bana şu cevabı verdi "anne sen para kazanma benle oyun oynamanı istiyorum" O kadar etkilendim ki. Ve o günden sonra o uyanıkken, bırakın muhabbet için olmasını iş için bile bilgisayarı açmamaya çalışıyorum.
İnternet bizim hayatımızı kolaylaştırmalı o kadar. Görünen o ki bir çok aile için faciaya yakın olayların yaşanmasına sebep oluyor. Sizlerinde konu hakkında fikirlerinizi, önerileriniz duymak isterim.
Sevgiler
köşe yazarı nihal yeşiltaç orhan Yazar Hakkında:Nihal Yeşiltaç Oran. İstanbul'da yaşıyor ve çalışıyorum. Bir müzik yapım firmasının basın ve halkla ilişkilerini yürütüyorum. Mesam üyesiyim. Uzun yıllardır köşe yazarlığı yapıyorum. Hüzün Sarısı isminde bir yaşam blogum var. Evliyim iki evlada sahibim. Az uyuyup çok çalışanlardanım.
Devamını Oku »
"Sosyal Medya Kafe'de kullanılan ekran görüntüleri, fotoğraflar ve yazılar Sosyal Medya Kafe'ye aittir. Yazıların ve fotoğrafların yayın hakkı sadece www.sosyalmedyakafe.com'a aittir. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden bir başka blogda veya web sitesinde yayınlanması, tariflerin veya yazıların ekran görüntüsü alınarak sosyal ağlarda paylaşılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası`na aykırıdır. Aksi taktirde 5846 Sayılı Fikir ve Sanat serleri Yasası gereği suç duyurusunda bulunulacaktır. Yasal yükümlülüğü vardır."
Sosyal Medya Kafe Copyright © 2019 Tüm Hakları Saklıdır...