21 Mayıs 2018 Pazartesi

İş Hayatında Kullanılabilecek En Pratik 7 Uygulama

21 Mayıs 2018 Pazartesi
İş Hayatında Kullanılabilcek Pratik Uygulamalar
Teknolojinin gelişmesiyle iş hayatında da kullanılan uygulamaların sayısında büyük bir artış oldu. Birçok çalışan bu uygulamaları etkin bir şekilde kullanıyor. Bu uygulamalar sayesinde çalışanlar işlerinin çoğunu kolay bir şekilde halledebiliyor. Ayrıca yine bu uygulamalar çalışanların iş yerindeki iletişimini ve verimliliğini arttırıyor. İş hayatında etkili bir şekilde kullanabileceğiniz en başarılı 7 uygulama ile iş hayatınızı kolaylaştırın.

İş Hayatında Kullanılabilecek En Pratik Uygulamalar


1.TimeFul Akıllı Takvim Uygulaması 

TimeFul Akıllı Takvim Uygulaması

TimeFul uygulaması ile bütün takvimlerinizi tek bir yerde toplayabilirsiniz. Ayrıca yine bu uygulama sayesinde bu takvimlerinizin içine çeşitli görevler atayabilir ve bu görevleri dilediğinizce yönetebilirsiniz. Uygulamanın en ilginç ve dikkat çekici özelliği ise sizin alışkanlıklarınızı öğrenmesi ve sizi bu alışkanlıklarınıza göre uyarmasıdır. Örnek vermek gerekirse, takviminizde bulunan ve rutin olarak yaptığınız bir eylemi yapmayı unuttuysanız TimeFul sizi bu konuda uyarıyor.

2.Toggl


Toggl
İş dünyasında zamanı etkili bir şekilde kullanmak büyük bir önem taşır. Günümüz iş dünyasında birçok çalışan zamanı etkili bir şekilde kullanamadığından yakınıyor. Toggl uygulaması bu soruna çözüm vadeden bir uygulama. Bu uygulama sayesinde hangi işte ne kadar vakit harcadığınızı takip edebiliyorsunuz. Bu sayede de hangi işlerde gereksiz vakit kaybettiğinizi izleyebiliyor ve buna göre çeşitli önlemler alabiliyorsunuz. Toggl’u kullanmak da oldukça basit. Tek yapmanız gereken şey işe başlamadan önce uygulamayı açmak Toggl gerisini sizin için hallediyor. Toggl uygulamasının hem IOS hem de Android platformlarda kullanılabilmesi büyük bir avantaj.

IOS için : https://toggl.com/best-free-time-tracking-app-for-iphone

Android için : https://toggl.com/best-free-time-tracking-app-for-android


3.Any.Do


Any Do
Any.do bir görev yönetim uygulamasıdır ve uygulama sayesinde işlerinizi planlamak için sanal bir asistana sahip olursunuz. Ayrıca Any.do uygulaması ile saatlik olarak bildirim alabilirsiniz ve bu sayede de hiçbir görevinizi unutmazsınız. Zaman yönetimi konusunda da kolaylık sağlayan uygulama IOS ve Android platformlarında bulunuyor.

IOS için : https://itunes.apple.com/in/app/any.do-to-do-list-planner/id497328576

Android için : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.anydo


4.Time Doctor


Time Doktor
Time Doctor, çalışma saatleri içinde personelin takibini yapabileceğiniz bunun yanı sıra proje yönetimi, iş takibi, süreç yönetimi gibi iş hayatında hayati önem taşıyan birçok işlemi kolaylıkla gerçekleştirebileceğiniz bir bilgisayar takip programı olarak biliniyor. Ayrıca Time Doctor ile sahadan çalışan personelin takibi de yapılabiliyor. Bunun için mobil uygulamasında bulunan GPS özelliği kullanılıyor. Time Doctor, web tabanlı olarak kullanılabilmesinin yanı sıra Android ve IOS platformlarında da mevcut. Ayrıca Mac, Linux ve Windows için de masaüstü uygulamaları mevcut. Time Doctor bu kadar çok platformda sorunsuz bir şekilde kullanılabilmesiyle de ön plana çıkan uygulamalardan.

IOS için : https://itunes.apple.com/tr/app/time-doctor/id631398826?mt=8

Android için : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.timedoctorllc.timedoctor&hl=tr

Mac için : https://www.timedoctor.com/tr/download.html#

Windows : https://www.timedoctor.com/tr/download.html#

Linux : https://www.timedoctor.com/tr/download.html#


5.Slack


Slack
Ekip içi iletişimi sağlamak günümüz iş dünyasının en büyük problemlerinden bir tanesidir. Hele ki uzaktan çalışan personeliniz varsa bu durum gerçekten büyük bir probleme dönüşebiliyor. Slack bu problemi ortadan kaldırmak için geliştirilen ve ekip içi iletişimi üst düzeyde tutmaya yarayan bir uygulama. Uygulama ile ofis ortamını sanal bir ortama taşıyabiliyor ve ekip içi iletişimi hat safhaya çıkarabiliyorsunuz. Program sadece uzaktan çalışan personel için değil ofis içinde çalışan personelin iletişimini kuvvetlendirmek için de sıklıkla kullanılan bir uygulama. Slack hem Android hem de IOS platformlarında kullanılabiliyor.
 

IOS için : https://itunes.apple.com/us/app/slack/id618783545?mt=8

Android için : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.Slack&hl=tr


6.Trello


Trello
Trello proje yönetimi ve ekip çalışması konusunda büyük ölçüde yardımcı bit uygulama. Bu uygulama ile kendinize veya ekibinize özel projeler oluşturabilir ve ekibinizdeki kişilere görevler atayabilirsiniz. Atanan görevin kime atandığı, projenin ne durumda olduğu gibi konularda bilgi sahibi olabilir ve bu bilgileri rapor haline getirebilirsiniz. Uygulamanın bir diğer özelliği de ‘yapılacak işler’ listesi oluşturmanıza imkan vermesidir. Uygulama hem Android hem de IOS platformlarında mevcut.

IOS için : https://itunes.apple.com/us/app/trello/id461504587?mt=8

Android için : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.trello&hl=tr


7.Asana


Asana
Asana proje yönetimi yapabileceğiniz ve ekip üyelerinize görev atayabileceğiniz bir uygulama. Ayrıca, bu görevlere özel açıklamalar ekleme imkanı da veriliyor. Asana ile yapılabilecekler bunula da sınırlı değil. Basit bir ara yüze sahip olmasının yanı sıra ekip içi iletişimi sağlama noktasında da kendi içinde bir mesajlaşma uygulaması mevcut. Uygulama hem IOS hem de Android platformlarda rahat bir şekilde kullanılabilmesiyle büyük bir avantaj sağlıyor.

IOS için : https://itunes.apple.com/us/app/asana-organize-tasks-work/id489969512?mt=8

Android için : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.asana.app&hl=tr


Bu yazı Ömer Faruk tarafından Sosyal Medya Kafe için yazılmıştır.Dizi ve film hakkında bilgiler alabileceğiniz omerfaa blogumu ziyaret edebilirsiniz.

Konuk yazarımızın "İş Hayatında Kullanılabilecek En Pratik 7 Uygulama " makalesini beğendiyseniz, aşağıdaki sosyal ağ butonları sayesinde paylaşabilirsiniz. 
💕⃕
Devamını Oku »

26 Mart 2018 Pazartesi

Blog İle Kazanç İlişkisi

26 Mart 2018 Pazartesi
Blog Kazanç İlişkisi

Blog İle Kazanç İlişkisi

Günümüzde blog ile para kazanma hevesi oldukça geniş bir kapsama yayılmıştır. Bunlardan başlıca bir sebep olan, oturduğum yerden para kazanma isteğidir. Ama bu iş öyle herkesin açıyım da kazanayım gözüyle olmaz. Bazı insanlar bu işe amaçları para kazanmak olarak girip 1 ay sonra her şeyi bırakıp boş iş demesiyle baştan kaybetmiştir. Şunu demeliyim ki evet blog yöneterek para kazanmak mümkün, ancak bu işte bir emek sarf etmeniz ve oldukça sabırlı olmanız gerekmektedir. Sabır bu işin temel taşıdır, şöyle düşünmelisiniz ki bahçeye tohum ekmeden meyve beklenir mi? Bu işte tam bu örneğe benzer olarak gösterilebilir. Siz bir emek ve çaba göstereceksiniz ki zamanla bu verilen emekler size kazanç olarak dönecektir. Sizlere bu işten gelen kazançla geçim sağlayan onlarca insan örneği verebilirim. Bu insanlardan bizim neyimiz eksik diye kendinizi hiç yargılamıyor musunuz? Günümüz teknolojisi sayesinde artık kod yazmayı bilmeyen insanlar bile site kurup para kazanabiliyor. Kod yazmadan site kurmamızı sağlayan tabanlardan birisi wordpresstir. Tabi bu örneklemeye tek wordpress dahil değildir, blogger, tumblr, wix gibi tabanlar sayesinde kod yazmadan site sahibi olabiliyorsunuz. Blog ile para kazanma yöntemleri sayıca biraz fazladır. Blog açarak para kazanmak için Blog ile para kazanma yöntemlerine göz atabilirsiniz. Bana göre bunlar arasında en iyi kazanç sağlayan sistem google adsense’dir. Görmüşsünüzdür ki forumlarda bir çok başlıkta adsense alamıyorum gibi tarzda konular açılır. Aslında hiç te öyle zor değildir, burada dikkat edilmesi gereken nokta google adsense politikalarını ihlal etmemektir. Bu ihlallere bir göz atıp sağlam adımlar ile sitenizi geliştirirseniz eminim ki adsense’den onay almak hiçte o kadar zor olmadığını göreceksiniz.

Blogtan Ne Kadar Kazanç Sağlarım?

Bu sorunun cevabını kimse net bir şekilde şu sayıdır diyemez. Çünkü para kazanma seçeneklerinden hangisi kullandığınız kazanç aşamasında farklılık gösterecektir. Örnek veriyorum sadece bir tanıtım yazısı alan site ile adsense reklamlarını kullanan siteler aynı kazanamaz. Aslında bu sektörde herkesin geliri farklıdır, kiminin on binler kiminin sadece hosting masrafları karşılayacak kadar kazanması da mevcuttur. Yukarıda bahsettiğim gibi ilk hedefiniz kazanç olmasın tamamen geliştirmeye içerik eklemeye odaklanın. Kazanç her zaman ikinci planda olsun ki hedefimiz doğrultusunda daha iyi yerlere çıkabilelim. Google’de her anahtar kelimenin getirdiği kazanç farklıdır. Buda oldukça önemli faktördür ki kazançlarımız biraz da buna bağlıdır. Burada ki püf nokta keşfedilmemiş anahtar kelimeleri bulmaktır. Yüzlerce odaklanmış anahtar kelimenin kazancından ne beklenir ki? Farkındalık yaratın yeni kelimeler bulun kazancınız yüksek olsun. Bazı forumlarda görüyorum ki adsense reklamı almış ve sitenin her yerini reklam ile doldurmuş. Bu bir yanlış işlemdir, insanların gözüne reklamı sokarsanız ziyaretçi direk siteden çıkabilir. Bunu kendi bakış açınızdan düşünün, girdiğiniz sitede aradığınızı bulamadığınız da ve her yerde reklamın olması bizi bile rahatsız edip direk çıkmamızı sağlayacaktır. Ve siteden hemen çıkmak sitemizin google gözünde değer kaybetmesi demektir. Ziyaretçilerinize istediklerini verin, ilgili yazılara bağlantılar verin ki sitede dolaşma süresi uzun olsun ki değeri artsın.

Yazar Hakkkında: Ben Pozitif Blog yazarı Hakan Yılmaz, blog hayatımdaki bilgileri sizlere aktarıp sizlerinde bu işlerden para kazanmasına yardımcı olmak istediğimden dolayı bu tür makaleler yazarak destek oluyorum.

Misafir yazarımızın "Blog İle Kazanç İlişkisi" makalesini beğendiyseniz ,aşağıdaki sosyal ağ butonları sayesinde paylaşabilirsiniz.
💕⃕
Devamını Oku »

6 Mart 2018 Salı

Blog World Nedir ? Dikkat Blog Yazarları Buluşuyor

6 Mart 2018 Salı

Blog World
 

Blog World Nedir?

Blog yazarlığı Avrupa da son derece etkili bir tanıtım aracı olarak kullanılırken, ülkemizde popülerliği her geçen gün artış gösteriyor. Öyle ki, deneyimlerin, birbirinden değerli bilgilerin hatta duygu ve düşüncelerin proaktif olarak aktarıldığı bir ortam haline geliyor. Bu aracı etkili bir biçimde kullanan o kadar çok kullanıcı var ki kullanıcılar arasında irtibat kurabilmek zorlaşıyor.

Blog World tüm bu sıkıntıları ortadan kaldırabilmek üzere Blogger kullanıcıları için kurulmuş bir platformdur. Blog yazarlarının birbirini tanıyabilmelerine, içeriklerinin en iyi takipçisi olan diğer blog yazarlarına tanıtabilmesine imkan sağlıyor. Blog yazarlarının yaşadığı şehirde bulunan diğer Bloggerlara kolaylıkla ulaşabilmesini de sağlıyor. Yani kısacası; Bloggerların sosyal paylaşım ve buluşma noktası. Peki Blog World, nasıl bir platform ve kullanımı nasıldır gelin birlikte inceleyelim.

Blog World Sosyal Paylaşım Platformunun kullanımı ve ara yüzü son derece basit. Şu an kullanımda olan Facebook ve Twitter sosyal paylaşım platformlarının özelliklerini bünyesinde barındırıyor. Kayıt olabilmek için, Blog World giriş sayfasında, kayıt modülüne tıklayıp, kullanıcı adınızı, e-posta adresinizi ve şifrenizi belirleyip giriş butonuna basmanız yeterli. Üyeliğiniz onaylandıktan sonra Blog World’ün ana sayfasına yönlendiriliyorsunuz. Ekranın sağ üst köşesinde kendi profil (avatar) resmi ve kapak resminiz, hemen altında da sırasıyla, tanıyor olabileceğiniz kişiler, son günlerde trend olan hashtag konuları, çevrim içi kişiler ve paneldeki son aktiviteler bulunuyor. Takip ettiğiniz blog yazarlarını da tıpkı Facebook'da olduğu gibi sağ alt köşeden görebilirsiniz.

Panelin header kısmında, arama bölümü, bildirim butonu, takip edilen kişileri görüntüleme, mesaj butonu ve profil ayarlarınızı yapabileceğiniz alan bulunmaktadır. Profil modülünde, sayfalarınız veya gruplarınız bulunmaktadır. Bu bölümlere kullanıcı sayısının durumuna göre, blog yazarlarının kurmak istedikleri gruplar oluşturulabilir. Örneğin İstanbul’da ki Bloggerlar gibi. Sayfalar kısmında ise, blog yazarları, bloglarının kategorilerine göre gruplandırılacaktır. Genel ayarlar kısmında; kullanıcı adınızı, yaşadığınız şehri belirtebilir ve diğer blog yazarlarının sizi kolaylıkla bulabilmesini sağlayabilirsiniz. Profil bölümünde, sitenizin linkini paylaşabilir, hakkınızda kısa bilgiler verebilirsiniz. Gizlilik ayarlarında dilediğiniz kişiyi engelleyebilir, çevrim içi durumunuzu değiştirebilir, sizi takip etme isteklerini kontrol edebilirsiniz.

Blog World, sosyal bağlantılar alanında Facebook, Twitter, Google+, Linkedin ve İnstagram hesaplarınıza bağlantı verebilirsiniz. Profil(avatar) ve kapak resimlerini belirleyip, blogunuz ile alakalı görsel tanıtım oluşturabilirsiniz. Kendinizi veya blogunuzu yansıtan bir resmi, dizayn et butonu vasıtasıyla profilinizin arka planına ekleyebilirsiniz. Üstelik tüm mobil cihazlar ve tabletler ile uyumlu olarak kullanabilirsiniz.

Profil ayarlarını tamamlayıp, sitenize bağlantılar verdikten sonra, ana ekranda ürettiğiniz içeriklerin tanıtımını yapmaya başlayabilir, duygu ve düşüncelerinizi ifade edebilirsiniz. Ana ekrandaki paylaşımların altında beğenme, önemli bulma, yorum yapma ve paylaşma butonları da bulunmaktadır. Blog yazarlarının belli bir seviyede bulunması ve kültürel anlamda da toplumun birçok kesimine göre yeterlilik sağlaması sebebiyle, platform üzerinden rahatsız paylaşımlarda bulunulmayacağını temenni ediyoruz. Eğer ki herhangi blog yazarı, bir başka blog yazarına rahatsızlık vermeye başladığı tespit edilirse platformdan uzaklaştırılacaktır.

Blog World üzerinde konularına göre ayrılmış kategorilerde paylaşımların sürekliliği sağlandığı takdirde, ilgili kategorilerin dijital dergi haline geleceğini düşünüyoruz. Aynı kategorideki blog yazarlarının beğenilme ve okunma oranı zamanla tatlı bir rekabete dönüşecek ve bu rekabetin galip olanı yine Bloggerlar tarafından belirlenecektir. Blog yazarlarının tüm birikim ve tecrübeleriyle ayın en iyi blog yazarı etkinlikleri düzenlenecek ve bunun adaletli olmasını yine blog yazarları sağlayacaktır.

Blog World Sosyal Paylaşım Platformu üzerinde siyasi, etnik bölücü, dini duyguları aşağılayan paylaşımların bulunmasına kesinlikle izin verilmeyecektir.

Blog yazarlarının en iyi takipçisinin yine blog yazarları olduğunu düşünerek bu platformu kurduk. Bu sosyal paylaşım platformu sayesinde her kullanıcının sitesine tekil giriş sayısının artacağını ve içeriklerinin tanıtımını kolaylıkla yapabileceğini düşünüyoruz. Blog yazarları, içeriklerinin okunma oranının artış göstermesi ve reklam gelirlerinin artması sayesinde motive olabilecek, yeni içeriklerini üretirken gelişmeleri göz önünde bulundurabilecektir. Paylaşımlarını beğendiği blog yazarını yakından takip edebilecek ve ilgili blog yazarıyla doğrudan irtibat kurabilecektir.

Blog yazarlarının birçok farklı platformda bulunması, tanıtım ve tanınabilirliğinin zorlaşması sebebiyle böyle bir platformun olması gerektiğini düşünerek Blog World Sosyal Paylaşım Platformunu kurduk. Umarız ki blog yazarlarına yararlı bir panel olur.

Blog World Tanıtımını Beğendiyseniz,Aşağıdaki Sosyal Ağ Butonları Sayesinde Paylaşabilirsiniz.
💕⃕
Devamını Oku »

1 Mart 2018 Perşembe

Kitap Okumaya Başlamak

1 Mart 2018 Perşembe
Kitap Okumaya Başlamak
Merhaba dostlarım,
Uzun zamandır üstünde durmak istediğim "kitap okumaya başlamak" konusunu bugün kaleme almak istedim. Çoğu insan ki ben onlardan biriyim okumaya çocukluktan değil de lise çağına geldikten sonra başlıyor ki bu büyük bir sıkıntı çünkü küçük yaşta okumaya başlamak büyürken çoğu sorunu ve soruyu daha iyi anlamasına güçlü bir şekilde yardım eder.

İnsan okudukça bir şeyleri öğrenmeye başlar ve aslında ne kadar az şey bildiğini okudukça öğrenir. Bir gün karar verip “Artık kitap kurdu olacağım!” dedikten sonra daha kitabın ilk 10 sayfasında bırakıp kitabı bir kenara atmak olası bir durum. Bunun tek sebebi “kitap kurdu” olmak istemekte. Evet güzel bir istek ama işin içine girince kitapların pek kolay bitmediğini görüp vazgeçeriz. Peki nasıl mı başlayacağız? Cevabı işte bu; En başta geçmişte ne kadar kitap okudum sorusuna cevap verelim. Hiç mi? Veya “İlkokulda bir şeyler okudum işte ya!” mı? O zaman hemen bir kısa hikaye kitabı alalım. Aldık mı efendim? Tamamdır şimdi ilk hedefimiz başta da dediğim gibi “kitap kurdu” olmak değil elimizdeki kitabı bitirmek.

İlk kitabınızı ne kadar sürede bitirdiğinizi yarım saatte ne kadar sayfa okuduğunuzu gözlemleyin böylece bu sizin için ilerleyen günlerde bir motivasyon kaynağı olur. Öyle ilk kitabınızı çok uzun sürede bitirdiğinize yarım saatte 5-6 sayfa okuduğunuza bakmayın alışacaksınız. Zaten ilk kitabınızı bitirmiş olmanızın verdiği bir heyecan ile hemen aynı gün içinde diğer bir kitabı okumak isteyeceksiniz ki okuyun! O heyecanla biraz okuyun sıkılınca zorlamayın ve bir süreliğine bırakın hiç bırakmamak için. Aklınıza “Yahu insanlar neler neler okuyor ben hala 100 temel eser okuyorum” diye bir düşünce gelebilir ama unutmayın kitabın ne olduğu çok da önemli değil yeter ki okuyun biraz zaman geçince kitap kurdu arkadaşlarınızdan bir farkınız kalmayacak. Haftada en az iki hikaye kitabı bitirmeyi hedefleyin vee bir ayın sonunda 8 kitap bitirmiş olacaksınız. İlk ay böyle 8 kitapla bitti. İkinci ay böyle olmamalı tabi ki eğer okumaya alıştığınızı düşünüyor ve hızlandığınızın farkına vardıysanız biraz daha farklı ama yine sizi okumaktan soğutmayacak kitaplara göz atabilirsiniz. İlgilendiğiniz konuya göre değişiklik gösteren araştırma kitapları okuyabilirsiniz. İkinci ay hedefimiz haftada 3 kitap bitirmek olacak. Bu kolay çünkü okuduğumuz kitaplar ağır ve çok uzun olmayacak. İlk iki ay sadece kitap okumaya alışmak içindir.

Daha sonrasında Dünya Klasiği kitapları okuyup bitireceksiniz zaten. Okudukça büyük ihtimalle içinizde bir şeyler yazma isteği doğacaktır ve eski birikimlerinize dayanarak ve onlardan ilham alarak sizde bir şeyler yazabilirsiniz. Ne kadar çok okursak o kadar fazla değişiklik gösterir, konuşmamız ve duruşumuz. Arkadaşlar içinde okuduğun kitaplardan konuşmak kadar güzel bir şey daha yok sanırım. Okumaya alıştıkça tabi ki sadece roman hikaye tarzı kitap okumak dışında ansiklopediler dahi okuyabiliriz. Çok zor gibi görünen çoğu şey aslında biraz disiplin ile kolay hale gelebiliyor. Her gün okuyun az veya çok bunun bir önemi yok yeter ki okuyun ve öğrenin. Eğer sizde konuşurken aynı kelimeleri kullanıp durmaktan ve aynı kelime gruplarını kullanmaktan sıkıldıysanız okuma vaktiniz gelmiş demektir e okuyorsanız da biraz daha fazla okuyun. Unutmayın hiç bir şey için geç değil. “Şimdiden sonra başlasam ne olur kitap okumaya” gibi bir bahane uydurmayın. Kitap okuyarak geçirdiğiniz her zaman en kıymetli zamanınızdır. Ha bir de unutmadan ekleyeyim; Kitap okuyacağınız yer nasıl olmalı ? Elbette bir çalışma masasında okumak psikolojik olarak kitabı bir çalışma aracı olarak görmemize neden olur.

Çocukluktan beri gelen bir inançtır bir de bu kitabı ders olarak görmek. Evet kitaptan dersler çıkarırız bir şeyler öğreniriz falan ama okulda ki bize sıkıcı gelen dersler ile aynı değildir bunlar. Rahatça oturup veya isteğinize göre biraz uzanabileceğiniz rahat koltuk seçmeniz kitaba kendinizi kaptırmanız için çok faydalı olacaktır. İsteğe göre kitabı bir masaya koyup okuyabilirsiniz fakat benim tercihim rahatlıktan yana olduğu için masada okumayı pek tercih etmiyorum. Kitap okurken dikkatimizin dağılmaması da oldukça önemlidir bu yüzden biraz teknolojiden uzak kalmak kitap okumayı sevmemize yardımcı olabilir. Unutmayın sosyal medyada paylaşmak için okumuyoruz. Okumak için bilmek için okuyoruz. Keyifli okumalar dostlarım.

Okumuş olduğunuz makale www.yasinkoca.club (Bu alan adı kapalı olduğu için link kaldırılmıştır.)yazarı tarafından, sosyalmedyakafe.com için hazırlanmıştır.

Konuk Yazarımızın " Kitap Okumaya Başlamak " Makalesini Beğendiyseniz,Aşağıdaki Sosyal Ağ Butonları Sayesinde Paylaşabilirsiniz.
💕⃕
Devamını Oku »

20 Şubat 2018 Salı

Kişisel Blog Yazmak Gerçekten Çok Zor

20 Şubat 2018 Salı
Kişisel Blog Yazmak

Kişisel Blog Yazmak


Merhaba değerli Sosyal Medya Kafe okurları. Bu gün sizlere çeşitli blog konularından birisi olan Kişisel Blog'u anlatacağım. Hatta Kişisel Blog yazmanın zorluklarını anlatacağım. Öncelikle kişisel blog nedir sizlere onu anlatarak başlayayım. Kişisel Blog bir kişinin bir proje (Blog Hocam) veya kendi alan adına (Nuri Özkan) açmış olduğu ve yazılarını belli bir ana konuya bağlı olarak yazmadığı, her konuda yazabildiği bir blog türüdür. Bu da diğer blog türlerinden en zorudur diyebilirim. Bu benim kişisel görüşümdür.

Şimdi belki buna karşı çıkanlar olabilir yok şu daha zor diyebilir. Tabiki de her işi her konunun zor noktaları olabilir. Ama dedim ya en zoru bana göre kişisel blog yazmaktır. Diğer blog konularını yazayım kısaca açıklamaya başlayacağım. Öncelikle bir blog açtınız. Buna bir konu seçtiniz ve yazmaya başladınız. Konunuz makyaj blogu olabilir. Ne yazarsınız? Makyajın zararları, faydaları, nasıl yapılır? gibi konularla başlar ilerleyen zamanda ise detaylar teknikler derken hemen hemen her gün bir yeni bilgi bulabilir yazabilirsiniz. Yazılmışları vs inceler alanınızdaki rakipleri inceler ona göre farklı ve benzer çizgiler çizer yazmaya devam edersiniz.

Kişisel Blog yazarken ise bunlar biraz daha zorlaşacaktır. Alan adınıza açtığınız bir blog da yazdığınız konular çeşitli olduğu için bir süre sonra yazacak yazı bulamayacaksınız. Neden mi çünkü her şeyi yazdığınızı sanacak 500-600 yazıdan sonra da bıkacaksınız. Her konuda yazdım ama bir konuda zirve olamadım diyecek hevesinizi kıracaksınız. Bir konuda zirve olmak nedir? nasıl olur? diyerek konuma devam edeyim.  Siz blogunuzda her zaman Niche Blog olarak sadece belli konuya odaklanarak yazı yazarsanız eğer o konuda zirveye tırmanmanız muhtemeldir. Neden mi çünkü sizin sitenizin genel anahtar kelimesi yazdığınız konu ile alakalı olacağı için çok ama çok iyi bir sıralamaya çıkacak Google da alanınızda belki zirve olacaksınız.

Buna örnek verecek olursak 20 yazı ile BistCoin adında Niche blogum var. Google da Bistcoin yazarsanız eğer göreceksiniz ki zirveye çıkmak üzereyim. Yada ikinci sıradayım. Bu Niche blogla yani tek konu üzerinden yazılan Blogun başarısıdır. Fakat kişisel blog da bu şekilde olmamaktadır. Alexa sıralaması ne kadar iyi olursa olsun Google arama yerine Kişisel Blog yazınca binlerce site arasında yerinizi ilk 100 siteye bile sokamıyorsunuz. Anca profesyonel bir SEO çalışması gerekiyor. Yada ilk sıralar hayal oluyor fakat spesifik bir yazı yazarsanız ancak o zaman yazınız ilk sırlara çıkacaktır. Mesela Bistcoin Ne zaman çıkacak adlı bir yazı yazınca Kişisel Blogum ilk sıralara yakın çıkmaktadır.  Onun içinde binlerce lira gerekiyor. Yani buradan sizlere tek tavsiyem siz siz olun kişisel blog açmayın. Onun yerine size Niche Blog açmayı tavsiye ediyorum. En azından bildiğiniz ve ilgi duyduğunuz alanda zirve olun.

Sözlerimi toparlayacak olursak da siz siz olun zor olan okyanus yerine küçük gölde yüzün. Okyanusta kaybolursanız bulmak çok zorken gölde ise sizi daha kolay bulurlar. Yani bir blog yazmak istediniz. Kendinizi iyi hissettiğiniz bir konuyu spesifik olarak küçültün.Örneğin Apple haberleri yerine iPhone haberleri yazın. Bu da sizlere en kolay başarıyı ve daha sonra ise  çığ gibi büyümeyi  getirecektir.

Yazar Hakkında:Ben Nuri Özkan - Kişisel Blog yazarıyım. 

Sosyal Medya Kafeye misafir yazar olarak geldim. Sitemde her konuyu yazıyorum. Özellikle de Blog ve Blogculuk adına olsun Adsense adına Reklam ve diğer konular adına olsun yazılar yazıyorum. Kendimce değerlendirdiğim SEO çabalarını da sizlerle paylaşıyorum.Burada misafir yazar olarak da sizlerden Sosyal Medya Kafeye destek ol sayfasından destek olmaya daha sonra da benim Kişisel Bloguma bekliyorum. Küçük not ise Lütfen Reklam engelleyicileriniz var ise destek amaçlı bu tür programları kaldıralım.Şimdilik anlatacaklarım bu kadar devamı için bloguma davetlisiniz...


Okumuş olduğunuz makale www.kopmaca.co yazarı tarafından, sosyalmedyakafe.com için hazırlanmıştır.

Konuk Yazarımızın " Kişisel Blog Yazmak Gerçekten Zor "  Makalesini Beğendiyseniz,Aşağıdaki Sosyal Ağ Butonları Sayesinde Paylaşabilirsiniz.
💕⃕
Devamını Oku »

16 Ocak 2018 Salı

Kaliteli Bir Blog Oluşturmak İçin Altın Değerinde Tavsiyeler

16 Ocak 2018 Salı
Kaliteli Blog Oluşturmak

Ülkemizde her geçen gün binlerce blog açılıyor. Fakat bu bloglardan pek azı başarılı şekilde hayatını sürdürebiliyor. Bunun birçok sebebi var. Bunlardan en önemlisi ise istikrarsızlık. Açılan blog sitelerine birkaç gün içerik giriliyor, daha sonra blog kimse tarafından ziyaret edilmeyince heves kırılmasıyla birlikte bir daha içerik yazılmıyor.
Öncelikle blog yazmaya karar verdiyseniz kesinlikle şunu bilmelisiniz ki piyasada binlerce blog sitesi var ve bu işe senelerdir emek veriyorlar. Onların verdiği bunca emeği hiçe sayarak, sizin açtığınız 2 günlük blog sitesini arama motorlarının üst sıralara taşımasını beklemek haksızlık olmaz mı? Bu sektörde her zaman emek veren, mücadele eden kazanıyor. O sebeple yılmadan, usanmadan içerik eklemeye devam etmeniz gerekiyor. Ve zaten blog yazmaya karar verdiyseniz bunu keyifle, istekle yapmanız gerek. Ben para kazanmalıyım diye bir yola çıktıysanız kesinlikle açmanız gereken site blog değil. Çünkü blog siteleri, uzun yıllar boyunca çalışarak bir okuyucu kitlesi edinebileceğiniz bir platform. Yani sizin kısa vadeli paraya ihtiyacınız varsa kesinlikle blog açmanızı tavsiye etmiyorum. Çünkü blog para kazanmak için yazılmaz ama yazıldıktan sonra para kazanılabilir. Salt para odaklı bir yaklaşımla başarılı bir blog oluşturmanız pek de mümkün değil.
Şimdi de daha belirgin tavsiyelerimize geçelim.

Kaliteli Bir Blog Oluşturmak İçin Altın Değerinde Tavsiyeler



1 ) Özgün İçerik

Özgün içerik, blog siteleri için olmazsa olmazdır. Milyonlarca içerik barındıran arama motorları, kaliteli ve özgün içerikleri her zaman daha kıymetli bularak aramalarda üst sıralara taşır. O sebeple blog sitesi oluşturmak istiyorsanız, siteye kendi bilgi birikiminiz dahilinde yada araştırmalar yaparak kesinlikle özgün içerik üretmelisiniz. Copy/paste, yani spam içerik ile hiçbir blog sitesinin gelişemeyeceğini bilmeniz gerekiyor.

2 ) İlgi Çekici Olmak

İnternet aleminde milyonlarca blog var. Bunların arasından sıyrılmanız için bir şeyleri onlardan daha farklı yapmanız gerekiyor. Yani ilgi çekici olmalısınız. Bunu birçok şekilde yapabilirsiniz. Kullandığınız dil ile ilgi çekici olabilir, ziyaretçilerinizi etkileyebilirsiniz. Bunun yanı sıra yazdığınız içeriklerin konuları, diğer bloglarda bulunmayan türden ise niche bir kitle edinebilirsiniz. Bunun yanı sıra çekilişler, yarışmalar düzenleyerek kitlenizle aranızda organik bağ oluşturabilirsiniz.

3 ) Süreklilik

Blog yazmak, süreklilik gerektiren bir şeydir. 1 gün içerik girip, daha sonra 1 ay içerik girmemek vakit kaybından başka bir şeye yol açmaz. O sebeple blog sitesi oluşturmaya karar verdiyseniz sürekli şekilde, sıkılmadan yazabileceğiniz bir tarzda bloğunuzu şekillendirmeniz gerekiyor.

4 ) Doğru Tema Kullanımı

Sitenizin tasarımı da sitenizin kalitesini belirleyen faktörlerden birisidir. Sitenizde kullandığınız tema temiz bir kodlama yapısına sahip olmalı. Ziyaretçileriniz, istedikleri her kategorideki içeriğe kolaylıkla ulaşabilmeli. Ayrıca temanız, sitenizin hızını belirleyen en önemli faktörlerden birisi olduğu için sitenizi ağırlaştıran, sayfaların yüklenmesini zorlaştıran temaları kullanmaktan kaçınmalısınız. Bir temanın olmazsa olmaz özelliği hızlı tepki verebilmesi olmalıdır. Ziyaretçiler sitenizi ziyaret ettiklerinde sayfaların yüklenmesini beklerken sıkılabilir, sitenizi terk edebilirler.
Ayrıca temanın SEO açısından da tüm gereklilikleri yerine getiriyor olması gerekir. Piyasada birçok alt yapıya uygun bedava ve temiz kodlamayla oluşturulmuş ücretsiz tema mevcut. Fakat ileriye dönük büyük bir projeniz varsa kesinlikle kendinize özgü, blog tasarımı yaptırmanızı tavsiye ediyorum. Böylece arama motorları gözünde temanız da siteniz gibi özgün olacağı için sitenizin arama motorları gözündeki değeri artacaktır.

5 ) Gereksiz Eklentiler Kullanmaktan Kaçının

Kullanıcıların gözlerini yoracak, sitenizi ağırlaştıracak eklenti ve bileşenleri kullanmaktan kaçının. Çünkü günümüz çağında insanlar erişmek istediklerine saniyeler içerisinde ulaşmak istiyorlar ve gözlerini yoran şeyleri pek sevmiyorlar. O sebeple sade tasarımlı tema kullanmak da yetmiyor. Wordpress gibi bir alt yapıyı kullanıyorsanız, milyonlarca eklentiye saniyeler içerisinde ulaşabiliyorsunuz. Bu eklentilerden sadece siteniz için olmazsa olmaz olanları sitenize eklemeniz gerekiyor. Yoast SEO, Cache eklentileri vs. gibi.

6 ) Sosyal Medyayı Aktif Olarak Kullanın

Sosyal medya kullanımı, iyi bir blog yapısı için olmazsa olmazdır. Blog yazmak, kısa vadede başarı yakalamanın zor olduğu bir alan. O sebeple sosyal medya hesaplarını da sitenizle beraber yavaş yavaş büyüterek kendi kitlenizi yaratmanız büyük önem taşıyor. Belki de bundan 1-2 sene sonra sadece sosyal medyada yaptığınız paylaşımlardan sitenizi günlük 1-2k tekil ziyaretçi ziyaret edecek.
O sebeple sosyal medya hesaplarından siteye eklenen içerikler aktif olarak paylaşılmalıdır. Ayrıca bloğunuzda sosyal medya hesaplarınızı ziyaretçilerin rahatlıkla görebileceği bir yere konumlandırmalısınız.

Eğer bu 6 önemli tavsiyeyi dikkate alır, bloğunuzu bu tavsiyeler doğrultusunda şekillendirirseniz uzun vadede çok kaliteli işler çıkarabileceğinizi söyleyebilirim.

Okumuş olduğunuz makale Blogaktuel.net(Blog kapandığı için link kaldırılmıştır.) yazarı tarafından, sosyalmedyakafe.com için hazırlanmıştır.

Konuk Yazarımızın "Kaliteli Bir Blog Oluşturmak İçin Altın Değerinde Tavsiyeler" Yazısını Beğendiyseniz,Aşağıdaki Sosyal Ağ Butonları Sayesinde Paylaşabilirsiniz. 
💕⃕
Devamını Oku »

3 Ocak 2018 Çarşamba

Blogger’ın İyi Ve Kötü Özellikleri

3 Ocak 2018 Çarşamba
Blogger'ın İyi ve Kötü Özellikleri
Elimizdeki verilere göre Blogger, 23 Ağustos 1999 yılında neredeyse bundan 18-19 yıl önce Pyra Labs tarafından kurulmuş ve geliştirilmiştir. Şu an 2 milyona aşkın kullanıcı sayısı bulunan sistemi daha sonra Google satın almıştır. Blogger adı verilen bu sistem kullanıcılarına kolay ve hızlı, ücretsiz blog oluşturmalarına olanak sağlamıştır. Google’ın alt yapısında bulunduğundan güvenilir ve yaygın olarak kullanılmaktadır.
Blogger’ın geçmişi 1999 yılına dayandığından ilk blog hizmeti sunan sağlayıcıdır. En çok ziyaret edilen ilk 10 ağ siteleri arasında yer almaktadır. Bir çok dil desteği bulundurmakla beraber Türkçe diline de yer verilmiştir. Kendine özel kullanıcılarına ücretsiz alan adı yani domain sağlamaktadır. Ücretsiz olmakla birlikte birçok iyi ve kötü özelliklerini sizin için bu yazımızda hazırladık.

Blogger’ın En İyi Özellikleri 

 

1-Ücretsiz Olması

Tüm özellikleriyle ücretsiz olması mükemmel bir deneyim olabilir. Özellikle sunucu ve alan adı alacak olanlar için önden ücretsiz bir deneme blogu açabilirler.

 

2-Birden Fazla Blog Açabilmeniz

Sadece bir blog’a tıkanıp kalmıyorsunuz. Birden fazla hatta onlarca blog sayfası oluşturabilirsiniz, ve bütün blogların bir hesap altında bulunması işinizi kolaylaştırıyor.

 

3-Açtığınız Blogdan Para Kazanıyor Olmanız

Açtığınız bloğu sadece blog açmak için açmıyorsunuz, bir de buradan para kazanıyorsunuz. Tek yapmanız gereken adsense reklamını blogger'a yani blogunuza yerleştirmek. Artık sizde para kazanabilirsiniz.

 

4-Kolay Arayüz

Beyin yormayan sade görünümlü karmaşık olmayan bir arayüze sahip . Bir blog oluşturmak o kadar kolay ki ortaokullu veya ilkokuldaki çocuk bile rahatlıkla yapabilir. Yazılarınızı kolayca yayına alıp yorumlarınızı rahatça cevaplayabilirsiniz. Birden fazla temayı rahatlıkla etkinleştirebilir ve kullanabilirsiniz.

 

5-Tema Ve Yerleşim

Yerleştirme olarak gayet kolay sürükle bırak sistemi ile kafa yormadan html kodlarınızı ve daha bir çok eklentiyi gadgetlerinize ekleyebilirsiniz. Bir diğer güzel özellik yüzlerce tema bulunmakta, istediğinizi seçip kullanabilirsiniz.

Blogger’ın En Kötü Özellikleri

 

1-Adsense Onayının Çok Zor Alınması

Ücretli bir alan adına göre blogspot.com alan adı maalesef adsense onayından çok zor geçiyor. Fakat bu değil ki adsenseden hiç onay alamayacaksınız. Bende Sosyal Medya Kafe okuyucularına özel adsenseden hızlı ve kolay onay nasıl alınır ? yazımı paylaştım ,adsenseden hızlı onay almak isterseniz okuyabilirsiniz.

 

2-Blogunuzu Açtıktan 6 Ay Sonra Adsense Başvurusu Yapabilmeniz.

Siz bir blog açtınız ve para kazanmak istiyorsunuz ama blogunuzu 6 ay sonra adsenseye ekleyebiliyorsunuz. Tabi daha adsense onay verirse…

 

3-Kısıtlı Tema Özelleştirme

Tasarımı kendinize yönelik özelleştiremiyorsunuz. Eğer kodlama dili bilmiyorsanız işiniz epey zor diyebilirim.

 

4-Arama Motorlarında Değerininiz Olmaması

Google veya diğer arama motorlarında üst sıralarda yer alamıyorsunuz. Bu da cidden üzücü…

 

5-Çok Yavaş İndex Almanız

Diğer ücretli alan adlarına göre blogunuzun yavaş index alması bunun sebebi ise arama motorlarının sizin blogunuzu değersiz görüp arka plana atması.

Okumuş olduğunuz makale UluTekno.net yazarı tarafından, sosyalmedyakafe.com için hazırlanmıştır.
Devamını Oku »

13 Aralık 2017 Çarşamba

Yağmurdan Kalanlar

13 Aralık 2017 Çarşamba
Yağmurdan Kalanlar
Her insanın kendisini mutlu ettiği şeyler vardır kimi insanı bir koku, bir resim, bir söz ,bir eşya, mutlu eder. Veee bazılarımızı yağmurdan kalanlar etkiler. Yağmur öyle bir huzur ki izlemeye doyamıyor insan. Sesinde bile bir huzur var. Yağmur yağdığında hemen yağmur maduna geçiyorum acaba benim gibilerde var mı ? merak ediyorum.😊

Sıcacık kahvemi alıyorum hemen , yanıma birde en sevdiğim kitabımı.Yumuşacık battaniyenin içinde köşe koltuğumun üstüne oturuyorum perdemi sonuna kadar açıyorum. Biraz klişe birazda romansı oldu ama gerçekten yağmur dedin mi ilk aklıma bunlar geliyor. Hani kitabı nerde okumayı seversin? Diye bir soru sorsalar bana hemen yağmurun sesiyle okumayı çok severim derdim. Yağmur hafiften yavaşlayınca pıt pıt sesler gelmeye başlayınca pencere açılır evin içine ruhunu ferahlatan bir koku yayılır.

Bu koku ne ola? Tabiki de toprak kokusu dışarı çıkıp toprağı yiyesi geliyor insanın kendini tutman çok zor. İlk yağmurdan kalan şey toprak kokusudur. İkinci geriye kalan ise havanın saf ve berrak oluşu. Havanın kırık soğukluğu insanı hep pozitif etkiliyor. Güneşli havayı çoğu insan daha çok sever ama tam tersi ben kapalı havayı öğleden başlayıp yavaş yavaş kararan havayı daha çok seviyorum. Bazı tanıdığım insanlar anlatırdı çok daraldıklarını nefesleri kesilirmiş o denli sevmezlermiş kapalı havayı nasıl olur bilmiyorum benim içimi ferahlatıyor ruhum temizleniyor. Yağmur yağdıktan sonra yapmak istediklerim arasında orman yürüyüşü var.

Toprak Kokusu

Yağmurdan geriye kalanlar arasında orman yürüyüşü de mevcut. Kendini miss gibi kokan ağaçların yaprakların arasına atıp organik huzuru bulacaksın. Ne güzel olurdu. Bir de apartmanların arasından sıyrılıp müstakil evlerde yaşayan insanlar daha bir şanslı geliyor bana yağmur yağdığında bahçenin kamelyasında ailece semaver çayını içmek oh be bugün yağmura dair içimde ne varsa döktüm sizlere. İnsan sevdikleri şeyleri anlatmaya doyamıyormuş bende öyle oldum galiba yazdıkca yazasım geldi bir anda.Burada noktayı koyayım yoksa bir satır aşağı daha derken devam edecek.
Hoşcakalın.🙋
Okumuş olduğunuz kişisel blog yazısı, sosyalmedyakafe.com için Girift Blogun yazarı tarafından hazırlanmıştır.
Devamını Oku »

29 Kasım 2017 Çarşamba

Pürüzsüz Bir Cilt İçin Maske Tarifi

29 Kasım 2017 Çarşamba
Pürüzsüz Bir Cilt İçin Maske Tarifi
Merhabalar,
Zaman zaman aynaya baktığımda yüzümdeki ufak tefek çizgiler üzülmeme neden oluyor. Biliyorum ki birçok kadın veya erkek bu sorunla karşı karşıya kalıyor. Bazılarının umurunda olmasa da bazıları bu sorun için tonlarca para harcıyor ya da benim gibi doğal tarifler deneyerek sorunlarını gidermeye çalışıyor. Aslında bu çizgiler oluşmadan veya iyice derinleşmeden önce önlem alınmalı. Uzmanlar erken yaşlanma genetik ya da kötü alışkanlıklardan olduğunu söylüyor. Genetik faktörü  gerçekten de erken yaşlanmayı etkiliyor. Ancak doğada olan her şeyin bir faydası ve yeri vardır.

Ben de size bu yazımda en ucuz şekilde cildinizde olan lekelerden, kırışıklıklardan nasıl kurtulursunuz onu anlatacağım. O halde sizi daha fazla bekletmeden hem pratik hem de ucuz olan pürüzsüz cilt için maske tarifi ile baş başa bırakıyorum 😊

Pürüzsüz Cilt İçin Maske Malzemeleri

  • 1 adet yerli domates
  • 1 adet aloe vera yaprağı
  • 1 kaşık pirinç unu
Pürüzsüz Cilt İçin Maske Malzemeleri

Pürüzsüz Cilt İçin Maske Tarifi

  • Domatesi püre haline getirin
  • Aloe vera yaprağından jelini çıkartın.
  • Bu iki malzemeyi cam bir kasenin içerisinde iyice karıştırın.
  • İçine pirinç ununu da ekleyerek iyice çırpın.
  • Krem kıvamına gelen bu karışımı cildinize yukarıdan aşağıya doğru uygulayın.
  • Cildinizde 10 dakika beklettikten sonra ılık su ile yıkayın.
  • Haftada bir kez ve aynı saatlerde uygularsanız cilt lekesi, cilt kırışıklıkları gibi problemlerinizden kısa sürede kurtulursunuz.

Eskiden domates ve aloe vera yara izleri, yanık izleri, hemoroit, sivilce izleri, göz morarması ve arı sokmasının iyileşmesi için kullanılırdı. Günümüzde de birçok krem ya da losyonların içerisinde bu iki mucize var. Kozmetik ürünlerde ne yazık ki zararlı kimyasallarda mevcut bu sebeple evde yapacağınız maske ya da kremler daha kısa sürede ve daha kesin sonuçlar verecektir. Kötü alışkanlıklarınızdan kurtulmaya çalışın, düzenli beslenmeye (yeşil yapraklı sebze, kırmızı az yağlı et, balık, yumurta içerikli) çalışın, yatmadan önce cildinizi temizleyerek uyuyun, düzenli uyumayı alışkanlık haline getirin ve yukarıda vermiş olduğum maskeyi düzenli olarak uygulayın. Bu konuda sizlerin de tarifleri varsa yorum bölümünden bizimle paylaşabilirsiniz.

Güzel ve mutlu kalın😉😊

Bu yazı sosyalmedyakafe.com için dogalyollar.com tarafından hazırlanmıştır.
Devamını Oku »

26 Ekim 2017 Perşembe

Şifa Niyetine: Sarımsaklı Vegan Çorba

26 Ekim 2017 Perşembe
Birçok yemeğe lezzet katan aynı zamanda sağlığımıza da faydası olan sarımsaklı vegan çorba tarifimizi süslüyor. Bugünkü yazımızda sizlere bu mükemmel çorbadan ve sarımsağın sağlığa olan faydalarından bahsedeceğiz.
Sarımsaklı Vegan Çorba Tarifi

 Sarımsaklı Vegan Çorba Malzemeleri

  • 2 kaşık bulgur 
  • 2 kaşık un 
  • 1 adet soğan 
  • 5 diş sarımsak 
  •  Su 
  •  Zencefil
  •  Zeytinyağı
  • Tuz, karabiber
  •  Nane ve kekik 
  • Pul biber 

Sarımsaklı Vegan Çorba Yapılışı  

 

Soğanı ve sarımsakları öncelikle ince ince doğruyor sonra da tencereye sıvı yağı da ekleyerek kavuruyoruz. Daha sonra iki çorba kaşığı unu tencereye ilave ederek kavurma işlemine devam ediyoruz. Un kavrulduktan sonra soğuk ve ılık su ekleyerek topaklanmaması için iyice karıştırıyoruz. Bu karışımın üzerine zencefil rendeleyip, tuz ekleyerek pişmeye bırakıyoruz. Çorbamızı servis ederken üzerine karabiber, nane, kekik ve pul biber ekleyebiliriz.

Sarımsağın Faydaları 

  •  Sarımsak vücutta çıkan yara ve çıbanlara iyi gelmektedir. 
  • Bu lezzetli ve yoğun aromalı sebze, krampları yok etmektedir.
  •  Sarımsak, karaciğeri ve akciğeri kuvvetlendirmektedir. 
  •  Bağırsak kurtlarını ve parazitlerini yok etmekte oldukça etkilidir. 
  • Zararlı bakterileri yok etmektedir. 
  • Saç dökülmesini yavaşlatmakta, saç köklerini güçlendirmektedir. 
  •  Sindirim sistemine iyi gelmektedir bunun yanı sıra kabızlığı önlemektedir. 
  •  İdrar söktürmektedir. 
  • İştah açmaktadır. 
  •  Nezleyi yok etmektedir. 
  • Bağırsak gazlarını ortadan kaldırmak için idealdir. 
  •  Grip mikrobunu öldürmekte ve vücudu hastalıklara karşı güçlendirmektedir. 

 

Neden Vegan Beslenmeliyiz?

Vegan beslenmek, etik nedenlerden ötürü tercih edilmektedir ve hayvan kullanımını tamamen reddeder. Vegan beslenen bireyler hem vücut sağlıklarını korumakta hem de hayvanların yaşamına önem vermektedir. Günümüzde hemen hemen her sektörde sürekli olarak hayvanlar işkence çektirilerek yaşanmaya zorlanmakta ya da öldürülmektedir! Bu nedenle vegan beslenmenin önemine inanıyor ve bu sitemizdeki tariflerimizin tamamını da vegan beslenmeye yönelik yapıyoruz. Vegan beslenme hayvan kullanımını reddetmesinin yanı sıra, vücudumuz için de sayısız yarar barındırmaktadır. Bunların başında da:

  • Vücudumuz sürekli olarak enerjik olur. 
  •  İşlenmiş gıdalardan uzak durulacağı için sağlığımız yerinde olur. 
  • Zararlı yağları vücudumuzdan uzaklaştırmış oluruz. 
  • Kilo almamızı engeller, zayıflamamıza ise yardımcı olur. 
  • Vegan beslenmenin yanı sıra vegan kozmetik ürünleri kullanmanın da sağlığımıza birçok faydası bulunmaktadır.

Sarımsaklı Vegan Çorba Tarifi www.sosyalmedyakafe.com için www.vegantarifler.com tarafından hazırlanmıştır.
Devamını Oku »

21 Ekim 2017 Cumartesi

Zaman Yönetimi Becerilerini Geliştirmenin 10 Yolu

21 Ekim 2017 Cumartesi

İş Dünyası
Sık sık iş temposunun aşırı yükü altında olduğunuzu hissediyor musunuz? Zaman geçtikçe, halletmeniz gereken daha fazla işiniz olduğunu düşünüyor musunuz? Peki, size verilen tüm bu işleri halletmek için yeterli zamanınız var mı? Hüner, görevlerinizi organize etmek ve her gün daha fazla iş yapmak için zamanınızı etkili bir şekilde kullanmaktır. Bu, stresi azaltmanıza ve iş yerinde daha verimli sonuçlar vermenize yardımcı olabilir. Zaman yönetimi, gelişmesi zaman alan ve her bir kişi için farklı olan bir beceridir. Sadece sizin için en iyi olanı bulmanız yeterlidir. Birkaç hafta boyunca aşağıda listelenen birkaç stratejiyi kullanın ve size yardımcı olup olmadığını kontrol edin.

İşte, zaman yönetimi becerilerinizi geliştirmek ve üretkenliğinizi artırmak için kullanabileceğiniz 10 yol:

1- Delege etmeyi öğrenin

Hepimizin arzuladığı şey, potansiyelden daha fazla görev alabilmektir. Bu sıklıkla stres ve tükenmeye neden olabilir. Delegasyon sizin sorumluluklarınızdan uzak tutmaz, ancak yönetimin önemli bir fonksiyonudur. Becerilere ve yeteneklerine göre astlarınıza iş devretme sanatı öğrenin.

2- İşlerinize öncelik sırası verin

Mesai başlamadan önce önemsiz görevlerinizin değerli zamanınızı tüketeceği için öncelikli olarak halledilmesi gereken görevlerin bir listesini yapın. Bazı görevlerin yalnızca o günde tamamlanması gerekirken, diğer önemsiz görevler bir sonraki güne taşınabilir. Kısacası, görevlerinizden daha önemli olanlara odaklanmaya öncelik vermelisiniz. Daha fazla kişisel gelişim yazısı için Kişisel Gelişim kategorisini ziyaret edebilirsiniz.

3- Ertelemekten vazgeçin

İş Molası

Ertelemek, verimliliği kötü etkileyen şeylerden biridir. Bu, zaman ve enerjiyi kötü bir şekilde harcamaya neden olur. Her ne pahasına olursa olsun, bu davranıştan kaçınılmalıdır. Hem kariyerinizde hem de kişisel hayatınızda büyük bir sorun olabilir.

4- Görevleri programlama

Bir planlayıcı veya ajandayı yanınızda taşıyın ve aklınıza gelen tüm görevleri listeleyin. Günün başlangıcından önce basit bir 'Yapılacaklar' listesi yapın, görevlerin önceliğini belirleyin ve erişilebilir olduklarından emin olun. Zaman yönetimi becerilerinizi daha iyi yönetmek için 3 liste oluşturmayı düşünebilirsiniz: İş, ev ve kişisel zaman.

5- Stresten kaçının

Stres, çoğu zaman kabiliyetimizden daha fazla iş kabul ettiğimizde oluşur. Sonuç, bedenimizin verimliliğini etkileyebilecek kadar yorgun hissetmeye başlanmasıdır. Bunun yerine, görevleri gençlere bırakın ve rahatlamak için kendinize ve ailenize biraz zaman ayırdığınızdan emin olun.

6- İşleri bitirmek için kendinize “Son teslim günü” koyun

İş Ortamı

Elinizin altında bitirmeniz gereken işler olduğunda gerçekçi bir son teslim tarihi belirleyin ve ona bağlı kalın. Görevden bir kaç gün önce bir son teslim tarihi belirlemeye çalışın, böylece yoluna girebilecek tüm görevleri yerine getirebilirsiniz. Kendinize meydan okuyun ve kendinize koyduğunuz son teslim tarihinden önce veya son teslim tarihinde işinizi bitirin. Bu zor mücadelenin altından kalkarsanız, kendinizi ödüllendirin.

7- Çoklu görevlerden kaçının

Çoğumuz, çoklu görevin işleri başarmanın etkili bir yolu olduğunu düşünülüyor ancak gerçek şu ki, biz odaklanıp bir şey üzerinde yoğunlaştığımızda daha verimli iş yapabiliyoruz. Çoklu görev, üretkenliği engeller ve zaman yönetimi becerilerini artırmak için uzak durulması gereken bir şeydir.

8- Güne erken başlayın

Başarılı olan insanların çoğunun ortak noktası budur. Günlerine erken başlarlar ve zihinleri açıkken, enerjileri yüksekken ve zamanları yeterliyken işlerinin başlarına otururlar. Erken kalktığınızda daha sakin, yaratıcı ve netsiniz. Gün ilerledikçe, enerji düzeyleriniz düşmeye başlar ve bu da üretkenliğinizi etkiler ve siz de halletmeniz gereken işlerin büyük bir kısmını halledememiş olursunuz.

9- Belirli aralıklarla ara verin ve dinlenin

İş Planı

Eğer 10-15 dakikalık boş bir vakit bulursanız, ara verin. Çok fazla stres vücudunuzun zarar görmesine neden olur ve verimliliğinizi etkileyebilir. Yürüyün, müzik dinleyin ya da mağaza dolaşın. En iyi fikir iş yerinden ayrılmak, arkadaşlarınızla ve ailenizle vakit geçirmektir.

10- Hayır demeyi öğrenin

Üstünüze aşırı yük bindiğinizi düşünüyorsanız, size verilen veya verilmesi gündemde olan ek görevleri kabul etmeyin ve kibar bir şekilde reddedin. Ekstra bir görevi yapmayı kabul etmeden önce 'Yapılacaklar' listenize bir göz atın ve ondan sonra karar verin. Görevi kabul ettikten sonra, kendinizi çok daha zor bir durumda bırakmak istemezsiniz.

Bu yazı sosyalmedyakafe.com için yasam.io tarafından hazırlanmıştır.
Devamını Oku »

30 Mayıs 2017 Salı

Bilgisayar Kullanırken Dikkat Edilmesi Gerekenler

30 Mayıs 2017 Salı
Bilgisayar Kullanırken Dikkat Edilmesi Gerekenler
İnsan sağlığı asla ihmal edilmemesi gereken bir konudur. Yediğimiz, içtiğimiz şeylere dikkat edip, spor yapıp ve  mevsimsel geçişlere göre giyim konusunda özenli davranarak sağlıklı kalmaya çalışsak da bazen sinsi hastalıklarla yüz yüze kalabiliyoruz.
Kimden bahsediyorum? Elbette bilgisayar kullananları!
Bildiğiniz gibi bilgisayar başında saatlerini geçiren kişiler çeşitli sağlık problemleriyle karşılaşmaya aday durumundalar.
Bitmek bilmeyen işler, şunu da yapayım sonra çıkarım gibi düşünceler, suyu – çayı ayağına isteyerek yerinden kalkmama gibi davranışlar  çeşitli problemlerin meydana gelmesine davetiye çıkarıyor.
İş hayatınızda da bilgisayar kullanıyor musunuz bilmiyorum ama ister iş ister blog yazarlığı amacıyla olsun bilgisayar kullanırken sizi bekleyen tehlikeler :
  • Elektromanyetik radyasyon
  • Isı (dizüst bilgisayarlarda)
  • Mavi ışığa maruz kalma (özellikle geceleri)
    Oturma ve duruş hataları
Şu bir gerçek ki teknolojiyi hayatımızda kullanmalıyız fakat bunu sorumlu bir şekilde yapmalıyız. Teknolojinin önümüzdeki yıllarda ortadan kalkacağı, yok olacağı gibi bir şey söz konusu değil. O zaman sorunları hafifletmenin ve bilgisayar kullanım risklerini azaltmanın yollarını bulmak zorundayız.
Bilgisayar kullanırken dikkat edilmesi gerekenler

1 – Radyasyondan korunun

Radyasyon kelime anlamı olarak dalga parçacık ile yayılan enerji veya foton hareketleri nedeniyle oluşan ve yayılan enerjidir.
Günlük yaşamımızın temel taşlarından bilgisayar ise diğer tüm elektrikli cihazlar gibi  elektromanyetik dalgalara neden olurlar. Bilgisayarların neden olduğu bu dalgalar kimi zaman zayıf kimi zaman ise oldukça kuvvetli olabilmektedir.
Sırt sırta gelecek biçimde konulan bilgisayarlar yüksek radyasyona sebep olabilirler.
Peki bundan nasıl korunuruz?
Günlük bilgisayar kullanımı sırasında sık aralıklarla çalışmak ve bilgisayarla araya mesafe koymak, yakın durmamak gibi önlemler alabiliriz.

2 – Isıya maruz kalmayın

bilgisayar-isi-etkisi
Özellikle laptopları diz üstüne alıp çalışmak en yaygın görülen davranış. Fakat bir müddet sonra oturuş pozsiyonunu bozmadan laptoptan gelen ısı doğrudan ayaklarınıza etki edecektir.
Bu şekilde bir kullanım sırasında cildinizde kızarıklık, ayaklarda uyusukluk hissetmeniz kaçınılmaz.
Sizlere tasiyem uygun fiyatlara bilgisayar minderleri satılıyor. Bilgisayar kullanmak istediğiniz zaman bu minder vasıtasıyla tehlikeleri minimize ederek sağlığınızı koruyabilirsiniz.

3 – Gizli tehlike! Mavi ışık

Geceleri ekranlardan çıkan ışığın mavi tonlarda olduğunu hiç farkettiniz mi? Ya da geceleri cep telefonu ile mesaj yazan kişilerin yüzlerindeki hafif ürkütücü mavimsi parlaklığı ?
TV, bilgisayar, cep telefonları ya da tabletlerin ekranlarından gelen ışıkta genellikle hafif bir mavilik vardır. Bu mavilik gün ışığında ekranın çok daha iyi görünmesini sağlıyorken, geceleri gözlerimizi yoran bir hale geliyor.
Hele bir de geceleri uzun saatler ekran başında kalıyorsak vay halimize…
Bu tehlikeden korunmak için yine bilgisayar kullanımını sınırlandırmalıyız. Mavi ışık filtresi olan dinlendirici bir gözlük alımı da  faydalı olabilir.

4 – Oturma pozisyonuna dikkat!

En çok maruz kalınan problemlerin başında
  • boyun ağrısı
  • sırt ağrısı
  • göz problemleri
  • baş ağrısı yada migren
  • ellerdeki ağrı
  • aşırı kilo
  • stress ve depresyon
şikayetleri gelmektedir. Peki bunlar için ne yapabilirsiniz?
Bilgisayar başında saatler boyunca oturmaktan kaçının. Küçük molalar vererek kısa yürüyüşler yapmak faydalı olacaktır.
Kısa aralarla boynunuzu gevşetici egzersizler yapın.
Fazla eğilmeden oturmaya çalışın ve masa-sandalye duruşunu iyi ayarlayın.
Gözlerinizi birkaç kere kırpın. Gözlerinizi saat yönünde ve saat yönünün tersine hareket ettirin.
Kollarınızı uzatın ve parmaklarınızın gevşemesini sağlayın.
Çalışırken bir şeyler yeme ihtiyacı hissediyorsanız üzüm, kayısı gibi daha sağlıklı yiyecekleri tercih edin.
Uykunuzu ihmal etmeyin.
Ziyaretçi sayısı elbette önemli. Az oluşunu ciddi bir problemmiş gibi kendinize stres oluşturmasına izin vermeyin.

Son Sözler

Sürekli blog konularında bir şeyler yazma uğraşındayken kimi zaman gözlerimin kan çanağı olduğunu ve gereksiz kaygılar taşıdığmı fark ettim. Bu yüzden nasıl önlem alabilirim diye araştırırken benimle aynı sıkıntıyı yaşayanlar olabilir düşüncesiyle bu konuyu ele aldım.
Ruh ve beden sağlığı her şeyden önemli. İyi olursanız iyi hissederseniz kendinizi yazınızı iyi hazırlarsınız.
Kendinizce denediğiniz yöntemler var mı? Bizlerle paylaşır mısınız?

Misafir Blog;
Bu makale, Beden Sağlığı yazarı tarafından Sosyal Medya Kafe için hazırlanmıştır...
Devamını Oku »

10 Ocak 2017 Salı

Blog Yazarlığının Zorlukları ve Güzellikleri

10 Ocak 2017 Salı
Blog Yazmanın Zorlukları ve Güzellikleri

Blog Yazmak Zor İştir

Blog yazmanın zorluklarını ve güzelliklerini yavaş yavaş öğrenmeye başladım. 2 sene önce başladığım blog yazma işlemine uzunca bir süre ara vermiştim. O ara o kadar uzun olmuş ki bu işin insanı ne kadar yorduğunu ve zorladığını bu süre zarfında unutmuşum.
Son iki aydır gerçek anlamda yazdığım blogumda birçok tecrübe edindim. Bu tecrübelerin içerisinde güzel olanları da var, olmayanları da var. İlk başta fazla canınızı fazla sıkmamak adına yaşadığım ve öğrendiğim güzel şeyleri sizinle bir liste halinde paylaşmak istiyorum.

Blog Yazmanın Güzel Yanları

1.Disiplin

Kesinlikle bana en çok katkı sağlayan şey olmuştur. Hayatımı bu zamana kadar bir türlü belirli bir düzene ve ders çalışma prensibine sokamayan ben, okuyucularıma karşı kazandığım sorumluluğun ardından çok disiplinli bir birey haline geldim. Okulumdan geldiğim gibi oyun oynama yerine yaptığım planlamaya uymaya başladım. Bunun en çok yararını derslerimde ve akan zamanı kontrol etmemde gördüm.

2.Dostlar

Blogumu açmamdaki temel nedenlerden biri biraz sosyalleşmek ve kapalı kaldığım bu ortamlardan uzaklaşmaktı. Bu amacımda başarılıda oldum. Yaşıtım ve benden büyük olan bir sürü insan tanıdım onlarla sohbet ettim ve güzel bağlar kurdum. Şu an onlarla iletişimim kopmak yerine daha da güçlendi ve sürekli görüşüyoruz. Umarım böylede devam eder.

3.İmaj

Hiç istemediğim fakat ortamlarda sizin biraz daha yetkili görünmenize sebep olan bir durumla karşı karşıya kaldım. Bu benim adıma olumlu bir gelişme oldu. Sizin yazdığınız bir blogunuzun olması, bunu bilen insanların size daha farklı gözlerle bakmasına neden oluyor. Bulunduğunuz ortamda çok etkin duruma geçiyorsunuz ve sizin hakkınızda bir şey öğrenmek isteyen insanlara sitenizin adresini vererek hiç ağzınızı yormadan kendinizi anlatabilirsiniz. Bu sizi hem imaj kazanmanızı hem de saygın birisi olmanızı sağlıyor.
Blog yazmanın faydaları saymakla bitmez fakat bana katkısı olan yararları sizinle paylaşmak istedim. Şimdi de bana olumsuz etkilerinden sizlere bahsetmek istiyorum.

Blog Yazmanın Zorlukları

1.Tatlı Bir Yorgunluk

En çok sıkıntı çektiğim yerlerden biriside burasıdır. Sürekli içerik üretmeye çalışıyorsunuz bu sizi biraz yoruyor fakat blog yazarken en çok yorulduğum nokta, blogumu bir yerlere getirmeye çalışırken harcadığım enerjiden kaynaklanıyor. Yazdığınız blogun herkes tarafından okunmasını ve yorumlanmasını istiyorsunuz. Bu yüzden arama motorlarında biraz yukarıya çıkmak istiyorsunuz. Yukarıya çıkmak içinde belirli işlemler gerçekleştirmeniz gerekiyor bu işlemlerde beni biraz yoruyor.

2.Zamanlama

Ne kadar planlama yapsam da bilgisayar başına oturunca bir yandan yazı yazmak, bir yandan yazdığınız yazıyı farklı platformlarda tanıtmaya çalışırken zaman adeta su gibi akıyor ve siz hiçbir şey anlamıyorsunuz. Bilgisayarın başına saat dörtte oturup akşam onda kalktığım zamanlar bile oluyor.

Blog yazmanın olumsuz bölümleri de bana göre bunlar her ikisinde siz ayarlayabilir ve bu zorlukları aşabilirsiniz.

Misafir Blog Yazarı Hakkında:
Merhaba Ben Onur Çakır sizlere ⏪Kişisel Blog⏩ (Blog kapandığı için link kaldırılmıştır.) adresimde özgün içerikler üretmeye çalışıyorum. Yazılarımda kendi düşüncelerimi, okuduğum kitapları, izlediğim filmleri aktarıyorum. Tüm bunlara ek olarak Wordpress, SEO gibi alanlarda kaliteli yazılar yazıyorum. Umarım blogumu beğenirsiniz.
Devamını Oku »

20 Nisan 2016 Çarşamba

Eski Yazılarınızı Ayağa Kaldıracak Yöntemler

20 Nisan 2016 Çarşamba
bloglarda eski yazı güncelleme
Eski yazıyı güncelleme ve onun reklamını yapmak en az yeni yazı yayınlamak kadar önemlidir. Çünkü yeni okuyucular önceki yazılarınızdan haberdar olmayabilir ve eski yazılarınızla yeni okuyucular kazanma fırsatı yakalayabilirsiniz.
Eski yazılarınızın tanıtımını yapmak, var olan kaynaklardan yeni okuyucular bulmaya çalışmak bakımından önemli bir çalışma olacaktır. Bu çalışma nasıl olmalı ve eski yazılarınızı tekrar ayağa nasıl kaldırabilirsiniz sorularınıza yanıt olacak 7 farklı yöntemi sizlerle paylaşacağım :

1 – Yazı resmini güncelleyin

Eski yazınızda kullandığınız resim belki de tarzınızı yansıtan o an için alalade seçilmiş bir resim olabilir. Eğer öyleyse şimdi bu resmi değiştirmenin tam zamanı !
Bildiğiniz gibi yazı resmi, sosyal medya paylaşımlarında oldukça önemli. Sosyal medya kullanıcılarını tıklamaya teşvik edecek en büyük unsur resimler. Bu yüzden çekici bir resim sosyal medya üzerinden daha fazla trafik almanızı sağlayacaktır.
Şimdi hemen yazı resmini etkileyici bir hale getirin ve sosyal medya hesaplarınızda paylaşın !

2 – Son güncellenen yazılar eklentisi kullanın

Yeni güncellenen yazıları okuyucuya göstermenin en etkili yolu da onlara sidebar üzerinde yer vermek olacaktır.
Hemen şimdi son güncellene yazılar başlığında kronolojik sırayla yazılarınızı liste halinde sunun. Bunu blogger da link list ekleyerek, wordpress üzerinde ise “Last Updated” plugin kullanarak yapabilirsiniz.
Bu şekilde sitenize ek bir trafik sağlayacaksınız ve okuyucularınız da sitenizde yer alan konuların daima güncel olduğunu düşünecektir.

3 – Yeniden yayınlayın

Yazıyı güncelledikten sonra yayınlama tarihini değiştirerek yeniden yayınlayabilirsiniz. Bu şekilde yazınız anasayfaya yerleşecek ve mail aboneliği ile takip edenlere otomatik olarak güncelleme gidecektir.
Anasayfayı güncellemek için sadece yeni yazmaya gerek yok. Yukarıda bahsettiğim gibi yayınlanma tarihini değiştirerek bunu gerçekleştirebilirsiniz.

4 – Benzer yazılar eklentisini kullanın

Benzer yazılar, sitede kalma süresini artıran ve ziyaretçiyi sitede tutan önemli eklentilerdendir. Özellikle yazı sonunda bu eklentiye yer verilmesi okuyucuların dikkatini daha çok çekmektedir. Bu yüzden güncellediğiniz yazınızın da burada çıkması önemli olacaktır.

5 – Farklı yazılarınızda link verin

Yazıyı güncelledikten sonra yapılacak ilk iş bu güncellemeyi duyurmak olacak. bu yüzden alakalı olduğunu düşündüğünüz diğer yazılarda bu yazınıza link verin. Özellikle fazlasıyla hit alan yazıyı tercih etmeniz size daha fazla trafik getirecektir.
Hem site içi seo hem de güncellenen yazıya gelecek hit için iç linkleme önemli olacaktır.

6 – Diğer blogları yorumlayın

Bildiğiniz gibi çoğu site, yorum alanında isim + site url si şeklinde yorum yapmanıza imkan veriyor. Siz de yapacağınız kaliteli yorumlarda anasayfa linki yerine son güncellediğiniz yazı linkini yazıp yorumu yayınlayabilirsiniz.
Özellikle yazıda ilk yorumun size ait olması kendi yazınıza daha fazla trafik kazandıracaktır. Bu da aklınızın bir köşesinde olsun !

7 – Sosyal medyada paylaşın

Yeni yazınızı paylaştığınız gibi güncellenen yazıları paylaşırken aynı yöntemi kullanmanızı tavsiye etmiyorum.
Güncellendi ya da geliştirildi şeklinde kelime ile ilgili kısımları paylaşırken kullanmanız daha etkili olacaktır. Bu yazı aklında olan okuyucularınız bile merak ederek yazınıza tıklayacaktır.
Eğer toplu bir mail listeniz varsa yeni yazınızdan alıntılar yaparak onlara güncellediğiniz yazı için mail gönderebilirsiniz.


Son Sözler

Var olan kaynaklarınızdan ekstra trafik almanızı sağlayacak 7 farklı yöntemi sizlerle paylaştım. Sürekli yeni yazıya odaklanmak yerine var olanı güncellemek de emin olun size fayda sağlayacaktır.
Geriye bakıp döndüğümde ilk yazılarımdaki acemilik gözle görülür bir biçimdeydi. URL hatası, içerik bütünlüğünün olmaması, atlanmış noktalar gibi bir çok eksik buldum ve eski yazılarımı yukarıda bahsettiğim yöntemle ayağa kaldırdım. Şimdi sıra sizde !

Ayrıca bakınız: Blogger Eski Yazıları Güncelleme Resimli Anlatım

Hangi yöntemin daha çok etkili olacağını düşünüyorsunuz ?

Bu yazı Teknojest sitesi sahibi Poyraz Sahin tarafından yazılmıştır...
Devamını Oku »

19 Nisan 2015 Pazar

Blogunuzu Sağlam Temeller Üzerine Kurun

19 Nisan 2015 Pazar
Blogunuzu Sağlam Temeller Üzerine Kurun

Herkesin blog sayfasında kullandığı html javascprit kodları vardır. Fakat bir çok kişinin önemsiz gördüğü ya da farkında olmadığı bir husus vardır. O da sayfa içinde kullandığınız kodların kaynağıdır.

Örneğin bir arşiv kodunu ele alalım.

<script src="http://yourjavascript.com/9184200431/blogtoc-min.js" type="text/javascript">
</script>
<script src="https://*******.blogspot.com/feeds/posts/default?max-results=9999&amp;alt=json-in-script&amp;callback=loadtoc">
</script>
Bu kod gördüğünüz gibi internetten alınmış sıradan bir kod örneğidir. Gördüğünüz gibi örneğimizde bir adet Javascprit kodu mevcuttur. http://yourjavascript.com/9184200431/blogtoc-min.js

Peki bu kodların blog sayfanız için önemi nedir?
  • Kimin kullandığı depolama alanında mevcut olduğu belli değil.
  • Kaç kullanıcının kullandığı ve ne kadar trafik harcadığı belli değil.
Bunlar bazı kullanıcılar için önemsiz gibi gözükse de eğer uzun süreli temeli sağlam bir blog oluşturmak istiyorsanız. Çok önemlidir. 

Çünkü kullanmış olduğunuz kodların yüklendiği alan aşırı trafikten dolayı kapatılabilir. Bu da siz ve sizin gibi aynı kodu kullanan kullanıcıları olumsuz etkileyecektir.
Kodun silinmesi ya da içinde bir kaç değişiklik yapılarak tekrar yüklenmesi de her ne kadar düşük bir ihtimal olsa da önemli bir husustur.

Bu yüzden eğer bu tür şeyleri önemsiyor ve blogum sağlam temeller üzerine kurulsun diyorsanız ilk yapmanız gereken kullandığınız kodların tamamını kendi alanınıza yüklemenizdir.

En sağlıklısı tabi ki kendinize ait bir host olmasıdır. Fakat blog kullanıcılarının bir çoğu için ücretsiz servisler aynı işi fazlasıyla görmektedir. Ben bu iş için dropbox kullanıyorum ve gayette başarılı. Şimdiye kadar herhangi bir sorunla karşılaşmadım. Tereddüt etmeden kullanabilirsiniz.

dropbox'a js dosyası yükleme
Şimdi ilk olarak yapmanız gereken kendinize bir dropbox hesabı açmanız. Hesabınızı açtınız ve nasıl kullanacağınızı bilmiyor musunuz? Yukarıda vermiş olduğum örnek arşiv kodundaki .JS uzantılı adresini ziyaret edelim. http://yourjavascript.com/9184200431/blogtoc-min.js

Açılan sayfadaki kodları olduğu gibi kopyalayın ve masa üstünüzde oluşturduğunuz bir TXT dosyasına yapıştırın. Daha sonra FARKLI KAYDET diyerek dosyadınız.js ya da css olarak kaydedin. Bu çok önemlidir çünkü dosya uzantınız css ya da js de olabilir.

Ayrıca kodlarınızı kendi dropbox hesabınıza yüklemeden önce incelerseniz içinde değişiklikler yapabileceğiniz yerleri de görebilirsiniz.

Şimdi sıra geldi dropbox hesabına yüklemeye.
Hesabınızla giriş yaptıktan sonra şu kısımdan upload diyoruz.
Yükleme yaptıktan sonra URL yi alıp kodun içindekiyle değiştiriyoruz. Hepsi bu kadar. Ayrıca dropbox u bilgisayarınıza indirip dosyalarınızı kendi bilgisayarınızdaki dropbox klasörüne atarak hızlı bir şekilde de yükleyebilirsiniz.

Okumuş olduğunuz kişisel blog yazısı, sosyalmedyakafe.com için Çıplak Yazar Blogun yazarı tarafından hazırlanmıştır.
Devamını Oku »
"Sosyal Medya Kafe'de kullanılan ekran görüntüleri, fotoğraflar ve yazılar Sosyal Medya Kafe'ye aittir. Yazıların ve fotoğrafların yayın hakkı sadece www.sosyalmedyakafe.com'a aittir. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden bir başka blogda veya web sitesinde yayınlanması, tariflerin veya yazıların ekran görüntüsü alınarak sosyal ağlarda paylaşılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası`na aykırıdır. Aksi taktirde 5846 Sayılı Fikir ve Sanat serleri Yasası gereği suç duyurusunda bulunulacaktır. Yasal yükümlülüğü vardır."
Sosyal Medya Kafe Copyright © 2019 Tüm Hakları Saklıdır...