21 Haziran 2018 Perşembe

Siber Zorbalık Klavye Kahramanlığı

21 Haziran 2018 Perşembe
Siber Zorbalık Klavye Kahramanlığı

Siber Zorbalık Klavye Kahramanlığı

İnternet çağındayız. Hayatımızın orta yerine ve belki de baş köşesine geldi oturdu internet. Seveni de sevmeyeni de, isteyeni de istemeyeni de bir şekilde tanıdı, alıştı ve bazı kavramları da onunla birlikte öğrenmeye başladı. Klavye kahramanlığı kavramı da internet sayesinde girdi hayatımıza. Bilgisayar başında oturup ahkam kesmek fakat iş icraata gelince hiç bir şeye yaramayan bir kahramanlık çeşidi bu.Daha fenası da var ki o da siber zorbalık. Siber zorbalığı klavye kahramanlığından daha vahim hale getiren şey ise, yerli yersiz atıp tutmak yerine direk olarak bir kişiyi veya kurumu hedef alıp dilediğince yazıp çizerek aşağılama, alaycılık ve hor görme, dışlama, hakaret etme, tehdit etme, iftira atma, sosyal medya hesaplarını ele geçirme, taciz etme gibi ciddi boyutlara varan saldırganlıklar içeriyor olması.

Sosyal medya hesaplarının yorumlar bölümünde ciddi derecede siber zorbalık örnekleri görmek mümkün. Hiç kimsenin başka bir kimsenin haklarına böylesi bir saldırganlık tutumu içerisine girmesinin, eleştiri kisvesi altında hakarete varan sözler sarf etmesinin akla uygun hiçbir tarafı yok. Maalesef ki bu zorbalığın mağduru çoğunlukla çocuklar veya kadınlar. İnternet ve sosyal medya kullanımı çocuklar arasında da oldukça yaygın. Ailelerinin gözetimi altında değilse çocuklar ciddi derecede suistimale açık hale gelebiliyorlar. Bazen iyi niyetle başlatılan bir yardım kampanyası, bazen moral bulmak için açılmış olan hesaplar bile bu suistimalin kurbanı olabiliyor.

Aklıma hemen gelen iki örnek var. Biri belki de pek çoğunuzun bildiği, yardım kampanyası sonucu yurt dışında kalp nakli gerçekleşen minik yavrucuk. Annesi yaşadığı üzüntü ve yorgunluğu yetmezmiş gibi bir de uğradığı haksız saldırılar ve yorumlara karşı ayakta durmaya çalıştı; hala da çalışıyor. Yavrusunun tedavisi için maddi-manevi açıdan canını dişini takmış bir aileyi üzmeye kimin hakkı olabilir.

Bir diğeri ise 11 yaşında bir kız çocuğu. Geçirdiği trafik kazası sonucu bir ayağını kaybetmiş, defalarca ameliyat olmuş, moral kazanmak için bir sosyal medya hesabı açmış, cıvıl cıvıl, umut dolu, hayat dolu bir güzeller güzeli. Onun ve ailesinin bu ayakta durma ve güçlü olma azmini, umudunu, neşesini kıskanıyor olabilir mi insanlar diye düşünüyorum. Ailenin o yaştaki bir çocuğun gözündeki ışığı söndürmeden yaşadığı zorlukları aşması için büyük gayret gösterdikleri belli. Ama yok işte! Siber zorbalara yaranamıyorlar. Haksız eleştirilere uğruyorlar zaman zaman. Ve o yaştaki bir kız çocuğu insanlara açıklama yaparken, ailesini savunmaya çalışırken buluyor kendini. Halbuki amacı evinde ve yatağındayken geçirdiği zamanları sevdikleriyle, sevenleriyle birlikte paylaşarak belki de daha kolay üstesinden gelmektir zorlukların.

Ailelere büyük görevler düşüyor bu noktada. Özellikle çocukları korumak gerek teknolojinin ve internetin zararlarından. Çocukluk ve ergenlik dönemleri oldukça hassas dönemlerdir. İnanıyorum getirilecek yasal düzenlemeler ile siber zorbalığın önüne geçilecektir günün birinde. Ama özellikle çocukların ve ergenlik çağındaki gençlerin içinde açılan yaralar daha uzun yıllar etkisini sürdürebilir. Veya şuursuzca insanların hayatları, yaşam biçimleri, hayat mücadeleleri, ailevi hassasiyetlerine karşı yapılan saldırılar büyük travmalara sebebiyet verebilir. İnternet ortamı, sosyal medya eli tuşlara basan herhangi bir kişinin dilediğini yapma, istediğini söyleme, kişilere saldırma hakkını vermiyor kesinlikle. İnsanlar fikirlerini elbette ki paylaşabilirler. Ama mutlaka başkalarının hassasiyetlerine, özel yaşam alanlarına, kişilik haklarına özen göstererek yapılmalıdır bu. Bu konuda toplum bilinci oluşması temennim. Özellikle pek çok ünlünün veya fazla takipçisi olanların bu konuya dikkat çeken paylaşımlar yaptığına şahit oldum. Gerekli yasal düzenlemeler getirilinceye kadar toplum bilincine katkı sağlamanın faydalı olacağı kanaatindeyim.
Ayrıca ebevynler için siber zorbalık hakkında daha kapsamlı bilgi almak isterseniz; Siber Zorbalık Rehberi sizler için faydalı olacaktır.
Nahide Zereyak
Yazar Hakkında: Merhabalar. Adım Nahide Zereyak. En Nefis Tariflerim Blogun sahibesi ve yazarıyım. İşletme fakültesi mezunuyum. Adana'da yaşıyorum. 3 çocuğumun annesi ve mufağımızın aşçısıyım. Mutfağımda pişenleri okuyucularımla da paylaşmak benim hobim. Yanı sıra hayata dair pek çok konuda sizlerle birlikte olmak için Sosyal Medya Kafe'deyim...


Siber Zorbalık Klavye Kahramanlığı Makalemi Beğendiyseniz,Aşağıdaki Sosyal Ağ Butonları Sayesinde Paylaşabilirsiniz.
💕⃕
Devamını Oku »

6 Haziran 2018 Çarşamba

Çocuklu Ailelerin Tercih Ettiği Restoranlar

6 Haziran 2018 Çarşamba
Çocuklu Ailelerin Tercih Ettiği Restoranların Genel Özellikleri
 Çocuklu Ailelerin Tercih Ettiği Restoranlar
Hayatınızda en keyifli vakitler ailenizle geçirdiğiniz zamanlardır. Eğer çalışan bir anne veya baba iseniz akşam eve geldiğinizde elinizdeki poşetlere meraklı gözlerle bakan çocuklarınızın heyecanı, ebeveynler için paha biçilmez bir duygudur. Hele ki o minik elleri ile poşetleri karıştırırken aradıklarını bulamadıklarında suratları biraz düşer gibi olduğunda cebinizden “süüpriiizz” diye çıkardığınız minik bir çikolata, basit bir şeker, ufacık bir oyuncak tüm neşenizi yerine getirir.

Peki başka keyifli anlar yok mudur? Elbette vardır. Günümüz şartlarında hizmet sektörünün büyümesi ile birlikte yeme içme (Restaurant&Cafe) sektöründe faaliyet gösteren işletmeler, yenilikçi servis ve hizmet anlayışı ile birlikte aile müşterisi edinmek için özel çaba göstermektedir. Bu çabanın neler olduğundan ziyade ailelerin genel olarak tercih ettiği işletmelerin özelliklerinden bahsedersek genel bir tarifi ortaya koymuş olacağız.

Ailelerin Tercih Ettiği Restoranların Özellikleri


  • 1- Çocuklar için oyun grubunun olması.
  • 2- Dumansız hava sahasının olması.
  • 3- Geniş, ferah ve gürültüsüz olması.
  • 4- Servis sonrası çocuklara hediyeler vermesi.
  • 5- Bahçe ve ücretsiz otoparklarının olması.
  • 6- Çocuklara özel menülerinin olması.
  • 7- Mama sandalyelerinin olması.

Çocuklar İçin Oyun Grubunun Olması.


Hepimiz biliyoruz ki çocukların enerjisine yetişilmiyor. Gittiğimiz işletmelerde yerinde durmayan, masada oturmayan afacanlar ortalığı birbirine karıştırabiliyor. Bu konu bazen işletmeler “müşteri memnuniyeti” ilkesi gereği bu konuyu müsait bir alana tahterevalli, salıncak ve mini atlı karınca monte ederek aileler için cazip hale geliyor.

Aileler yemek esnasında veya yemek sonrasında çocuklarını bu oyun gruplarında eğlendirdiğinde bu hizmeti sağlayan işletmeler tercih sebebi oluyor.

Dumansız Hava Sahasının Olması.


Sigara ve nargile sunumu olmayan işletmeler aileler için önemli yer teşkil ediyor. Bunların zararlarını saymaya gerek görmüyorum. İşletme bakımından aile müşterisi her zaman kaliteli hizmetin olduğunun ispatıdır. Bir işletmenin aile müşterisinin sayısı ve aile müşterisi potansiyeli “prestij” sağlayan unsurlardandır. Çünkü aile müşterisi en az 3-4 kişi gider ve hesapları normal müşteriden yüksek tutar.

Ailelerin bu tarz hizmet sunan işletmeleri tercih etmesi ortamda saygınlığı, ilgi görmeyi, çocuklarının memnuniyetini kısacası özel hissetmelerini sağlıyor. Aileler dumansız hava sahası konusunda oldukça dikkatli olduklarından müşteri tercihi için etkili sebeplerden biridir.

Geniş Ferah ve Gürültüsüz Olması.


Şöyle örneklendirelim. 1 çocuğunuz varsa mutlaka yanınızda ya bebek arabanız ya da çocuğunuz büyükse kıyafetlerini taşıdığınız 1 çantanız mutlaka vardır. Çocuk sayısı 2 ise 1 bebek arabası ve 1 çanta veya 2 çanta gibi kalabalık eşya yüküyle gezdiğinizi gösterir. Annenin kişisel çantası, cep telefonları, aracın anahtarı derken yemekler masaya gelmeden masa dolmuş oluyor.

Böyle bir eşya yüküyle gittiğinizde dar ve basık bir ortam tercih sebebi midir? “Evet tercih edebilirim” diyenler için o işletmede farklı avantajlar vardır. Ancak şunu da unutmayalım. Aile olmak özel ilgi görmeyi beklenti haline getirir. 4 kişi gittiğiniz bir işletmede size ayrılmış 6 sandalyeli ve çevresinde kimseyi rahatsız etmeyeceğiniz ya da çocuklarınızın afacanlıklarından rahatsız olmayacak mesafede müşterinin olması geniş, ferah olmasını sağlar.

Ayrıca aile olarak gittiğiniz bir ortamda tepenizde gümbür gümbür müzik çalmasını ister misiniz? Bir anne baba çocuklarını alıp dışarı yemeğe çıktığında onlarla konuşmak ister. Gördükleri şeyleri soran çocuklarına cevap vermek ve ilgilenmek ister. Gürültüsüz sakin bir ortam çocukları da etkilediğinden “kafa dinlenecek” bir işletme olduğu için tercih sebebi olabiliyor.

Servis sonrası çocuklara hediyeler vermesi.


Siparişler masanıza geldi ve çocuklarınız afacanlığa başladı diyelim. İşletme müdürünün veya personelinin çocuklarınıza balon, şeker, rüzgar gülü, sticker, minik oyuncaklar vermesi müşteri olarak sizi özel hissettirir. Böyle bir işletmeye ayağımız alıştığında “biz falanca yere gidiyoruz, oradan oyuncak almaktan evde bir sürü oyuncak oldu” konuşmalarını yapıyoruz. Bu aslında işletme için müşteri sadakati olarak isimlendirilirken aile için de “prestij” sebebidir.

Bahçesinin ve/veya ücretsiz otoparkının olması.


Aracınızla gittiğinizde park sorunu yaşamamak aslında aile için değil bireysel olarak da avantajdır. Fakat işletmenin otoparkının olması çocukları oradaki diğer arabalarla oyalamak için veya elinden tutup şöyle bir dolaştırmak için farklı deneyimler sağlayabiliyor. Erkek çocukların arabalara ilgisini düşünürseniz sohbet edecek epey konu çıkıyor.
Bahçesinin olması apayrı bir eğlence konusudur. Eğer kendi çapında ortalama bir peyzaja sahipse çocuklarınızla sohbet edeceğiniz konuların sayısı birkaç kat artabiliyor. Çiçeklerin renkleri, yaprak sayıları, uzun veya kısa olması her biri çocukların hayal dünyasında sohbet konusudur. Bodur ağaçlarla çocuklarınızın yanyana gelerek “ağaç kadar boyum var” gibi eğlenceli anlara hepimiz rastlamışızdır. Süs havuzu ise kendi alanında çok daha fazla ilgi çeken bir konudur. Hani derler ya “ateş ve suyla oynamak insanın fıtratında vardır” diye. Hakikaten de böyledir.

Çocuklara özel menülerinin olması.


Aileler çocuklarının yemek seçmesinden pek memnun değiller. Büyüklerin yediği şeyleri çocuklar tercih etmeyebiliyor. Çocuklar için özel hazırlanan menüler ailelerin yemek tercihlerinde kolaylık sağlıyor. “oğlum/kızım geçen hani şundan yemiştik ya” ile başlayan cümlelerle ikna süreci kolaylaşıyor. Tabi her çocuğun yemek alışkanlığı farklı olabiliyor fakat çocuğunuzun ağız tadına uygun menü bulunduran işletmeleri tercih etmenizde çocuk menülerinin olması önemli bir etken oluyor.

Mama sandalyelerinin olması.


Mama sandalyesi kullanan çocukların yaşları genelde 1-3 arası oluyor. Yemeğe gittiğiniz işletmede çocuklar büyüklerin oturduğu sandalyelerde keyifsiz oluyor. Ne masaya uzanabiliyor ne de anne ve babası düzgün bir şekilde yemek yedirebiliyor.
Gidilen işletmede yanınızda çocuğunuzu gören işletme müdürü veya personel mama sandalyesini getirdiğinde herşey daha pratik hale geliyor. Çocuğunuzla böyle bir işletmeye gitmek için “geçen oraya gitmiştik mama sandalyesi vardı” ya da “orada mama sandalyesi yok çocuğu nereye oturtcaz” düşüncesi belirleyici oluyor. Mama sandalyesi yeme içme sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin hemen hemen hepsinde var. Ama bazen olmayan işletmelere de denk gelebiliyoruz.

Yazar Hakkında: Ben www.horecakurumsal.com yazarı Ömer Ali Altıntaş. Yeme içme (Restaurant&Cafe) sektöründe uzman olduğum konular hakkında sektörün işverenlerine, yatırımcılarına, yöneticilerine ve çalışanlarına rehberlik edecek nitelikte makaleler yazıyorum.

Konuk yazarımızın "Çocuklu Ailelerin Tercih Ettiği Restoranlar" makalesini beğendiyseniz,aşağıdaki sosyal ağ butonları sayesinde paylaşabilirsiniz. 
💕⃕
Devamını Oku »

8 Aralık 2017 Cuma

Blog Yazarları Çalıştayı -Gelecek Vadeden Bloglar Tartışması

8 Aralık 2017 Cuma
Blog Çalıştayı Gelecek Vadeden Bloglar
Merhaba Sosyal Medya Kafe Okurları,
Blog Yazarları Çalıştayı ve Gelecek Vadeden Bloglar  hakkında son günlerde açılan tartışmalara Sosyal Medya Kafe yazarı Sibel Ordueri olarak ben de kendi düşüncelerimi yazmak için buradayım.

Öncelikle  bilmenizi isterim ki  Evren Bey ve ekibine Sosyal Medya Kafe'yi de değerlendirmeleri için göndermiştim.Onlara göre Gelecek Vadetmeyen bloglar arasındayız.Bu oluşum da yer alamamak beni zerre kadar üzmedi.Ama seçilen blog yazarı arkadaşlarım adına sevindim.Onlar için ciddi bir motivasyon olduğunu düşünüyorum.Konuyu objektif olarak olumlu ve olumsuz yönleriyle  değerlendirmeye çalışacağım.

Evren Bey'in blog yazarları ile yaptığı Youtube sohbetlerini beğenerek izledim.Blog yazarlarına önem ve değer veren birini görmek mutluluk vericiydi benim için.Ayrıca Youtube sohbetleri sayesinde bir çok yeni blog yazarı tanıma şansım oldu.Zaman dediğimiz kavram her birimiz için çok değerli.İnsanlar değer verdiği bir işe ,canlıya,hobisine,projesine v.b zaman ayırır.Evren Bey'in iyi niyetle başlattığı bir proje olarak görüyorum.Lakin bu oluşumda benim de gözüme çarpan bazı eksiklikler mevcut.

1.Gelecek Vadeden Bloglar

Belli bir jüri seçilerek ekip kurulmuş.Sanıyorum bunu tecrübeli blog yazarları arasından gönüllü olan ,blog yazarlığına ve bloglara önem veren kişiler olarak seçilmiş.Buna zaman ayırmak da herkesin harcı değil.İçlerinde en eski tanıdığım Kelimeler Benim yazarı Sezer Bey (O beni hatırlamayabilir) Google forumda çok yazıştığımız bir dönemde orada yazışmalarımız ve blogunu takip ettiğim kadar tanıyorum.Evren Bey de dahil olmak üzere diğer jüri de olan blog yazarı arkadaşlarımızı bu oluşum  sayesinde isimlerini duydum ki ben de 10 yıldır blog dünyasında olan biriyim.

Gelecek Vadeden Bloglar için 6 ay ile 2 yıl arasındaki tüm bloglar ve son 6 aydır güncel olan bloglar başvuru yapabiliyor.Bu kıstasa göre 2 yaşımızı doldurduğumuz için direkt uymuyoruz zaten😉Demekki bu proje yeni başlayan blogları motive etmek amacıyla uygulamaya koyulmuş.Yeni blog yazarı arkadaşlarımıza tepeden bakmanın aksine elinden tutma amacı var.

Şimdi birileri jüri oluşturmuş ve bir form aracılığıyla isteyen blog yazarları buraya bloglarını gönderiyor.Kimse tepeden inip ben seni " Gelecek Vaat Eden Blog" seçtim, gibi bir durum söz konusu değil diye düşünüyorum.Ben değerlendirme ekibine kendi isteğimle blog adresimi gönderiyor isem bu jüri de katılan bloglar içerisinden kendilerine göre bir blog seçimi yapıyorlar.Seçilmemiş olmam beni üzmez, kafama bile takmam.Bu projeye blogumu gönderme amacım başlatılan proje de bir blog yazarı olarak ben de buralardayım demektir.Bu projeye ister katılırız ister katılmayız.Kararı verme yetkisi bizde.Kimse zorla bize bu projeye dahil ol demiyor.Blogunu gönderen razı,blog seçimini yapan jüri razı durumu.

Son tartışmalar da okuduğum moda,kozmetik bloglarının yer almayacağı ,blog yazarı olarak görülmediği v.b söylemler.Burada bir yanlış anlaşılma var. Evren Bey'in yazısından direkt alıntı yaptığım açıklaması şöyle;

"Gelecek Vadeden Bloglar (GVEB) Listesine Girme Şartları
  • Jüri tarafından keşfedilen veya form üzerinden başvuruda bulunan yaşı 6 ay ile 2 yıl arasındaki bütün bloglar değerlendirmeye alınmaktadır. 
  • Değerlendirilecek bloğun son 6 aydır güncel olması gerekmektedir. 
  • Moda, yemek, seyahat, teknoloji gibi her kategoriden "kişisel blog, çok yazarlı blog ya da kurumsal blog ayrımı yapılmadan" yukarıdaki özellikleri taşıyan bütün bloglar jüri tarafından değerlendirilmektedir."
Yukarıdaki açıklamaya göre tüm bloglar bu projeye katılabiliyor.

Burada bana göre keşke " Gelecek Vadeden Bloglar " için jüri seçimleri yerine katılan herkes için bir anket oluşturulsaydı,farklı bir blog üzerinde dursaydı ve herkes oyunu kullanıp  gelecek vaat eden blogu seçebilseydi.Tabii bu benim düşüncem.Evren Bey kendi düşüncesiyle jüri seçimine daha uygun bulmuş.Farklı bir proje ve orijinal bir fikir olduğu için saygı duymak gerekir diye düşünüyorum.En önemlisi de ortaya konulan bir emek var.Bunu görmezden gelmemek gerekir.

Güzel başlanmış bir proje olarak görüyorum.Zamanla şeffaf bir ortama taşınmasından yanayım.Gizli kapılar arkasında seçimlerin yapılması ve belli sayıda oluşturulmuş jüri ile mutlaka arkadaş,yakınlık v.s durumlarına göre blog seçimleri illa ki olmuştur/olacaktır. Sonuç olarak Evren Bey blog yazarlığına ve bloglara değer vermemiş olsaydı bu tip bir projeye zaman ayırmazdı.

Burada kendini Kral ilan etme gibi bir durum  görmüyorum.

Evren Bey  eğer hiç bu projeden bahsetmeden direkt gelseydi bir bloga gel ben seni "Gelecek Vaat Eden Blog " seçtim deseydi o zaman derdim ki sen kimsin ? Herkesin kendisinin başvurduğu bir proje  kralcılık değil ,blog yazarları ve bloglar  için başlatılmış bir oluşumdur.Katılıp katılmamak tamamen karşı tarafın kararına kalmış.

"Gelecek Vaad Eden Blog "olarak seçilmemiş olmak da blog yazarlığının sonu değil.Bir başkası da  farklı bir proje ile blog seçimi yapabilir,katılmak veya katılmamak bizim kararımız.Hiç kimse bir başkasının ne yazdığına,ne başlattığı projeye ,ne de başlatılan projeye katılmasına karışabilir.
Biraz daha saygı,sorgulama,hoşgörü lütfen.

Bu olayla ilgili bazı başlatılan proje ve etkinliklerle örnekler vermek istiyorum.

*Eski blog yazarları hatırlarlar daha önce "Hürriyet- Boomads Ödülleri " adı altında başvuran bloglar arasından jüri tarafından blog seçimleri yapılıyordu ve ihtişamlı bir gece ile ödülleri veriliyordu.Evren Bey'in de yapmaya çalıştığı benzer bir durum.

*Bir ara da haftanın blogları seçiliyordu bloglar arasında, herkes blogunda bir blog seçip  paylaşıyordu.Bu da  ona benziyor aslında.Birden çok kişi tarafından seçilmiş haftanın blogu etkinliğinin isim değiştirmiş hali 😉Birileri bizi haftanın blogu seçmedi diye blog yazarlığına mı küstük ? yoksa yazmaya devam edip yolumuza mı baktık 😉 O yüzden hep böyle farklı oluşumlar çıkacaktır bu demek değildir ki bazıları elit blog yazarı da bazıları alt tabaka blog yazarı 😉

Bir de şöyle bir düşünce var ki bu da dolaylı olarak Evren Bey'in projesine benziyor;

Bazı blog yazarı arkadaşlarımız "En Popüler Bloglar " veya "En Başarılı Bloglar" başlığıyla kendilerine göre  blog seçimleri yaparak bloglarında listeliyor.O listelerde olmamış olmamız bizim popüler ya da başarılı olmadığımız anlamına mı geliyor? Elbette ki bunlar asla otorite olamaz.Ama şunu da unutmayın bir blog yazarı istediğini yazar, istediği blog seçimini kendince yapabilir,istediği projeye katılır..Bu konuda herhangi bir alınma veya üstten bakma gibi algılanmamalı.Dikkat edilmesi gereken nokta Evren Bey'in projesine herkes kendi isteğiyle blogunu gönderiyor!

Gelecek vadeden bloglar seçimlerini fazla kafanıza takmamanızı öneriyorum.Asıl önemli olanın bizim  blog okunma oranlarımız ve okuyucularımızın bizimle ,yorumları veya iletişim yoluyla ne kadar aktif durumda olmasıdır.Eğer kendimiz okunma oranından ve etkileşimden memnunsak zaten iyi yerdeyiz demektir.Bugüne kadar kimseyi kendime rakip görmedim.Her zaman kendi kendimin rakibi oldum.Bu şekilde daha sorgulayıcı ve gelişimci bir ruhla hareket ederek ,daha iyi yol aldığımı düşünüyorum...

2.Blog Yazarları Çalıştayı


Blog çalıştayı tüm blogları kapsıyor mu ? kapsamıyor mu ? gelin benim düşüncelerimle birlikte bakalım ;
Sanıyorum blog çalıştayı son 4 yıldır yapılıyor.Benim haberim bu yıl oldu.😊 (4 yıldır buralardaydım oysa ki )
Evren Bey'i takibe aldıktan sonra blog çalıştayı ile ilgili tüm paylaşımlarını gördüm yeri geldi beğendim ve destek amaçlı paylaştım.Evren Bey elinden geldiği kadar Blog Çalıştayı toplantısını tüm sosyal ağlarında paylaştı ve tüm blog yazarlarının gelebileceğini yazdı.O elinden geleni yaptı.Toplantının İstanbul'da oluşu herkesin kendine göre ulaşım şartları ve çalışma iş hayatı v.b sebeplerle katılması beklenemezdi.Vakti olan ve uygun olan kişiler bu toplantıya seyirci veya dinleyici olarak katıldı.O toplantıda blog ve blog yazarlığı üzerine konuşmalar geçekleşmiş, katılmayı isterdim.

Bu toplantı da herkesin olmaması Evren Bey'in suçu mu?  İstanbul'da olan bir toplantı için tüm blogları kapsaması beklenebilir mi? Daha çok blog yazarına ulaşmaması yine Evren Bey'in suçu mu?

Kafalarda oluşan sorulara kendi cevaplarım;

Bu toplantı da herkesin olmaması Evren Bey'in suçu mu?
Hayır.Evren Bey tüm sosyal ağlarında ve blogunda herkese açık şekilde bunu duyurmuş ,katılmak isteyen toplantıya katılmış, katılmak istemeyen katılmamış.

İstanbul'da olan bir toplantı için tüm blogları kapsaması beklenebilir mi?
Bu beklenti içine girmek de son derece yanlış olur bence.Türkiye'nin çeşitli şehirlerinden yazıyoruz her birimiz.Mesafe  ve iş temposu nedeniyle tüm blogların katılması zaten imkansız bir şey.Ama isterim ki şehir şehir dolaşılıp belirlenen üniversiteler de bu toplantıların çoğalması.Bursa'da yapılacak bir toplantıya seve seve katılırım.

Daha çok blog yazarına ulaşmaması yine Evren Bey'in suçu mu?
Buna da cevabım elbette ki hayır.Evren Bey bu paylaşımları herkese açık şekilde hem blogundan hem de sosyal ağlarından  yapmış ama maalesef  bizler blog yazarları olarak destek olup ,kendi çevremizle paylaşıp elimizden geldiğince yayımlamamışsak bu noktada biraz da iğneyi kendimize batırmak gerekir.😉Biraz empati,sorgulama ve hoşgörü diyorum.

Bu sorulara sizlerde aşağıda yorum bölümünde kendi düşüncelerinizle cevap verebilirsiniz.

Herkesi kapsaması gibi bir durum söz konusu olamaz.Türkiye'de kaç tane aktif blog yazarı var bu sayı asla net ifade edilemez.Tüm aktif blog yazarlarını bir araya getirmek de öyle sanıldığı kadar kolay bir iş değil maalesef.Yine kendi düşünceme göre imkansız!

Blog çalıştayı projesiyle,  blog ve blog yazarlığının üniversite ortamına taşınması bizler adına güzel bir farkındalık bence.Üniversite salonlarının belli tarihte ayarlanması ve bu toplantı için zaman ayrılması ,emek verilmesi  saygı duyulması gereken adımlar diye düşünüyorum.

3.Yazım yanlışları ve bloglar arası tartışma


Evren Bey'in bu kadar yazım yanlışlarına takıntılı olduğunu bu tartışmalar sayesinde öğrenmiş oldum.Yurdagül Hanım'ı da Evren Bey'i de eşit uzaklıkta blogları ve yorumları kadar tanıyorum.Birebir her ikisiyle de iletişim halinde olmadım.

Evren Bey'in blogu üzerinden Yurdagül Hanım'a verdiği cevapta yazım yanlışını düzeltmesi bence hoş bir durum olmamış.Evet yazım yanlışı konusunda haklı ama Yurdagül hanım bir şeylerden rahatsız olmuş ve bunları ifade etmek için Evren Bey'in bloguna yorum yapmış.

Burada blog yazarlarına ve bloglara önem veren biri olarak böyle rahatsızlığını ifade eden bir yoruma yazım yanlışını eklememeliydi. "Ateşe körükle gitmek"  atasözümüzde olduğu gibi bir durum oluşmuş.Evren Bey'den beklediğim daha yapıcı ve karşı tarafı anlamaya çalışması daha doğru bir tutum olurdu.Olay bu kadar ateşlenmez ve bloglar arasında bu gerginlik yaşanmazdı.

Her birimiz belli olgunlukta insanlarız olumlu-olumsuz düşüncelerimizi yorumlarımızda veya yazılarımızda özgürce yazabilmeliyiz.Saygı çerçevesini aşmadan birbirimizi eleştirmeliyiz ki bir adım daha ileri gidebilelim.

Bu yorumların ardından hemcinsime gelen saldırı mailleri de oldukça üzücü.Hiç bir bayan arkadaşıma böyle mailler gelmesini istemem.Bizler blog yazarıyız her hangi bir takım tutmuyoruz veya siyasi görüş taraftarı değiliz ve olmamalıyız.Birilerini desteklemiş olmanız ona karşı olan bir düşünceyi taşlamanız anlamına gelmemeli.Bloglar arası yaşanan böyle gerginler beni üzüyor.Umarım en kısa zamanda özürler dilenir ve konu tatlıya bağlanır.Evren Bey'de Yurdagül  Hanım'da belli olgunluğa ulaşmış insanlar.Hatta bazı durumlarda yazışmak yerine telefonla iletişim kurulmasından yanayım.

Yazım yanlışlarımızda bir birimizi uyarabiliriz ama bu demek değildir ki yazım yanlışı yapan bir blog yazarı kötü blog yazarıdır.Önemli olan yazının orijinalliği ve anlatmak istediğidir.Elimizden geldiğince yazım yanlışlarına,noktalama işaretlerine uymaya çalışsak da telefon veya pc klavyesinde bazen yanlış basabiliyoruz.

En yakın zaman da benim de öğrendiğim "yayınlamak" yerine "yayımlamak" olarak yazılacağını Blog Hocam'a yazdığım Blogger Limitleri başlıklı misafir yazımda fark ettim. Uzun zamandır yanlış kullanıyormuşum. Yazımın içinde doğru kullanmama rağmen Serdar Bey'e teşekkür yorumumda yine "yayınladığınız " olarak yazmışım.Demek ki bazı alıştığımız yazım şekilleri zamanla yerine oturacak ve birden değiştirmek mümkün değil.😁 Yine bu konuda öğrendiğim ve kendi kendime fark ettiğim yazım hatam "Serdar bey"  de kullandığım Bey kelimesini  küçük harfle yazmış olmam.Bunu da Serdar Bey'in yorumuma cevap vermesiyle fark ettim.Özel isimlerin yanında kullanılan Bey/Hanım  her zaman büyük harfle başlıyormuş.😜 38 yaşımda yani dün öğrendim😀

Yine "Fotoğraf" yerine "Resim" olan yazım yanlışı  😆
Bu hatayı bile isteye kendim de yapıyorum.Fotoğraf ve resim arasındaki farkı biliyorum .Bir çok kişide kısaca fotoğrafın bir "çekim" resminde bir "çizim" olduğunu elbette biliyordur.Ama bizler her şeyin kolayına kaçmayı seven insanlarız.Fotoğraf ,yazması ve söylenmesi açısından resimden daha uzun olduğu ve resim daha kolay olduğu için Türk halkı olarak genel olarak bu şekilde kullanıyoruz.

Bir başka kullanım amacım da bunun en yaygın şekilde kullanılmasına örnek ;
Blogger anlatımları yapıyorum biliyorsunuz.Çok az kişi Google amcaya "fotoğraflı anlatım" diye yazar "resimli anlatım" çok büyük çoğunluğu oluşturur. O yüzden hitap ettiğim çevreye göre hem resim olarak hemde fotoğraf olarak yazılarımda geçiriyorum.
Örnek şu yazım ;
Paint Programında Resim Üzerine Saydam  Resim Ekleme

Bugün her iki şekilde bu yazıyı yazmamış olsaydım.Sosyal Medya Kafe'nin en çok okunan yazısı olamazdı.Bu yazı başlığını doğrusuyla değiştirdiğimde" Paint Programında Fotoğraf üzerine Saydam Fotoğraf Ekleme" sizce bunu kaç kişi Google'da aratırdı ?🙇 Bazen,bazı durumlarda blog yazarları olarak genel kitleye uymamız gerekebilir.Herkesin doğru kullanması zaman alacaktır.

Yazım yanlışları için Blogger yazı editörünü de kullanabilirsiniz.
Blogger Yazım Yanlışı Düzeltme
Yazınızı bitirdikten sonra yukarıda bulunan görsel de işaretlemiş olduğum kutucuğu tıklamanız yeterli.Yazım yanlışlarını sarı olarak işaretliyor ve sarı işaretli bölgeye tıkladığınız da doğru seçenekleri size gösteriyor.Blog kelimesini çok kullandığımız için Blog her zaman Blog olarak yazılıyor.Yazı editöründe Blok olarak değiştirmenizi öneriyor.Kafanızı karıştırmasın.🙇

Her birimiz bloglarımız için çok emekler veriyoruz.Yeri geliyor uykumuzdan fedakarlık yaparak yayımlar hazırlıyoruz.Blog dünyasında hiç kimse bir otorite olamaz ve blog yazarları arısında bir sınıflandırmaya maruz bırakamaz.Hepimizin ortak noktası blog yazıyor olması.

Son sözlerim;

Yazım kurallarına ve imla kurallarına tabi ki dikkat edelim ama ruh sağlığımıza zarar verecek duruma gelmesin lütfen.Bu durum sürekli yazı kontrol eden,kontrol etmekten yazıda anlatılmak isteneni anlamayan ve paranoya  takıntıya dönüşmesin.Ayrıca bu kadar takıntılı bir hal alması Blog yazarlarını yazmaktan soğutabilir.Daha hoşgörülü ve açık aramak yerine birbirimize destek olmaktan yanayım her zaman.Yıllardır yazıyor olsak bile her gün yeni bir şeyler öğrenmeye devam ediyoruz.Blog yazarlığı öyle bir sanat ki yazdıkça gelişiyor ve hatalarımızdan ders çıkararak tecrübe sahibi oluyoruz.Blog yazarları olarak her zaman birbirimize yardımcı ve destek olalım.Uzun zaman önce paylaşmış olduğum Fıkra Kökenli Kıssadan Hisse olayına döndürmeyelim.🙏

Eğrisiyle doğrusuyla kendi düşüncelerim bunlardır arkadaşlar.Yurdagül Hanım ve Evren Bey arasında yaşanan gerginliğin en kısa zamanda tatlıya bağlanması dileğiyle... 😇

Dip Not: Blog yazarları çalıştayı ve gelecek vadeden bloglar tartışması ile ilgili yazmış olduğum yukarıdaki yazım;
Aşağıdaki blog yazarı arkadaşlarımın yazmış olduğu yazıları,gelen yorumları okuduktan sonra değerlendirirerek yazılmıştır.Aşağıdaki yazıların her birine  katılmasam da düşüncelerine saygı duyuyor ve somut olarak herkesin okuması açısından linkleri ekliyorum.

Annesinin Prensesi

Ben Meczup

Beydanın Kitaplığı

Her Telden Şef 

Momentos (Yazı yayımdan kaldırıldığı için link silinmiştir.)

Deli Kızın Bohçası

Daha Mutluyuz

Mustafa Sönmez

Ece Evren

Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim 😊
Sibel Ordueri
Devamını Oku »

17 Kasım 2017 Cuma

Sosyal Medya Kafe 3 Yaşında!

17 Kasım 2017 Cuma
Sosyal Medya Kafe 3 Yaşında
Merhaba Sosyal Medya Kafe okurları,
Sosyal Medya Kafe 18.09.2017 tarihinde 3 yaşını doldurdu.Bu haberi vermekte geciktik.Gündelik koşuşturmalar,yoğunluk vb.sebeplerimizden dolayı bu güne yayımlamak nasip oldu.Sosyal Medya Kafe'yi ilk kurduğum günden bugüne  bizleri severek okuyan okurlarımız oldu.Yine okurlarımız tarafından binlerce yorum aldık.Her bir okurumuza ve yorum yaparak bize var olduklarını gösteren tüm okurlarımıza öncelikle teşekkür ediyoruz.💕

Sosyal Medya Kafe Amacına Ulaştı Mı?

Maalesef  3 yılda kat ettiğimiz yolda tam olarak kuruluş amacına ulaşamadı.Sosyal Medya Kafe  ilk kurulduğunda daha fazla misafir blog ve misafir yazarların olacağı düşünerek açılmıştı.Türkiye'nin her köşesinden yolu Sosyal Medya Kafe'ye düşen biri bu blogda istediği gibi yazı yollayabilirdi.Devamlı blog yazmak istemeyen ama bir konuda da olsa tecrübesi  var ise bunu Sosyal Medya Kafe aracılığıyla internet dünyasına miras bırakabilir düşüncesi vardı.Maalesef bu sayı düşündüğümüzden az oldu.Toplamda 6 misafir blog ağırladık.Misafir blog yazıları kategorimizde bulunan her bir yazarımıza tekrar teşekkürlerimizi iletiyoruz.Sosyal Medya Kafe'yi okuyarak sadece okur kimliği ile bir konuda edindiği tecrübeleri bizimle paylaşan çıkmadı.

Sosyal Medya Kafe 'de Daimi Yazarlık Yapan Arkadaşlarımız

Hakkımızda sayfamızda yer verdiğimiz gibi bugüne kadar 5 blog yazarı arkadaşımız bizlere yazıları ve yorumları ile destek verdi.

Sevgili Hüzün Sarısı blogun yazarı Nihal Yeşiltaç Oran 3 yıldır Sosyal Medya Kafe'de yazmaya devam ediyor.Sosyal Medya Kafe'nin 3 yaşında  yazısına yazdıkları;

"Yaklaşık 3 yıl önce, tam da aktif blog yazarlarının kalemlerini bıraktığını düşündüğüm zamanlarda Sosyal Medya Kafe ile yollarımız birleşti. Nasıl yani? Blog yazanlar bloglarını bir çöp gibi kenara atmış, gözü kara bir hatun gelip sıfırdan başlıyor. Amaçları hedefleri var üstelik. Hal böyle olunca ben bu oluşumda yer almaz mıyım?
Profesyonel taviz vermeyen, maddeye teslim olmayan bir blog Sosyal Medya  Kafe ve ben bu duruma şahit oldukça daha bir sevdim bu ailenin içinde olmayı. Ve yine zamanla Sibel Ordueri'ni tanıma şansı buldum. Öyle küçük noktalarda, öyle tavırlar sergiledi ki 'iyi ki tanımışım' dedirtti.
3 yıla yakın bir zaman burada bana verilen köşede yazdım, çizdim. Yeri geldi bildiğimi paylaştım, yeri geldi isyanımı öfkemi. Bir süredir geçirdiğim göz ameliyatı sebebi ile yazamıyorum; çok az görüyorum. Tedavim bittikten sonra hem burada hem kendi blogumda okuyucularımızla birlikte olacağım inşallah.
Sosyal Medya Kafe ailesine ve yazdıklarımızı özenle takip, edip okuyan takipçilerimize sonsuz teşekkürler. İyi ki varsınız, iyi ki varız!"

Sevgili Rekli Pasta Sepeti yazarı Nahide Zereyak 3 yıldır Sosyal Medya Kafe'de yazmaya devam ediyor.Sosyal Medya Kafe'nin 3 yaşında  yazısına yazdıkları;
" Bloğumda yeni yeni yazmaya başlamıştım. Bir bebek gibi emekleme aşamasındaydık henüz. Yeni bir dünyayı keşfediyordum merakla. Ve içimde oldum olası var olan yazma isteği de artık kendine bir çıkış kapısı bulmuştu. Heves ve heyecanla yeni yeni tanımaya başladığım blog dünyasına gittikçe daha çok ilgi duyuyor ve bağlanıyordum. Bloğumu geliştirmek, yeni şeyler öğrenmek için sabahladığım geceler dün gibi aklımda.Tam da bu dönemde tanıdım Sibel Hanım'ı ve Sosyal Medya Kafe'yi. İşte yeni bir heyecan daha. Artık kendi bloğumun yanı sıra bir de Sosyal Medya Kafe'de yazılarım yayınlanacaktı. Öyle mutlu oldum ki anlatamam. Bilmediğim pek çok şey vardı elbette. Sibel Hanım'ın daha eskilere dayanan yazarlık tecrübeleri ve bilgi birikimleri sayesinde çok şey öğrendim. Tabiri caizse emekleyen bebek yürümeye başladı. Adımları hızlandı. Yeni yeni ufuklara yelken açtık birlikte.Bu çatı altında bir aile olduk.Sosyal Medya Kafe'nin 3. yılı kutlu olsun. Geçen bu 3 yıl bana bilgi, birikim, tecrübe, güven, cesaret, öz saygı, sayısız dostluklar, kıymetli okuyucular kazandırdı. Koskoca dünyanın içerisinde sığındığım bu küçük dünyamı seviyorum. Bloğumuzun sahibesi sevgili Sibel Hanım'a, aynı çatı altında bulunduğumuz saygıdeğer yazar arkadaşlarıma ve siz sevgili okuyucularımıza bana kattığınız değerden dolayı teşekkürlerimi sunuyorum.Nasip olursa daha uzun yıllar birlikle var olmak dileği ile."


Sevgili Heybemdeki Yolcu yazarı Bay Kefren 1 yıl kadar bizlerle birlikte oldu.Doktorluk mesleğine başladığı ve yoğunluğundan dolayı kendi blogunda, Sosyal Medya Kafe 'de bulunan yazılarına kendi kararıyla son verdi.




Sevgili Minik Kelebeğin Annesi yazarı Ayşe Köseler Güneş  1 yıldır Sosyal Medya Kafe'de yazmaya devam ediyor.Sosyal Medya Kafe'nin 3 yaşında  yazısına yazdıkları;
"Blogumu tazecik açmışken Sibel abla  ile  blogumun teması sayesinde tanıştık. Bugüne kadar bana çok yardım etti. Blogum onun bana verdiği bilgiler sayesinde çok iyi yerlere geldi. Ne zaman mesaj yazsam saat kaç olursa olsun bana döndü. Her sorumun cevabını yanıtladı. Profesyonelliği, insanlığı, nacizane davranışları ile gerçekten bir abla ve tam bir hanımefendi.
Blog dünyasında az da olsa pişmişken Sibel abla 'Sosyal Medya Kafe'de yazar mısın?' dedi. O kadar sevinip , mutlu oldum ki ve yazmaya başladım. Sosyal Medya Kafe'de yazılarımın okunma sayısını gördükçe motive oldum. Sosyal Medya Kafe'nin 3.yılı kutlu olsun. Bana çok şey kattı. Kendimi bu yolda geliştirmemde çok etkisi oldu. Her şey için çok teşekkür ederim. Bol okuyuculu olmasının devamını dilerim. SEVGİLER."


Sevgili Sevdicann blogunun yazarı Sevdicann 1 yıl kadar  bizlerle birlikte oldu.
Sosyal Medya Kafe'nin 3 yaşında  yazısına yazdıkları;
"Merhaba blogcanlar!
Bu ifadeyi kullanmayalı çok uzun süre oldu. Bir çoğunuz çok merak ettiniz ortadan kayboluşumun sebebini. Mesaj yazanlar oldu. Bu beni çok memnun etti aslında. Blogger dünyasında ne güzel dostluklar edinmişim. En son yazdığımda Amerikadaydım. Türkiye ye tatil için geldik ve ikinci bebeğime hamile olduğumu öğrendim. Ağır geçen hamilelik dönemimde kafamı kaldiramıyordum ki bloguma yazayım..Sonra bebeğin bakımı büyük oğlumuzun bu duruma uyum süreci, mini mini birlerim derken hayat cidden yoğun geçiyor. Çok özlüyorum blogumu. Blog yazılarımı çok dikkatli yazmaya çalıştığım için bir türlü başına gecemiyorum. Blogcanları, onlarla yorumlaşmayı çok özledim. Bu yoğunluk içinde işin kolayına kaçıp instagramda paylaşımlar yaptım. Sibel ablayla irtibatı hiç koparmadık.2014 yılının son zamanlarında blog keşif etkinliğiyle keşfedip, birbirimize yaptığımız ortak röportajla tanıştığımız, kaynastigimiz bir dostluğumuz oldu. Bloguma bir el attı harikalar yarattı. Cicili bicili bir blogum da oldu sayesinde. Sonra Sosyal Medya Kafe ailesine katıldım. O kadar şey öğrendim ki teknik anlamda. Bildiklerini paylasmayi sever Sibel abla. Kendisi blog tasarımı yaptığı halde , blog tasarımı yapmayı anlattığı yazıları vardır Sosyal Medya Kafe'de. Birbirimizi yakından hiç görmedik ama çok naif, iyi niyetli, yardımsever, özü sözü bir , dürüst, güvenilir bir kişi olduğunu düşünüyorum. Sosyal Medya Kafe' nin ileride daha da büyüyeceğini, Sibel ablanın hedeflerine bir bir ulaşacağına inancım sonsuz. Seni seviyorum Sibel abla.Sosyal Medya Kafe'nin 3.yılı kutlu olsun hepimize. Uzun yolda , arabada bebeği kucağında tek elindeki telefonla yazı yazmaya çalışan bir anne düşünün işte o benim."

Ve ben yani Sosyal Medya Kafe kurucu olarak Sibel Ordueri  yazılarımla , 3 yıldır blogu ayakta tutmaya çalıyorum.3 yıl sonra Sosyal Medya Kafe ile ilgili düşüncelerim;

Sosyal Medya Kafe olarak oldukça sosyal olmaya ve güncel tutmaya çalışsam da 2 çocuk annesi olarak bazen yetişemediğim durumlar oldu.Özellikle yaz tatili döneminde 3 ay kadar blog dünyasından uzak kalıyorum.Yaz tatilimizi kendi evimde geçirmediğim ,ordan oraya gezmelerimiz sırasında internet vb. sebeplerden dolayı uzak kalıyorum.Bazen de hastalıklarım sebebiyle blogu açmadığım haftalar olabiliyor.😟

Taslakta her zaman 30 küsur yazımız hazırda beklerken,o yazıların son düzenlemelerini yapıp yayına bile alamayacak kadar yoğun günler geçirdiğim oluyor.Bu sıralarda gelen yorumlara cevap vermemiş olabiliyorum.Cevapsız bıraktığım her bir yorum sahibinden ayrı ayrı özür diliyorum.💕Fırsat buldukça geçte olsa yorumlara cevap vermeye çalışıyorum.Unutmayın ki benim için isimsiz yorum yapanlar da dahil, her bir yorum olumlu-olumsuz çok değerli.💕💫

Sosyal Medya Kafe'de benimle birlikte yazan daimi yazar arkadaşlarımızla, kendi içimizde bir aile ve uzun yıllar sürecek bir dostluk kazandık.Bu blogda emeği olan herkese ayrı ayrı teşekkürlerimi iletiyorum.💕

Yazılarımız fotoğrafları ile birlikte farklı bloglar tarafından çalındı.Hep birlikte çok üzüldük.Bazen yazma hevesimiz kaçtı bırakma noktasına geldik.Google şikayetlerimiz sonuç vermedi hala bloglarında yazılarımızı paylaşmaya devam ediyorlar.Çalan bloglara hakkımızı helal etmiyoruz.😓

Bazen bir mail ile havalara uçtum.Mesela ünlü yabancı bir tema sitesinden reklam teklifi geldi.Çok şaşırdım,onlar için 2 tane yazı hazırladım.Hatırı sayılır bir ücret karşılığında yazdım.Aldığım ücretin benim için hiç bir değeri yoktu ama tüm dünyada bilinir bir sitenin Sosyal Medya Kafe'yi keşfedip reklam teklifi ile gelmesi benim için çok daha önemliydi.Aldığım reklam ücretine gelince yardım kampanyasında, bir çocuğumuza okul bursu olarak bağışladım.😇

Bazı yazılarımızın okunma oranını görünce mutlu oldum.En çok okunan yazılarımızdan biri 42808 kişi tarafından okunmuş ve okunmaya devam ediyor.İnternet dünyasına değerli yazıları miras bırakmış olmak ayrı bir keyif.💘

Olumsuz tarafına bakarsam istediğim gibi beni yansıtan kişisel yazılar yazamıyorum.Arada unutup oldukça kişisel yazılar yazdığım da oldu tabii.Sonra kendi kendimi cimcirip Sibel kendine gel orası kişisel blogun değil😆 diyerek toparlamaya çalıştım durumu.Bu sebeple kendime farklı bir kişisel blog açma yolundayım.😊

Yine olumsuz tarafı birden farklı konuda çok yazarlı bir blog olarak, blog kategorimizi yerine koyamadık."Genel  Blog" kavramı biraz soğuk geliyor, onun yerine  "Yaşam Blogu" yazdım ama hala ne blogu olduğumuz belli değil sanki🙇Kısaca kategorisiz blog desek olmaz mı? 😅Niche Blog olmamanın kötü yönlerinden biri de bu sanırım😳


4.Yılında Sosyal Medya Kafe İle İlgili Planlarım
  • Yazılmış 257 yazımızı tekrar gözden geçirip, tek tek inceleyip,beğenmediklerimi silmek,bazılarını tekrar güncelleyerek yayımlamak.
  • Eski yazılarımızı güncellerken istemeden cevap yazamadığım yorumları cevaplamak.(Geç olsa da )
  • Yorumları ile bize destek olmuş tüm bloglara yorum yaptığı linkten ziyaret edip beğendiğim bir yazısına yorum yapmaya devam etmek.
  • Tozlanmış yazıları gün yüzüne çıkarmak.
  • Https // sorununu çözmek.Güvenli bağlantıya geçme aşamaları (Bu iş mutfak kısmında uzun bir zamanımı alabilir)
  • Etiketleri tekrar gözden geçirip sadeleştirmek
  • Tüm blogları ilgilendiren ve faydalı olabileceğini düşündüğüm bir etkinliği hayata geçirmek.(2000-2500 yazara ulaşmam gerekecek,bu kısmı okuduysanız şimdiden Sosyal Medya Kafe'yi takibe almanızı rica ediyorum.)

Son olarak Sosyal Medya Kafe blogumu seviyorum.Gücüm yettiğince ve zamanım el verdiğince  yazmaya devam etmek istiyorum.Yazılarımızı gerçekten severek okuyan ve yorumlayan herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum.😊Bu blog siz okurlarımız ve blog yazarı arkadaşlarımın sayesinde bu günlere kadar geldi.Sosyal Medya Kafe'nin 3 .yaşı kutlu olsun.💫💥😇💞

Sevgili okurlarımız Sosyal Medya Kafe'nin 3 yaşında yazısına sizlerin yazmak istediği olumlu-olumsuz düşünceleriz nelerdir ?


" Blog okumak ve yazmak bir kültürdür"

Sibel Ordueri

Sevgiler.💕
Devamını Oku »
"Sosyal Medya Kafe'de kullanılan ekran görüntüleri, fotoğraflar ve yazılar Sosyal Medya Kafe'ye aittir. Yazıların ve fotoğrafların yayın hakkı sadece www.sosyalmedyakafe.com'a aittir. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden bir başka blogda veya web sitesinde yayınlanması, tariflerin veya yazıların ekran görüntüsü alınarak sosyal ağlarda paylaşılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası`na aykırıdır. Aksi taktirde 5846 Sayılı Fikir ve Sanat serleri Yasası gereği suç duyurusunda bulunulacaktır. Yasal yükümlülüğü vardır."
Sosyal Medya Kafe Copyright © 2019 Tüm Hakları Saklıdır...