Sosyal Medya Kafe-Yaşam Blogu: Nihal Yeşiltaç Oran
Nihal Yeşiltaç Oran etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nihal Yeşiltaç Oran etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Kasım 2018 Perşembe

Sosyal Medya Kafe 4 Yaşında

1 Kasım 2018 Perşembe
Merhaba Sosyal Medya Kafe Okurları😊
Sosyal Medya Kafe yaşam blogu olarak, 1 yılı daha geride bırakarak 4 yaşını bitirmenin mutlu, gururunu yaşıyor. 18.09.2014 tarihinde kurduğum Sosyal Medya Kafe  başlamak balonunu gökyüzüne gönderdi. Bloglama ya başlamak en önemli adımdı. O cesareti tekrar toplamak belki de en zoru başarmanın ta kendisiydi. İlk yıllarda hedeflerim olmasına rağmen rotayı şaşırdığım ve motivasyonumun düşük olduğu zamanlar oldu.

Kaç kez uçurumun kenarından döndük ve kaç kez gökyüzünün mavisine bir balon daha göndermem gerektiğini düşünürken kendimi buldum. Evet o balonu bulmuştum bu planlamak balonu olmalıydı. 2.yılından itibaren daha planlı gitme amacım devam etti. Gördüm ki planlamak da bir blogun başarısına adım adım yaklaşmakmış.

3.Yılımızda her konuda o kadar çok olumsuzluklar çıktı ki karşımıza yazmakla bitiremeyebilirim.O yüzden tüm olumsuzluklara rağmen bir balon daha göndermelisin dedim.O da tabiki sabretmek balonu oldu.

4.Yılımızda hedeflerim bir bir gerçekleşiyordu. Artık Sosyal Medya Kafe ismi Google'da aranmaya başlamıştı. Google ve Yandex arama motorlarında "Misafir Yazarlık" aramasıyla ilk sayfaya yerleşti. Dolayısıyla Misafir Yazarlık isteği ile gelen mailler de arttı.Tabiki bu yazıların bir çoğunu elemek durumunda kaldım. Özgün içerik ve başka blogda yayınlanmamış olması ilk şartımız. Bununla birlikte okuyucu kitlemize faydalı içerikler olmasına da dikkat ediyorum. Yayına aldığımız ve alamadığımız tüm yazarlara emekleri için tekrar teşekkür ederiz. Ağırladığımız  misafir blog yazıları ile ilk hedef gerçekleşti. Farklı blog yazarlarının kaleminden dökülen yazıların katlanarak artmasını diliyorum.🙏
Uzun süren uğraşlarım sonucunda PageSpeed Tools'da www.sosyalmedyakafe.com 'un Mobil Optimizasyonu %100 yaptım. Türkiye'de Blogger platformu üzerinden %100 sonuca ulaşan ilk blog Sosyal Medya Kafe 4 saniye de açılıyor. Çalışmalara devam ediyorum. Hedef 3 saniye!
Google Hız Testi

Evet, öyleyse gökyüzüne bir balon daha uçurma zamanı gelmiş ne dersiniz sevgili okurlarımız? Başarmak balonu gökyüzünde havalanırken bu blogun güzel yerlere gelmesine emek veren sevgili blog yazarı arkadaşlarıma ve siz sevgili okurlarımıza sonsuz teşekkürler.💕

Blogunuz olsun veya olmasın hiç fark etmez. Sizler de Sosyal Medya Kafe aracılığıyla dijital dünyaya bir miras olarak, tecrübeli olduğunuz bir konuda Konuk Yazarlık yapabilirsiniz. Kim bilir belki de ilk yazarlık deneyimini Sosyal Medya Kafe'de yapmanızla birlikte, blog yazarlığına ilk adımı atmış olursunuz.🙇🙌

Blogu olmadan Sosyal Medya Kafe ailesine misafir yazarlık yapan, canım oğlum Melih Ordueri'ye de PC Donanımları kategorisinde yazmış olduğu yazıları için teşekkür ediyorum. Beni çok mutlu etti. Yazdığı günden bu güne kadar yazıları okunmaya devam ediyor.🙆🙇 Yaşımız kaç olursa olsun bilgi ve tecrübeyi her yaştan öğrenebiliceğimiz bilinciyle devam ediyoruz. Oğlumun dijital dünyaya miras bıraktığı içeriklerin olması ayrı bir duygu.😍

Blog içeriği olarak yayınlamadığımız ama burada yer veremeden geçemeyeceğim, mail ile sizden gelenler;
Hamza Bey göndermiş;
Konuk Yazar

"Ne yazacağımı tam bilmiyorum ama sıcak bir Pakistan gecesinde şu kelimeler geliyor aslında aklıma. Sevmeyi anlat deselerdi bana dilimin susup gözlerimin içinin konuşmasını anlayacak bir kişi arardım, kalbimin dilini bilecek bir tek kişi! SENİ o et parçasının altında yatan manaları anlayabilecek olan bir tek seni, ve bulunca seni sükut ederdi dilim, konuşurdu gözlerim ve kalbim o vücudun her zerresinde hissettirdiği o sevgiyi söylerdi sana o bitmeyecek olan her gün sanki daha da kor olan o sevgiyi..." Hamza K.

Ve Erhan Bey de blogumuza denk gelenler arasında ve iletişimden yazmadan geçmemiş.

"Aslında başka bir yere gidiyordum.Gençliğim arkamdan itti.Tam da aşklı meşkli bir şey yazacaktım ki gönlümün şarjı bitti. Erhan Tığlı.
DOSTLUK IŞIĞI
Hadi dostlar el ele verelim gelin
yaşamayı sevelim gelin
doruğuna çıkalım
doğrunun iyinin güzelin
Sımsıcak bir sevda soluğuyla
türküleşsin dünya
Olacak sanma mutluluk bir rüya
umudumuz özlemimiz sararıp solmuyorsa
Korkma, aydınlıktır sonu her tünelin.
Erhan Tığlı.

Erhan Tığlı 2007 yılından bu yana blogunda şiirlerini ve yazılarını paylaşan ince ruhlu bir şaiir.Ben de bize iletişim sayfamızdan gönderdiği yukarıdaki şiir ve sözlerinden sonra blogunu keşfettim.

Ne kadar hoş değil mi?  Sadece sevgi,saygı ve hoşgörü ile bakabilseydik dünyaya her şey çok güzel olabilirdi.💗  Tekrar kendilerine teşekkürlerimi iletiyorum.😊

İster adsız olarak, ister adınızla bizim için hiç fark etmez. Biliyoruz ki karşımızda bir insan var ve onun da kendine göre düşünceleri ve tecrübeleri var. İnsan her yerde yazmakta özgür olmalı. Başkalarının kişisel haklarına tecavüz etmeden, siber zorbalık yapmadan, atıp ,tutup, sallamadan! Çünkü düşüncelere saygı duymak en büyük erdemdir. Blog yazarlığında 11 yılı geride bırakan biri olarak şunu söyleyebilirim; saygı gösterin ki siz de saygı görün.Ve size ayrılan zamanın ve emeğin lütfen kıymetini bilin...

Sosyal Medya Kafe'de aktif olarak yazarlığa devam eden arkadaşlarımın 4. yılımız ile ilgili duygu ve düşünceleri:

Hüzün Sarısı : Nihal Yeşiltaç Oran
Efendim bir yılı daha bitirdik ve Sosyal Medya Kafe olarak 4.yaşımızı kutluyoruz. İlk günlerden bu aileye dahil olmanın mutluluğunu yaşıyorum. 'Mutluluğunu yaşıyorum' ifadesini laf olsun diye söylemedim; kim her paylaşımı insana, insanlığa faydalı ve gelişme adına yapılmış bir platformda olmaz istemez ki? Yazarları ile okuyucuları ile daha nice yıllara Sosyal Medya Kafe, nice yıllara Sibel Ordueri.

Renkli Pasta Sepeti : Nahide Zereyak
Ne mutlu ki; 4 yaşındayız. Bir yaş daha alırken hayattan, kah gülerken, kah üzgünken, yeni birikimler, yeni tecrübeler, yepyeni heyecanlar yaşarken; Sosyal Medya Kafe çatısı altında yine hep birlikte yol almanın sevinci ve gururundayım. Bilgiden, birikimden, paylaşımdan, dostluktan, sevgiden, emekten beslenen başarılar bakidir. 4 yaş vesilesi ile kurucumuz Sibel Hanım nezdinde tüm yazar arkadaşlarımıza, okuyucularımıza, yorumlarıyla, fikirleriyle bizlere ışık tutan dostlarımıza sevgilerimi ve teşekkürlerimi gönderiyorum. Okuyoruz, yazıyoruz, paylaşıyoruz ve hep birlikte durmadan ilerliyoruz. Daha çok çok yaşların olsun Sosyal Medya Kafe, bilgiyle, birikimle, sabırla, emekle...

Bahçe Perim : Safiye Yaşar Erdiger
Hepiniz gibi öncelikle "blog" sayfadaki sorunları çözebilmek için "Sosyal Medya Kafe" sitesine göz atıyordum.Zaman içinde, sevgili Sibel Hanım ile sohbetler ettik. İkimiz içinde güzel bir arkadaşlık kurduk.Blog olarak Nahide Zerayak'ında "Sosyal Medya Kafe" de yazdığını gördüm.İlginç bir şekilde, keyifle okuduğum blog yazarları "Sosyal Medya Kafe" çatısındaydı.Bende onlarla beraber aynı platformda yazmak istedim.Sibel Hanım da olumlu baktı. Küçük bir adım attım.. Kabul ediyorum, ben geriden geliyorum.Bazı noktalarda istediğim gibi hareket edemiyorum. Teknik ve hayatıma ait bazı önemli sorunlar hafiflediğinde daha çok bir araya geleceğiz.
Şimdi hep beraber "Sosyal Medya Kafe" ile yarınlara yol alıyoruz."Sosyal Medya Kafe 4 yaşından 40 yaşına doğru" diye bir sloganla sözü bitiriyorum.

Sürpriz Var!
Sosyal Medya Kafe kurulduğundan bugüne kadar yorumları ile bizlere destek olan blog yazarı arkadaşlarımız oldu. Düşündüm ve şimdiye kadar en fazla yorum yapan 3 blog yazarını Sosyal Medya Kafe'nin sağ site barında blog linkleri ile birlikte 1 yıl boyunca misafir edeceğim.Yorumlar en büyük motivasyon kaynağımız. Bu şekilde ben de 3 blog yazarı arkadaşıma,  blogları için destek vermek istiyorum. Sosyal Medya Kafe'yi yorumlarıyla yalnız bırakmayan her bir blog yazarına da ayrıca teşekkür ediyorum.💕

En çok yorum yapanlar eklentisi ile çıkardığım, en çok yorum yapan blog yazarı arkadaşlarımız.En Çok Yorum Yapan Blog Yazarları

Yukarıdaki ekran görüntüsünde gördüğünüz gibi;
1.Örgü Çantam (Hatice Yazıcı)
Sevgili Hatice ablacığımı bilmeyen yoktur sanırım. Birbirinden güzel el emeği,göz nuru hobileri ile adeta gözlerimizi şenlendiriyor. Oldukça hamarat ve süper bir babaanne kendisi.Birbirinden cici el işleri için takibe almanızı tavsiye ederim.
2.Audrey(Audrey'in Şekerleri)
Sevgili İrem Hanım'da kozmetik alanında kullandığı ürünlerin deneyimlerini paylaşıyor. Oldukça çalışkan ve kozmetik konusuna deneyim sahibi. Kozmetik ürünlerine meraklıysanız mutlaka takip edilmesi gereken bloglar arasında.
3.Birgül Erdoğan(Birgül'ün Lezzetleri)
Sevgili Birgül Hanım da birbirinden lezzetli tarifleri ile hem gözlerimize hem de midemize hitap ediyor. Takip etmeyenler varsa çok şey kaçırdığınızı söylemek isterim. :)

Blogları için faydalı dönüşler olması dileğiyle.😇

Son sözler; Birlikte ilk hedefe ulaşmış olmakla birlikte daha fazla çalışmak, üretmek ve daha kaliteli makaleler için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki Google'dan arayanlarımız, blogumuzu takip edenler, sosyal ağlarımızda takip edenler yani siz sevgili okurlarımız her şeyin en güzeline, en doğrusuna, en kalitesine layıksınız.💞 Yaz tatili ve okul telaşı zamanlarında aktif olamasam da aklımın bir ucu hep Sosyal Medya Kafe'de oluyor.😍
Sosyal Medya Kafe hakkında olumlu/olumsuz düşünceleriniz bizleri daha iyi yerlere getireceği için lütfen yorumlarınızı esirgemeyin. 💬
Sevgiler.💖
Sibel Ordueri

Sosyal Medya Kafe 4 Yaşında! İçeriğimizi beğendiyseniz,aşağıdaki sosyal ağ butonları sayesinde paylaşabilirsiniz. 
💕⃕
Devamını Oku »

28 Eylül 2018 Cuma

Bilgisayara WhatsApp Nasıl Kurulur?

28 Eylül 2018 Cuma
Bilgisayara WhatsApp Nasıl Kurulur
Merhaba
Yaz tatili bitti,okul telaşını da atlattık ve geldim köşeme kuruldum.Yaz tatilimde bilgisayarıma WhatsApp yüklemiştim.Masa üstünde WhatsApp kullanımı çok işime yaradı.Bilgisayar da WhatsApp kullanmak sizlerin de işine yarayabilir düşüncesiyle ekran görüntülerimi aldım.Bilgisayara WhatsApp nasıl kurulur ? merak ettiniz değil mi?

Gördüm ve inandım ki WhatsApp gerçekten hayatımızı kolaylaştırdı. Bunun yanında bilgisayarda WhatsApp kullanımı ise ciddi anlamda birçok işi bir arada yapmamızı sağladı. Ben bu durumu bilmeden önce bilgisayar başında işim varken bir yandan da telefon elimde bir yerlere laf yetiştirme çabasına girme sıkıntısını çok yaşadım mesela. Şimdi isterseniz fotoğraflarla bilgisayara WhatsApp nasıl kurulur anlatmaya başlayayım. Öncelikle iki türlü bunu yapmak mümkün. Önce benim uzun zamandır kullandığım ve memnun olduğum yöntemi madde madde anlatayım.

Bilgisayara WhatsApp Nasıl Kurulur?


1-WhatsApp indir 'i tıkladığınızda WhatsApp indirme sayfasına ulaşıyoruz. Buradan işletim sistemimizi seçip indirmeyi başlatıyoruz. Bu arada indirdiğimiz site WhatsApp'ın kendi sitesi. Biliyorsunuz sloganları da "Gizlilik ve Güvenlik DNA'mızda var!"
WhatsApp Bilgisayara Nasıl Kurulur

2-WhatsApp programını bilgisayarımıza kaydediyoruz.
WhatsApp Bilgisayar Kurulumu


3-Ardından aşağıdaki fotoğraftaki gibi uygulamayı çalıştırıyoruz. Gayet hızlı ve sorunsuz çalışıyor.

Bilgisayar Whatsapp Kurulumu

4-Şimdi de aşağıdaki fotoğrafta olduğu gibi bir ekran çıktı karşımıza değil mi?
WhatsApp Pc'ye Nasıl Kurulur

Bu aşamada telefomuzda WhatsApp'ı açıyoruz. Ayarların içinde "Whatsapp web" seçeneğini tıklıyoruz ve açılan kamerayı bu ekrana doğru tutup okutuyoruz.
Bilgisayara WhatsApp Kurulumu Resimli Anlatım

 Artık telefon ve bilgisayarınız tanıştı ve artık WhatsApp işini birlikte organize edecekler.

Bu sistem ile ilgili birkaç not yazayım şuraya. Aynı tefonumuzda olduğu gibi dosya, fotoğraf gönderip alabiliyoruz. Kişiye sessize alabiliyoruz, görüntülü sesli konuşabiliyoruz. Sadece konum yollamak, kişi kaydedip engelleme gibi özellikleri buradan yapamıyoruz. Bir defa kurulum yaptığınızda tekrar bu işlemleri yapmanıza gerek kalmıyor. Telefonunuz açık ve internete bağlı ise ve sizden çok uzak değil ise onu yanınıza almadan bilgisayarınızda WhatsApp kullanabiliyorsunuz. Yani bir dosyanızı veya tarayıcınızı açar gibi tek tıkla Whatsapp pencerenizi açıyorusunuz.


Şimdi gelelim ikinci seçeneğe. Aslında bakarsanız bu seçenek daha kolay ama her bilgisayar başına geçtiğinizde tekrarlamanız gereken bir durum olduğundan ben kendime uygun bulmadım. Baştan bir defa şu yukarıda saydıklarımı yaptım ve şimdi bu şekilde yeni bir işlem yapmaya gerek olmadan kullanıyorum. Ancak bu ikinci yöntem şurada faydalı olabilir. İşyerinizde bilgisayarınızı sadece siz kullanmıyorsanız, bu yöntemi uygulayabilirsiniz. Veya emanet bir bilgisayarı kullanıyorsanız ya da internet kafeye gittiyseniz. İşte bu, anlık durumlarda ihtiyacınızı giderebilir. Onu da şöyle yapıyoruz. Web WhatsApp açıyoruz. Karşımıza yine Whatsapp'ın kendi sitesi çıkıyor. Telefonumuzda WhatsApp web seçeneğini açıp ekrana okutuyoruz ve pencere açılıyor. Dediğim gibi bilgisayar kapandıktan sonra bu işlem yok sayılıyor. Yeniden açınca, yine aynı siteye girip aynı işlemi yapıyorsunuz.

Bilgisayara WhatsApp nasıl kurulur yazımı burada sonlandırayım. Konu ile ilgili sormak istediğiniz benim atladığım bir yer olursa yorumlarda görüşelim.
Sevgiler.
köşe yazarı nihal yeşiltaç orhan Yazar Hakkında: 
Nihal Yeşiltaç Oran. İstanbul'da yaşıyor ve çalışıyorum. Bir müzik yapım firmasının basın ve halkla ilişkilerini yürütüyorum. Mesam üyesiyim. Uzun yıllardır köşe yazarlığı yapıyorum. Hüzün Sarısı isminde bir yaşam blogum var. Evliyim iki evlada sahibim. Az uyuyup çok çalışanlardanım.
Devamını Oku »

12 Mart 2018 Pazartesi

İnstagram Son Görülme Özelliği Nasıl Kapatılır ?

12 Mart 2018 Pazartesi
İnstagram Son Görülme Özelliği Nasıl Kapatılır ?
Merhaba
İnstagram son görülme özelliği, kullanıcıların kullanıcı adının hemen altındaki son etkinliğini görmenizi sağlar.İnstagram son görülme özelliği yalnızca kullanıcılar arasında doğrudan mesaja eriştiğimizde görülür. Bununla birlikte, tüm İnstagram kullanıcıları son durum olarak göremezler. Kullanıcılar, arkadaş oldukları veya önceden DM gönderdikleri kişilerin son görülme bilgilerini görebilir.İnstagram son görülme özelliğinden rahatsız olan kullanıcılar için İnstagram son görülme özelliği nasıl kapatılır? detaylı şekilde anlatmaya devam edeyim.

Öncelikle İnstagram'ın algoritmasında yaptığı değişikliklere sinir olmaya başladığımız bir gerçek. Sürekli bir yenilik geliyor ve sürekli sistem değişiyor. Paylaşımlarımız bizleri takip eden kişilerin akışına yazık ki düşmüyor. Paylaşımlarımızın görülmesi azalıyor dolayısı ile motivasyonumuz düşüyor.

Neyse biz konuya dönelim, İnstagram son görülme dakika ve saatini gösterme durumu. İlk çıktığında bir kıyamet koptu 'burada da mı' şeklinde isyanlar gördük okuduk duyduk.İnstagram son görülme özelliğini direkt  olarak gönderdiğimiz mesajlar bölümünde görebiliyoruz.
İnstagram Son Görülme


İnstagram Son Görülme Özelliği Nasıl Kapatılır?


Öncelikle İnstagram hesabımızın ayarlar kısmına giriyoruz. Orada seçenekler içinde gördüğünüz 'Hareket Durumunu Göster' seçeneğini alttaki ekran görüntüsünde gördüğünüz gibi pasif duruma getiriyoruz. Ve artık İnstagram'da online oluş saatimiz gizlenmiş oluyor.
İnstagram Son Görülme Özelliği


İnstagram'ın sürekli icat çıkarması sebebi ile evet, biraz karıştık. Özellikle bizim işimizi bu platformda yapanlar ağlamaklı haldeler, hatta İnstagram hesabını dondurup sadece blog ile yoluna devam edenleri görüyoruz. Bizde mi öyle yapsak bilemedim.

Uzun bir aradan sonra tekrar buluştuk. Umarım herkes iyidir, sağlıklıdır ve hayatından memnundur.
Yeni bir yazıda görüşmek üzere.
Sevgiler.

köşe yazarı nihal yeşiltaç orhan
Yazar Hakkında:Nihal Yeşiltaç Oran. İstanbul'da yaşıyor ve çalışıyorum. Bir müzik yapım firmasının basın ve halkla ilişkilerini yürütüyorum. Mesam üyesiyim. Uzun yıllardır köşe yazarlığı yapıyorum. Hüzün Sarısı isminde bir yaşam blogum var. Evliyim iki evlada sahibim. Az uyuyup çok çalışanlardanım.
Devamını Oku »

1 Haziran 2017 Perşembe

11 Ayın Sultanı Ramazan 2017

1 Haziran 2017 Perşembe
11 Ayın Sultanı Ramazan 2017
Efendim; Recep, Şaban derken sonunda 11 ayın sultanı Ramazan da geldi. Hoşgeldi sefa getirdi. Biraz bu aydan bahsedelim istedim. Bu vesile ile her birinize hayırlı ramazanlar dilerim.

Dinimize göre, gelenek ve göreneklerimize göre bu mübarek ay içinde yapılması gerekenleri aslında hepimiz biliyoruz. Ben yine de aklıma gelenleri bir söyleyeyim. İslamın şartı olan oruç tutmak ilk sırada olacak tabi ramazan ayı boyunca. Büyüklerimiz derdi ki, 'oruç tutmak sadece aç kalmak değil bedeni ve ruhu terbiye etmektir.' Bizler de büyüdükçe öğrendik bunun anlamını. Sonra bu mübarek ayda yapılması gereken farklı geleneklerimiz de var. İftara misafir davet etmek, davete icabet etmek. Kadir gecemiz var, camilerin tıka basa dolduğu. Fitre vermek mesela. bu arada Din İşleri Yüksek Kurulu 2017 fitre bedelini 16 TL olarak belirlemiş aklıma gelmişken bilgisini vereyim. Ekonomik durumu iyi olanlar için zekat var bir de verilmesi gereken. Güllaç var değil mi iftar sofralarımızın baş tacı. Hurmalarımız var orucumuzu açmak için.

Ramazan davulcusu sorunsalına gelelim mi? Sorunsal diyorum çünkü son yıllarda gazetelerin 3.sayfalarına haber olan davulcu-mahalle sakini olaylarını sıkça duyar olduk. Bu konuda kararsızım; evet davul ramazan ayının simgesi ve devam etmeli ama hastası olanlar, bebeği yeni uyuyanlar da haklı. Ne diyeceğimi bilemedim.

Şimdi de sosyal medyaya ramazan ayında neler dökülüyor onlara bakalım. En çok dikkatimi çekenlerden bahsedeceğim. Sizin de aklınıza gelen olursa yorumlarda devam edebiliriz sohbete😊Oruç tutmayanlara 'kafir' diyenleri ahlaksızlıkla suçlayanları gördüm. Sahur sonrası edilen niyet metnini duvarına yazıp, arkadaşlarının okumasını sağlayıp "heh şimdi niyet ettin oruç tutma da göreyim" diyeni gördüm. Bunların tam tersi oruç tutanlarla dalga geçeni gördüm. Bu sözler yüzünden tartışanları,küfür edenleri gördüm. Sokakta gündüz vakti yiyip içenlere tepki durumu var bir de.Benim bu konu hakkında düşüncem şu: Yukarıda da belirttiğim gibi kimse kimsenin inancını sorgulayamaz, müdahale edemez ancak çoğunluğun oruç tuttuğu bir ortamda geze dolaşa dondurma yemenin çok etik olmadığı görüşündeyim. Bari bu mübarek ayda insana saygı esas olsun. Empati yapalım, yapmaya çalışalım. Siz  dışarı çıktığında ara ara su içmezse sokak ortasında bayılma ihtimali olan insan gördünüz mü? Ben gördüm, o sebeple önyargılı olmayalım.

Sizler ramazan ile ilgili neler söylemek istersiniz? Yazdıklarıma katılıp katılmadığınızı bilmek isterim veya benim atladıklarımı paylaşırsanız sevinirim. Sağlık ve huzurla...

köşe yazarı nihal yeşiltaç orhan Yazar Hakkında: 
Nihal Yeşiltaç Oran. İstanbul'da yaşıyor ve çalışıyorum. Bir müzik yapım firmasının basın ve halkla ilişkilerini yürütüyorum. Mesam üyesiyim. Uzun yıllardır köşe yazarlığı yapıyorum. Hüzün Sarısı isminde bir yaşam blogum var. Evliyim iki evlada sahibim. Az uyuyup çok çalışanlardanım.
Devamını Oku »

6 Nisan 2017 Perşembe

Dukan Diyeti Nasıl Yapılır?

6 Nisan 2017 Perşembe
Dukan Diyeti Nasıl Yapılır
Merhaba
Bugün size dukan diyeti hakkında bildiklerimi, tecrübelerimi anlatacağım.
Son verdiğim kilolar sonrası Dukan diyeti nasıl yapılır sorusu çok fazla geldi, hala da gelmeye devam ediyor. Yaz da yaklaşıyor. Merak eden herkesin öğrenmesi açısından yazmayı uygun buldum.

Öncelikle şunu belirteyim dukan diyeti bir sistem diyeti. Yani kalori hesaplamayı, belli saatlerde öğün belirlemeyi gerektirmiyor.

Kısaca diyetten bahsedip kendi tecrübemi yazayım. 4 aşamadan oluşan bir diyet. Atak- Seyir-Güç-Koruma evreleri. Peki bu evreleri kaç gün yapacağımız nasıl belirleniyor? Dukan testi yaparak. Bu teste de, Google'a "Dukan Testi Nasıl Yapılır" yazarak ulaşabiliriz. Atak evresi vücuttaki ödemi atmamız için, sadece protein ile beslendiğimiz evre. Testte 1-5 gün arası çıkar genellikle. Seyir evresi kilomuzun gideceği evre, Burada bir gün protein, bir gün protein-sebze yiyerek besleniyoruz. Güç evresi ise verdiğimiz kiloların vücutta sabitlenmesi için yaptığımız, protein sebze dışında meyve, tam buğday ekmek ve bakliyatın da dahil olduğu hatta haftada 1 defa ödül öğünü yapıp her şeyi yiyebildiğimiz evre. Son evre ise koruma evresi. Burada da hedef ömür boyu kiloyu korumak. Bunun için de haftada bir gün saf protein tüketiyoruz, diğer günler dilediğimizi yiyebiliyoruz. Dukan diyetinin püf noktaları da var hemen onlardan da bahsedeyim. Diyetin her evresinde yulaf kepeği tüketmek zorundayız. Evrelere göre miktarı değişiyor. Kimi zaman ekmek, kimi zaman tatlı olarak kimi zaman da omlet gibi yaparak tüketebiliriz. Tatlı derken, tatlandırıcı kullanarak yapıyoruz tatlılarımızı.
Ben dukan ile nasıl 10 kilo verdim? Aslına bakarsanız bu benim ilk dukan tecrübem değil. 2010 yılında hamilelik zamanımda almıştım kiloları ve doğumdan sonra 16 kilo fazlam vardı. Bir süre sonra bir kısmı kendiliğinden gitmiş olsa da benim tatlı ve pasta merakım yüzünden gidenlerin yerine yenileri geldi ve 14 kilo fazla ile kaldım öylece. İlk o zaman yaptım dukan diyetini hatta Dukan Diyet Maceram başlıklı bir yazı ile anlatmıştım. Yazı başlığını tıklayarak ulaşabilirsiniz. ancak yukarıda bahsettiğim evreleri tamamlamadığım için zamanla 10 kg geri aldım. Ne yapabilirim diye çok düşündüm. Mesela bir çay önerdiler onu aldım hiç bir işe yaramadı. Kiraz sapı hapı önerdiler ki bunu öneren arkadaşım kilo vermişti. Onu da aldım ölüyordum diyebilirim. Hatta blogumda bilgisini ve detayını yazmıştım o yazıya da tam burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz. En sonunda yine dukan yapmaya karar verdim ve birkaç arkadaşımla birlikte başladık.

Bu arada önemli bir detayı söylemeliyim. Daha önce dukan diyeti yaptıysanız ikinci veya üçüncü denemelerinizde daha az ve yavaş kilo verirsiniz. Ben bunu bilerek başladım. Zorlandığım zamanlar oldu, kaçamak yaptım ki bu diyet için en tehlikeli şey kaçamak; sistemi bozuyorsunuz.
Şöyle örnek vereyim. Elma dukanda yasaklı yiyeceklerden. Bir dilim elmada kalori çok az ama yersek sistemi ciddi anlamda sarsarız. Şu cümleler çok gelir etrafınızdan " bir dilim elma ne kadar kalori verir ki, ye bişey olmaz" veya "bir tane dolma ne kadar kilo aldırır ye bişey olmaz" kesinlikle yememek lazım. Ben zaman zaman bunu yaptım duraklama da yaşadım ama 10 kiloyu da verdim.

Şu sıralar güç evresindeyim ancak ne kadar sağlıklı yaptığım tartışılır. Size tavsiyem, benim dediğimi yapın yaptığımı yapmayın:)

Yazımın sonuna gelirken dukan diyetinin sporla desteklenmesi sonunda daha iyi sonuç alabileceğinizi bilmenizi isterim. Hiç birşey yapamıyorsanız Leslie ile Yürüyüş yazın Google'a. Önce 1 mil ardından 2 mil sonra da 3 mil yavaş yavaş arttırarak yürüyün Leslie ile birlikte. Kilo verirken sıkılaşmak için de bu gerekli.

Sizlerle iki dukan tecrübemin de fotoğraflarını paylaşıyorum. İlk fotoğrafta 14 kg vermiş halimi görüyorsunuz. İkinci fotoğrafta da 10 kg eksik halim. Beni tanımayanlar için siyah öncesi/sonrası fotoğraflarda siyahlı beyazlı etek var üzerimde:)
Dukanla Nasıl 10 Kilo Verdim

Dukan Diyeti

İnsan fit olunca daha bir özgüven sahibi oluyor. En önemi sorun olan "ne giyeceğim kısmı son buluyor. Bir de benim gibi fit olmanızı isteyen bir partnere sahipseniz diyetle yaşamak kaçınılmaz bir durum.
Daha önce tariflerini verdiğim Dukan Böreği ve Dukan Ekmeği Tarifi için başlıkların üzerini tıklayabilirsiniz.
Sormak istediklerinizi yorumlarda sorabilirsiniz, ben her fırsatta bakacağım.
Sevgiler.
köşe yazarı nihal yeşiltaç orhan Yazar Hakkında: 
Nihal Yeşiltaç Oran. İstanbul'da yaşıyor ve çalışıyorum. Bir müzik yapım firmasının basın ve halkla ilişkilerini yürütüyorum. Mesam üyesiyim. Uzun yıllardır köşe yazarlığı yapıyorum. Hüzün Sarısı isminde bir yaşam blogum var. Evliyim iki evlada sahibim. Az uyuyup çok çalışanlardanım.
Devamını Oku »

22 Ocak 2017 Pazar

Dukan Böreği Tarifi

22 Ocak 2017 Pazar
Dukan Böreği Tarifi
Merhaba
Madem dukan diyetimle ilgili çok soru geldi, diyet yemeklerimden tariflerle devam edeyim Dukan Böreği Tarifi var bugün Sosyal Medya Kafe'de
Dukan böreği sadece atak evresinde tüketilmemeli, diğer evrelerde tüketebilirsiniz. Nişasta kullanacağımız için tolere gıdalara giriyor. Dukanda tolere ne demek onu da açıklayayım. Aslında izin var ama sınırlı miktarda izin var diyebiliriz.
Şimdi başlayalım.

Dukan Böreği Malzemeleri

  • 3 yemek kaşığı mısır nişastası
  • 2 yumurta
  • Göz kararı light süt

İçi için
  • Light peynir, lor, ıspanak, kıyma (tercih sizin)

Üzeri için
  • 1 yemek kaşığı light yoğurt
  • 1 yumurta sarısı

Dukan Böreği Yapılışı

Nişasta ve yumurtaları çırpıyoruz, yavaş yavaş süt ekliyoruz. Bu arada dikkat ediyoruz nişastanın uçuşma özelliği olduğu için üstünüz başınız ve mutfak batmasın. Krepten sulu, sudan koyu bir kıvam elde ediyoruz. Baya akışkan olacak yani. Kızdırdığımız tavayı peçete ile hafif yağlıyoruz. Kepçe yardımı ile hazırladığımız karışımı dökük krep gibi pişiriyoruz ve bir tabağa alıyoruz. Krepler tamamlandıktan sonra ortalarına harcımızı koyup rulo şeklinde sarıyoruz, tepsiye diziyoruz. Yaklaşık 5 veya 6 tane çıkıyor.
Üzeri için bir yumurta sarısı ve bir kaşık light yoğurdu çırpıp bir fırça yardımı ile sürüyoruz.
Fırında 180 derecede yaklaşık 30 dakika tutuyoruz.
Yapması anlatmasından daha kolay bu arada:)

Şimdi; diyelim ki 6 tane çıktı. Normal şartlarda bize izin verilen miktar, özellikle seyir evresinde sadece 1 tane yiyebiliyoruz. Ama ben 3 er tane tükettim yalan yok:)

Diyetimin son halinden bahsedeyim. Kiloyu sabit tutabilmem için gerekli olan güç evresine geçtim. Biraz daha rahatım yiyecekler konusunda. Elbette diyet maceramla ilgili detaylı bir yazı gelecek, hatta bir video da gelebilir.
Bir önceki yazımda dukan ekmeği tarifi vermiştim bu yazıma da göz atmayı unutmayın.
Yeniden görüşmek üzere.
Sevgiler
köşe yazarı nihal yeşiltaç orhan Yazar Hakkında:Nihal Yeşiltaç Oran. İstanbul'da yaşıyor ve çalışıyorum. Bir müzik yapım firmasının basın ve halkla ilişkilerini yürütüyorum. Mesam üyesiyim. Uzun yıllardır köşe yazarlığı yapıyorum. Hüzün Sarısı isminde bir yaşam blogum var. Evliyim iki evlada sahibim. Az uyuyup çok çalışanlardanım.
Devamını Oku »

10 Aralık 2016 Cumartesi

Dukan Ekmeği Tarifi

10 Aralık 2016 Cumartesi

Dukan Ekmeği Tarifi
Merhaba
Çok farklı bir konu ile buradayım bugün. Herhangi bir saptama yok Dukan Ekmeği Tarifi var. Hem de yumuşak dukan ekmeği, hem de puf puf dukan ekmeği.
Biliyorsunuz diyet yapıyorum ve kendime en uygun diyetin de Dukan Diyeti olduğundan emin olunca bu diyeti yapmaya karara verdim. Bugüne kadar da başarılı oldum. Kalan son 2 kg var, o da gidecek inşallah.
Şimdi hemen dukan ekmeği tarifine geçeyim.

Dukan Ekmeği Malzemeleri

9 yemek kaşığı yulaf kepek karışımı (yulaf kepeği de olur)
2 yumurta
5 kaşık light süt
2 kaşık light yoğurt
Yarım pk toz maya
1 çay kaşığı kabartna tozu.
1 çay kaşığı tatlandırıcı
1 fiske tuz

Dukan Ekmeği Yapılışı

Tüm malzemeleri kek yapar gibi bir kasede çırpıyoruz, sırası önemli değil. Bir kek kalıbına veya küçük bir borcama boşaltıyoruz. Yağlı kağıt kullanmanız kolaylık olacaktır. Bu ölçülerle baton kek kalıplarına gayet uygun oluyor. Veya 20 cm çapında bir borcam olabilir.
180 derece ısıda yaklaşık 30 dakika pişiriyoruz. Her fırın aynı olmadığından 20 dakikadan sonra kontrol edelim. Üzeri hafif kızaracak. Çatal veya kürdanla içinin pişip pişmedini kontrol edelim muhakkak.
Ben yulaf kepeği karışımı ile yaptığımı daha çok sevdim itiraf edeyim.
Bir de hangi evrede ne kadar tüketilmeli ondan bahsedeyim.
Yukarıdaki ölçülere göre

Yulaf Kepeği ile yapıldıysa
Atak Evresi 6 gün
Seyir Evresi 4 gün

Yulaf Kepeği Karışımı ile yapıldıysa
Atak Evresi 4.5 gün
Seyir Evresi 3 gün
Dukan diyeti yapanlar  dukan böreği tarifi yazıma da bakabilir.
Yeni bir yazıda tekrar görüşmek üzere
Sevgiler
köşe yazarı nihal yeşiltaç orhan Yazar Hakkında:Nihal Yeşiltaç Oran. İstanbul'da yaşıyor ve çalışıyorum. Bir müzik yapım firmasının basın ve halkla ilişkilerini yürütüyorum. Mesam üyesiyim. Uzun yıllardır köşe yazarlığı yapıyorum. Hüzün Sarısı isminde bir yaşam blogum var. Evliyim iki evlada sahibim. Az uyuyup çok çalışanlardanım.
Devamını Oku »

15 Kasım 2016 Salı

Blog Yazarlarının Sosyal Medya Kullanımı

15 Kasım 2016 Salı
Blog Yazarlarının Sosyal Medya Kullanımı
Merhaba
Bugün sizlere blog yazarlarının sosyal medya hesabı kullanımındaki başarıları, başarısızlıkları ve sosyal medya hesaplarının ne şekilde kullanılması gerektiğini yazacağım. Tabi ben her zaman dediğim gibi otorite değilim. Bunlar yine Hüzün Sarısı saptamalar.

Öncelikle bir takipçi sorunsalı var ki evlere şenlik. İnstagramdan bahsediyorum. Her birimiz 'aman takipçim çoğalsın?' diye bir telaş halindeyiz. Tabi bu çok normal bir durum. Bu durumu anormal yapan ise takipçiyi yaptıkları ile çekenler değil de, program veya para aracılığı ile alanlar. Bu nokta çok ciddi bir nokta aslına bakarsanız. Bir kozmetik blogunu ele alalım; bazen markalarla ortak çalışmalar yürütürler, yürütürüz. Burada markanın ilk baktığı yer takipçi sayısı. Gerçek mi değil mi çok önemsemez bir çok marka. Örnekleri de az değil. Misal, instagramda 40 bin takipçisi olan bir bloggera teklif ile gider. Bilmezler ki 35 bin tanesi sahte takipçi. Aslında 300 paylaşımı olan 5 aylık bir instagram hesabı matematik olarak 40 bin takipçiye sahip olamaz, bunu hesaplamaz bile pr şirketi veya marka. Zaten fotoğraflarına kendi programla beğeni de basıyor sözde blogger oldu bitti bu alışveriş. Hele o kişinin bloguna bakmayı hiç düşünmez bile. En son 2 ay önce ya bir basın bülteni ya da bumerang yazısı var hepsi bu. Şimdi bu şahıs blogger, markalarla çalışıyor. Twitter hesaplarına baktıkları bile yok çünkü popüler olan instagram. Markalar da önemsemediğine göre?
Diğer tarafta blogunu güncel tutan, aktif olan instagram hesabı 5 bin takipçili ve hepsi organik. Bu kişilerin de birkaç kemik takipçisi dışında emekleri heba olmuş oluyor bu durumda. Markanın dikkatini bile çekmiyorlar, tüm samimiyetlerine ve herşeyi organik gerçekleştirmelerine rağmen. Şimdi bu iki örnekten hangisi instagram hesabını doğru kullanıyor sizce? Bu bölümü okurken aklınızda isimlerin uçuştuğunu biliyorum.
İnstagramdan bahsetmişken; fotoğraf konusu çok önemli ki zaten instagram fotoğraf paylaşım sitesi. Blogger kişi fotoğraf paylaşıyor, olay! Basmış flaşı ışıl ışıl yanıyor ve nasıl itici. Bir diğeri ürün paylaşıyor ama ürünün adı bile okunmuyor, uzakta bişey var ama ne belli değil! Bir diğeri sürekli çekiliş fotoğrafları paylaşmış, kötü kötü görseller. Üzerinde eşek kadar 'çekiliş' diye yazıyor. Ayrıca bir blogger sürekli aile fotoğrafları paylaşmamalı. Takipçiyi ailesi değil yaptığı işler ilgilendiriyor çünkü. Ve çünkü orası şahsi hesabı değil. Bu gibi örnekler çoğaltılabilir.
Twitter'ı zaten unuttuk komple. Ciddi anlamda bu platformu kullanan kişi o kadar az ki! Eğer facebook hesabına bağlı ise orada paylaştığı şeyler otomatik olarak düşüyor twitter akışına. Onun dışında bir hareket yok. Oysa gerektiği gibi kullanılırsa tüm sosyal medya hesapları içinden en faydalısı twitter, bir düşünün derim.
Google+ gücü de azımsanmayacak kadar önemli. Hem oradaki hesabımız hem de takibinde olduğumuz gruplardaki paylaşımlarımız. Twitter'dan biraz daha iyi olsa da oradaki hareket yine de olması gerektiği gibi değil.
Facebook ise aslında tam bir facia. Neden mi? 'Zaman tüneli' macerasından sonra hayran sayfalarına kısıtlama geldi. Mesela benim sayfamda 29 bin gibi beğeni var ancak bu kişilerin haber kaynağına çok az paylaşım düşüyor ve benim paylaşımları 1000 kişi bile görmüyor. Bunun çözümünü yeni öğreniyorum eğer emin olursam paylaşmaktan çekinmem. Bu platformda sadece kendi facebook hesabınız işe yarayabilir arkadaşlarınızın desteği ile. Ne kadar az paylaşım yaparsanız, ne kadar seyrek paylaşım yaparsanız bu size zarar olarak geri döner. Çünkü site sizi unutur ve arkadaş listenizdeki insanların haber kaynağına paylaşımlarınızı düşürmez.
Ve Snapchat. Bomba gibi düştü internet dünyasına. Bu mobil uygulama bloggerlar tarafından da çok sevildi. Sadece şunu anlamadım. Biten ürünleri hakkında bilgiyi neden Snapchat'te verir ki bir blogger? 24 saat sonra silinecek hepsi. Herhangi bir yerde, bir aramada tüketicinin ulaşması mümkün değil. Peki neden? Ben buna bir cevap bulamadım. Anlık paylaşımlar yapılır tabi. Şu ürünü kullanıyorum, denemeye başladım vs ama sonuçların orada ne işi var?
Aslına bakarsanız bir çok örnekle sayfalarca yazabilirim ben ama siz okumaktan yorulursunuz:)
Diyeceğim o ki, sosyal medya platformları blog yazarları için dipsiz kuyu. Eğer doğru kullanırsak ciddi faydası olur her birimize. Benim de eksiklerim var tabi ama inşallah tamamlanacak çünkü onları saptadım.
Son olarak yukarıda verdiğim örnek yeni blog yazarlarına model olmasın. Çok takipçi=çok marka şeklinde. O sahte takipçi alıp, fotoğraflarına sahte beğeni kullananlar ile ilgili konuşulanları duysanız insanlığınızdan utanırsınız.
Sevgiler
köşe yazarı nihal yeşiltaç orhan Yazar Hakkında:Nihal Yeşiltaç Oran. İstanbul'da yaşıyor ve çalışıyorum. Bir müzik yapım firmasının basın ve halkla ilişkilerini yürütüyorum. Mesam üyesiyim. Uzun yıllardır köşe yazarlığı yapıyorum. Hüzün Sarısı isminde bir yaşam blogum var. Evliyim iki evlada sahibim. Az uyuyup çok çalışanlardanım.
Devamını Oku »

25 Mayıs 2016 Çarşamba

Blogger ve Takipçi İlişkisi

25 Mayıs 2016 Çarşamba
blogger ve takipci ilişkisi
Yeniden Merhaba

Bugün yine Hüzün Sarısı saptamalar ile buradayım. Yine yaşadıklarım ve gözlemlerin sonucu bende biriken bir konudan bahsedeceğim, blogger ve takipçi ilişkisi.

İki yılı doldurdum aktif blog yazarlığında, yani çok büyük bir geçmişim yok. Ancak uzun yıllardır blog okurum her konuda. Taa oralardan başlar gözlemler izlenimler. Son bir yıldır da takipçilerimle ciddi diyalog içindeyim ve tabi blog yazarı arkadaşlarım, tanıdıklarımla da.

Örnek alınacak ilişkiler de görüyorum tam tersi olanları da. Örnek bloggerları bu anlamda tebrik ediyorum ancak bu yazım diğer bölümle ilgili. Yani takipçisi ile bir türlü iletişim kuramayanlarla.

Aslında konuyu örneklerle açıklasam ve payı olan üzerine alınsa ne güzel olur değil mi? Hem bloggerlar hem takipçiler. Başlayalım o halde:)

Özellikle ürün tanıtan, yemek tarifi yayınlayan bloggerlara çok soru gelir. Düzgün sorulanlar çoğunlukta olsa da abuk sorma şekilleri ile karşımıza çıkar bazı takipçilerimiz. Mesela selam sabah demeden merhaba demen çat diye soru gelir "buna soğan koymadın mı?" veya "kaç derecede pişecek yazmamışsın?" başka örnekler de vereyim. "nerde satılıyor?" gibi "sen mi satıyorsun?" gibi veya "ben de kullandım çok kötü bu şampuan niye yalan söylüyorsun?" gibi. Şimdi bu gibi kaba ve saçma sapan sorulara ben "Merhaba" diyerek giriş yapıyorum ve cevaplıyorum. Asla hitap ederken onlar gibi "sen" demiyorum "siz" diyorum mesajlaşmanın veya yorumlaşmanın sonunda teşekkür ederek bitiriyor mecburen. Yani o noktaya getiriyorum. Benim beğendiğim şampuanı onun beğenmemesinin sebebinin saç yapısı farkından veya beklentilerle alakalı olabileceğini izah ediyorum. Takipçilerin sağlıklı cevaplar alabilmesi için biraz daha düzgün sormaları gerkiyor sorularını sanıyorum.

Bloggerların da bu anlamda dikkatimi çeken tutumları var tabi. Paylaşım altındaki yorumları bakıyorum. Bazıları bir kısmını cevaplamış bazıları hiç birini cevaplamamış. Bloglarında da durum aynı. Hele bazı bloglarda, diyelim ki 15 yorum var, blog sahibi bunun 3 tanesini yanıtlamış ama sıralı değil seçerek! Bu nasıl bir saygısızlıktır anlamadım. Samimi olduğu insanların sorusuna "canım-cicim-börtü böceğim" diye cevap vermiş diğerlerine tek kelime yok. İyi de takipçi varsa blogger vardır. Bir noktaya geldiyse eğer o takipçiler sayesinde, sizce de öyle değil mi?

Son zamanlarda instagramdan mesajlar almaya başladım, yaklaşık 1 aydır günde en az iki DM geliyor. Çeşitli sorular var paylaştığım ürünlerle ilgili. Hepsine yanıt veriyorum. Bunlardan en az 10 tanesi bana şunu dedi "cevap vereceğinizi düşünmemiştim çok teşekkür ederim". Bu neden sizce? Çünkü bazı bloggerlar ürünü tanıtıp soruları cevapsız bırakıyorlar. O zaman da gerçek takipçiler gidiyor, sahte takipçi ve beğenileri ile başbaşa kalıyorlar. Bloglarda da cevap alamayan bir daha uğramıyor normal olarak.

Bir önemli konuda çekilişler. Blogger çekilişi paylaşır ve şöyle bir not yazar "çekiliş hesapları katılamaz" sonra bakarsınız instagram profiline bir çok çekilişe katılmış. Ne oldu şimdi? Ne biliyorsun da ne düşünüyorsun da böyle bir şart ekliyorsun? Çekiliş hesabı diyorsun, o da gerçek bir insan sadece fazla çekilişe katılıyor. Ne olmuş yani?

Bana kalırsa ilişkileri saygı çerçevesinde tutarsak daha verimli olur yaptığımız iş. Hem blogger hem takipçi açısından.
Sizin fikriniz nedir?
köşe yazarı nihal yeşiltaç orhan Yazar Hakkında:Nihal Yeşiltaç Oran. İstanbul'da yaşıyor ve çalışıyorum. Bir müzik yapım firmasının basın ve halkla ilişkilerini yürütüyorum. Mesam üyesiyim. Uzun yıllardır köşe yazarlığı yapıyorum. Hüzün Sarısı isminde bir yaşam blogum var. Evliyim iki evlada sahibim. Az uyuyup çok çalışanlardanım.
Devamını Oku »

18 Mart 2016 Cuma

Bloggerların İnstagram Kullanımı

18 Mart 2016 Cuma
bloggerların instagram kullanımı
Merhaba
Bugün instagram kullanıcıları ve instagram kullanım alışkanlıklarından bahsetmek istiyorum. Özellikle blog yazarları hangi ortamlarda ne şekilde instagramda olmalı anlatmak istiyorum.
İnstagram takipçi sayısı nasıl yükselir biraz da o konuya dokunacağım. Yazacaklarımın tamamı gözlemlerim ve deneyimlerim sonucu sizin karşınızda, bunu belirtmek istiyorum yoksa ben otorite değilim.
Yaklaşık 2.5 yıldır bir instagram hesabına sahibim ve 1 yıldır aktif kullanıyorum, bloguma da bağladım.
Önce İnstagram'ın bloggerın hayatının neresinde olması gerektiğinden bahsedeyim: İnstagram bir sosyal paylaşım sitesi biliyorsunuz. Nasıl facebook, twitter hesaplarımız varsa onun gibi yani. Blogumuza tıpkı onlar gibi bağlantı linki verir blog yayınlarımıza instagram takipçilerimizi yönlendiririz. Biz bloggerler için amaç budur bu olmalıdır. Hüzün Sarısı olarak uzun zamandır ‪#‎önceblog‬ veya ‪#‎bloglarımızasahipçıkalım‬ tagleri ile yazdığım yazı ve yaptığım paylaşımlarda bunu bolca belirtiyorum. Blogumuzda bir yayın yaparız, linkini instagram profilimize yapıştırırız, yayınla ilgili bir fotoğrafla "falanca başlıklı yazım şu an blogda, link profilimde" şeklinde yazar paylaşırız. İnstagram bloggerlar için görevini yapmıştır. Elbette bu paylaşımı, konu ile ilgili tagleri etiketleri kullanarak yapmamız gerekmektedir. Takipçimiz olmayanlar ve etiket ile paylaşım arayanlar için.
Bir bloggerın profili kesinlikle kapalı olmamalıdır onu vurgulamam gerekiyor. Kapalı olursa yapılan taglerin hiç bir anlamı kalmaz, profilinize ulaşamazlar.
Şimdi şöyle bir soru sorabilir bazı okurlar "makyaj göstermek için şahsi fotoğrafımızı paylaşıyoruz, çirkin mesajlar geliyor" Evet doğru, gelir. O zaman ne yapıyoruz şahsi fotoğraflarımızı dikkat çekecek kadar yüklemiyoruz. Zaten blogger olduğumuz için instagrama böyle bir fotoğraf yüklemeye gerek yok. Tanıttığınız bir maskara ise o maskaranın fotoğrafını kullanıp blogunuza uygulama sonucunu gösterirsiniz. Gezinmesi kolay olduğundan instagramda ipsiz sapsız insan çok var ama bloglarımıza sadece ilgili olanlar gelir ve rahatsız etmez.
Bir de instagramı blog zanneden bir kesim var. Gerçekten bilmiyorlar da mı bu eylemi yapıyorlar acaba? "Falancanın blogu" şeklinde bir profil açmışlar DM gönderip "blogumu takip eder misiniz" diyorlar. Blog göremedim soruma aldığım yanıt ise "insta blog!" Defalarca söyledim instagram blog değildir sadece sosyal medya hesabıdır. O halde facebook sitesinde paylaşım yapanlar kendinde faceblog desinler, twitter kullanıcıları twittblog nasıl? Üstelik sürekli ürüyorlar, neden? Bunun sebebi onları gerçekten blogger olarak gören blog yazarları, onları blogger olarak gören markalar okumayı sevmeyen üşengeç takipçi. İşte bunlar yüzünden hala her gün bir çok insta blog(!) ürüyor ortalarda.
Oysa; bizler bloglarımıza sahip çıksak, blogger arkadaşlarımızı her anlamda desteklesek böyle bir karmaşa yaşamayız. En azından bireysel görevlerimizi yapmış oluruz.
Başka önemli bir konu; takipçileriniz varsa siz varsınız. Sorulan sorulara lütfen cevap verip mümkün olduğunca, incitmeyin. "Burası benim profilim ne istersem onu yaparım" diye hönküren birini takipten çıktım geçen akşam.
Son olarak instagram takipçi sayısı sorunsalı; bunun çözümü takipçi satın almak değil gerekli sıklıkta, gerekli tagler ile paylaşım yapmak. Düşünsenize 20 bin takipçiniz var, sahte olanından paylaşım beğenileriniz 20-30 oldu mu şimdi? Siz en iyisi bırakın bu düşünceleri organik takipçi edinmek için çalışın. Sürekli çekiliş fotoğrafı, sürekli flaşlı fotoğraf, sürekli çocuğunuzun hamlelerini paylaşmayın (anne-çocuk ağırlıklı yazan blogloarı tenzih ediyorum). Günde 38 paylaşım yapmak takipçi getirmez götürür. Profilindeki fotoğrafların çoğunun çekiliş ise bir bloggerın kim takip eder onu? Öyle bir ironi var ki, kendi sürekli çekilişlere katılıp, çekiliş yaptığında "çekiliş hesapları dahil değildir" der.
Daha yazacak çok şey var aslında ama en önemlileri ve başlıkları böyle:)
Yeni bir yazıda görüşmek dileğimle.
Sevgiler
köşe yazarı nihal yeşiltaç orhan Yazar Hakkında:Nihal Yeşiltaç Oran. İstanbul'da yaşıyor ve çalışıyorum. Bir müzik yapım firmasının basın ve halkla ilişkilerini yürütüyorum. Mesam üyesiyim. Uzun yıllardır köşe yazarlığı yapıyorum. Hüzün Sarısı isminde bir yaşam blogum var. Evliyim iki evlada sahibim. Az uyuyup çok çalışanlardanım.
Devamını Oku »

4 Şubat 2016 Perşembe

Sosyal Medya mı Bizi Kullanıyor? Biz mi Sosyal Medyayı Kullanıyoruz?

4 Şubat 2016 Perşembe
Sosyal Medya Bağımlılığı

Merhaba
Uzun bir aradan sonra yine burada sizinle buluşmak çok güzel.
Sosyal medya üzerine bir şeyler yazmak istedim bugün.  
Sosyal Medya mı Bizi Kullanıyor? Biz mi Sosyal Medyayı Kullanıyoruz?
 Hayatımızın tam da ortasında olan, bazen hoş vakit geçirmemize bazen ise üzülmemize sebep olan sosyal medya.
Daha önce yine bu köşede İnternetin Bize Yaptıkları-İnternet Bağımlılığı başlıklı bir yazı yazmıştım. Bu defa sizlerin huzurunda kendi sosyal medya kullanıcılığımı eleştireceğim, sizler de okurken eminim kendinizi arayacaksınız. Bu arada belirteyim; kendini yerden yere vurmaktan, kıyasıya eleştirmekten çekinmeyen biriyim.

Başlayalım mı?
Sosyal medya hayatımızın ilklerinden Facebook ile başlayalım. Neler paylaşıyorum veya neleri doğru paylaşıyorum? Blog yazılarımı paylaşmayı normal buluyorum mesela veya toplumu ilgilendiren bir haberi gördüğümde paylaşmalıyım. Sevdiğim şarkıları paylaşırım, bunu da normal buluyorum "paylaşım" adına. Peki, annemden eve gelmişim evden anneme gitmişim! Bu kimi, neden ilgilendirsin? Bilmem kaç yüz kişinin bunu görüp okuma mecburiyeti ne? Ayrıca olayın farklı bir boyutunu geçen gün yaşadım. Ben benzer bir yazı yazıyorum, altına "özleyecek olsan da bir annen var" gibi bir yorum geliyor ve ben dağılıyorum. Şimdi annesini kaybetmiş birini bilmeden üzdüm, bu vicdan azabı üzerimde bir yük. Ne yaparım nasıl yaparım da helallik alırım diye düşünüyorum.

Yine Facebook grupları var malum. Oraya yazılanlar amaç dahili mi sizce? Ben yine önce kendi yanlışımdan bahsedeyim. Biri bana uymayan bir fikir beyan etmiş geçen gün. "her erkek aldatır, dayağı yoksa aç bırakmıyorsa onu da görmeyiver" gibi bir yorum yazmış. Bana ne oluyorsa artık, girdim cevap verdim. Sonra düşündüm; ne gerek vardı? Kocaman bir kadın, oraya yazacak kadar da fikri sabit. Ben mi değiştirecektim? Boşu boşuna stres yaşandı o gün. Yine benzer gruplarda bazı paylaşımlar var ki dehşet! Hasta yatağında, serumu kolunda burnunda havası bitip tükenmiş yaşlı bir amcanın fotoğrafı paylaşılıyor "amcama/babama dua edin lütfen" diyen bir yazı ile. Söyleyecek söz bulamıyorum. Dua istemesini anlarım ama o iç acıtan fotoğrafı asla anlamam.

Bir instagram var ki, dillere destan takdire şayan. Yine kendimle başlayayım. İşimle ilgili paylaşımlar tamam da, benim çocuğumun halleri kimin umurunda? Ordan atlamış burdan zıplamış, kimi ne kadar ilgilendirir? Bir anne-çocuk blogu olmadığımdan bir süredir çok önemli olmazsa çocuklarımı paylaşmıyorum. Ben Cemal Süreya sevdalısı biriyim. Ne çok Cemal Süreya şiiri paylaşmışım bir ara. Onları da azalttım. Gittiğim yerde içtiğim çay kimin umurunda olabilir sizce? Sadece hatır için beğeniler gelir veya benim gibi çay düşkünleri atlamaz, beğenir.

Bir de benim yapmadığım ama yapanı çok defa gördüğüm fotoğraf kirliliği. Bu her platformda mevcut. Gelişi güzel hazırlanmış, çatal bıçak kaşık tepsiye öylesine atılmış, kocaman domatesler bir tabağın için doğranmış, salata niyetine. Parmak izleri ile dolu bir yer sofrasının fotoğrafı çıkıyor karşımıza. Burada hemen bir noktayı belirteyim. Karşı olduğum yer sofrası veya yemek çeşidi değil temiz ve düzenli görünmeyişi. Veya tam tersi olanlar; sanki her akşam yemeğini 3 tabak üst üste, üçer kaşık bıçak çatal, servis takımları çiçekli böcekli, bilmem kaç bardaktan oluşan sofralarda en az 3 çeşit salata ile yerlermiş gibi tamamen sahte paylaşımlar. Kimsenin bol filtreli, makeup programı kullanılmış fotoğrafları beni ilgilendirmiyorsa benim de ilgilendirmez öyle değil mi? Zaten o programı kullanmayı da bilmiyorum:)
Aslında bu konu ne kadar uzar gider biliyor musunuz? İnternet ve sosyal medya hesapları uçsuz bucaksız. Elbette hepsinden örnek verip sizi bunaltmayı düşünmüyorum. Amacım sadece paylaşımlarımızı yaparken ne kadar düşünüyoruz bunu irdelemekti. Kimin canını acıtıyoruz? Kimin kafasını karıştırıyoruz? Kimi ne kadar donatıyoruz, bilgilendiriyoruz? Eğlencemiz dozunda mı?

Sizlerin bu konudaki düşünceleri neler? Merak ediyorum doğrusu:)
Yeni bir yazıda tekrar görüşmek dileğimle.
Sevgiler
köşe yazarı nihal yeşiltaç orhan Yazar Hakkında:Nihal Yeşiltaç Oran. İstanbul'da yaşıyor ve çalışıyorum. Bir müzik yapım firmasının basın ve halkla ilişkilerini yürütüyorum. Mesam üyesiyim. Uzun yıllardır köşe yazarlığı yapıyorum. Hüzün Sarısı isminde bir yaşam blogum var. Evliyim iki evlada sahibim. Az uyuyup çok çalışanlardanım.
Devamını Oku »

17 Ağustos 2015 Pazartesi

Uyuyan Vicdanlara Çağrı!

17 Ağustos 2015 Pazartesi
vicdanli-olmak
Son günlerde sıkça eksikliğine rastladığım kişisel bir özellikten bahsetmek istedim bugün; "vicdan"!

Vicdanın sözlük anlamı neydi? Kişinin kendi ahlaki değerlerini baz alarak, niyeti ve davranışlarını tartma, ölçme biçme özelliği değil mi? Peki neden bu kişisel özelliği kullanmıyor bir çoğumuz? Kulağımız kapalı, gözümüzde at gözlüğü kalplerimiz simsiyah neden? Bu durumu neresinden irdelersek irdeleyelim hep menfaat planına çıkıyor yol. Yaşadıklarımızdan örneklerle açalım isterseniz konuyu. Yan dairede kavga olmuş, sesler mahalleyi inletmiş kadın hıçkırasıya ağlıyor. Bu durumda kaç kişi kapıyı çalıp "ne oluyor kardeşim" diye sorar veya polisi arama zahmetinde bulunur? Odasına çekilip uyumayı tercih eder; ölen ölsün umurunda değildir. Müdahale ederse bir ihtimal başı belaya girer. Kulağını kapar, duygularını sessize alıp yatar.

Kendi yaşadığımdan bir örnek vermek isterim; Darülaceze kurumuna bir organizasyon hazırlarken bir yakınıma ayak üstü yapılan masrafları anlattım, bir kaç gönüllü bu masrafları yapıyoruz dedim. Durumu iyi olan bu yakınımın faydalı olabileceğini düşündüğümden anlatmıştım. Bana, maddi sıkıntıda olduğunu yoksa bu oluşumun içinde muhakkak bulunmak istediğini söyledi. Sadece 10 dakika sonra bulunduğum alışveriş merkezinde elemanı ile karşılaştım koşturuyordu. Telaşının neden olduğunu sorunca patronunun 450 liraya bir pantalon aldığını ancak mağaza dolar kabul etmediği için döviz bürosu aradığını söyledi bana. Bahsettiğim olay 2007 de yaşandı. Bundan 8 yıl önce bir giyim eşyasına 450 lira veren kadın üç kuruşluk yardımı ihtiyaç sahiplerinden esirgedi. O da kulağını kapatmış, duygularını karartmış nefsine müdahale edememişlerden. Sosyal medya paylaşımlarında sürekli gördüğüm bir cümle var "vicdan en iyi yastıktır". Bir çok insan bunu paylaşıyor, yüzlerce binlerce beğeni alıyor bu paylaşımlar. Çoğunun samimiyeti yok bundan eminim. Millet olarak severiz tabiri caizse dekor yapmayı.

 Lafı daha fazla uzatmak istemiyorum; buradan vicdanını susturmuş milyonlara sesleniyorum. Hani başkası huzursuzken, yapabileceğin şeyler varken yapmayıp uyuyorsun ya, hani birilerine kötülük yapıp arkana bakmadan gidiyorsun ya, paran pulun varken imkanı olmayana yardım etmiyorsun ya sana bir önerim var! En azından bir iki defalığına bundan vazgeç ve dene. Yardıma ihtiyacı olana bir el uzat, bir fakirin karnını doyur, sana güvenen kişiye ihanet etme nankör olma. Sonra yat yastığına bakalım o an bulduğun huzuru başka bir şeyde bulabilecek misin? İnsan olduğunun farkına varacaksın, yaşadığını anlayacaksın. Uykuya dalmadan yardım ettiğin insanların teşekkür eden bakışları gelecek gözlerinin önüne kaybettiğin zaman üzülmekten başka hiç bir huzursuzluk yaşamayacaksın. Vicdanımızın uyumasına izin vermeyelim. Çünkü dünyada iç huzurundan daha büyük bir mutluluk yok. Sevgiler
köşe yazarı nihal yeşiltaç orhan Yazar Hakkında:Nihal Yeşiltaç Oran. İstanbul'da yaşıyor ve çalışıyorum. Bir müzik yapım firmasının basın ve halkla ilişkilerini yürütüyorum. Mesam üyesiyim. Uzun yıllardır köşe yazarlığı yapıyorum. Hüzün Sarısı isminde bir yaşam blogum var. Evliyim iki evlada sahibim. Az uyuyup çok çalışanlardanım.
Devamını Oku »

29 Haziran 2015 Pazartesi

Hayvansever Olduğunuza Emin misiniz?

29 Haziran 2015 Pazartesi
ecvil-hayvanlar Merhaba
Bugün burada hayvan sevmek ve hayvanseverlerle ilgili bir kaç satır yazmak istedim sizlere. Biliyorum, eminim bir çok kişi söylemese bile bana çok kızacak hatta içlerinde atağa geçip yorum yazmak isteyenler olacak. Ciddi tepki ve öfke bekliyorum. Ama hayatım boyunca hiç bir endişem beni doğru bildiğimi ifade etmekten alıkoymadı, gideceğim yoldan döndürmedi. Yalnız şunu rica ediyorum okuyuculardan; lütfen iyice anlayın ne demek istediğimi! Yazımı yüzeysel okumayın:)

Gelelim konuya. Bir çok insanın hayvanlara düşkünlüğü görüyoruz. Muhabbetlerimizde, gidip geldiğimiz ortamlarda veya sosyal medya hesaplarımızda. "Ay ne güzel bu da hayvansever" diyoruz. Aslında bunların bir çoğu hayvanı değil kendisini seviyor. Evinde kedi veya köpek besleyenler var değil mi etrafınızda. Şöyle bir göz gezdirin. Hepsinin kedisi köpeği cins. Yani belli bir ırkı olan, gösterişli süslü püslü hayvanlar. Kaç kişinin evinde tekir kedi vardır mesela? Kaç kişi evinde sokak kedisi alıp aşılarını, tedavisini yaptırıp bakmıştır? Bunu yapanlar elbette var ama çoğunluk van kedisi olsun, iran kedisi olsun derdinde. Sevimli yumuk yumuk şirin şeyler. Kaç kişi kırma tabir edilen köpeğin bakım ve sorumluluğunu almıştır? Çok çok az. Fino, Kaniş, Golden Retriever vs cins köpekleri hatta en büyüklerini evlerinde bakıp büyütüyorlar. Diğerlerinin yüzlerine baktıkları yok.

Hayvan sevmek evinde cins, ırkı belli hayvan beslemekle veya sosyal medya hesaplarında imza kampanyaları paylaşmakla olmaz. Onlar için bugüne kadar ne yaptınız?

Küçük bir örnekle anlatmaya çalışayım. İki sevdiğim blogger arkadaşım bir kampanya başlattılar birlikte. Gülümse Yüzüme blog yazarı Yasemin ve Şirin Kanatlar blog yazarı Seda. Her ikisini de iyi tanıdığımdan hayvan sevgileri hakkında en ufak bir şüphem yok zaten. Başlattıkları kampanyada Avşa'da yaşayan ve kış mevsiminde sahipsiz kalan sokak hayvanlarına mama gönderilecekti. Günlerce araştırma yaptılar Avşa'da bu işlerle ilgilenen veterinerle irtiba geçtiler. Ve projeyi bloglarında duyurdular. Bu durum gerçekleştireli yaklaşık 6 ay oldu. Yüzlerce kişi okudu ama sadece kendileri dahil bu mama kampanyasına 5 kişi destek verdi. Blogger arkadaşlarımız var okuyan ve profillerinde hayvan sevgisi paylaşımları yapan. Bloglarında bile paylaşmadılar. Ama "bilmem ne kozmetik setini indirimden 100 liraya aldım, yaşasın" demeyi ihmal etmediler. Oysa Avşa'ya gönderecekleri 15-20 liralık mama bir kaç canı doyuracaktı. Umurlarında olmadı. Burada hemen bir noktayı vurgulamak isterim; bu sözlerimi yanlış anlayan olmamalı kendimi ifade etmek adına yapıyorum bu vurguyu! Ben sadece aşırı hayvan sevgisinden, dostluktan vs dem vurup, nutuk atıp icraat zamanı sıfır tepki olanlardan bahsediyorum.

Hayvanseverliğe(!) bir örnek daha. Vatandaş çok hayvansever ya! Geçen gün ilgili bir grupta vicdansız bir kaç kişi bir köpeğe işkence yapıyor ama öyle böyle değil. Kesiyor boğazını filan. Bu arkadaş videosunu paylaşmış küfür kafir filan paylaşımın başında. Videoyu tıkladım 10. saniyede kapattım. İzlemek mümkün değil. Şimdi bu vatandaş o videoyu neden paylaştı? Çok mu seviyor hayvanları? Hayvan sever insan böyle şeyleri izleyemez, insan olan insanın yapacağı şeyler değil bunlar. Sırf paylaşımı ilgi görsün o grupta sivirilsin diye yapılmış eylemler bunlar. Ne gereksiz ne boş şeyler.

Hayvanseverlerin bulunduğu ortamlarda kendini paralayıp, deri kıyafetlerle poz veren ünlüler durumuna hiç girmiyorum zaten.

Bilgisayar başında veya cins hayvan severek hayvan sever olunmuyor. Hayvanseverim diye orada burada parçalaıyorsanız kendinizi bu yazıdan sonra biraz düşünün. Eğer "tamam ben bu suçlamalardaki gibi değilim" diyorsanız sizi tenzih ediyorum ve tebrik ediyorum. Ama tam da kendinizi bulduysanız yazdıklarımda lütfen biraz edit yapın duygularınızda ve kişiliğinizde. İnanın daha iyi hissedeceksiniz.
Belki biraz sert bir dil kullandım yazarken. Bu biraz tarzımla ilgili, biraz da böyle olması gerekliliğine inandığım için. Tepkilere hazırım bekliyorum, tepki gösterenlerden ricam altını doldurabilecekleri sorular sorsunlar. Çünkü ben kontra cevaplar vermeyi severim:)
Ben mi? Çok ortalıkta konuşmasam da, önce insan desem de gerçek bir hayvan severim. Öyle ki koynumda yılan beslemişliğim bile vardır.
Sevgiler
köşe yazarı nihal yeşiltaç orhan Yazar Hakkında:Nihal Yeşiltaç Oran. İstanbul'da yaşıyor ve çalışıyorum. Bir müzik yapım firmasının basın ve halkla ilişkilerini yürütüyorum. Mesam üyesiyim. Uzun yıllardır köşe yazarlığı yapıyorum. Hüzün Sarısı isminde bir yaşam blogum var. Evliyim iki evlada sahibim. Az uyuyup çok çalışanlardanım.
Devamını Oku »

27 Mayıs 2015 Çarşamba

İnternetin Bize Yaptıkları- İnternet Bağımlılığı!

27 Mayıs 2015 Çarşamba
internet-bagimliligi Merhaba
Bugün toplumca yaşadığımız bir sorundan bahsetmek, bu konuda dertleşmek istedim sizlerle. İnternetin bize yaptıkları ve internet bağımlılığı!
İnternet hayatımıza gireli ne kadar zaman oldu bilmiyorum ama son yıllarda ciddi sorunlara yol açmaya başladı. Ben yine size örneklerle açmak istiyorum konuyu.
Geçen gün facebook haber kaynağıma bir video düştü, izledim. Videoda bir kadın elinde telefon, diğer elinde küçük bir kız çocuğu yolda yürüyorlar. Kadının gözü ve parmakları telefonda sürekli bişeyler yazıp gülümsüyor. Çocuk ise sağa sola bakınarak yürüyor, annesi olduğunu tahmin ettiğim kadının elinde. Sonra kadın öyle bir coşuyor ki diğer elini de telefon için kullanınca çocuk boşta kalıyor başlıyor gelişi güzel yürümeye. Anne hala telefonla samimi. Bir tabela görünüyor karede, çocuk tehlikeli bir alana girdi. Ve ben kapattım videoyu sonunda herşey olabilirdi. Bu elbette bir kurgu ama bunu yapan insanlar olduğunu görüyoruz biliyoruz. Dolayısı ile internet bağımlısı olmuş ebeveynlerin çocukları ciddi risk altında.
Hemen kendimden bir örnek vereyim. Diyelim ki evde yemek yapıyorum mesaj bildirimi geldi. Facebook,whatsapp veya sms. Yemeği tek elle yapmaya devam eder o mesaja cevap veririm. Kim olursa olsun bekletmem "aman sonra yazarım, beklesin" demem. Başkaları bunu keyfi yapıyor ama ben yapamıyorum. Bu da benim kusurum olsun.
İnternet yüzünden dağılan evlilikleri de görüyoruz değil mi? Okuyoruz dinliyoruz. Buna ailece eski bir komşumuzun oğlu ve gelininde şahit olduk.. Kadının eşi alkol alıyor, bazen çalışıyor bazen çalışmıyor. Karısına karşı inanılmaz ilgisiz. Kadın boşlukta. Bu durumda bir kadının ne yapması gerekir? Mücadele edebilir mesela. Şu internette konu ile ilgili ne yazılar var açar okur vs. Mücadele ile olmadı mı? Ya bu şekilde kabul eder, sindirebiliyorsa veya boşanır. Sonra da ne hali varsa görür. Ama bu hanımefendi başka bir yol seçti. Hani şu aşklı meşkli facebook grupları var ya, onlardan birine katılmış orada kadın erkek arkadaşlar edinmiş ama hepsi yazışma ile yani sanal. Grubun ekran görüntüleri geldi bana. İnanmazsınız bütün üyelerin profil fotoğrafı çiçek, böcek manzara taraftar amblemi. İşte bu hatun onlardan biri ile özel sohbet edip aşık oluyor! Ne kadar empati kurmaya çalışsam da, insanın görmediği birine aşık olma ihtimalini düşünemiyorum. Belki ruh, fiziksel görüntüden daha önemli ama sadece yazılanlara bakarak, hakkında hiç bir şey bilmediği birine nasıl aşık olur insan? Hikayeye dönelim bahse konu kadın başlıyor telefonuna şifre koymaya ve telefonunu sürekli cebinde taşımaya. En sonunda bir akşam eşi eve geliyor, evde perdeler dahil tek eşya yok. Kadın almış herşeyi kaçmış internetten tanıştığı daha evvel hiç görmediği bir adama. Üstelik başka bir şehire. İşin sonu mu? Gittiği şehirde neler oldu neler yaşadı bilemeyiz ama çantası ile tek başına geri döndüğünü duyduk. Eşi onu boşadı ama çocukları affetti. Şimdi memleketinde bir fabrikada işçi olarak çalışıyormuş. Elbette kimsenin yüzüne bakacak durumda değil. İşte buna benzer olaylar yüzünden bir çok erkek eşinin internet kullanmasını istemiyor hatta direkt yasak koyuyor.
Çocukların, merakları yüzünden uygunsuz sitelere girişi kontrolu zor ama çok önemli bir hadise. Kontrolü zor diyorum; bu kontrolü onlara hissettirmeden sağlamak önemli olan.
Başkasının fotoğrafı ile kadın avına çıkmış erkekler. Çok açık saçık giyinip, o şekilde çektirdiği fotoğrafları profiline koyup başka hikaye peşinde olanlar, dolandırıcılar... Yani her model insan bir tık ötemizde. Dolandırma hikayelerini de okuyoruz bol bol. Teknik bilgisi ile profilleri ele geçirenleri. Mesela benim aile hesabımda bir belediye başkanının yardımcısı ekli. Bir gün ondan mesaj geldi. "Şu hesaba yatırabildiğin kadar para yatır" gibi bir mesajdı, metni tam olarak hatırlamıyorum. Çok şaşırdım "Anlayamadım .... Bey" yazdım. Yine aynı mesaj geldi. Gecenin bir yarısı arayamadım da. Ertesi gün hesabının ele geçirilmiş olduğunu öğrendim.
Bu örnekleri elbette çoğaltabiliriz gördüklerimizle, duyduklarımızla. Peki çözüm ne? Bilinçlenmek değil mi? Farkında olmak değil mi?
Örneklerle hazırladığım bu yazıyı okuyup, bir iki dakika düşünmek bile özeleştiri yapıp silkelenmek anlamına gelir mesela.
Kimseyi işaret etmeden şunları eklemek isterim: Eğer hiç bir görüşmeniz, muhabbetinizin olmadığı birine sırf internet aracılığı ile bir şeyler hissediyorsanız bir oturup düşünün! Tercihiniz kaybettiklerinize değecek mi? Veya "şu muhabbeti kaçırmamalıyım, çocuk iki dakika ağlasın" diyorsanız oturup bir düşünün, uğrunda çocuğunuzu ağlattığınız insanlar buna değecek mi?
Bir gün köşe yazdığım gazeteye yazı hazırlarken küçük oğlum yanıma geldi ne yaptığımı sordu. İşimi yaptığımı söylediğimde bana şu cevabı verdi "anne sen para kazanma benle oyun oynamanı istiyorum" O kadar etkilendim ki. Ve o günden sonra o uyanıkken, bırakın muhabbet için olmasını iş için bile bilgisayarı açmamaya çalışıyorum.
İnternet bizim hayatımızı kolaylaştırmalı o kadar. Görünen o ki bir çok aile için faciaya yakın olayların yaşanmasına sebep oluyor. Sizlerinde konu hakkında fikirlerinizi, önerileriniz duymak isterim.
Sevgiler
köşe yazarı nihal yeşiltaç orhan Yazar Hakkında:Nihal Yeşiltaç Oran. İstanbul'da yaşıyor ve çalışıyorum. Bir müzik yapım firmasının basın ve halkla ilişkilerini yürütüyorum. Mesam üyesiyim. Uzun yıllardır köşe yazarlığı yapıyorum. Hüzün Sarısı isminde bir yaşam blogum var. Evliyim iki evlada sahibim. Az uyuyup çok çalışanlardanım.
Devamını Oku »

12 Mayıs 2015 Salı

Yeni Nesil Aşkları!

12 Mayıs 2015 Salı
yeni nesil aşkları
Yeni nesil aşklarından, ilişkilerinden aşk yaralarından, bu sebeple depresyona girenlerden bahsetmek istiyorum bu yazımda.
Neden genel değil de yeni nesil dedim hemen onu izah edeyim. Yeni nesili yani gençleri uyarabilecek, hatalarına parmak basacak kadar gözlemci ve bilgi sahibi olsam da genel anlamda bu konu hakkında karar verecek, yönlendirecek bir bilgim ve yetkim yok. Bu iş beni aşar, Mehmet Coşkundeniz, Aşkım Kapışmak Cezmi Ersöz hatta Güzin abla'nın işi onlar:)

Gelelim konumuza. Her birimiz sosyal medyada birden fazla hesap kullanıyoruz. Facebook, Twitter, İnstagram, Linkedin vs. Arkadaş listemizde de her yaştan insan var. Benim hesaplarımda lise öğrencisi gençler var mesela, oğlumun arkadaşları. Haber kaynağıma düşen paylaşımlarını dehşetle okuyorum.
Birinden örnek vermek isterim daha açıklayıcı olabilmek adına. Genç kız henüz 17 yaşında, bir ilişki yaşamış ayrılmış. İlk paylaşımlarındaki yıkımı görseniz hayrete düşersiniz. Biten iki üç aylık ilişkisini yıllarca yaşamış, çok ödün vermiş gibi anlatıyor. Ölümden bahseden yazılar yazıyor, intihar hayali var, intikam hayali var. Yaklaşık 1 hafta sürdü bu gibi paylaşımları. Son üç gündür ise hayatına yeni birinin girmiş olduğunu anlıyorum paylaşımlardan. Ancak şöyle bir durum var, bu yeni sevgili ile ilgili paylaşımlarında da eski sevgiliye gönderme var. "İlgilenmezsen ilgilenirler-senden çok var-ben güzelim alırım" tarzında çirkin ve ucuz cümleler.

Öncelikle sık kullandığım bir cümleyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Sadece özel ilişkiler için değil bir çok ilişki için geçerli bu "kıskandırmakla tiksindirmek arasındaki o ince çizgi..." Lise öğrencisi bu kızımız o ince çizgiyi henüz fark etmemiş görünüyor (yetişkinler içinde bile bunu fark edememiş çok kişi var tabi). Eski sevgilinin dikkatini çekip belki geri dönmesi için kıskandırma eylemleri yaparken kendinden tiksindirmiş olma ihtimalini düşünmüyor bile.

Sonra 17 yaşında bu nasıl bir duygu yoğunluğu? Tamam genç, kanı kaynıyor ancak kendisine, geleceğine, oluşmamış kişiliğine ve ailesine bunu yapmaya hakkı yok. Bir ilişkiyi bitirir bitirmez diğerine başlamak, yeni ilişkisine eskisini karıştırmak kıyaslama yapmak onu nasıl zorlu bir sürece itiyor farkında bile değil. Sadece derslerinden sorumlu olması gereken yaşta onu derslerinden, istikbalinden uzaklaştıracak ilişkiler yaşaması ve bunda ısrarcı olması sadece onun suçu mu? Belki de değil!

Ailelerin ne gibi rolü var burada dersiniz? Ya fazla sıkıp bunaltmak veya tamamen özgür bırakmak ailelerin yaptığı en büyük hata bana göre. "Aman kızım/oğlum öcüler yer, gitme" diyen bir ebeveyn ile "git kızım/oğlum benim sana güvenim tam" diyen bir ebeveyn arasında hiç bir fark yok bana göre. İlk örnekteki genç yasak olanın tatlı olduğunu düşünüp arayışa giriyor, diğeri ise özgür olmanın hatalarını yaşayıp yaşatıyor. Ergen yaşların hataya meyilli yaşlar olduğunu hepimiz bilmiyor muyuz? Neden daha dikkatli olmuyoruz? Bıraktığımız boşluklar ciddi yaralara dönüşebilir bunu hiç mi hesaplamıyoruz? Benim de dediğim gibi lise öğrencisi bir oğlum var ona hissettirmeden bu dengeyi kurmak için çabalıyorum. Asla sıkmıyorum ama ona sonsuz bir özgürlükte tanımıyorum. Ne kadar dikkat etsem de hala endişelerim büyük, çünkü en tehlikeli yaşları geçiyor şu an.

Yazımı okuyan gençlere sesleniyorum buradan; lütfen genç olduğunuzu, sorumluluğunuzun büyük olduğunu aklınızdan çıkarmayın. İlla ki ilişkileriniz olacak ama ölçüsünü lütfen koruyun. Size, geleceğinize ve ailenize gelebilecek zararları lütfen hesaplayın. İleride çocuklarınıza torunlarınıza anlatacak tertemiz bir gençliğiniz, geçmişiniz olsun. Siz bizim istikbalimizsiniz, umudumuzsunuz unutmayın.
Sevgiler
köşe yazarı nihal yeşiltaç orhan Yazar Hakkında:Nihal Yeşiltaç Oran. İstanbul'da yaşıyor ve çalışıyorum. Bir müzik yapım firmasının basın ve halkla ilişkilerini yürütüyorum. Mesam üyesiyim. Uzun yıllardır köşe yazarlığı yapıyorum. Hüzün Sarısı isminde bir yaşam blogum var. Evliyim iki evlada sahibim. Az uyuyup çok çalışanlardanım.
Devamını Oku »

21 Nisan 2015 Salı

Duruş Bozukluğu!

21 Nisan 2015 Salı
omurgazsızlar
Duruş bozukluğu diye bir başlık gördünüz ama ben bildiğiniz anlamda kullanmadım bunu, mecazi anlamda kullandım.Çünkü yazacağım konuya en uygun başlık buydu.
İnsanoğlu olarak kusurumuz çok elbette. Ancak öyle bir kusur var ki bazı insanlarda; bunu fark ettiğimde çılgına dönüyorum.

Hayatın tam içinde, her platformda karşılaşmak mümkün. Sosyal çevremizde, siyasetçilerde, sanatçılarda her yerde.
İsterseniz örneklerle anlatayım size.

Bir sanatçı düşünün rakibi olan, aynı kulvarda olduğu diğer bir sanatçı için gördüğü mikrofona konuşuyor, atıp tutuyor. Daha sonra o yerden yere vurduğu rakibi ile bir ortamda karşılaşıyor bir iki gazetecinin araya girmesi ile kanka oluyor! Ne oldu o kadar laf o kadar hakaret? Ya hiç konuşma veya hiç yakınlaşma, öyle değil mi?

Yine sanatçıların bu tavrı ile ilgili benim bir anım var paylaşmak isterim: Bir bayan solist bize anlatıyor "x şahıs bestelerine çok para istiyor, o kadar para verilmez ki öyle aman aman güzel şarkıları da yok. Sonradan görme işte ne olacak?" diyor. O sırada telefonu çalıyor o besteci arıyor. Bizim bayan solist telefonu aynen şöyle açıyor "ay canım benim şimdi senden bahsediyorduk, son eserin bir harika istediğin para az bile hamama giren terler" diyor. Yaşadığım o şoku hiç unutmuyorum. Kadın saniyeler içinde başka biri oldu. İktidar değiştikçe siyasi görüşleri değişen sanatçılar da bu örneklere dahil.

Farklı bir örnek siyaset dünyasından olsun. Adam x parti ile adını duyurmuş meydanlarda böğürüp duruyor. Sonra partisi ile çıkarları çakışıyor hooop rakip partide. Rakip parti olmasını da geçtim tamamen farklı görüşte olan bir parti. Ne oldu şimdi? Kaç kişi adam der ona? Kaç kişi güvenir? Kendi gibi olanlar belki.

Sosyal çevrelerimizde, arkadaşlık dostluklarımızda da aynı şey söz konusu. En yakın arkadaşınız x kişi hakkında size dert yanıyor sürekli, dinliyorsunuz sakinleştiriyorsunuz. Sonra bir bakıyorsunuz sarmaş-dolaş olmuşlar. Bu ne şimdi?

Veya etrafı izliyorsunuz; şahıs patronun arkasından olmadık laflar söylüyor ama karşılaştığında ceketini kapatıp reverans pozisyonu alıyor! Oysa sadece işini yapsa yeterli olacak.
Bir de bulunduğu kabın şeklini alanlar var o bölüme hiç girmiyorum zaten. Çıkarı elde edeceği her toplumda "ben burdayım" demek için hazır beklerler.
Bana göre verdiğim tüm bu örnekler duruş bozukluğunu anlatıyor. Bunların hepsi omurgasız yaratıklara örnek.
Şimdi şunu merak ediyorum: Başka partiye geçen kişiye madalya mı takılacak? Geçici bir süre için kullanılacak rakip partinin kaybı diye. Sonra sepeti koluna herkes yoluna şeklinde uğurlanacak. Kim güvenir ki uzun süre öyle birine? Patronuna yağ çeken şahıs, ayaklarına kapandığı için başının okşanmasını gururunun yitip gitmesine mi tercih etmiş oldu? Bir arkadaşını diğer arkadaşına kötüleyen sonra tu kaka dediği insanla can ciğer olan kişi hiç gerçek dost sahibi olabilecek mi? İktidar değiştirdikçe siyasi fikir değiştiren sanatçılara(!) milletvekili maaşı bağlansa ne olur?
Kafamda deli sorular:)
Sevgiler
köşe yazarı nihal yeşiltaç orhan Yazar Hakkında:Nihal Yeşiltaç Oran. İstanbul'da yaşıyor ve çalışıyorum. Bir müzik yapım firmasının basın ve halkla ilişkilerini yürütüyorum. Mesam üyesiyim. Uzun yıllardır köşe yazarlığı yapıyorum. Hüzün Sarısı isminde bir yaşam blogum var. Evliyim iki evlada sahibim. Az uyuyup çok çalışanlardanım.
Devamını Oku »

11 Nisan 2015 Cumartesi

Oy Kullanırken Dikkat! 2015

11 Nisan 2015 Cumartesi
oy-kullanirken-dikkat
Merhaba Arkadaşlar;
Biliyorsunuz 07 Haziran 2015 tarihinde 25. Dönem Milletvekili Genel Seçimi var. Bu yazımda konu ile ilgili naçizane birkaç hatırlatma yapmak istedim.

1 Haziran tarihine kadar seçmen kağıtları dağıtılmış olacak. 6 Haziran saat 18.00’da seçim propagandası bitecek ve seçim yasağı başlayacak. Oy kullanacağımız gün YSK’nın belirleyeceği bir saate kadar bu yasak sürecek, her zamanki gibi. 7 Haziran’da oylarımızı kullanacağız.

Peki nelere dikkat etmemiz, neleri göz önüne almamız lazım dersiniz? Seçime 19 parti katılıyor. Aslında sayı 31 idi ancak bir çok farklı sebeple sayı düştü.

Benim de herkes gibi bir siyasi fikrim, bir görüşüm var ancak burada tarafsız yazacağım. Çünkü biliyorum söylediklerimin etkisinde kalan dostlarım var.

Her şeyden önce lütfen etki altında kalmayalım. Eş dost akrabanın öneri ve tavsiyeleri kendilerine kalsın. Hepimizin aklı ve fikri mevcut. Belki biraz bilgi eksikliği olabilir onu da araştırıp okuyarak tamamlayabiliriz öyle değil mi?

Propaganda sürecinde partileri takip edelim, onları dinleyelim. Bazılarının ikna kabiliyeti çok yüksek bunu göz önünde bulunduralım lütfen. Analiz yeteneğimizi kullanalım.

Seçim zamanlarında çok yaşadığım bir sohbet var şöyle gelişiyor. Oyunu kime verdin diyorum x partiye diyor. Peki sen y partiye verecektin ne oldu da karar değiştirdin diyorum. Oylar bölünmesin diye yaptım diyor. Bölünsün kardeşim bölünsün, oylar bölünsün. Ülke bölünüyor da oyları mı düşünüyorsun? Bu şekilde tavır alıp uygulayanlar yüzünden seçmenin gerçek fikrini göremiyoruz. Bir çok parti %10 barajını aşmak için çaba gösterecek ve bunun için her yolu deneyecek. Maddi manevi yaklaşımlar göreceğiz, duyacağız. Başımıza gelirse asla teslim olmayacağız.

Biliyorsunuz bu seçimde yurt dışında oturan vatandaşlarımız gümrük kapılarında ve yurtdışı temsilciliklerinde oy kullanabilecekler. Bu sebeple, bu seçimde toplam oylarda artış olacak. Çok dikkatli olmamız lazım, vatandaş olarak görevimiz bu. ‘Aman oyumu kullanırım gelirim’ deyip hiç birşeyi umursamayanlar yüzünden neler kaybediyoruz bir düşünün. Sandık başına gittiğinizde oy pusulanızın geçerli olması için ne yapmanız gerektiğini iyice öğrenin.

Bilemiyorum yazdıklarım hakkında ne düşünürsünüz ama ben bir kişinin bile şurada yazılanlarla ilgili değerlendirme yapıp, oyunu ona göre kullanacağını bilsem mutlu olurum. Konu ile ilgili yazacak çok cümlem var aslında ancak o zaman tarafım belli olur. "İnsanları etki altında bıraktın" cümleleri ile muhatap olmak istemem. Merak eden olursa seçimden sonra seve seve söylerim fikrimi:)
Sevgiler
köşe yazarı nihal yeşiltaç orhan Yazar Hakkında:Nihal Yeşiltaç Oran. İstanbul'da yaşıyor ve çalışıyorum. Bir müzik yapım firmasının basın ve halkla ilişkilerini yürütüyorum. Mesam üyesiyim. Uzun yıllardır köşe yazarlığı yapıyorum. Hüzün Sarısı isminde bir yaşam blogum var. Evliyim iki evlada sahibim. Az uyuyup çok çalışanlardanım.
Devamını Oku »

13 Mart 2015 Cuma

Faturalardan Tasarruf Etmek İçin İpuçları

13 Mart 2015 Cuma
faturalar-icin-ipuclari
Merhaba;
Halkın alım gücünün azaldığı zamanımızda nereden kısıp nereye eklesek planları yapıyoruz. İpuçları lazım bize. Doğalgaz tasarrufu, elektrik tasarrufu, su tasarrufu gibi metodlar kullanmaya başladık. Devir ekonomi devri.
Bir süredir bu faturaları nasıl düşürürüm, daha ekonomik nasıl yaşarız diye araştırmalar yaptım. Olumlu sonuç ve deneyimlerimi paylaşmak istiyorum sizinle bu yazımda. Mesela;

Doğalgazı ekonomik kullanmak için ipuçları:
Araştırmalarım ve gözlemlerim sonucu doğru bilinen en önemli yanlışın şu olduğunu gördüm: Evden çıkıp birkaç saat sonra geleceğim boşuna yanmasın kombi diyenler şalterden (şartel) komple kapatıyor. Bu kesinlikle yanlış. Ancak birkaç gün evde olmayacaksanız şarteli kapatmalısınız. Tekrar açtığınızda o bir kaç saat yaktığından daha çok gaz kullanacak kombi. Bunun dışında evi havalandırmak için camları açtığımız zaman, camını açtığımız odanın kapısı muhakkak kapalı olacak. Aksi halde soğuk havayı diğer odadaki petekler de hisseder soğur ve dolayısı ile kombi daha fazla çalışır. Evde en az 3 petek açık olmak zorunda. Nasılsa burada oturuyorum, diğer odalarda işim yok kapalı kalsın demiyoruz en az 3 peteği açıyoruz. Dilerseniz dereceyi düşürebilirsiniz. Kombinin su göstergesine dikkat etmeliyiz. Sonuna kadar bitmesini beklemeyelim. Su azaldıkça kombi zorlanacaktır. Yemek yaparken tencere kapağını açık bırakmak gaz tüketiminin artmasına sebep olacaktır. Petek üzerinde çamaşır kurutmak ve petek önüne konulan büyük eşyalar daha fazla tüketime sebep olacaktır.

Su faturasından tasarruf etmek için ipuçları;
Eğer bulaşık makinesi varsa ve siz hala elinizde bulaşık yıkıyorsanız büyük hata. Kesinlikle makineyi kullanmalısınız. Akan su altında yıkadığınız bulaşık inanılmaz su israfı. Yaptığımız bir hata daha var. Diş fırçalarken veya banyo yaparken işimiz bitene kadar o su akar durur. Dişimizi fırçalamaya başlayalım suyu kapatalım. Çünkü en az 1.5-2 dakika fırçalıyoruz ve orada ne kadar su heba oluyor hesabını yapmıyoruz. Keza duş alırken, yıkanırken de suyu ara ara açalım yani kullanacağımız zaman. Bunun dışında bir kova ve tas edinebiliriz su dolar kapatırız eksildikçe tamamlarız. Ne yani annelerimiz de mi duşa kabinde sıcak su tepesinden akarken yıkanıyormuş:)

Elektrik faturasından tasarruf etmek için ipuçları;
En büyük yanlışlardan birini ben yıllarca yaptım, televizyonu kumandadan kapatmak. Oysa orada yanık duran kırmızı ışığın elektrik saatini döndürmeye devam ettiğini hiç düşünmedim. Telefonları şarj edip şarjı prizde bırakmak. Yıllarca yaptığım başka bir hata. O da aynı şekilde elektrik saatinin dönmesine sebep oluyor. Bir önemli hususta mutfaktaki yerleşik düzen. Yani şu an benim mutfağımda olduğu gibi yanlış düzen. Fırın asla buzdolabının yanında olmamalı. Fırın çalışıp ısınıyor buzdolabı bu sıcağı hissedip soğutma görevini tamamlamak için daha hızlı çalışıyor saatimiz yine dönüyor. Gereksiz tüm ışıkları kapatalım. Annemin lafıdır "her yer düğün evi gibi yanmasın":) Evde en çok elektrik tüketen aletin su ısıtıcılar (kettle) olduğunu öğrendiğim gün yıkıldım:))) Çünkü bütün gün kaç defa çalıştırıyorum sayısını bilmiyorum. Çok gerekmedikçe çamaşır makinesini yüksek ısıda kullanmayalım, bulaşık makinesi de öyle. Ampullerin temizliği de önemli. Tozlu bir ampul çok daha fazla elektrik harcar.
Burada faturalardan bahsettim ama çok gereksiz başka harcamalarımız da oluyor. Giyim gibi, kozmetik gibi pahalı mekanlarda kendimizi fazlasıyla ödüllendirmek gibi. Bunu da farklı bir yazı da anlatırım.
Nefes alabilmek için daha nereden ne kadar kısarız bilmiyorum:)
Sevgiler
köşe yazarı nihal yeşiltaç orhan Yazar Hakkında:Nihal Yeşiltaç Oran. İstanbul'da yaşıyor ve çalışıyorum. Bir müzik yapım firmasının basın ve halkla ilişkilerini yürütüyorum. Mesam üyesiyim. Uzun yıllardır köşe yazarlığı yapıyorum. Hüzün Sarısı isminde bir yaşam blogum var. Evliyim iki evlada sahibim. Az uyuyup çok çalışanlardanım.
Devamını Oku »
"Sosyal Medya Kafe'de kullanılan ekran görüntüleri,fotoğraflar ve yazılar Sosyal Medya Kafe'ye aittir.Yazıların ve fotoğrafların yayın hakkı sadece www.sosyalmedyakafe.com'a aittir.İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden bir başka blogda veya web sitesinde yayınlanması,tariflerin veya yazıların ekran görüntüsü alınarak sosyal ağlarda paylaşılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası`na aykırıdır. Aksi taktirde 5846 Sayılı Fikir ve Sanat serleri Yasası gereği suç duyurusunda bulunulacaktır. Yasal yükümlülüğü vardır."
Sosyal Medya Kafe Copyright © 2014 Tüm Hakları Saklıdır...