6 Haziran 2019 Perşembe

Gezi Planınızı Kendiniz Oluşturun

6 Haziran 2019 Perşembe
Gezi Planınızı Kendiniz Oluşturun
Tur ile gezmek çoğu zaman en kolay yol olarak gözükebilir fakat tur ile gezerken gerçekten daha ucuza veya daha çok yer mi geziyoruz? Eğer cevabınız evet ise bu yazının sonunda tekrar düşünmeniz gerekebilir. Tur ile gezmek bir çok insan için bir güvencedir aslında. Özellikle yurt dışı gezilerinde yabancı dil sorunu çeken kişiler için basit bir çözüm olarak görülmektedir. Lakin orta düzey bir yabancı dil bilgisi ile de kendi turunuzu oluşturabilirsiniz.

1- Gideceğiniz Yeri Belirleyin

 

Kendi turunuzu oluştururken en önemlisi gideceğiniz şehir(ler) veya ülke(ler) neresi olacak ona karar verebilmektir. Kendi turunuzu oluşturmak size bu konuda çok geniş bir yelpaze çizecektir. İstediğiniz şehirleri veya ülkeleri gezinize dahil edebilirsiniz. Kimi zaman gitmişken başka şehir veya ülkelere geçmek cazip bir fırsat olabilir.

2- Ne Zaman Gideceğinize Karar Verin

 

Gitmek istediğiniz yer yılın her günü sizin istediğiniz fırsatları size vermeyebilir. Gitmek istediğiniz iklimin özelliklerini göz önünde tutarak bir planlama yapmanızı tavsiye ederim. Özellikle katılmak istediğiniz bir festival veya etkinliğin zamanlarını da hesaba atarak ona göre bir zaman planlaması yapabilirsiniz.

3- Neyle Gideceğinize Karar Verin

 

Gideceğiniz yere ve size en uygun alternatifleri inceleyin. Uçak ile gitmek çoğu zaman en pratik çözüm olsa da bölgeden bölgeye tren, otobüs veya kişisel otomobil daha avantajlı bir seçeneğe dönüşebilir. Bilet alacaksanız tabii ki geziniz çok yaklaşmadan almanız sizin için bütçe dostu bir hareket olacaktır.

4- Nerede Kalacağınızı Belirleyin

 

Gezi planı yaptığınız bölgenin özelliklerine göre otel ya da pansiyonda konaklayabilir veya da çeşitli sitelerden ev kiralayabilirsiniz. Tek başınıza gitmiyorsanız ev kiralamak çok daha uyguna gelen bir seçenek olacaktır. Özellikle yurt dışı turlarında otellerin geceliğinin 100 Euro'dan daha fazla tutma ihtimali çok yüksektir ki 2-3 odalı bir evi 300 Türk lirası civarında bir fiyata kiralayabilirsiniz. Özellikle yurt içi gezilerinde evlerin günlük kiraları 60-70 Türk lirasına kadar düşebilmektedir. Unutmayın ki ev kiraları kişi başı olarak değil ev için ödenir. Ev tutmanın eksi yanı ise yemek için kendiniz hazırlamalı veya dışarıdan söylemelisiniz. Lakin çoğu otelin de oda kahvaltı veya yarım pansiyon olduğunu düşünecek olursak her halükarda daha uyguna gelecektir.


5- Gittiğiniz Yerin Ulaşımını Bilin

 

Belki de hiç bilmediğiniz bir rota seçtiniz kendinize, böyle bir durumda gittiğiniz yerin toplu taşıma imkanlarını bilmeniz sizin yararınıza olacaktır. İnternet üzerinde ulaşım haritalarına kolaylıkla ulaşabilirsiniz. İlk olarak havaalanı veya ilk vardığınız noktadan kalacağınız noktaya olan ulaşımı öğrenmelisiniz. Çoğu ülke veya şehirde ulaşım haritalarını temin edebileceğiniz noktalar bulunur oralardan cep haritası almanızı şiddetle tavsiye ederim. Kalacağınız yere olan ulaşımı belirledikten sonra gezi planınıza göre diğer ulaşım noktalarını da belirleyin.


6- Nereleri Gezeceğinize Karar Vermek

 

Nereleri gezmek istediğinize dair bir fikriniz olmasa bile dert etmeyin internet üzerinden gittiğiniz yerde görülmesi gereken yerler veya yenilmesi gereken yiyecek, katılınması gereken aktiviteler ve daha onlarca bilgiye ulaşabilirsiniz. Gitmek ve görmek istediğiniz yerleri belirledikten sonra harita çalışmasına başlamalısınız. Harita üzerinde birbirlerine yakınlıklarına göre gruplandırıp ona göre hareket etmelisiniz. Yakın olmayan yerler için ulaşımınızın en yakın ve rahat olacağı noktaları belirleyebilirsiniz. Gitmek istediğiniz müze veya ören yerlerinde daha uygun gezebilmek için farklı belgeler isteniyor olabilir onun da araştırmasını yapmak da fayda var. Ayrıca gideceğiniz müze ve benzeri yerlerin giriş ücretlerine bakarak bir bütçe çalışması da yapabilirsiniz.

7- Yanımıza Neler Almalıyız

 

Kendi kişisel aracınızla gitmiyorsanız yanınıza mümkün olduğunca az ama yeterli şeyler almalısınız. Havalimanına toplu taşıma ile giderken bir sürü çanta ile gitmek en iyi seçenek olmayabilir her zaman. Gideceğiniz yerin iklim şartlarını da göz ardı etmeden valizinizi hazırlamalısınız. Yanınıza her mevsimde yağmurdan koruyacak bir şeyler almanızı tavsiye ederim.

8- Küçük Öneriler

 

Yabancı dil bilmeyerek çıkılan yurt dışı gezilerinde kaybolmaktan korkuyorsanız kendinize adınızın, soyadınızın, kalacağınız yerin adresinin ve bir iletişim numarasının bulunduğu kartlar hazırlayabilirsiniz. Telefonunuzun yurt dışına açık olduğundan emin olun. Her gün kullanmasanız da başınıza bir şey geldiğinde kullanmanız gerekebileceğini unutmayın. Ülkemizde ya da yurt dışında fark etmez bir çok şehirde taksinin ne kadar tutabileceğinin tahmini gibi uygulamalar bulunmaktadır. Taksi ulaşımlarında kesinlikle bulundurulması gereken uygulamalardır unutmayınız. Gittiğiniz yerde acil telefon numaralarını öğreniniz. Hediyelik eşya veya kendi ihtiyaçlarınız için uygun yerlere de internetten bakabilirsiniz. Gittiğiniz yerlerde araba kiralamak da iyi bir seçenek olabilir unutmayınız.

Yazar Hakkında:
Nalan Kaya. “Bilgi paylaştıkça çoğalır” felsefesiyle, hemen her konuda büyük küçük demeden bildiklerimi paylaşmaya çalışıyorum.
Blog : https://fikirsiz.net
Facebook : https://www.facebook.com/fikirsiznetde/
Devamını Oku »

18 Mart 2019 Pazartesi

Kendinden Emin Olmak İçin Yapılması Gerekenler

18 Mart 2019 Pazartesi
Kendinden Emin Olmak İçin Yapılması Gerekenler

Kendinden Emin Olmak İçin Yapılması Gerekenler


Güven, profesyonel dünyada iyi bir izlenim sunar ve içsel gücünüzü gösterir. Kendinden emin olmak, bazı insanlara doğal yoldan gelir, diğerlerinde bunu elde etmek için çok çalışmak zorunda kalırlar. Bazen belirli bir durumda güvene ihtiyaç duyulur ve bu zamanlarda kendinizi derinlere dalmalı ve hissetmeseniz bile görünmelisiniz.

Kişisel ve profesyonel gelişiminiz için öğrenilmesi, ustalaştırılması ve prova edilmesi gereken yumuşak bir beceri olarak düşünün. Emin olduğumuzda içgüdülerimiz ele geçirir ve tavrımız duruş ve pozumuza yansır. İnsanlar kendinden emin ya da tereddütlü olup olmadığınızı bir bakışta anlayabilir. Çünkü elimizi kolayca gösterebilen belli bir şekilde konuşur, yürür veya dururuz. Olumsuz koşullarda bile hazır ve yetenekli görünmek için onu elde etmeye özenle çalışırsanız, kendinden emin görünmek kolaydır. Bir çok marka personeli için bunları önemseyerek pazarlama stratejileri açısından farkındalık yaratmaya çalışmaktadır. Kendinden emin olmak için yapılması gerekenler konusunda kendinizi geliştirin.

Kendinden Emin Görünmenin 11 Yolu

Kıpırdanmayı bırak


Emin olmadığımız zaman kıpırdanmaya başlarız ve bu gerginliğin kesin bir belirtisidir. Gergin bir durumda sakininizi kaybetmek oldukça kolaydır. Bunun beden duruşumuza doğrudan bacakları ve parmakları ile dokunmak, hala olmaya çalışmak ama bunu yapamamak ve gözlerinde kimseye bakmamak gibi doğrudan etkisi vardır. Kendine güvenen görünmek istiyorsan kıpırdatmayı bırak.

Dengenizi yeniden kazanmaya çalışın, böylece iç kuvvetinizi bulabilirsiniz. Profesyonel olmanın yanı sıra kişisel başarının anahtarı, onu başarmanın kendine inancıdır. Sakin ve serin bir tavır sergileyebilmeniz için teknikleri uygulamak istediğiniz kadar emin değilseniz, teknikleri uygulayın.

Elleri cebine koymaktan kaçın


İnsanların, emin olmadıklarında veya gergin olduklarında ellerini gizleme eğilimi vardır. Herkes bunu biliyor, yani elleriniz zaten cebinizde, dış dünyaya gösterdiğiniz şeyi düşünün. Kötü bir davranış işareti ve garip göründüğü için konuşurken kollarınızı katlamayın. Kendine güvenen görünmek istiyorsan ellerini her zaman görünür tut. Kendine güvenen doğanı göstermek için ellerin etkili bir şekilde kullanılabilir. Bir konuşma sırasında ellerinizle yapılan kasti eylemler, durumun gerektirdiği durumlarda aşırıya kaçılmaması durumunda ara sıra yapılan bir dokunuş kadar iyidir.

Düz ve uzun durun


Düz durup uzun boylu durmak, dünya ile yüzleşmeye hazır ve istekli olduğunuzu ve size fırlattığı her şeyi halledebildiğinizi gösterir. Kendinden emin görünmenin en iyi tekniklerinden biri beden dilinizi yansıtmak ve doğru durmaktır. Dümdüz, öne çıkın ve omuzlar tekrar güç ve durumunuzu yansıtır ve durumun tam olarak sizin elinizde olduğunu gösterir. Eğimli cisimler sizi belirsiz olarak gösterir, bu yüzden pahasına kaçının. Eğer önceki duruşunuz böyle olsaydı, o zaman dış dünyaya duyulan güveni ileten daha iyi birine konsantre olmanın zamanı geldi.

Gözler ileri


Kendinden emin görünmek istiyorsan, işin püf noktası gözlerini ileride tutmak. Vücut dilinizi daha iyi hale getirmek için göz temasını koruyun ve dik durun. Vücudunuzu çene yukarı ve gözler hizasında tutmak daha iyidir, böylece yaşam tarzınıza kök salmış olur. Bir süre sonra, onu bilinçli bir şekilde sürdürmek için iki kez düşünmek zorunda kalmazsınız.

Profesyonel yaşamınızda birkaç kişiyle yüzleşmeniz gerekebileceğinden ve göz teması kuramıyorsanız, eyleminiz kararsız bir nitelik olarak algılanacak ve size profesyonel zarar vereceğiniz için bu duruş çok önemlidir. Hedef üzerindeki gözler, dürüstlüğünüzü yansıttığı için özgüveninizi göstermenin doğru yoludur.

Daha geniş adımlar atın


Kendinden emin görünmek için geniş bir duruşla daha uzun adımlar atın. Ayaklarınızı birbirine çok yaklaştırırken, çekingenliğinizi gösterir ve dünyadan korktuğunuz hissini verirsiniz. Açık bir duruş, sizi hedefinize daha da yaklaştıracak adımı atmaya istekli olduğunuzu gösterir. Bu yüzden bir öncül alana girerken veya çıkarken büyük adımlar atın.

Emin olmak ve çılgınca ve hızlı adımlar atmak arasında bir fark var. Duruşunuzu kasıtlı ve emin hareketlerle aynı hizaya getirin, böylece daha emin görünebilirsiniz. Alıştırma yapmak mükemmelleştirir, böylece evinizin mahremiyetinde böyle yürümeyi deneyebilirsiniz.

Korkusuz ol


Başarısızlık korkusu zihinsel yorgunluğunuzu ve hayal kırıklığınızı gösteren garip bir vücut duruşu ile sonuçlanabilir. Düşüş düşüncesi sizi sakatlayabilir ve güven seviyenizi mahvedebilir. Çabalarında korkusuz ol ve diğerlerinin önünde kendinden emin görünmeye yaklaşımında olumlu ol. Bazen korku gerçek olabilir ama yüzünüzde veya vücut duruşu ile göstermesine izin vermeyin.

Bu ezici duygu, düşüşünüzü kanıtlayacak ve kesin bir başarısızlıkla sonuçlanacaktır. Neden böyle bir olumsuz düşünceyi zihninize davet edin, Pozitifliğin düşünce sürecinizin içine sızmasına izin verin ve farkı görün. Güvenle ve güvenle yürüyen ve konuşan farklı bir insan gibi hissedeceksiniz. Komutadaki varlığınız, gücünüz ve tarzınız, bu dünyadaki her şeyi başarmanıza yardımcı olacaktır.

Açık ve yavaş konuşun


Kendine güvenen görünmek istiyorsan açıkça konuş. Sesiniz ve tonunuz, yaşamdaki tutumunuzu yansıtır ve dolayısıyla başkaları üzerinde olumlu bir izlenim bırakacak şekilde konuşur. Zaman ayırın, düşünce sürecinizi toplayın ve sakince ve kesin konuşun. Başkalarının sizi ezmesine izin vermeyin. Rastgele ya da çok yavaş konuşma, her ikisi de kaygı belirtileridir, bu yüzden geride bırakın. Çok kötü konuşmayın, aksi halde kötü davranın. Verimli konuşma sanatını öğrenmek için aynanın karşısında kendinize konuşmaya başlayın. Diğerleri hakkında olumlu ve uzun süreli bir etki bırakacaktır.

El sıkışma


Herhangi bir hazırlık yapmadan el sıkışmanın kolay bir iş olduğunu düşünüyorsanız, yanlış yaptığınızı size temin ederim. Kendine güvenen görünmesi için diğer kişinin elini sağlam bir el sıkışmasına tutun. Terli eller ve gevşek bir el sıkışma belirsizliğiniz gösterir ve sizi kötü ışıkta gösterir, ancak sıkı bir tutuş kendinden emin doğanız gösterir. El sıkışma pratiği yapın, böylece herkes sizden dolayı saygı duyabilir.

Başkalarının konuşmasına izin ver


Sükut altındır. Evet, doğru ama dilsiz değil. Bir konuşmada, iki tarafın da fikirlerini öne sürmeleri önemlidir. Konuşun ve ileri görüşünüzü söyleyin, sonra diğer kişinin konuşmasına izin verin. Dinlemek, muhalifinizi anlamanıza yardımcı olacağı için konuşmaktan çok daha önemlidir.
Bu sosyal bir araçtır, bu yüzden bunu kendi yararınıza kullanın. Vücudunuzun duruşunu alıcı hale getirin, böylece diğerleri konuşmaya katıldığınızı bilsinler. Dikkatiniz ve güçlü vücut duruşu, başkalarının önünde kendinden emin görünmenizi sağlayacaktır.Cümleler arasındaki sessizliğiniz, konuşmaları için başkalarını cesaretlendirir. durum üzerindeki emrinizi gösterir ve kendinize güvenip anlayışlı görünmenizi sağlar.

Kendiniz için ayağa kalkın


Başkalarının önünde kendinden emin görünmenin bir yolu, kendinize inandığınızı ve arzu ettiğiniz her şeyi başarabileceğinizi göstermektir. Önünüzde hedefleriniz varsa, o zaman kendiniz için ayağa kalkın ve olumlu düşünün. Tutumunuz ve doğanız, düşündüğünüz şeyi başarmanıza yardımcı olacak araçlardır. Kendinize inandığınızda duruşunuz daha düz ve dikleşir, sesiniz derinleşir ve emin olur ve duruşunuz bile güven çığlık atıyor. Bu iyi öğrenilen bir ders olsun. Önemli olan ve kendine güvenen vücut dilinizi gösterdiğinizde herkes etkilenecek ve izlenim profesyonel bir ortamda sayılacak.

Bilgi Edinme


Eğer bir konu hakkında bilgili değilseniz, doğal olarak kendinden emin hissetmeyeceksiniz. Bilim adamları arasında oturmak istersen, sana soracakları korkusuyla olan güvenini kaybedeceksin. Bununla birlikte, eğer bir iş adamıysanız ve akranlarınız arasında oturacaksanız ve konuyu tam olarak biliyorsanız, kendinizi nasıl taşıyacağınızı açıkça gösterecek şekilde kendinize güveneceksiniz.

İnsanlar fikirlerini veya düşünce süreçlerini savunmak için eş değer bilgiye sahip olmadıklarında başkalarının önünde güvenlerini kaybederler. Dolayısıyla, kendinize güvende görünmenin en iyi yolu daha fazla bilgi edinmek, böylece birileri sizi bırakmaya çalıştığında hazır olmanızdır. Bu kibirli olduğun anlamına gelmez. Sadece bu, başkalarının sorularını bilginiz aracılığıyla cevaplama cesaretine ve haklı olduğunuzu bilme cesaretine sahiptir. Bu cesaret otomatik olarak Size Güvenle Görünme konusunda yardımcı olacaktır.

Yukarıdakiler, Kendinden Emin Görünebilmeniz için 11 yöntemdi. Bu yolların her birinin önemli olduğunu düşünüyoruz. Makaleyi okurken, yaptığınız bazı şeyleri daha az güvende hissetmenizi sağlayacaktı. Bu şeylerden kurtulun ve meslektaşlarınızın önünde kendinizden emin görünmelisiniz.

Yazar hakkında: Adım Sezgin Koyun. Pazarlama bilim uzmanı ve hali hazırda işletme doktorası yapmaktayım. Sosyal girişimcilik üzerinde bir tezim olmakla beraber finans, tüketici ve pazar hakkında da makalelerim mevcuttur. sezginkoyun.com adlı bir akademik blog sahibiyim.
Devamını Oku »

15 Ekim 2018 Pazartesi

21. YY Sorunu : Obezite

15 Ekim 2018 Pazartesi
Obezite Sorunu

OBEZİTE SORUNU

Dünyada obeziteyle verilen mücadelede maalesef olumlu sonuçlar alınamıyor. Altınbaş Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ayça Doğan Mollaoğlu “Böyle devam ederse 2025 yılında tüm dünyada her 5 kişiden 1’inin obez olması bekleniyor” sözleriyle durumun vahametini gözler önüne seriyor.

Obezite, vücutta sağlığı bozacak ölçüde aşırı ve anormal yağ birikmesidir. Obeziteyi ölçmede en yakın ve doğru sonuç gösteren ‘Beden Kitle İndeksi’ kullanılmaktadır. Bu ölçme, kilonun boya bölünmesiyle bulunur. Vücut ağırlığı ve boyunuzu hesapladığınızda çıkan sonuç 18,5-25 arasında ise bu sizin normal kiloda olduğunuzu gösterirken 30 ve yukarı sonucu ise obez olduğunuzu işaret etmektedir. Dünya Sağlık Örgütünün araştırmasına göre en çok obez nüfus %61 oranla Nauru' da bulunmakta. Bu korkunç bir yüzde, verilere göre ülkenin yarısından fazlası obeziteyle hayatına devam etmeye çalışıyor. Türkiye ise %32.1 ile bu sıralama da 17 sırada yer alıyor. Ülkemiz de kadın obezite oranı erkeklere göre daha fazladır.

OBEZİTENİN NEDENLERİ


Obezitenin birden fazla nedeni vardır. Dünya hızla değişirken bizde bu karmaşaya ayak uydurmaya çalışıyoruz. Gelişen teknolojiyle beraber hayatımızı kolaylaştıran bir çok cihaz bizlerle buluştu ve buluşmaya devam ediyor. Araba, asansör, telefon, uzaktan kumanda vb. gibi. Bununla beraber hareket alanımız kısıtlandı ve enerji harcamamaya başladık. Yeme alışkanlıklarımız değişti sağlıklı ve doğal ev yemeklerinin yerini, kısa sürede hazırlanan sağlıksız 'fast food'lar aldı. Bunun yanına bir de alkol ve sigara eklenince hızlıca kilo almamak için hiç bir neden ortada kalmıyor.
Çevre faktörü de obezitede büyük önem arz ediyor. Aile ve arkadaş çevresinde abur cubur, fast food gibi sağlıksız gıdalarla besleniyorsa bu da bireyi olumsuz yönde etkiliyor. Özelikle aile, günün yarısından çoğunu beraber geçirdiğiniz insanlar kötü beslenme alışkanlıklarına sahipseler sizin de pek şansınız olmuyor. Fiziksel nedenlerin yanında ruhsal ve psikolojik etkilerde obezitenin bir diğer nedenlerinden. Özellikle çocuklukta yaşanan travmalar, sevdiklerini kaybetme, aile içi huzursuzluk ve sorunlar kişiyi yemeğe yönlendirir. Hayatımızda stres olmazsa olmaz fakat bunla baş edemeyip çıkış kapısı yemekte görülür. Ve alınan kilolarla beraber insanın öz güveni azalır. Kaybedilen güven sorunuyla baş etmek için kişi yine yemeğe başvurur ve bu bir kısır döngü oluşturarak bireyin kendini sürekli yanlış bir şekilde tekrarlamasına neden olur.

OBEZİTENİN YARATTIĞI BAZI SAĞLIK SORUNLARI


Obezite beraberinde bazı hastalıkları da yanında getiriyor;
  • Tip 2 Diabetes Mellitus ( Şeker Hastalığı)
  • Hipertansiyon ( yüksek tansiyon)
  • Koroner arter hastalığı
  • Hiperlipidemi – Hipertrigliseridemi (Kan Yağlarının Yükselmesi)
  • Metabolik sendrom
  • Safra kesesi hastalıkları
  • Bazı kanser türleri (kadınlarda safra kesesi, endometriyum, yumurtalık ve meme kanserleri, erkeklerde ise kolon ve prostat kanserleri )
  • Osteoartrit
  • Felç
  • Uyku apnesi
  • Karaciğer yağlanması
  • Astım
  • Solunum zorluğu
  • Gebelik komplikasyonları
  • Menstruasyon düzensizlikleri
  • Aşırı kıllanma
  • Ameliyat risklerinin artması
  • Ruhsal sorunlar (Anoreksiya nevroza (yemek yememe) veya Blumia nevroza (kusarak yediği besinlerden yararlanmama), Binge eating (tıkınırcasına yeme), gece yeme sendromu gibi ortaya çıkabilir veya bir şeyi daha fazla yiyerek psikolojik doyum sağlamaya çalışma)
  • Toplumsal uyumsuzluklar
  • Özellikle sık aralıklarla ağırlık kaybetme ve kazanma sonucunda deri altı yağ dokusunun fazla olması nedeniyle deri enfeksiyonları, kasıklarda ve ayaklarda mantar enfeksiyonları
  • Kas-iskelet sistemi problemleri
  • İnsülin direnci – Hiperinsülinemi.

OBEZİTENİN TEDAVİSİ


Obeziteyle mücadele de uygulanan tedavilerin başında Diyet ve Egzersiz gelmektedir. Bunun yani sıra ilaç ve cerrahi tedavilerde uygulanır. İlk tercih edilen ve sağlıklı yöntem her zaman diyet ve egzersizlerdir. Hastanın hareketli olması ve yediklerine dikkat etmesinin yanında kişisel terapi veya grup terapileri kişiye destek olacaktır. Bu süreçte kilo vermek büyük bir başarı ancak asıl başarı iradeye sahip çıkıp verilen kiloların geri alınmamasıdır.

Yazar Hakkında:Suveyda.net blogunun iki yazarından biriyim. Blogumuz iki kardeşin iyi anlaşması ve ortak zevklerinin bir ürünüdür. Yabancı dizi önerileri, genel, gündem, kitap incelemeleri, film incelemeri gibi konularda yazıyoruz. Yazılarımız çoğu ‘’genel’’ kategorisinde çünkü farklı bir sürü konu hakkında yazı yazmayı seviyoruz sanırım.
Blogumuza Suveyda.Net' ten ulaşabilir, instagram : esuveyda hesabımızdan takip edebilirsiniz.:)

Konuk yazarımızın makalesini beğendiyseniz,aşağıdaki sosyal ağ butonları sayesinde paylaşabilirsiniz. 
💕⃕
Devamını Oku »

28 Haziran 2018 Perşembe

İnternette Alan Adı (Domain) Alırken Nelere Dikkat Etmeliyiz ?

28 Haziran 2018 Perşembe
İnternette Domain Alırken Nelere Dikkat Etmeliyiz
Bu yazımda, domain seçiminin önemi ve internette alan adı alırken nelere dikkat etmeliyiz ? maddeler halinde inceleyeceğiz.Söz konusu şirketinizi sanal dünyaya taşımak ya da blog benzeri kişisel bir web sitesi açmak olduğunda göz önünde bulundurmanız gereken iki nokta vardır. Bunlardan birincisi uygun bir barındırma hizmeti seçimi, ikincisi ise markanızın kimliğini yansıtabilecek, ziyaretçi sayınızı ve tanınırlığınızı doğrudan etkileyecek olan alan adı (domain) seçimidir.

Alan adı (domain) bir web sitesinin, internet üzerinde bulunan adı ve adresi olarak tanımlanmaktadır. Alan adları bir sunucunun tanımlanması için kullanılan IP numaralarının, web sitesini daha basit bir şekilde tanımlamaya yarayan bir çevrimidir. Bir alan adı, bir isim ve bir uzantıdan oluşmaktadır. Alan adı önemlidir çünkü alan adı sitenin içeriğinde ne olduğunu özetleyebilmektedir. Bir sitenin ne içerdiğini anlayabilmenin en basit yolu alan adına bakarak anlaşılabilir.

1. Anahtar kelimelerinizi belirleyin.

 

Her ne kadar Google'ın yaptığı her yeni güncellemelerle birlikte marka olabilecek Pinterest, Facebook gibi alan adlarına verilen önemin arttırıldığı konuşulsa bile, anahtar kelime içeren alan adlarının hala değerli olduğunu unutmamak gerekir. Bu yüzden sitenizi ve verdiğiniz hizmeti en iyi tarif eden birkaç temel anahtar kelime belirleyin ve bunları içeren bir alan adı seçmeye özen gösterin. Böyle bir alan adı hem SEO açısından faydalı olacak, hem de sitenizi ilk kez duyan birine siteniz hakkında daha iyi bir ipucu verecektir.

2. Alan adınızın basit ve hatırlanabilir olmasına dikkat edin.


Web sitenizi başka bir kişiden duyan bir ziyaretçinin, bilgisayar başına geçtiğinde alan adınızı rahatlıkla hatırlayabilmesi hayati öneme sahiptir. 12 karakterden daha uzun olmayan, kolay yazılıp kolay söylenebilen bir alan adı, size, rakipleriniz karşısında büyük avantaj kazandıracaktır. Kemik kitle olarak adlandırılan ziyaretçi kitlesini ne kadar hızlı elde ederseniz, başarı basamaklarını o kadar hızlı tırmanabilirsiniz.

3. Mümkünse .com'dan vazgeçmeyin.


Org ve .net uzantılara sahip birçok başarılı web sitesi olmasına rağmen, dünyanın en bilinen ve en yaygın kullanılan alan adı hala .com'dur. Yapılan araştırmalar da göstermektedir ki, internette yer alan alan adlarının %45’i .com uzantısına sahiptir. Dolayısıyla, .com uzantısına sahip alan adları, birçok kullanıcıya güven vermektedir. Bu yüzden, uzun vadede başarılı bir web sitesine sahip olmak istiyorsanız .com uzantısından vazgeçmeyin.

Elbette, .com alamayacağınız durumlar da olacaktır. Böyle durumlarda, alan adınızın önüne ekler getirebileceğiniz gibi, .net veya .org uzantılarına da yönelebilirsiniz. Ayrıca eğer, belirli bir ülkeye yönelik bir iş modeliniz var ise, ülkelere ait uzantıları da kullanabilirsiniz. Örneğin Almanya’ya yönelik bir iş modeli için .de uzantısı, veya İngiltere için .uk uzantıları, Türkiye için ise .com.tr tercih edilebilir. Bu uzantılar arama motorları tarafından bölgeler için önceliklendirilmektedir.

4. Tire (-) ve rakam kullanmaktan kaçının.


Doğru alan adı seçimi noktasında sık yapılan bir başka yanlış da alan adında tire (-) ve rakam kullanımıdır. Örneğin alanadim.com'un dolu olduğu durumlarda site sahipleri hemen alan-adim.com alan adını tercih etmektedir. Oysaki böyle bir alan adının hatırlanması zor olduğu gibi, ziyaretçilerinizin birçoğu tire içermeyen alan adını yani rakibinizin sitesini ziyaret edecektir. Potansiyel müşterinizi ellerinizle rakibinize uğurlamak istemezsiniz, değil mi?

Rakamlar ise kullanıcılarınız için büyük bir karmaşıklık oluşturacaktır. Sadece rakamlar kullanıcılarınıza garip gelmeyeceği gibi, kullanıcılarınızın anlamaları açısından da rakamlar güçlük oluşturmaktadır. Örneğin alan adınızın 1alanadi.com olduğunu düşünün. Size alan adınızı soran birisi, bu alan adının 1alanadi.com mu yoksa biralanadi.com mu olduğunu anlamakta güçlük çekebilir.

5. Sadece .com uzantısı ile yetinmeyin.


Güvendiğiniz bir projeyi internete taşıyorsanız, sadece .com uzantıyla yetinmeyin, .net, .org, .info gibi diğer uzantılarını da alıp ana sitenize yönlendirin. Bu şekilde doğabilecek yanlış anlaşılmaların önüne rahatlıkla geçebilir, ziyaretçi kaybınızı minimuma indirebilirsiniz.

6. Alan adı fikrinizin sosyal medya uygunluğunu kontrol edin.


Alan adı seçiminde çoğunlukla atlanan ancak akılda bulundurulması gereken önemli bir kriter de, bu alan adının aynı şekilde sosyal medya üzerinde de kullanılması gerektiğidir. Alan adını satın almadan önce alan adına uygun sosyal medya hesaplarının sahiplerinin olup olmadığını kontrol etmeniz, sizin için daha iyi olacaktır.

Yazar Hakkında:Burak Özdemir, yıllardır web geliştiriciliği ile ilgilenmektedir. Şu anda, kullanıcılarının, hızlı ve güvenli biçimde, anlık olarak domain sorgulama yapabildiği,Turbo Domain Search adını verdiği projesi ile uğraşmaktadır.
Devamını Oku »

21 Mayıs 2018 Pazartesi

İş Hayatında Kullanılabilecek En Pratik 7 Uygulama

21 Mayıs 2018 Pazartesi
İş Hayatında Kullanılabilcek Pratik Uygulamalar
Teknolojinin gelişmesiyle iş hayatında da kullanılan uygulamaların sayısında büyük bir artış oldu. Birçok çalışan bu uygulamaları etkin bir şekilde kullanıyor. Bu uygulamalar sayesinde çalışanlar işlerinin çoğunu kolay bir şekilde halledebiliyor. Ayrıca yine bu uygulamalar çalışanların iş yerindeki iletişimini ve verimliliğini arttırıyor. İş hayatında etkili bir şekilde kullanabileceğiniz en başarılı 7 uygulama ile iş hayatınızı kolaylaştırın.

İş Hayatında Kullanılabilecek En Pratik Uygulamalar


1.TimeFul Akıllı Takvim Uygulaması 

TimeFul Akıllı Takvim Uygulaması

TimeFul uygulaması ile bütün takvimlerinizi tek bir yerde toplayabilirsiniz. Ayrıca yine bu uygulama sayesinde bu takvimlerinizin içine çeşitli görevler atayabilir ve bu görevleri dilediğinizce yönetebilirsiniz. Uygulamanın en ilginç ve dikkat çekici özelliği ise sizin alışkanlıklarınızı öğrenmesi ve sizi bu alışkanlıklarınıza göre uyarmasıdır. Örnek vermek gerekirse, takviminizde bulunan ve rutin olarak yaptığınız bir eylemi yapmayı unuttuysanız TimeFul sizi bu konuda uyarıyor.

2.Toggl


Toggl
İş dünyasında zamanı etkili bir şekilde kullanmak büyük bir önem taşır. Günümüz iş dünyasında birçok çalışan zamanı etkili bir şekilde kullanamadığından yakınıyor. Toggl uygulaması bu soruna çözüm vadeden bir uygulama. Bu uygulama sayesinde hangi işte ne kadar vakit harcadığınızı takip edebiliyorsunuz. Bu sayede de hangi işlerde gereksiz vakit kaybettiğinizi izleyebiliyor ve buna göre çeşitli önlemler alabiliyorsunuz. Toggl’u kullanmak da oldukça basit. Tek yapmanız gereken şey işe başlamadan önce uygulamayı açmak Toggl gerisini sizin için hallediyor. Toggl uygulamasının hem IOS hem de Android platformlarda kullanılabilmesi büyük bir avantaj.

IOS için : https://toggl.com/best-free-time-tracking-app-for-iphone

Android için : https://toggl.com/best-free-time-tracking-app-for-android


3.Any.Do


Any Do
Any.do bir görev yönetim uygulamasıdır ve uygulama sayesinde işlerinizi planlamak için sanal bir asistana sahip olursunuz. Ayrıca Any.do uygulaması ile saatlik olarak bildirim alabilirsiniz ve bu sayede de hiçbir görevinizi unutmazsınız. Zaman yönetimi konusunda da kolaylık sağlayan uygulama IOS ve Android platformlarında bulunuyor.

IOS için : https://itunes.apple.com/in/app/any.do-to-do-list-planner/id497328576

Android için : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.anydo


4.Time Doctor


Time Doktor
Time Doctor, çalışma saatleri içinde personelin takibini yapabileceğiniz bunun yanı sıra proje yönetimi, iş takibi, süreç yönetimi gibi iş hayatında hayati önem taşıyan birçok işlemi kolaylıkla gerçekleştirebileceğiniz bir bilgisayar takip programı olarak biliniyor. Ayrıca Time Doctor ile sahadan çalışan personelin takibi de yapılabiliyor. Bunun için mobil uygulamasında bulunan GPS özelliği kullanılıyor. Time Doctor, web tabanlı olarak kullanılabilmesinin yanı sıra Android ve IOS platformlarında da mevcut. Ayrıca Mac, Linux ve Windows için de masaüstü uygulamaları mevcut. Time Doctor bu kadar çok platformda sorunsuz bir şekilde kullanılabilmesiyle de ön plana çıkan uygulamalardan.

IOS için : https://itunes.apple.com/tr/app/time-doctor/id631398826?mt=8

Android için : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.timedoctorllc.timedoctor&hl=tr

Mac için : https://www.timedoctor.com/tr/download.html#

Windows : https://www.timedoctor.com/tr/download.html#

Linux : https://www.timedoctor.com/tr/download.html#


5.Slack


Slack
Ekip içi iletişimi sağlamak günümüz iş dünyasının en büyük problemlerinden bir tanesidir. Hele ki uzaktan çalışan personeliniz varsa bu durum gerçekten büyük bir probleme dönüşebiliyor. Slack bu problemi ortadan kaldırmak için geliştirilen ve ekip içi iletişimi üst düzeyde tutmaya yarayan bir uygulama. Uygulama ile ofis ortamını sanal bir ortama taşıyabiliyor ve ekip içi iletişimi hat safhaya çıkarabiliyorsunuz. Program sadece uzaktan çalışan personel için değil ofis içinde çalışan personelin iletişimini kuvvetlendirmek için de sıklıkla kullanılan bir uygulama. Slack hem Android hem de IOS platformlarında kullanılabiliyor.
 

IOS için : https://itunes.apple.com/us/app/slack/id618783545?mt=8

Android için : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.Slack&hl=tr


6.Trello


Trello
Trello proje yönetimi ve ekip çalışması konusunda büyük ölçüde yardımcı bit uygulama. Bu uygulama ile kendinize veya ekibinize özel projeler oluşturabilir ve ekibinizdeki kişilere görevler atayabilirsiniz. Atanan görevin kime atandığı, projenin ne durumda olduğu gibi konularda bilgi sahibi olabilir ve bu bilgileri rapor haline getirebilirsiniz. Uygulamanın bir diğer özelliği de ‘yapılacak işler’ listesi oluşturmanıza imkan vermesidir. Uygulama hem Android hem de IOS platformlarında mevcut.

IOS için : https://itunes.apple.com/us/app/trello/id461504587?mt=8

Android için : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.trello&hl=tr


7.Asana


Asana
Asana proje yönetimi yapabileceğiniz ve ekip üyelerinize görev atayabileceğiniz bir uygulama. Ayrıca, bu görevlere özel açıklamalar ekleme imkanı da veriliyor. Asana ile yapılabilecekler bunula da sınırlı değil. Basit bir ara yüze sahip olmasının yanı sıra ekip içi iletişimi sağlama noktasında da kendi içinde bir mesajlaşma uygulaması mevcut. Uygulama hem IOS hem de Android platformlarda rahat bir şekilde kullanılabilmesiyle büyük bir avantaj sağlıyor.

IOS için : https://itunes.apple.com/us/app/asana-organize-tasks-work/id489969512?mt=8

Android için : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.asana.app&hl=tr


Bu yazı Ömer Faruk tarafından Sosyal Medya Kafe için yazılmıştır.Dizi ve film hakkında bilgiler alabileceğiniz omerfaa blogumu ziyaret edebilirsiniz.

Konuk yazarımızın "İş Hayatında Kullanılabilecek En Pratik 7 Uygulama " makalesini beğendiyseniz, aşağıdaki sosyal ağ butonları sayesinde paylaşabilirsiniz. 
💕⃕
Devamını Oku »

26 Mart 2018 Pazartesi

Blog İle Kazanç İlişkisi

26 Mart 2018 Pazartesi
Blog Kazanç İlişkisi

Blog İle Kazanç İlişkisi

Günümüzde blog ile para kazanma hevesi oldukça geniş bir kapsama yayılmıştır. Bunlardan başlıca bir sebep olan, oturduğum yerden para kazanma isteğidir. Ama bu iş öyle herkesin açıyım da kazanayım gözüyle olmaz. Bazı insanlar bu işe amaçları para kazanmak olarak girip 1 ay sonra her şeyi bırakıp boş iş demesiyle baştan kaybetmiştir. Şunu demeliyim ki evet blog yöneterek para kazanmak mümkün, ancak bu işte bir emek sarf etmeniz ve oldukça sabırlı olmanız gerekmektedir. Sabır bu işin temel taşıdır, şöyle düşünmelisiniz ki bahçeye tohum ekmeden meyve beklenir mi? Bu işte tam bu örneğe benzer olarak gösterilebilir. Siz bir emek ve çaba göstereceksiniz ki zamanla bu verilen emekler size kazanç olarak dönecektir. Sizlere bu işten gelen kazançla geçim sağlayan onlarca insan örneği verebilirim. Bu insanlardan bizim neyimiz eksik diye kendinizi hiç yargılamıyor musunuz? Günümüz teknolojisi sayesinde artık kod yazmayı bilmeyen insanlar bile site kurup para kazanabiliyor. Kod yazmadan site kurmamızı sağlayan tabanlardan birisi wordpresstir. Tabi bu örneklemeye tek wordpress dahil değildir, blogger, tumblr, wix gibi tabanlar sayesinde kod yazmadan site sahibi olabiliyorsunuz. Blog ile para kazanma yöntemleri sayıca biraz fazladır. Blog açarak para kazanmak için Blog ile para kazanma yöntemlerine göz atabilirsiniz. Bana göre bunlar arasında en iyi kazanç sağlayan sistem google adsense’dir. Görmüşsünüzdür ki forumlarda bir çok başlıkta adsense alamıyorum gibi tarzda konular açılır. Aslında hiç te öyle zor değildir, burada dikkat edilmesi gereken nokta google adsense politikalarını ihlal etmemektir. Bu ihlallere bir göz atıp sağlam adımlar ile sitenizi geliştirirseniz eminim ki adsense’den onay almak hiçte o kadar zor olmadığını göreceksiniz.

Blogtan Ne Kadar Kazanç Sağlarım?

Bu sorunun cevabını kimse net bir şekilde şu sayıdır diyemez. Çünkü para kazanma seçeneklerinden hangisi kullandığınız kazanç aşamasında farklılık gösterecektir. Örnek veriyorum sadece bir tanıtım yazısı alan site ile adsense reklamlarını kullanan siteler aynı kazanamaz. Aslında bu sektörde herkesin geliri farklıdır, kiminin on binler kiminin sadece hosting masrafları karşılayacak kadar kazanması da mevcuttur. Yukarıda bahsettiğim gibi ilk hedefiniz kazanç olmasın tamamen geliştirmeye içerik eklemeye odaklanın. Kazanç her zaman ikinci planda olsun ki hedefimiz doğrultusunda daha iyi yerlere çıkabilelim. Google’de her anahtar kelimenin getirdiği kazanç farklıdır. Buda oldukça önemli faktördür ki kazançlarımız biraz da buna bağlıdır. Burada ki püf nokta keşfedilmemiş anahtar kelimeleri bulmaktır. Yüzlerce odaklanmış anahtar kelimenin kazancından ne beklenir ki? Farkındalık yaratın yeni kelimeler bulun kazancınız yüksek olsun. Bazı forumlarda görüyorum ki adsense reklamı almış ve sitenin her yerini reklam ile doldurmuş. Bu bir yanlış işlemdir, insanların gözüne reklamı sokarsanız ziyaretçi direk siteden çıkabilir. Bunu kendi bakış açınızdan düşünün, girdiğiniz sitede aradığınızı bulamadığınız da ve her yerde reklamın olması bizi bile rahatsız edip direk çıkmamızı sağlayacaktır. Ve siteden hemen çıkmak sitemizin google gözünde değer kaybetmesi demektir. Ziyaretçilerinize istediklerini verin, ilgili yazılara bağlantılar verin ki sitede dolaşma süresi uzun olsun ki değeri artsın.

Yazar Hakkkında: Ben Pozitif Blog yazarı Hakan Yılmaz, blog hayatımdaki bilgileri sizlere aktarıp sizlerinde bu işlerden para kazanmasına yardımcı olmak istediğimden dolayı bu tür makaleler yazarak destek oluyorum.

Misafir yazarımızın "Blog İle Kazanç İlişkisi" makalesini beğendiyseniz ,aşağıdaki sosyal ağ butonları sayesinde paylaşabilirsiniz.
💕⃕
Devamını Oku »

20 Şubat 2018 Salı

Kişisel Blog Yazmak Gerçekten Çok Zor

20 Şubat 2018 Salı
Kişisel Blog Yazmak

Kişisel Blog Yazmak


Merhaba değerli Sosyal Medya Kafe okurları. Bu gün sizlere çeşitli blog konularından birisi olan Kişisel Blog'u anlatacağım. Hatta Kişisel Blog yazmanın zorluklarını anlatacağım. Öncelikle kişisel blog nedir sizlere onu anlatarak başlayayım. Kişisel Blog bir kişinin bir proje (Blog Hocam) veya kendi alan adına (Nuri Özkan) açmış olduğu ve yazılarını belli bir ana konuya bağlı olarak yazmadığı, her konuda yazabildiği bir blog türüdür. Bu da diğer blog türlerinden en zorudur diyebilirim. Bu benim kişisel görüşümdür.

Şimdi belki buna karşı çıkanlar olabilir yok şu daha zor diyebilir. Tabiki de her işi her konunun zor noktaları olabilir. Ama dedim ya en zoru bana göre kişisel blog yazmaktır. Diğer blog konularını yazayım kısaca açıklamaya başlayacağım. Öncelikle bir blog açtınız. Buna bir konu seçtiniz ve yazmaya başladınız. Konunuz makyaj blogu olabilir. Ne yazarsınız? Makyajın zararları, faydaları, nasıl yapılır? gibi konularla başlar ilerleyen zamanda ise detaylar teknikler derken hemen hemen her gün bir yeni bilgi bulabilir yazabilirsiniz. Yazılmışları vs inceler alanınızdaki rakipleri inceler ona göre farklı ve benzer çizgiler çizer yazmaya devam edersiniz.

Kişisel Blog yazarken ise bunlar biraz daha zorlaşacaktır. Alan adınıza açtığınız bir blog da yazdığınız konular çeşitli olduğu için bir süre sonra yazacak yazı bulamayacaksınız. Neden mi çünkü her şeyi yazdığınızı sanacak 500-600 yazıdan sonra da bıkacaksınız. Her konuda yazdım ama bir konuda zirve olamadım diyecek hevesinizi kıracaksınız. Bir konuda zirve olmak nedir? nasıl olur? diyerek konuma devam edeyim.  Siz blogunuzda her zaman Niche Blog olarak sadece belli konuya odaklanarak yazı yazarsanız eğer o konuda zirveye tırmanmanız muhtemeldir. Neden mi çünkü sizin sitenizin genel anahtar kelimesi yazdığınız konu ile alakalı olacağı için çok ama çok iyi bir sıralamaya çıkacak Google da alanınızda belki zirve olacaksınız.

Buna örnek verecek olursak 20 yazı ile BistCoin adında Niche blogum var. Google da Bistcoin yazarsanız eğer göreceksiniz ki zirveye çıkmak üzereyim. Yada ikinci sıradayım. Bu Niche blogla yani tek konu üzerinden yazılan Blogun başarısıdır. Fakat kişisel blog da bu şekilde olmamaktadır. Alexa sıralaması ne kadar iyi olursa olsun Google arama yerine Kişisel Blog yazınca binlerce site arasında yerinizi ilk 100 siteye bile sokamıyorsunuz. Anca profesyonel bir SEO çalışması gerekiyor. Yada ilk sıralar hayal oluyor fakat spesifik bir yazı yazarsanız ancak o zaman yazınız ilk sırlara çıkacaktır. Mesela Bistcoin Ne zaman çıkacak adlı bir yazı yazınca Kişisel Blogum ilk sıralara yakın çıkmaktadır.  Onun içinde binlerce lira gerekiyor. Yani buradan sizlere tek tavsiyem siz siz olun kişisel blog açmayın. Onun yerine size Niche Blog açmayı tavsiye ediyorum. En azından bildiğiniz ve ilgi duyduğunuz alanda zirve olun.

Sözlerimi toparlayacak olursak da siz siz olun zor olan okyanus yerine küçük gölde yüzün. Okyanusta kaybolursanız bulmak çok zorken gölde ise sizi daha kolay bulurlar. Yani bir blog yazmak istediniz. Kendinizi iyi hissettiğiniz bir konuyu spesifik olarak küçültün.Örneğin Apple haberleri yerine iPhone haberleri yazın. Bu da sizlere en kolay başarıyı ve daha sonra ise  çığ gibi büyümeyi  getirecektir.

Yazar Hakkında:Ben Nuri Özkan - Kişisel Blog yazarıyım. 

Sosyal Medya Kafeye misafir yazar olarak geldim. Sitemde her konuyu yazıyorum. Özellikle de Blog ve Blogculuk adına olsun Adsense adına Reklam ve diğer konular adına olsun yazılar yazıyorum. Kendimce değerlendirdiğim SEO çabalarını da sizlerle paylaşıyorum.Burada misafir yazar olarak da sizlerden Sosyal Medya Kafeye destek ol sayfasından destek olmaya daha sonra da benim Kişisel Bloguma bekliyorum. Küçük not ise Lütfen Reklam engelleyicileriniz var ise destek amaçlı bu tür programları kaldıralım.Şimdilik anlatacaklarım bu kadar devamı için bloguma davetlisiniz...


Okumuş olduğunuz makale www.kopmaca.co yazarı tarafından, sosyalmedyakafe.com için hazırlanmıştır.

Konuk Yazarımızın " Kişisel Blog Yazmak Gerçekten Zor "  Makalesini Beğendiyseniz,Aşağıdaki Sosyal Ağ Butonları Sayesinde Paylaşabilirsiniz.
💕⃕
Devamını Oku »

16 Ocak 2018 Salı

Kaliteli Bir Blog Oluşturmak İçin Altın Değerinde Tavsiyeler

16 Ocak 2018 Salı
Kaliteli Blog Oluşturmak

Ülkemizde her geçen gün binlerce blog açılıyor. Fakat bu bloglardan pek azı başarılı şekilde hayatını sürdürebiliyor. Bunun birçok sebebi var. Bunlardan en önemlisi ise istikrarsızlık. Açılan blog sitelerine birkaç gün içerik giriliyor, daha sonra blog kimse tarafından ziyaret edilmeyince heves kırılmasıyla birlikte bir daha içerik yazılmıyor.
Öncelikle blog yazmaya karar verdiyseniz kesinlikle şunu bilmelisiniz ki piyasada binlerce blog sitesi var ve bu işe senelerdir emek veriyorlar. Onların verdiği bunca emeği hiçe sayarak, sizin açtığınız 2 günlük blog sitesini arama motorlarının üst sıralara taşımasını beklemek haksızlık olmaz mı? Bu sektörde her zaman emek veren, mücadele eden kazanıyor. O sebeple yılmadan, usanmadan içerik eklemeye devam etmeniz gerekiyor. Ve zaten blog yazmaya karar verdiyseniz bunu keyifle, istekle yapmanız gerek. Ben para kazanmalıyım diye bir yola çıktıysanız kesinlikle açmanız gereken site blog değil. Çünkü blog siteleri, uzun yıllar boyunca çalışarak bir okuyucu kitlesi edinebileceğiniz bir platform. Yani sizin kısa vadeli paraya ihtiyacınız varsa kesinlikle blog açmanızı tavsiye etmiyorum. Çünkü blog para kazanmak için yazılmaz ama yazıldıktan sonra para kazanılabilir. Salt para odaklı bir yaklaşımla başarılı bir blog oluşturmanız pek de mümkün değil.
Şimdi de daha belirgin tavsiyelerimize geçelim.

Kaliteli Bir Blog Oluşturmak İçin Altın Değerinde Tavsiyeler



1 ) Özgün İçerik

Özgün içerik, blog siteleri için olmazsa olmazdır. Milyonlarca içerik barındıran arama motorları, kaliteli ve özgün içerikleri her zaman daha kıymetli bularak aramalarda üst sıralara taşır. O sebeple blog sitesi oluşturmak istiyorsanız, siteye kendi bilgi birikiminiz dahilinde yada araştırmalar yaparak kesinlikle özgün içerik üretmelisiniz. Copy/paste, yani spam içerik ile hiçbir blog sitesinin gelişemeyeceğini bilmeniz gerekiyor.

2 ) İlgi Çekici Olmak

İnternet aleminde milyonlarca blog var. Bunların arasından sıyrılmanız için bir şeyleri onlardan daha farklı yapmanız gerekiyor. Yani ilgi çekici olmalısınız. Bunu birçok şekilde yapabilirsiniz. Kullandığınız dil ile ilgi çekici olabilir, ziyaretçilerinizi etkileyebilirsiniz. Bunun yanı sıra yazdığınız içeriklerin konuları, diğer bloglarda bulunmayan türden ise niche bir kitle edinebilirsiniz. Bunun yanı sıra çekilişler, yarışmalar düzenleyerek kitlenizle aranızda organik bağ oluşturabilirsiniz.

3 ) Süreklilik

Blog yazmak, süreklilik gerektiren bir şeydir. 1 gün içerik girip, daha sonra 1 ay içerik girmemek vakit kaybından başka bir şeye yol açmaz. O sebeple blog sitesi oluşturmaya karar verdiyseniz sürekli şekilde, sıkılmadan yazabileceğiniz bir tarzda bloğunuzu şekillendirmeniz gerekiyor.

4 ) Doğru Tema Kullanımı

Sitenizin tasarımı da sitenizin kalitesini belirleyen faktörlerden birisidir. Sitenizde kullandığınız tema temiz bir kodlama yapısına sahip olmalı. Ziyaretçileriniz, istedikleri her kategorideki içeriğe kolaylıkla ulaşabilmeli. Ayrıca temanız, sitenizin hızını belirleyen en önemli faktörlerden birisi olduğu için sitenizi ağırlaştıran, sayfaların yüklenmesini zorlaştıran temaları kullanmaktan kaçınmalısınız. Bir temanın olmazsa olmaz özelliği hızlı tepki verebilmesi olmalıdır. Ziyaretçiler sitenizi ziyaret ettiklerinde sayfaların yüklenmesini beklerken sıkılabilir, sitenizi terk edebilirler.
Ayrıca temanın SEO açısından da tüm gereklilikleri yerine getiriyor olması gerekir. Piyasada birçok alt yapıya uygun bedava ve temiz kodlamayla oluşturulmuş ücretsiz tema mevcut. Fakat ileriye dönük büyük bir projeniz varsa kesinlikle kendinize özgü, blog tasarımı yaptırmanızı tavsiye ediyorum. Böylece arama motorları gözünde temanız da siteniz gibi özgün olacağı için sitenizin arama motorları gözündeki değeri artacaktır.

5 ) Gereksiz Eklentiler Kullanmaktan Kaçının

Kullanıcıların gözlerini yoracak, sitenizi ağırlaştıracak eklenti ve bileşenleri kullanmaktan kaçının. Çünkü günümüz çağında insanlar erişmek istediklerine saniyeler içerisinde ulaşmak istiyorlar ve gözlerini yoran şeyleri pek sevmiyorlar. O sebeple sade tasarımlı tema kullanmak da yetmiyor. Wordpress gibi bir alt yapıyı kullanıyorsanız, milyonlarca eklentiye saniyeler içerisinde ulaşabiliyorsunuz. Bu eklentilerden sadece siteniz için olmazsa olmaz olanları sitenize eklemeniz gerekiyor. Yoast SEO, Cache eklentileri vs. gibi.

6 ) Sosyal Medyayı Aktif Olarak Kullanın

Sosyal medya kullanımı, iyi bir blog yapısı için olmazsa olmazdır. Blog yazmak, kısa vadede başarı yakalamanın zor olduğu bir alan. O sebeple sosyal medya hesaplarını da sitenizle beraber yavaş yavaş büyüterek kendi kitlenizi yaratmanız büyük önem taşıyor. Belki de bundan 1-2 sene sonra sadece sosyal medyada yaptığınız paylaşımlardan sitenizi günlük 1-2k tekil ziyaretçi ziyaret edecek.
O sebeple sosyal medya hesaplarından siteye eklenen içerikler aktif olarak paylaşılmalıdır. Ayrıca bloğunuzda sosyal medya hesaplarınızı ziyaretçilerin rahatlıkla görebileceği bir yere konumlandırmalısınız.

Eğer bu 6 önemli tavsiyeyi dikkate alır, bloğunuzu bu tavsiyeler doğrultusunda şekillendirirseniz uzun vadede çok kaliteli işler çıkarabileceğinizi söyleyebilirim.

Okumuş olduğunuz makale Blogaktuel.net(Blog kapandığı için link kaldırılmıştır.) yazarı tarafından, sosyalmedyakafe.com için hazırlanmıştır.

Konuk Yazarımızın "Kaliteli Bir Blog Oluşturmak İçin Altın Değerinde Tavsiyeler" Yazısını Beğendiyseniz,Aşağıdaki Sosyal Ağ Butonları Sayesinde Paylaşabilirsiniz. 
💕⃕
Devamını Oku »
"Sosyal Medya Kafe'de kullanılan ekran görüntüleri, fotoğraflar ve yazılar Sosyal Medya Kafe'ye aittir. Yazıların ve fotoğrafların yayın hakkı sadece www.sosyalmedyakafe.com'a aittir. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden bir başka blogda veya web sitesinde yayınlanması, tariflerin veya yazıların ekran görüntüsü alınarak sosyal ağlarda paylaşılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası`na aykırıdır. Aksi taktirde 5846 Sayılı Fikir ve Sanat serleri Yasası gereği suç duyurusunda bulunulacaktır. Yasal yükümlülüğü vardır."
Sosyal Medya Kafe Copyright © 2019 Tüm Hakları Saklıdır...