22 Temmuz 2017 Cumartesi

Deniz Suyunun Faydaları Nelerdir?

22 Temmuz 2017 Cumartesi
Deniz Suyunun Faydaları
Denize niçin gidersiniz? Tatil, yorgunluk atmak, farklı yerler görmek, deniz sporu yapmak, maviye olan tutku... Daha neler neler sayılabilir. Peki tedavi olmak için denize gitmeyi düşündünüz mü hiç? Belki evet, belki hayır. Tedavi deyince aklımıza çoğunlukla tıp ilmi gelir haklı olarak. Ve en doğrusu bu elbette ama doğanın bizlere sunduğu gizli hazineleri de yabana atmamak gerek. Tıbbi alanda da deniz suyunun fayda verici özelliklerinden istifade edildiği bilinmekte.

Yüzmek için girdiğimiz deniz suyunun faydaları nelerdir diye pek düşünmeyiz. Tatil fikri ön planda oluyor tabi. Öyle ise bilmelisiniz ki; deniz suyunun faydaları oldukça fazla.

Deniz Suyunun Faydaları Nelerdir?
  • Deniz suyunun içerisinde bulunan maddeler kanımızda bulunan maddelere çok yakın.
  • İçeriğindeki maddeler sayesinde doğal tedavi edici özelliği vardır.
  • Yaralara, tahriş olmuş bölgelere, isiliğe, alerjik durumlara şifa kaynağıdır.
  • Cilt hastalıklarını tedavi eder.
  • Sedef hastalığına önemli fayda sağlar.
  • Ölü hücreleri yok eder.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Parazit, mikrop ve bakterileri öldürür.
  • Hücre yenilenmesi sağlar.
  • Vücudun direncini arttırır.
  • Toksinlerin vücuttan atılmasını sağlar.
  • Kan dolaşımını hızlandırır.
  • Mantar enfeksiyonlarının geçmesinde etkin rol oynar.
  • Ağrıları sızıları hafifletir.
  • Sinirleri yatıştırır.
  • Depresyonu önler.
  • Saçlarda kepeklenmeyi önler.
  • Cildi sivilce ve siyah noktalardan arındırır.
  • Terlemeyi azaltır.
  • Deniz havası insanı rahatlatır, huzur verir.
  • Kumda yürümek biraz zordur. Bu sırada spor yapmış olursunuz.
  • Deniz kumu eklem ağrılarına, kireçlenmeye, romatizmaya iyi gelir.
  • Deniz kumu cildi temizler. Peeling etkisi yapar.
Eczanelerde bulunan steril deniz suyu sayesinde burun tıkanıklıkları açılabilir. Diş ağrıları için de deniz suyu kullanılabiliyor. Deniz suyundaki kalsiyum miktarı da yabana atılmayacak kadar çoktur. Özellikle büyüme çağındaki çocukları denize mutlaka götürün. Hem denizin, hem de güneşin faydalarından çocukların yeterince istifade etmelerini sağlayın.

Deniz suyunun faydalarını göz önünde bulundurunca deniz tatili yapma isteği artıyor değil mi? Ama güneşin yoğun olduğu saatlerde denize girmemeye gayret gösterin. Koruyucu krem kullanmayı da  ihmal etmeyin.
Herkese iyi tatiller !🙋
Sibel Ordueri
Devamını Oku »

6 Haziran 2017 Salı

Ramazanda Kimler Oruç Tutamaz

6 Haziran 2017 Salı
ramazanda kimler oruç tutamaz
Ramazan ayı İslam aleminin sevinç ve heyecanla beklediği bir aydır. Her sene Ramazan ayına ulaşıp oruç tutmak her Müslümanın hayallerini süsler. Peki herkes oruç tutabilir mi? Herkes oruç tutmalı mı? Oruç ibadeti kimlere farz kılınmıştır?

Oruç ibadeti aklı baliğ, erginlik çağına gelmiş, Müslümanlara farz kılınmıştır. Sağlıklı olmak da en önemli şartlar arasındadır. Vücut kuvveti yerinde olan, sağlıklı, oruç vakitlerinde ilaç almak zorunda olmayanların oruç tutması farzdır.

Erginlik çağına gelmemiş çocukların da oruç tutma yükümlülükleri yoktur. Ancak büyük çocuğun oruç ibadetini öğrenmesi amacı ile alıştırmalar yaptırılabilir.

Çocukların,
Hastaların,
Yaşlıların,
Seferi olanların oruç tutma yükümlülükleri yoktur.

Ramazanda Kimler Oruç Tutamaz

  • Yaşlılar: Yaşlılık halinde insanlar güçsüzleşirler. Oruç tutmak bu güçsüzlüklerini arttıracağı için yaşlılar oruç tutamaz.
  • Hasta kişiler: Oruca engel teşkil edecek hastalığı olanlar oruç tutmayabilirler. Hastalıkları geçerse oruca başlayabilirler.
  • Çocuklar: Oruç tutacak beden gücüne ulaşmamış çocuklar oruç tutamaz.
  • Hamileler: Hamilelik sürecinde hem annenin, hem de taşıdığı bebeğin sağlık durumu göz önünde bulundurulmalıdır. Hamilelik, özel bir istirahat ve özel bir beslenme pragramı gerektiren bir süreçtir.
  • Emzirme dönemindeki anneler: Oruç tutan annenin bebeğine vereceği sütü azalacağı için oruç tutmamalı, beslenmesine özen göstermelidir.
  • Seferiler: Yolculuk halinde oruç tutma yükümlülüğü yoktur. Yolculuktan sonra tutmak üzere oruç ertelenebilir.
Ayrıca;
  • Ameliyat olan hastalar,
  • Gün içerisinde mutlaka ilaç almak zorunda olan hastalar,
  • Kalp hastaları,
  • Su içmek zorunda olan böbrek hastaları,
  • Çok zayıf, güçsüz kimseler,
  • Şeker hastaları
oruç tutmayabilir.

Bazen çocukların oruç ibadetine imrendikleri görülür. Bu duyguyu yaşamak, hissetmek istiyorlarsa, onları bu konudan tamamen uzak tutmak üzülmelerine neden olabilir. Sahur ve iftar sofralarında onlara da yer açmak mutluluk duymalarına, oruç sevincini yaşamalarına sebep olur.

Zaman zaman da hasta, hamile veya emzirme sürecinde olanların da oruç tutmak istedikleri gözlemlenebilir. Bu kişilerin Ramazanda kimler oruç tutamaz konusunda bilgilendirilip, oruç niyetlerini doğru zamana ertelemeleri sağlanabilir.

Ramazan ayını en iyi şekilde geçirmek için en önemli konu sağlığımızı riske atmamak. Bu yüzden oruç tutma yükümlülüğü olmayanların imkanları elverdiğince fidye ve fitre vermeleri daha doğru bir seçim olacaktır.

Sağlıklı ve huzur dolu bir Ramazan ayı geçirmenizi dilerim...
Sibel Ordueri
Devamını Oku »

30 Mayıs 2017 Salı

Bilgisayar Kullanırken Dikkat Edilmesi Gerekenler

30 Mayıs 2017 Salı
Bilgisayar Kullanırken Dikkat Edilmesi Gerekenler
İnsan sağlığı asla ihmal edilmemesi gereken bir konudur. Yediğimiz, içtiğimiz şeylere dikkat edip, spor yapıp ve  mevsimsel geçişlere göre giyim konusunda özenli davranarak sağlıklı kalmaya çalışsak da bazen sinsi hastalıklarla yüz yüze kalabiliyoruz.
Kimden bahsediyorum? Elbette bilgisayar kullananları!
Bildiğiniz gibi bilgisayar başında saatlerini geçiren kişiler çeşitli sağlık problemleriyle karşılaşmaya aday durumundalar.
Bitmek bilmeyen işler, şunu da yapayım sonra çıkarım gibi düşünceler, suyu – çayı ayağına isteyerek yerinden kalkmama gibi davranışlar  çeşitli problemlerin meydana gelmesine davetiye çıkarıyor.
İş hayatınızda da bilgisayar kullanıyor musunuz bilmiyorum ama ister iş ister blog yazarlığı amacıyla olsun bilgisayar kullanırken sizi bekleyen tehlikeler :
  • Elektromanyetik radyasyon
  • Isı (dizüst bilgisayarlarda)
  • Mavi ışığa maruz kalma (özellikle geceleri)
    Oturma ve duruş hataları
Şu bir gerçek ki teknolojiyi hayatımızda kullanmalıyız fakat bunu sorumlu bir şekilde yapmalıyız. Teknolojinin önümüzdeki yıllarda ortadan kalkacağı, yok olacağı gibi bir şey söz konusu değil. O zaman sorunları hafifletmenin ve bilgisayar kullanım risklerini azaltmanın yollarını bulmak zorundayız.
Bilgisayar kullanırken dikkat edilmesi gerekenler

1 – Radyasyondan korunun

Radyasyon kelime anlamı olarak dalga parçacık ile yayılan enerji veya foton hareketleri nedeniyle oluşan ve yayılan enerjidir.
Günlük yaşamımızın temel taşlarından bilgisayar ise diğer tüm elektrikli cihazlar gibi  elektromanyetik dalgalara neden olurlar. Bilgisayarların neden olduğu bu dalgalar kimi zaman zayıf kimi zaman ise oldukça kuvvetli olabilmektedir.
Sırt sırta gelecek biçimde konulan bilgisayarlar yüksek radyasyona sebep olabilirler.
Peki bundan nasıl korunuruz?
Günlük bilgisayar kullanımı sırasında sık aralıklarla çalışmak ve bilgisayarla araya mesafe koymak, yakın durmamak gibi önlemler alabiliriz.

2 – Isıya maruz kalmayın

bilgisayar-isi-etkisi
Özellikle laptopları diz üstüne alıp çalışmak en yaygın görülen davranış. Fakat bir müddet sonra oturuş pozsiyonunu bozmadan laptoptan gelen ısı doğrudan ayaklarınıza etki edecektir.
Bu şekilde bir kullanım sırasında cildinizde kızarıklık, ayaklarda uyusukluk hissetmeniz kaçınılmaz.
Sizlere tasiyem uygun fiyatlara bilgisayar minderleri satılıyor. Bilgisayar kullanmak istediğiniz zaman bu minder vasıtasıyla tehlikeleri minimize ederek sağlığınızı koruyabilirsiniz.

3 – Gizli tehlike! Mavi ışık

Geceleri ekranlardan çıkan ışığın mavi tonlarda olduğunu hiç farkettiniz mi? Ya da geceleri cep telefonu ile mesaj yazan kişilerin yüzlerindeki hafif ürkütücü mavimsi parlaklığı ?
TV, bilgisayar, cep telefonları ya da tabletlerin ekranlarından gelen ışıkta genellikle hafif bir mavilik vardır. Bu mavilik gün ışığında ekranın çok daha iyi görünmesini sağlıyorken, geceleri gözlerimizi yoran bir hale geliyor.
Hele bir de geceleri uzun saatler ekran başında kalıyorsak vay halimize…
Bu tehlikeden korunmak için yine bilgisayar kullanımını sınırlandırmalıyız. Mavi ışık filtresi olan dinlendirici bir gözlük alımı da  faydalı olabilir.

4 – Oturma pozisyonuna dikkat!

En çok maruz kalınan problemlerin başında
  • boyun ağrısı
  • sırt ağrısı
  • göz problemleri
  • baş ağrısı yada migren
  • ellerdeki ağrı
  • aşırı kilo
  • stress ve depresyon
şikayetleri gelmektedir. Peki bunlar için ne yapabilirsiniz?
Bilgisayar başında saatler boyunca oturmaktan kaçının. Küçük molalar vererek kısa yürüyüşler yapmak faydalı olacaktır.
Kısa aralarla boynunuzu gevşetici egzersizler yapın.
Fazla eğilmeden oturmaya çalışın ve masa-sandalye duruşunu iyi ayarlayın.
Gözlerinizi birkaç kere kırpın. Gözlerinizi saat yönünde ve saat yönünün tersine hareket ettirin.
Kollarınızı uzatın ve parmaklarınızın gevşemesini sağlayın.
Çalışırken bir şeyler yeme ihtiyacı hissediyorsanız üzüm, kayısı gibi daha sağlıklı yiyecekleri tercih edin.
Uykunuzu ihmal etmeyin.
Ziyaretçi sayısı elbette önemli. Az oluşunu ciddi bir problemmiş gibi kendinize stres oluşturmasına izin vermeyin.

Son Sözler

Sürekli blog konularında bir şeyler yazma uğraşındayken kimi zaman gözlerimin kan çanağı olduğunu ve gereksiz kaygılar taşıdığmı fark ettim. Bu yüzden nasıl önlem alabilirim diye araştırırken benimle aynı sıkıntıyı yaşayanlar olabilir düşüncesiyle bu konuyu ele aldım.
Ruh ve beden sağlığı her şeyden önemli. İyi olursanız iyi hissederseniz kendinizi yazınızı iyi hazırlarsınız.
Kendinizce denediğiniz yöntemler var mı? Bizlerle paylaşır mısınız?

Misafir Blog;
Bu makale, Beden Sağlığı yazarı tarafından Sosyal Medya Kafe için hazırlanmıştır...
Devamını Oku »

11 Mart 2017 Cumartesi

Çocukta Öfke Nöbetleri Öfke Kontrolü Nasıl Sağlanır 2

11 Mart 2017 Cumartesi
Çocukta Öfke Nöbetleri Öfke Kontrolü Nasıl Sağlanır

Çocukta Öfke Nöbetleri Öfke Kontrolü Nasıl Sağlanır

Daha önceki yazımda çocukta öfke nöbetlerinin sebeplerini anlatmıştım. Bu yazımda ise öfke kontrolü nasıl sağlanır konusuna değineceğim. Çocuğun öfkelenmesi karşısında bazen kendimizi çaresiz hissedebiliriz. Ama çare var elbette. Öncelikle sakin ve sabırlı olmalı ve gerekli önlemleri alarak çocukta öfke kontrolü sağlamaya çalışmalıyız.

Öfke kontrolü nasıl sağlanır?

  • Öfkelenmesi sırasında çocuğa öğüt vermeye kalkmayın, duymayacaktır. Sakinleşmesini bekleyin.
  • İlgisini başka yöne çekmeye çalışın. Sevdiği şeylere yönlendirmeye çalışın.
  • Mümkün olduğunca zararsız isteklerini yerine getirmesine fırsat tanıyın. Yerli yersiz tüm isteklerinin engellenmesi çocuğu bunaltabilir.
  • Müzik dinlemesini sağlayın. Hafif ve dinlendirici bir ses onu rahatlatır.
  • Sevdiği oyuncaklarını görebileceği bir yere koyun. İlgisi oraya kayacaktır.
  • Öfkeye sebep olan etkeni ortadan kaldırmaya çalışın. Öfkenin tekrarlanmasını önlemek gerekir.
  • Asla sinirlenmeyin ve bağırmayın. Bu durum işlerin daha kötüye gitmesine sebep olur.
  • Onunla gülümseyerek göz teması kurmaya çalışın. Güven duymak çocuğa iyi gelecektir.
  • Etrafta kazara kendisine zarar vermesine sebep olabilecek tehlikeli aletler bırakmayın.
  • Sabırlı olun, çünkü hiçbir öfke nöbeti sonsuza dek sürmez. Birazdan çocuk sakinleşecek ve rahatlayacaktır. Sakinleştikten sonra onunla kısa bir konuşma yapabilirsiniz. Konuşmanız sırasında, bu durumun sizi çok üzdüğünden bahsedin. Çözüm önerilerinizi sunun. Sizi anlayacağından emin olun. Çünkü çocuklar müthiş bir zihin açıklığıyla bizi dinlerler. Samimiyetinizi anlayacağı kuşkusuz. Aynı şekilde samimiyetsiz davranışları da çok iyi ayırt edebilirler. Bu yüzden asla olmaz vaatlerde bulunmayın.
  • Öfke kontrolü sağlamak sabır işidir. Altın kural: Sabırlı ve sakin olmak. Aksine öfkeli davranışlar çocukta öfkeyi pekiştirir. Sonra öfke içinden çıkılmaz, baş edilemez bir hal alabilir.
  • Eğer sakin davranamıyor, sorunun üstesinden gelemiyorsanız ve çocukta öfke nöbetleri sıkça tekrarlanıp artış gösteriyorsa, bir uzmandan yardım isteyin.
  • Asla şiddete baş vurmayın. şiddet çözüm yolu değil, aksine sorunun baş sebebidir.
  • Her şey geçtiğinde pişmanlık duymak istemiyorsanız sabırlı ve sakin olmayı ihmal etmeyin.
Çocuklar en değerli varlığımız. Toplum, iyi yetişmiş çocuklarla daha değerli bir hal alır. Çocuğa gösterilen sabır ve verilen emek, bireysel ve toplumsal kazanımlar olarak geri döner.
Sağık, huzur ve mutluluk dileklerimle...
Nahide Zereyak
Yazar Hakkında: Merhabalar. Adım Nahide Zereyak. En Nefis Tariflerim Blogun sahibesi ve yazarıyım. İşletme fakültesi mezunuyum. Adana'da yaşıyorum. 3 çocuğumun annesi ve mufağımızın aşçısıyım. Mutfağımda pişenleri okuyucularımla da paylaşmak benim hobim. Yanı sıra hayata dair pek çok konuda sizlerle birlikte olmak için Sosyal Medya Kafe'deyim...
Devamını Oku »

6 Mart 2017 Pazartesi

Çocukta Öfke Nöbetleri Öfke Kontrolü Nasıl Sağlanır 1

6 Mart 2017 Pazartesi
Çocukta Öfke Nöbetleri Öfke Kontrolü Nasıl Sağlanır

Çocukta Öfke Nöbetleri Öfke Kontrolü Nasıl Sağlanır

Bir süredir görmediğimiz dostlarımızla bir araya geldiğimizde, çocuklarımızla ilgili olarak söyleyecekleri ilk şey genellikle "Ne kadar büyümüş!", "Görmeyeli ne kadar değişmiş!" gibi söylemlerdir. Biz ise bu duruma "Sahi öyle mi? Ben hiç fark etmedim. Bana sanki hiç büyümemiş gibi geliyor." şeklinde cevaplar veririz.

Biz farkına varsak da varmasak da, evet, çocuklar hızla büyüyor. Bu büyüme ve gelişme sürecinde hızlı evrelerden geçiyorlar. Hızlı değişiklikler yaşıyorlar. Ve buna adapte olmakta zorluk çekmeleri oldukça normal. Bir taraftan büyüklerine hala ihtiyaç duyduğunu hissetmek; diğer taraftan ise, 'büyüdüm, ben yapabilirim' mesajı vermeye çalışmak, çocuklarda öfke nöbetlerinin ortaya çıkmasına neden olur.

Çocukta öfke nöbetleri, çoğunlukla 2-4 yaş arasında görülür. 1,5 yaşında da başlayabileceği gibi; 4 yaşından önce bitmesi de mümkün.
Peki neden çocukta öfke nöbetleri görülür? Öfke kontrolü nasıl sağlanır?

Çocukta öfke nöbetlerinin sebepleri:

Bebeklik döneminde neredeyse her gün biraz daha gelişim göstererek büyüyen, ayaklarının üzerinde durmaya başlayan, etrafını tanımaya çalışan, her şeyi kendisi yapmak isteyen; ve bu şekilde yetişkin bir birey olmanın temellerini atmaya çalışan bir çocuk var karşımızda. Bu çaba ve gayretleri düşmek, yaralanmak gibi olumsuzluklarla sonuçlanabiliyor kimi zaman. Kimi zaman da büyükleri tarafından engellenebiliyor çocuk.
  • Yapmak istediklerini yapamamak,
  • Kendi kendine tam olarak yetememek,
  • Sık sık, canını yakan kazalarla karşılaşmak,
  • Engellenmek,
  • Dil yeteneği tam olarak gelişmediği için, istek ve beklentilerini anlatamamak,
  • En sevdiği şeyleri (oyuncak gibi) kaybetmek,
  • Ağrılarını tarif edememek,
  • Dar alanlarda enerjisini boşaltamamak, çocukta öfke nöbetleri yaşanmasına neden olur.
Bu, her ne kadar doğal ve geçici bir süreç olsa da,biz yetişkinlerin buradaki tutumları, öfke nöbetlerinin, tutturmaların, her istediğini yapma ve yaptırma arzusunun kalıcı olup olmayacağını belirleyecektir. Farkında olmadan çocuğun öfkelenmesine sebep olabilir veya istemeyerek de olsa öfkenin pekişmesine sebep olabiliriz. Sakin ve dikkatli olarak çocukta öfke kontrolü sağlamamız mümkün. Burada biz ebeveynlere çok iş düşüyor.
Bir sonraki yazımda öfke kontrolü nasıl sağlanır konusuna değineceğim.
Sevgiyle kalın.

Nahide Zereyak
Yazar Hakkında: Merhabalar. Adım Nahide Zereyak. En Nefis Tariflerim Blogun sahibesi ve yazarıyım. İşletme fakültesi mezunuyum. Adana'da yaşıyorum. 3 çocuğumun annesi ve mufağımızın aşçısıyım. Mutfağımda pişenleri okuyucularımla da paylaşmak benim hobim. Yanı sıra hayata dair pek çok konuda sizlerle birlikte olmak için Sosyal Medya Kafe'deyim...
Devamını Oku »

18 Ocak 2017 Çarşamba

Bebeklerde Gaz Sancısı Nasıl Giderilir

18 Ocak 2017 Çarşamba
Bebeklerde Gaz Sancısı Nasıl Giderilir

Bebeklerde Gaz Sancısı Nasıl Giderilir

Dokuz ay heyecanla beklediğiniz bebeğinizi nihayet kucağınıza aldınız. Ona nasıl bakmanız gerektiği konusunda çok fazla bilgiye sahip olmayabilirsiniz. Hâlbuki gebelik süresince ne çok kitap okudunuz değil mi? Ama bilmeniz gerekir ki; her bebek farklıdır. Beslenmesi, ağlaması, tepkileri başka başkadır. Her anne-baba, bebeğini tanıma sürecinden geçer. Zamanla bebeğin istek ve ihtiyaçlarını karşılama alışkanlıkları edinir. Ağlamasından, mimiklerinden, el-ayak hareketlerinden bebeğin neler hissettiğini, neye ihtiyaç duyduğunu anlamak mümkündür. Ne kadar anlamaya çalışsak da zaman zaman çaresiz hissetmek de mümkün.

Bu süreçte ebeveynleri belki de en çok zorlayan konu gaz sancısıdır. Bu konuda hemen hemen her anne ve baba çaresizlik hisseder. Ama bilmelisiniz ki; sindirim sistemi henüz tam olarak gelişmemiş olan bebeğinizin ilk 6 ay gaz sancısı çekmesi normaldir. O, bu normal süreci yaşarken, biz de O'na yardımcı olmak, sancısını gidermek isteriz. Peki, bu mümkün mü? Sancı oluşmadan önlenebilir mi?

Bebeklerde gaz sancısı nasıl giderilir?

  • Bebeklerde gaz sancısını oluşmadan önce önlemek için annelerin beslenmelerine dikkat etmeleri gerekir. Bazı besinleri annelerin öğünlerinden çıkarmaları, bebeğin sancı çekmemesine yardımcı olur. Peki, nedir bu besinler? Lahana, brokoli, turunçgiller, bezelye, bakliyat ürünleri, fazla baharatlı yiyecekler, çikolata, çay-kahvenin fazlası ve özellikle de sigara, annelerin tüketmemesi gerekenler listesindedir.
  • Emzikli bebeklerde emzirme sırasında bebeğin uyurken emmesini önlemek gerekir. Uyurken emen bebek hava yutar. Biberonla beslenen bebeklerde bebeğin hava almaması sağlanmalıdır.
  • Emzirme ve besleme sonrası bebek dik pozisyona getirilip sırtı hafifçe sıvazlanarak gazı çıkarılmalıdır. Gazı çıkarılmadan uyutulmamalıdır.
  • Bebek sancıdan dolayı çok ağlıyorsa kucakta sakinleştirilebilir. Karın bölgesine hafifçe masaj yapılarak rahatlatılabilir. Banyo yaptırılarak sakinleştirilebilir.
  • Bebeğin ağlaması ile birlikte ailelerde görülen gerginlik, bebeğin sancısıyla birlikte daha fazla huzursuzluk hissetmesine sebep olabilir. Aile sakin ve yatıştırıcı tutumdan vazgeçmemelidir.
  • Alınan tüm önlemlere rağmen bebek gaz sancısı çekiyorsa bir hekime danışarak verdiği ilaçlar düzenli olarak bebeğe verilir.

Bebeğin en çok ihtiyaç duyduğu şey sevgi ve güvendir. Güven hissini kucağınıza alarak, başını okşayarak bebeğe verin. Sancı çekerken sevgi ve güven eksikliği yaşamamalıdır bebek. Bu durum korkuya kapılmasına sebep olur ve istenmeyen ağlama nöbetleri artış gösterir.

Minik bebeklerin sancısız ve ağlama nöbetleri olmadan büyümesi dileğiyle.

Nahide Zereyak
Yazar Hakkında: Merhabalar. Adım Nahide Zereyak. En Nefis Tariflerim Blogun sahibesi ve yazarıyım. İşletme fakültesi mezunuyum. Adana'da yaşıyorum. 3 çocuğumun annesi ve mufağımızın aşçısıyım. Mutfağımda pişenleri okuyucularımla da paylaşmak benim hobim. Yanı sıra hayata dair pek çok konuda sizlerle birlikte olmak için Sosyal Medya Kafe'deyim...
Devamını Oku »

30 Aralık 2016 Cuma

Atopik Dermatit Nedir ?

30 Aralık 2016 Cuma
Atopik Dermatit
Atopik dermatit bebek ve çocuklarda daha fazla görülen, sık tekrar eden, kızarıklık ve kaşıntılı lezyonlarla ortaya çıkan kronik deri hastalığıdır. Diğer adıyla alerjik egzama olarak da bilinir. Deride kuruluk, pullanma, hassasiyet ve buna bağlı olarak aşırı kızarıklık meydana gelir. Özellikle bebeklik döneminde alerjik yapıya sahip bebeklerde daha sık görülür. Çocukluk dönemine doğru azalır. Zaman zaman şartlara göre atak yapar. Atopik dermatit bebek ve çocuklarda daha sonra gelişebilecek olan allerjik hastalığın ilk basamağı olabilir.

Belirtileri :
  • Şiddetli kaşıntı en önemli belirtilerindendir. 
  • Özellikle yüz, boyun, kol ve bacaklarda kendini gösterir. 
  • Vücutta kuruluk özellikle dirseklerde ve dizlerde pullanma olarak gelişir. 
  • Deride kalınlaşma, tekrarlamaya bağlı enfeksiyonlu lezyonlar oluşur.
  • Huzursuzluk, uyku bozukluğuna ve deride kanamalara neden olur. 

Bebeklik ve çocukluk döneminde ortaya çıkan atopik dermatit cilde genellikle besin alerjilerinden kaynaklanabilir. Ama her zaman alerjiden kaynaklanmaz. Tetikleyici faktörler belirlenebilirse atopik cilt yapısı hafifte olsa söner hala gelir.
Atopik dermatitin kesin bir tedavisi yoktur. En önemli etken derinin en iyi şekilde nemlendirilmesidir. Kesin bir tedavisi yoktur. Olabildiğince kuruluğun oluşmasına, atopik yapının gelişmesine engel olmaktır. Cilt ne kadar çok nemlendirilirse atopik yapının nüksetmesi o kadar az olur.
Atopik dermatitin şiddetine göre doktor kontrolünde kortizonlu merhemler kullanılabilir. Bu merhemler doğru şekilde kullanıldığında etkili ve güvenilir ilaçlardır. Bu durumda başvurulması gereken ilk durum dermatologların önerdiği dermokozmetik emolient kremler ve vücut losyonlarıdır.

Öneriler ;

  • Günde bir kez ılık su ile banyo yapılmalıdır. Suyun rahatlatıcı ve kaşıntıyı azaltıcı etkisi vardır. 
  • Banyoda duş jeli, sabun yerine, banyo yağı kullanılması cilde daha iyi gelir.
  • Banyoda kese kullanılması kaşıntının şiddetini ve lezyonlu alanı arttırır.
  • Banyo sonrasında vücut hafifce kurulanmalı, 2 dk içinde tüm vücuda nemlendirici uygulanmalıdır.
  • Gün içerisinde kuruluk hissedildiği an cilde tekrar nemlendirici sürülmesinde fayda var.
  • Uzun süre güneşe maruz kalmak sıcak sebebiyle tetikleyici etki gösterebilir. 
  • Pamuklu kıyafetler tercih edilmelidir. Özellikle yünlü kıyafetler tercih edilmemelidir, çünkü yün atopik yapıyı arttırıcı etkiye sahiptir.

Kullanılabilecek ürünler ;

  • Mustela Stelatopia Krem 
  • Babe Emolient Krem 
  • Linola losyon
  • Excipial Lipo Losyon
  • Babe Pediatrik Emolient Krem
  • Babe Oil Soap
Sevgiler.
Ayşe Köseler Güneş Yazar Hakkında:Merhaba , Ben Ayşe Köseler Güneş. Antalya'da yaşıyorum . Bir Minik Kelebeğin annesiyim . Eczacı Teknisyeniyim .Annelik serüvenimi , iyi kötü tecrübelerimi paylaştığım , işim gereği sağlık ve ilacın içinde olan bir anne olarak paylaşımlar yaptığım , yazmayı sevdiğim Minik Kelebeğin Annesi blogunun sahibiyim .
Devamını Oku »

30 Kasım 2016 Çarşamba

Hızlı Saç Uzatan Restorex Şampuan

30 Kasım 2016 Çarşamba
Hızlı Saç Uzatan Şampuan Restorex
Hızlı saç uzatan ve kepeğe karşı etkili Restorex şampuan. Her bayan çabuk uzayan ve sağlıklı saçlara sahip olmak ister. Özellikle bay/bayan saçlarda yaşadığımız kepeklenme sorunu kabus gibidir. Bugün sizlere bu sorunlarınıza etkili Restorex Şampuan'dan bahsedeceğim.

Yaz tatilimde kuaför fiyaskosu yaşadım. Omuzlarımda olan saçlarımı katlı küt kestirdim. Fakat doğru düzgün bir kesim yapmadığı için saçlarımın görüntüsü çok kötüydü. Saçlarım da öyle kolay uzayan cinsten değil maalesef. Hemen uzatıp tekrar düzgün bir kuaföre saçlarımı kestirmem gerekiyordu. Kulak memesinde olan saçlarımı tekrar kestirmeye kalksam öğrenci traşı olurdu sanırım.

Restorex Hızlı Saç Uzatan Şampuan 


Hemen aklıma daha önce Hüzün Sarısı blogda okuduğum Hızlı Saç Uzatan Şampuan geldi. Restorex şampuanı denemenin tam vakti! Bulunduğum yerdeki en büyük markete giderek Restorex hızlı saç uzatan şampuan aldım. Şansıma kampanyasına denk gelmiştim. 2 tane Restorex şampuan 10.90 TL inanılır gibi değil. Bu kadar ucuz bir şampuan gerçekten saçlarımın hızlı uzamasında yardımcı olacak mıydı ?

Yaz mevsimi ve her gün denize giren biri olarak saçlarım da oldukça kepeklenmişti. O yüzden kepeğe karşı etkili olan şampuanı aldım. Restorex hızlı saç uzatan şampuanı hemen kullanmaya başladım.Yaz mevsimi olduğu için her gün deniz sonrası Restorex ile saçlarımı yıkadım. 2 ay gibi bir kullanım sonunda saçlarım 3 parmak kadar uzadı. Saçlarımın çabuk uzadığı hemen fark ediliyordu. 2 ay önce kulak memesi hizasında olan saçlarım 3 parmak uzamıştı. İzmir'de yakınımın bir düğününde, saçlarımı fönletmeye gittim. Kuaförün profesyonelliğine güvenerek hem saçlarımı fönlendi hem de tekrar saçlarımı kestirdim. Hızlı saç uzatan şampuan Restorex'i hậla kullanmaya devam ediyorum. Kepeklenme sorunu kalmadı ve saçlarım artık daha hızlı uzamaya başladı.

Sizler de Restorex şampuanı merak ettiyseniz şampuanın arkasında bulunan vaadini buraya da yazayım.
Restorex Hızlı Saç Uzatan Şampuan

Restorex Hızlı Saç Uzama Etkisi:


Restorex, Sarmaşık Özlü/Phytosterol içeren bitkisel formül ile saçın ve saç derisinin sağlıklı olmasını sağlar, saçların hızlı uzamasını uyarır.
Formülündeki bitkisel vitamin ve minareller saç köklerini besleyerek sağlıkla uzayan saçları korur,güçlendirir. İçeriğindeki Thymol kepek oluşturan etmenleri engeller ve kepeğin giderilmesine yardımcı olur.


Restorex Hızlı Saç Uzatan Şampuan Kullanımı:


Saçlarınızı ıslattıktan sonra, uygulayın ve köpürtün. Sonrasında bolca su ile duralayın. Gerekirse 2. kez aynı işlemi uygulayın.(Yaz tatili nedeniyle ben her gün saçlarımı restorex ile yıkadım.) Daha hızlı uzama etkisi için Restorex saç bakım kremi ile birlikte kullanın yazıyor.(Saç kremi de kullandım)

Restorex şampuan 650ml ve Paraben İçermiyor!

Bence saçlarınızın hızlı uzamasını istiyorsanız, kepeklenme sorununuz varsa bu ürüne şans verin. Fiyatı da oldukça uygun. Market, kozmetik mağazası, online alışveriş sitelerinde temin edebilirsiniz. Bu ürünü kullanıp blogunda tavsiye eden Hüzün Sarısı Blog'a çok teşekkür ederim. 😊

En Hızlı Saç Uzatma Yöntemleri makelemi de okuyabilirsiniz.

Sizler daha önce Restorex hızlı saç uzatan şampuan kullandınız mı? Sizler de nasıl bir etki yarattı ?

Sibel Ordueri


Devamını Oku »

11 Kasım 2016 Cuma

Zencefil ve Bal Karışımı, Kışın Mucize İkilisi

11 Kasım 2016 Cuma
Zencefil ve Bal Faydaları -Zencefil ve Bal Karışımı Nasıl Hazırlanır
Kış geldi geliyor derken kapımıza dayandı. Hastalık desem kapımızı çaldı çalıyor. En doğalı ve en zararsızı ile korunmak, korumak gerek vücudu . Bence zencefil ve bal karışımı,kışın mucize ikilisi gibi görünüyor. Bizim evimizin vazgeçilmezidir kendileri. Zencefil çok eski çağlarda bitkisel ilaç olarak kullanılmaktadır. Ama aynı zamanda yüksek besin, mineral ve vitamin kaynağıdır.  Hatta koruyucu kalkan gibidir zencefil.

Zencefil ilaç sektörün de kullanılmasının yanında alternatif tıpın da en çok tercih ettikleri arasındadır. Zengin mineral ve vitamin içermesi sebebiyle hastalıkların önlenmesinde ve tedavisinde kullanılmaktadır. Tabii her şeyin fazlası zarardır. Orantılı ve dikkatli kullanmak her zaman yararımızadır. Zencefil her yaşta bireyin kullanabileceği bir bitkidir. Hamilelikte kullanımı önerilmemekle birlikte çocuklarda dikkatli kullanılmalıdır. Kan sulandırıcı ilaçlar kullanan hastalarda kullanımı önerilmez. 

Zencefilin Faydaları :
  • Normal kan sirkülasyonunu korur.
  • Ateş, terleme, titremeyi önler.
  • Vücut sıcaklığını dengeler. 
  • Grip, soğuk algınlığında tedavi edici özelliğe sahiptir.
  • Anti-enflamatuvar etkisi vardır.
  • Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.
  • Damar çeperlerindeki yağlanmayı engeller.
  • Öksürük ve boğaz tahrişlerini tedavi eder.
  • Kandaki yağ düzeyini düşürür.
  • Bel çevresinde yağlanmaya yol açan kortizol hormonunu dengeler.

Bal ve Zencefil Karışımı :

Küçük bir kase bal içerisine 1 tatlı kaşığı toz zencefil ekleyip iyice karıştırıp bir gece bekletiyoruz. Zencefili kahvaltı da tüketebiliyoruz. Ya da sabahları bir tatlı kaşığı yiyebiliyoruz. 

Ağzınız tatlı, sağlığınız yerinde olsun.

Sevgiler.
Ayşe Köseler Güneş Yazar Hakkında:Merhaba , Ben Ayşe Köseler Güneş. Antalya'da yaşıyorum . Bir Minik Kelebeğin annesiyim . Eczacı Teknisyeniyim .Annelik serüvenimi , iyi kötü tecrübelerimi paylaştığım , işim gereği sağlık ve ilacın içinde olan bir anne olarak paylaşımlar yaptığım , yazmayı sevdiğim Minik Kelebeğin Annesi blogunun sahibiyim .
Devamını Oku »

25 Haziran 2016 Cumartesi

Lavanta Yağı Faydaları

25 Haziran 2016 Cumartesi
Lavanta Yağı Faydaları


Lavanta hoş kokusu ile tanınan bir bikidir . Ülkemizde oldukça fazla üretimi olan hoş kokulu lavanta yağı faydaları çok geniş kullanım alanlarına sahip . Aslında piyasada çok az sayıda lavanta yağı var . Çoğunlukla lavanta esansı içeren yağlar bulunuyor . Lavanta yağını kullanmayı çok severim ben . Tabii esansını değil gerçekten lavanta özünü içeren yağları almak tercihim .

       Lavantanın  Yağının Faydaları : 


  • Rahatlatıcı aroması sayesinde gerginliğe , ilaç gibi geliyor . Bir pamuğa damlatıp bulunduğunuz odaya koymanız yeterli . 
  • Huzursuzluğu giderip dinginlik sağlıyor . Özellikle regl dönemlerinde müthiş işe yarıyor . 
  • Uyku problemlerinde oldukça başarılı , uykuya geçişi kolaylaştırıyor . 
  • Baş ağrısı ve migrene çözüm olmasa da bir süreliğine ağrıyı durdurucu etkileri var . Alına masaj halinde uygulanması yeterli .
  • Antibakteriyel olması sebebiyle cilt temizliğinde ve bakımında kullanılıyor .
  • Akneleri kurutucu özelliğe sahip . 
  • Ayak mantarında oldukça etkili . 
  • Saçlı deriye uygulandığında yağlanmayı azaltıyor . 
  • Saçlı deride oluşan seboreik dermatiti tedavi ediyor . 
  • Vücut losyonunuz ile karıştırabilir , antibakteriyel koku giderici özelliğinden faydalanabilirisiniz . 
  • Aynı zamanda sinek kovucu etkilere sahip . Böcek sokmalarında kurtarıcıdır . Yaz aylarında oldukca tercih edilir . 
  • Bitlenmeyi önler ve bitleri arındırmak da kullanılır . Fakat erkek çocuklarında hormonal dengeyi bozması sebebi ile  önerilmez .

Not : Esansiyel yağların içimi asla önerilmez . 


Ayşe Köseler Güneş Yazar Hakkında:Merhaba , Ben Ayşe Köseler Güneş. Antalya'da yaşıyorum . Bir Minik Kelebeğin annesiyim . Eczacı Teknisyeniyim .Annelik serüvenimi , iyi kötü tecrübelerimi paylaştığım , işim gereği sağlık ve ilacın içinde olan bir anne olarak paylaşımlar yaptığım , yazmayı sevdiğim Minik Kelebeğin Annesi blogunun sahibiyim .
Devamını Oku »

17 Nisan 2016 Pazar

Günümüz Modası D Vitamini

17 Nisan 2016 Pazar
D Vitamini Günümüz Modası
Günümüz modası D vitamini oldu . aklına esen , komşudan , arkadaşından duyan koşup D vitamini alıyor . Ama ne derece bilinçle kullanıyorlar ya da kullanılıyor tartışılır . Kulakdan dolma bilgilerle bir doktor veya eczacıya danışmadan kullanmak bu dönem bir moda olmuş durumda maalesef . 
D vitamini, kalsiyum ve fosforun sindirim yollarında kullanımı ve emilimi ile özellikle çocuklarda büyüme için gerekli vitamin. Kas zayıflığına karşı vücudu korur, kalp atışının düzenlenmesinde etkilidir, bağışıklık sistemini kuvvetlendirir, tiroit fonksiyonları ve normal kan pıhtılaşması için gereklidir.
D vitamini sindirim sisteminden kalsiyum emilimini artırır ve kemiklerde kalsiyum birikimine yardım eder. D vitamini kalsiyum emilimini ve kalsiyumun aktif taşınmasını hızlandırarak artırır. Özellikle bağırsak dokularındaki epitel hücrelerde kalsiyum emilimine yardım eden, kalsiyum-bağlayıcı proteinlerin oluşumunu artırır.
D vitamini yağda eriyen vitaminlerdendir. İki şekilde bulunur. Aktif ergosterol, kalsiferol ve D2 vitamini gibi adlarla da bilinen ergokalsiferol ışınlanmış mayalarda bulunur. Aktif 7-dehidrokolesterol ve D3 vitamini gibi adlarla da anılan kolesalsiferol ise insan derisinde güneş ışığı ile temas sonucu meydana gelir ve daha çok balık yağında ve yumurta sarısında bulunur. Isıya ve pişirmeye karşı dayanıklıdır. Yetersiz gıda alan ve fazla kalori yakan kişilerde , 50-55 yaşın üzerindeki kişilerde , özellikle menapoz sonrası kadınlarda , emziren ve hamile kadınlarda , alkol veya uyuşturucu kullananlarda , kronik hastalığı olanlarda , uzun süredir stres altında olanlarda , yakın geçmişte ameliyat geçirmiş olanlarda , mide-barsak kanalının bir kısmı ameliyat ile alınmış olanlarda , ağır yaralanma ve yanığı olan kişilerin D vitaminine özellikle ihtiyaçları vardır . 

D Vitaminin Yararları : 
  • İnce barsaklardan kalsiyum ve fosforun emilimini düzenleyerek kemik büyümesi, sertleşmesi ve tamiri üzerinde etkili olur. 
  • Raşitizmi önler. 
  • Böbrek hastalıklarında düşük kan kalsiyumu seviyesini düzenler. 
  • Postoperatif kas kasılmalarını önler. 
  • Kalsiyumla birlikte kemik gelişimini kontrol eder. 
  • Bebekler ve çocuklarda kemik ve dişlerin normal gelişme ve büyümesini sağlar . 

D Vitamini günlük ne kadar alınmalı ? 

Kadın ve erkeklerde her gün alınması gereken en az doz 200 ünitedir. Düzenli süt içenler ya da süt ürünleri tüketenlerin yeterince D vitamini aldığı söylenebilir. Ayrıca vücut güneş ışınlarına maruz kaldığında, kendisi de D vitamini üretir. Yaşlılıkta kemiklerin zayıflamasına ( osteoporoz ) karşı, günde 400-800 ünite kadar D vitamini takviyesi alınması yararlı olmaktadır. 

D Vitamini eksikliği nelere mi yol açıyor ? 

Raşitizm : Çarpık bacaklar, kemik veya eklem yerlerinde deformasyonlar , diş gelişiminde gerilik, kaslarda zayıflık , yorgunluk , bitkinlik . 

Osteomalazi : Kaburga kemiklerinde,omurganın alt kısmında, leğen kemiğinde, bacaklarda ağrı, kas zayıflığı ve spazmları, çabuk kırılan kemikler. 

D Vitamini fazla kullanımının zararları : 
  • Yüksek miktarlarda alınması toksik reaksiyonlara sebebiyet verir . 
  • D vitaminin fazlası karaciğerde ve böbrekler birikme yapar .
  • Uzun süreli doz aşımı yüksek kan basıncı , mide bulantısı ve kusma , kalpte ritim bozukluğu , karın ağrısı , iştah kaybı , zihinsel ve fiziksel gelişme geriliği , damar sertliğine , böbrek hasarlarına neden olabilir . 
  • Günlük bir litreden fazla süt içen ya da buna yakın süt ürünü tüketen kişilerin ayrıca D vitamini almaları risk teşkil edebilir . 

Günlük 1000 üniteye kadar D vitamini alınması tavsiye edilirken , günde 5000 üniteden fazla alınması halinde böbrekler , karaciğer ve kalpte hasarlara neden olabilir . Mutlaka bir uzmana danışıp , tahlil yaptırınız .

Sevgiler .
Ayşe Köseler Güneş Yazar Hakkında:Merhaba , Ben Ayşe Köseler Güneş. Antalya'da yaşıyorum . Bir Minik Kelebeğin annesiyim . Eczacı Teknisyeniyim .Annelik serüvenimi , iyi kötü tecrübelerimi paylaştığım , işim gereği sağlık ve ilacın içinde olan bir anne olarak paylaşımlar yaptığım , yazmayı sevdiğim Minik Kelebeğin Annesi blogunun sahibiyim .
Devamını Oku »

12 Şubat 2016 Cuma

Probiyotikler

12 Şubat 2016 Cuma
Probiyotikler
Probiyotikler sağlığımızın korunmasında en temel unsurlardan biridir.Genellikle barsaklarımızda yeterli sayıda yararlı bakteri bulunmaktadır . Fakat bazı istisna durumlarda bunları takviye ile desteklemek gerekebilir.Bu bazı durumlar özellikle sağlıksız beslenme , aşırı kırmızı et tüketimi , obezite , alerjik hastalıklar , ameliyat sonrası probiyotik kullanılması gereken dönemlerdir.

Doğal yollardan beslenme probiyotik olarak yeterli destek yaratmayabilir . Aslında hepimiz probiyotik denince yoğurt tüketilmesinin yeterli olduğunu düşünürüz . Ama bu hiç de düşündüğümüz gibi değil . Çünkü bir tablet ya da bir saşe probiyotik alabilmek için kilolarca yoğurt yememiz gerekir . Bu ne yazık ki mümkün değil . Özellikle mayalı süt ürünlerinde probiyotik bakteriler vardır.

Örneğin ; ev yapımı kefir , yoğurt , şalgam , turşu , peynir gibi . Ancak bu besinlerdeki bakteri tipi ve sayısı çok değişkendir hatta üretim aşamasında ve raf bekleme süresi içinde hızla azalabilirler . İnsan organizmasında vücudumuzda bulunan hücre sayısının yaklaşık 10 katı kadar , 90 trilyon civarında bakteri yaşamaktadır . Bu bakterilerin büyük kısmı bağırsak mikroflorasında özellikle kolonda yaşamaktadır .

Bu bakteriler ;
Yararlı bakteriler yani probiyotikler , zararlı bakteriler yani patojen bakteriler olarak ikiye ayrılır . İnsan sağlığı bu bakteriler arasındaki denge ile doğrudan ilgilidir .

İki temel probiyotik türü vardır :
  • Bakteri kökenli olanlar
  • Mantar kökenli olanlar  

Probiyotikler nerelerde kullanılmalıdır ?
  • İshal ve kabızlık durumlarında barsak florasını düzenlemek
  • Antibiyotiklerle beraber kullanıldıklarında antibiyotiklerin patojen bakterileri yok ederken onlarla birlikte yok ettiği probiyotik bakterilerin geri kazanılmasını sağlar .
  • Spastik kolon yani irritabl barsak sendromunda 
  • Ülseratif kolit ve Crohn hastalığında 
  • Bağışıklı sistemi zayıfladığında 
  • Çölyak hastalığında 
  • Obezitede
  • Alerjik hastalıklarda 
  • Diyabet hastalığında 
  • Gastroenteritte ( yaz ishalleri , seyahat ishalleri )
  • Premetüre bebeklerde
  • Kolan kanserinde

Yeni doğan , hamile , bebek , çocuk , yaşlı yani herkesin kullanabileceği ve yararlanabileceği probiyotikler , yararlı bakteriler sayesinde vücudumuzda bir onarım yaparlar . Ya da oluşacak zararı telafi ederler .
Sevgiler .
Ayşe Köseler Güneş Yazar Hakkında:Merhaba , Ben Ayşe Köseler Güneş. Antalya'da yaşıyorum . Bir Minik Kelebeğin annesiyim . Eczacı Teknisyeniyim .Annelik serüvenimi , iyi kötü tecrübelerimi paylaştığım , işim gereği sağlık ve ilacın içinde olan bir anne olarak paylaşımlar yaptığım , yazmayı sevdiğim Minik Kelebeğin Annesi blogunun sahibiyim .
Devamını Oku »

25 Ocak 2016 Pazartesi

Tiroid Bezi Nedir, Ne İşe Yarar ?

25 Ocak 2016 Pazartesi
Hoş geldin sayın okur ve okur adayı

Hepimizin illa ki bir yerlerden duyduğu, gördüğü veya okuduğu bir organdır tiroid bezi; ama çoğumuz sadece bu bezin şişmesini, hastalanmasını duymuşuzdur [Guatr]. Ama gel gör ki ufak tefek bir bez olan tiroid bezinin vücuttaki görevleri saymakla bitmez.

Tiroid Bezi Nedir ve Ne İşe Yarar ?


Adem elması denen boyundaki sert çıkıntının hemen altında yer alan 15-20 gram ağırlığında ufak bir bez. Başlıca T3 [triiyodotronin] ve T4 [tiroksin] denen tiroid hormonlarının salgılanmasını ve depolanmasını sağlar. Çoğunluğunu [ %80 ] T4 oluştursa da hücreye geçişi olmadığından vücudun bazı bölgelerinde T3'e dönüşerek etkisini gösterir.

tiroid-bezinin-gorevleri

Tiroid bezi salgıladığı bu hormonlarla vücudun neredeyse her yerine etki etmektedir. Metobolizmanın düzenlenmesinde, kalp atım hızında, hafıza üzerinde, vücuttaki kolesterol dengesinde ve daha birçok görevde etkindir. Beynin hipotalamus bölgesinden TRH denen bir hormon salgılanır ve bu da beynin hipofiz bölgesinden TSH denen tiroit hormonlarını salgılatacak hormonu uyarır. Hipofizden salgılanan TSH da tiroid bezine gelip tiroid hormonlarını salgılatır.

Hipotalamus'tan TRH salgılanır →→Hipofizi uyarır →→Hipofizden TSH salgılanır→→Tiroid bezi uyarılır→→Tiroid bezinden de tiroit hormonları salınır ve etki edeceği yere taşınır.

Böylesine karışık bir metabolizma vücut içinde sayısız defa tekrarlanırken bu yolların herhangi birinde meydana gelen bir sorun tiroid bezi hastalıklarının ortaya çıkmasına neden olur. Mesela ;

Beyninizin hipofiz bölgesinde bir sorun çıktı ve çok fazla çalışmaya başladı. Gereğinden fazla TSH salgılamaya ve gereğinden fazla uyarıyı tiroid bezine göndermeye başlar. Bir bakarsınız ki kanınızda tiroid hormonları pik yapmış ve kalbiniz diğer insanlardan daha fazla atmaya başlamış. Çok daha gergin, hızlı konuşan, çokça terleyen, ellerinde titremeler olan bir insana dönüşüvermişsiniz. [Bu söylediğim özellikler sadece bu hastalığa bağlı olarak ortaya çıkmaz, yanlış anlaşılmasın]

Ya da tiroid bezinizde bir sorun vardır yeteri kadar hormon üretemiyordur. Çünkü siz iyot yönünden yeteri kadar iyot almamışsınızdır. [İyot, tiroid hormonlarının oluşabilmesi için mutlaka gereklidir]. Kanda tiroid hormonlarının az olduğu uyarısını alan beyin, habire TSH salgılamaya çalışır; ama ne yazık ki tiroid hormonları oluşmadığı için istediği kadar fazla çalışsa bile hormonlar üretilemez. Bu sefer de çok daha mayışmış, yavaş konuşan, yavaş hareket eden bir insana dönüşmüşsünüzdür.

Her iki hastalıkta da TSH artmasına rağmen sorun farklı yerlerden kaynaklandığı için farklı klinik semptomlarla hastaneye başvurabilirsiniz.

Hipertiroidi Nedir ve Hangi Semptomlarla Ortaya Çıkar ?


Hipertiroidi, adından da anlaşılacağı üzere kandaki tiroid hormonlarının gerektiğinden daha fazla bulunması halidir. Eee haliyle bu kadar fazla hormonun da etkileri tüm vücutta farklı farklı görülmeye başlanır.

1. Kalp atım hızınız artar

2. Çoğunlukla bir sinirlilik havası hakim olur bedeninizde

3. Sıcağa karşı tahammülsüzlük gelişebilir.

4. Metabolizma hızlandığından kilo kaybı yaşarsınız.

5. Terlemede bir artış başlar artık sizde.

6. Ellerinizde titremeler artmaya başlar.

7. Tüm bunlar ister istemez uykunuzu da etkilemeye başlar ve uyku bozukluğunuz ortaya çıkar.

Bu ve buna benzer birçok semptom genellikle tiroid hormonlarının fazla bulunmasından kaynaklanır.

Bir de bunun tam tersi durumda yani tiroid hormonlarının azaldığı durumda ise genellikle burada yazdığım semptomların tersleri gözükür. Yani ;

Kilo almaya, soğuğa karşı bir tahammülsüzlük göstermeye, hayatı daha çok yavaş yaşamaya başlar; depresyona, unutkanlığa, kabızlığa, yorgunluğa merhaba dersiniz. Bir de kadınsanız, adet dönemi düzensizlikleri ve adet kanamalarında artışla hayatınız daha da kötüye gidebilir.

Tüm bunlardan sonra insan düşününce Yaratıcı mekanizmayı ne kadar da mükemmel yaratmış demekten kendini alıkoyamıyor. Bir baksanıza vücutta meydana gelen bir değişikliği yerine koymak için hormonlar nasıl da çalışıyor. Stresli bir durumda size gerekli enerjiyi sağlamak için onlarca hormon salgılanmaya başlar (ki bunlardan biri de tiroid hormonlarıdır) ve vücut mekanizmasını düzeltmeye çalışır. Beynin bir kısmı hipofize emirler yağdırır, hipofiz de aldığı emirleri ayrı ayrı elçiler göndererek görevi yerine getirecek organları uyarır. Bir elçi tiroid bezine emri ulaştırır, bir elçi ta böbreğin üzerinde yer alan bir beze fermanı ulaştırır. Elçilerden alınan fermanlar kendi içlerindeki komutanlara ulaştırır ve her bir komutan kendi taburuyla göreve gider. Kimisi kan şekerini yükseltir, kimi kalp atım hızını artırıt, kimi göz bebeğini büyütür, kimi metabolizmayı hızlandırır, kimi hızı artan bu metabolizma sonucunda ortaya çıkan ısıyı atmak için terlemeyi kontrol eder ve hepsi bir intizam içerisinde kendilerine verilen emirleri yerine getirir. Gel de Yaratıcı'nın bu sanatı karşısında şaşırıp kalma öyle değil mi ?

Tiroid bezi hakkında bahsedeceklerim bunlar şimdilik. Uzun zamandan sonra aramıza dönen Sibel Hanım'a geçmiş olsun dileklerimle, hoşçakalın, sağlıcakla kalın..

Bay Kefren  Yazar Hakkında:Merhabalar, adım Bay KEFREN.9 Eylül 2013 tarihinde doğdum. Daha 2,5 yaşındayım anlayacağınız. İnsanı insan yapan asıl bir değeri -AŞK- tattıktan sonra yeniden doğdum.Kelimeler eşsiz bir hazine. Duygu ve düşüncelerin dillenmesi, bir araya gelip ahenkle süzülmesi ve insanların o ahengi hissetmesi.. Amacım budur sadece.Kişisel tarzda yazılarımla ve tıp fakültesi anı, gözlemlerimle yayın hayatındayım. İşte yepyeni blogum Heybemdeki Yolcu...(Blog kapalı olduğu için link kaldırılmıştır.) Heybesine kelimeleri biriktirip biriktirip yolcu eden tıbbiyeli bir seyyah...
Devamını Oku »

15 Ocak 2016 Cuma

Çocuğun Anneyle İnatlaşması İnatlaşan Çocuğa Nasıl Davranmalı-3

15 Ocak 2016 Cuma
Çocuğun Anneyle İnatlaşması

Çocuğun Anneyle İnatlaşması

Çocuğumuz inatlaşıyor mu? Peki ya biz de onunla inatlaşıyormuyuz? Çocuğun inatlaşması konusunun 3. yazısıyla bugün sizlerleyim. Önceki yazılarımda çocuğun anneyle inatlaşması, çocuğun inatlaşma sebepleri ve inatlaşan çocuğa nasıl davranmalı konularını, örneklendirmeler ile işlemeye çalıştım. Önceki yazılara aşağıdaki bağlantılardan ulaşmanız mümkün.

Çocuğun Anneyle İnatlaşması İnatlaşan Çocuğa Nasıl Davranmalı-1
Çocuğun Anneyle İnatlaşması İnatlaşan Çocuğa Nasıl Davranmalı-2

Bu yazımda ise konuyu maddeler halinde özetleyip, bir kaç çözüm önerisi sunacağım.

İnatlaşan çocuğa nasıl davranmalı?

Çocuğun anlamsız tutturmalarını azaltmak ve yok etmek için, biz de anlamsız tutturmalardan sakınmalıyız. Yani makul isteklerini yerine getirerek çocuğa, "isteklerinde aşırıya kaçmadığın sürece yerine getirmeye hazırım. Ama aşırılıkları engelleyebilirim." mesajı vereceğiz.

-Zamanımız kıymetli ve yapacak işlerimiz çok olsa da çocuğa yeteri kadar zaman ayırmalıyız. Bazen çocuğa bir alışkanlık kazandırmak, eğriyi-doğruyu ayırt etmesini sağlamak, tahmin ettiğimizden de fazla zaman alabilir. Sıkışık zamanlarda, aceleye getirerek çocukla ilgili sorunları çözmeye çalışmak, hiç bir işe yaramayacağı gibi, daha da zorlaşmasına sebep olabilir. Bu yüzden uygun zamanda, yeterince vakit ayırarak, oyunlar oynatarak çocuğa doğru davranış kazandırılmalıdır.

-Çocuğun doğru davranışlarını takdir ederek pekiştirebiliriz. Doğru davranışlarından örneklendirmeler yaparak, neden her istediğinin yerine getirilmeyeceği, inatlaşmanın nasıl olumsuzluklar yaratacağı anlatılabilir.

-Çocuğun anneyle inatlaşması halinde karşı tutum olarak inatlaşmak, işi zora koşmaktan başka bir işe yaramaz. İnatlaşarak çocuğa olumsuz rol model olmamak gerekir. yetişkinlerin her istediğini çocuğa benimsetme arzusu, çocuğun da isteklerinde diretmesiyle birlikte tam olarak bir çatışmaya dönüşür. Bu olumsuz tutumlarla çocuğun inatlaşması pekiştirilmiş olur.

-Çocuğun inatlaşmasıyla baş edebilmek için, sakin ve sabırlı olup çözüm odaklı düşünmeye çalışmalıyız. Karşımızdaki çocuğu bir hamura benzetirsek eğer, o hamuru yoğuran da, kıvamını ayarlayan da, şeklini veren de biziz. Hamuru şekillendirirken olumsuz davranışların pekiştirilmesinden uzak kalmak gerek.

-İnatlaşan çocuğa nasıl davranmalı konusunu işlerken, iletişimin önemine değinmeden edemeyeceğim. Doğru iletişim, bazen sözle, bazen gözle, bazen de oyunla kurulabilir. Yeter ki o an çocuğun neye ihtiyaç duyduğunu bilelim. Doğru iletişim, sabırlı, inançlı, kararlı tutumlar çocuğun inatlaşmasını engellemek için kullanılacak altın kurallardır.

Geleceğin sahibi çocuklar, emek ister, sevgi ister, özveri ister. Yazımın faydalı olması dileğiyle.
Sevgiler...
Nahide Zereyak
Yazar Hakkında: Merhabalar. Adım Nahide Zereyak. En Nefis Tariflerim Blogun sahibesi ve yazarıyım. İşletme fakültesi mezunuyum. Adana'da yaşıyorum. 3 çocuğumun annesi ve mufağımızın aşçısıyım. Mutfağımda pişenleri okuyucularımla da paylaşmak benim hobim. Yanı sıra hayata dair pek çok konuda sizlerle birlikte olmak için Sosyal Medya Kafe'deyim...
Devamını Oku »

14 Ekim 2015 Çarşamba

Oyunun Çocuğa Faydaları Oyun Oynamanın Faydaları

14 Ekim 2015 Çarşamba
Oyunun Çocuğa Faydaları

Oyunun Çocuğa Faydaları

İlk oyuncağınızı hatırlıyor musunuz? Nasıl anlamlar yüklemiştiniz ona? Nerede dururdu genellikle? Yanı başınızda mıydı her zaman? Sarılıp uyur muydunuz? İlk arkadaşınız, sırdaşınız o muydu?
Oyunun çocuğa faydaları çoktur tabi. İlk oyuncağımız pek kıymetlidir bu yüzden. Belki dedeniz tahtadan bir maket yapmıştı sizin için. Belki ninenizin örüp, içini doldurduğu ayıcıktı ilk oyuncağınız. Terzi miydi anneniz? Öyleyse çok şanslısınız. Ne çok elbisesi olmuştur bebeklerinizin. Günde kaç defa elbise değiştirirdiniz bebeğinize kim bilir? Saçlarını örüp örüp açardınız defalarca. Tokalarınızı, taraklarınızı paylaşırdınız onlarla.

Büyüklerinizin önemli işleri varken, bebeğimiz hep bizimle oynardı. Büyüklerimiz oyun oynamanın faydalarını bilmiyor olmalıydılar. Anlatmak istediğiniz tüm masalların daimi dinleyicileriydi oyuncaklarınız. Onlar kadar sadık dinleyici bulmak zordur her zaman.

Yoksa siz bir süper kahraman mıydınız? Uçmak mı isterdiniz Supperman ile. Tabi koltuk minderlerinde zıplamaya izin yoktu değil mi? Peki ne olacaktı içinizdeki bu süper kahramanın hali? Bir süper kahraman oynayıp, zıplamazsa nasıl mutlu olacaktı? Oysa kurallar, yalnızca sessizce bir köşede oturacak kadar özgür alan bırakıyordu size. Oyun oynamanın faydaları yine arka planda kaldı.

Bu derece kısıtlayıcı olursa etrafı, kendini gerçekleştiremez çocuk. Oyunun çocuğa faydalarıazımsanmayacak kadar çoktur. Bu detayı atlamamak gerekir çocuk büyütürken.

Halbuki büyüklerin yalnızca şunu anlamaları yeterliydi: Çocuğun minicik dünyasında, masal kahramanları, oyunlar, oyuncaklar vardır. Bir de enerjilerini boşaltma ihtiyacı. Hepsi bu kadar. Hem de çocuk çok çabuk büyüyecektir zaten. Zaman su gibi geçip giderken, çocuğun psikolojik ve fizyolojik gelişiminde oyun oynamanın faydaları, azımsanmayacak kadar büyüktür.

Oyun oynamanın faydaları:

  • Çocuk çevresini, doğayı ve hatta kendisini keşfetmeyi öğrenir.
  • Hatalardan ders çıkarmayı öğrenir.
  • Gözlem yeteneği kazanır.
  • Sorun çözebilme yetisi kazanır.
  • Paylaşmayı öğrenir.
  • Olayların olumlu ve olumsuz sonuçlarını irdelemeyi öğrenir.
  • Kendini ifade edebilme yeteneği gelişir.
  • Doğruyu, yanlışı öğrenir.
  • Plan yapma yeteneği gelişir.
  • Hayal dünyası gelişir.
  • Psikolojik gelişimine katkısı olur oyunun.
  • Fiziki açıdan gelişim sağlar.
  • Çocuk oyun sayesinde mutlu olur.
Çocuğa oyunun faydalarıçocukluktan yetişkinliğe kadar etkilerini gösterecek kadar etkindir. Tehlikeye mahal vermeden, çocuğun oyun oymasına fırsat tanınmalı; ruhen ve bedenen sağlıklı çocukların, geleceğin sağlıklı yetişkinleri olacağı unutulmamalıdır.
Nahide Zereyak
Yazar Hakkında: Merhabalar. Adım Nahide Zereyak. En Nefis Tariflerim Blogun sahibesi ve yazarıyım. İşletme fakültesi mezunuyum. Adana'da yaşıyorum. 3 çocuğumun annesi ve mufağımızın aşçısıyım. Mutfağımda pişenleri okuyucularımla da paylaşmak benim hobim. Yanı sıra hayata dair pek çok konuda sizlerle birlikte olmak için Sosyal Medya Kafe'deyim...
Devamını Oku »

30 Eylül 2015 Çarşamba

Grip Aşısı

30 Eylül 2015 Çarşamba
grip aşısı
Hazır sonbahar kış yaklaşırken , yavaştan grip mevsimi geliyorken size biraz grip aşısından bahsedeyim dedim . Malum kış boyu herkesin başına musallat salya sümük , yatağa düşüren bir virüs bu .
Grip , milyonlarca insanın 1 yıl içinde defalarca kez yakalandığı basit görünen ama ölümle de sonuçlanabilen bir tür virüstür . Bağışıklık sistemimizin en zayıf anında ortaya çıkan bazen hafif bazen ağır atlattığımız bu virüs yaşlılarda ve çocuklarda daha baskındır .
Grip aşısı uygulandığında %70 - %90 gibi bir koruma sağlar . Kronik rahatsızlığı olan kişilerde , yaşlılarda ve çocuklarda koruyucu özelliği daha yüksektir . Grip aşısı özellikle yaşlılarda ve çocuklarda görülen zatüre , astım , kronik obstrüktif akciğer hastalarında ciddi anlamda koruma sağlar .
Grip aşısı son bir yıl içinde gelişmiş grip virüslerinden elde edilen aşıdır . Her yıl aşının virüsü bir önceki yılın virüslerine göre yenilenir . Grip aşısını sağlık çalışanları başta olmak üzere , yaşlılar , çocuklar , hamileler , kronik rahatsızlığı olan kişiler doktor kontrolünde yaptırıp , gripten korunmaya çalışabilirler .
Grip aşısı 9 yaşın üzerindeki çocuklarda bağışıklık istemini uyarmak amacıyla 2 doz yapılır . 2-8 yaş arasındaki çocuklara yarım doz şeklinde uygulanır .
Grip aşısı alerjik reaksiyon gösteren kişilere uygulanmaz . Kendimden örnekle yumurta alerjisi olan kişilere asla uygulanmaz . Aksi takdirde çok tehlikeli sonuçlar doğurabilir .
Grip aşısı yapıldıktan yaklaşık 15-20 gün sonrasında koruma sağlamaya başlıyor . Bu dönemde koruma sağlamadığı için grip olma şansı oldukça yüksek .
Sağlıklı günler .
Sevgiler
Ayşe Köseler Güneş Yazar Hakkında:Merhaba , Ben Ayşe Köseler Güneş. Antalya'da yaşıyorum . Bir Minik Kelebeğin annesiyim . Eczacı Teknisyeniyim .Annelik serüvenimi , iyi kötü tecrübelerimi paylaştığım , işim gereği sağlık ve ilacın içinde olan bir anne olarak paylaşımlar yaptığım , yazmayı sevdiğim Minik Kelebeğin Annesi blogunun sahibiyim .
Devamını Oku »

26 Ağustos 2015 Çarşamba

Güneş Yanığına Ne İyi Gelir

26 Ağustos 2015 Çarşamba
Güneş Yanıklarına Ne İyi Gelir
Yanıklar, ilk yardımın büyük önem taşıdığı durumlardır. Önceki yazımda cilt yanıklarına ne iyi gelir konusunu ele almıştım. Oldukça acı verici bu durum karşısında ilk yardımın önemi büyük. Tıbbi müdahale öncesinde yaralının acısının dindirilmesi ve yanığın ilerlemesinin durdurulması gerekir. Bunun için neler yapılması gerektiğine cilt yanığına ne iyi gelir başlıklı yazıya tıklayıp bakabilirsiniz.

Bir diğer yanık vakası da güneş yanıklarıdır. Koruyucu krem kullanmadan, uzun süre güneşin yoğun olduğu saatlerde güneşe maruz kalmak cilt yanıklarına sebep olabildiği gibi, güneş çarpması da meydana gelebilir.

Güneş çarpması kendini baş dönmesi, bulantı, kusma, bayılma hissi, nabız sayısında artış, vücudun terlememesi gibi belirtilerle gösterir. Güneş çarpması tedavisi sırasında hastanın bilinci açıksa bol su ve tuzlu ayran içirilmeli, bilinci kapalıysa hemen bir sağlık kuruluşuna götürülmelidir. Sağlık kuruluşuna hastanın nakli sırasında vücudun  soğutulması bir ilk yardım şeklidir. Koltuk altına ve boynuna soğuk kompleks yapılarak hastanın havale geçirmesi önlenir.

Güneş yanığı meydana gelmiş ancak güneş çarpması mevcut değilse yanık evde tedavi edilebilir. İleri vakalarda veya evde uygulanan yöntemlere rağmen yanık düzelmiyorsa tıbbi müdahale gerekebilir. Güneş yanığına ne iyi gelir başlığı altında topladığım bu yazımda, yaz günlerinde hepimizin bilmesi gereken önemli hususları sıralayacağım.

Güneş Yanığına Ne İyi Gelir?

Güneş yanıkları vücuttaki suyu kurutarak deride hassasiyet oluşmasına sebep olur. Burada yapılacak ilk yardımın en önemli konusu deriye kaybettiği suyu geri vermektir. Bunun için uygulanabilecek yöntemler şöyledir:
  • Öncelikle belirtmek gerekir ki güneş yanıklarını oluşmadan önlemek elbetteki çok daha kolaydır. Yüksek koruma faktörlü kremler sürerek ve güneşin tepede olduğu saatlerde güneşe maruz kalmaktan sakınmak oldukça önemlidir. 
  • Yoğurt sürmek güneş yanıklarında en çok kullanılan yöntemdir ve oldukça da etkilidir. Güneşten etkilenmiş bölgeye yağsız soğuk yoğurt sürülür. Bir süre derinin yatışması beklendikten sonra ılık suyla durulanır.
  • Zeytinyağı sürmek, güneşten suyunu kaybetmiş olan cilde iyi gelecektir. Zeytinyağı sürülür. Üzerine sıcak suyla ıslatılmış havlu örtülerek cildin nemini geri kazanması sağlanır. Havlu soğuduğunda nemlendirme işlemi tamamlanmış olur. Nazikçe silinerek vücut temizlenebilir.
  • Aloe vera jeli de güneşten yanmış bölgeye masaj yaparak yedirilir ve cildin jeli emmesi sağlanır.
  • Bol su içerek vücuda kaybettiği sıvı geri kazandırılır.
  • E vitamin içerikler kremler kullanılarak deri beslenir.
  • Salatalık suyu yanık bölgeye sürülebilir.
  • Lavanta yağı hem nemlendirici hem de ağrı kesici etkiye sahiptir. Güneş yanığına faydası dokunur.
  • Siyah çay poşetleri soğuk suda ıslatılıp yanık bölgenin üzerine kapatılır. Çay poşetleri soğukluğunu yitirdikçe yenilenir. Bu siyah çay tedavisi de yanıklara iyi gelir.
Güneş yanıklarında imdadımıza koşacak pek çok yöntem mevcut. Ancak ileri derece yanıklar ve tedaviye cevap vermeyen durumlarda tıbbi müdahale şarttır. Yanıklar kaşınmamalı, su topalayan bölgelerdeki kabarcıklar patlatılmamalıdır. Yanık gerçekleşmeden önce tedbir amaçlı önlemler alınmalıdır.
Sağlıklı günler dilerim. :)
Sibel Ordueri
Devamını Oku »

24 Ağustos 2015 Pazartesi

Mis Kokulu Tarçın

24 Ağustos 2015 Pazartesi
mis kokulu tarçın

Şekeri bıraktığımdan bu yana çayıma ve nescafeme kabuk tarçın atıp içiyorum . Kabuk tarçını kahvemde ya da bitki çayımda ya da normal çay da günde 1 kez olmak kaydıyla kullanıyorum . Aslında çok fazla çay , nescafe ve kahve tüketen biri değilim. Ama mesaiye başladığım sabah saatlerinde nescafe veya Türk kahvesi içiyorum .
Şekeri bıraktığımdan bu yana tarçına iyice alıştım .Hatta Türk kahvesini yaparken içerisine 1 çay kaşığı tarçın ekleyip öyle yapıyorum . Tadı şahane güzel oluyor . Öyle ki zaten tarçın çaya da , kahveye de çok yakışıyor . Tadı da çok güzel , çok da hoş tat veriyor özellikle kahveye . Zaten tarçının faydaları da saymakla bitmiyor .
Mis kokulu tarçın sağlığımızın ve bağışıklık sistemimizin en güzel dostu .Tarçın vücut sağlığına ve metabolizmaya oldukça büyük faydaları var .Vücudun insülin direncini ayarlaması ve düşürmesi en büyük faydalarından bir tanesi . Kısaca kan şekerini kontrol altına alması en büyük faydası . Aynı zamanda antioksidan yan etkiye sahip olan tarçın , antioksidan yiyeceklerin en başta gelenidir .
Tarçının en faydalı yan etkilerinden bir tanesi de kolesterolü düşürmesi ve kalp krizi riskini azaltmasıdır . Kan dolaşımını hızlandırır ve kan pıhtılaşmasını önleyicidir .Cilde iyi gelir , sivilce oluşumunu en aza indirir . Kalsiyum emiliminin sağlanmasına yardımcı olur .
Doğal dezenfektandır . Soğuk algınlığına iyi gelir ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirir . Hafızayı güçlendirir . Regl dönemlerinde tüketildiğinde rahatlatıcı etkisi vardır . Belki de daha bilmediğim bir çok faydası var . Benim tarçın ile ilgili bildiklerim bunlar .
Ha şöyle de bir şey var ki her şeyin fazlası zarar olduğu gibi tarçının da fazlası zararlı . Tarçının fazlası karaciğere zarar verebilir ve kabızlığa neden olabilir .
Şekeri bırakmak için bir neden yaratın kendinize ve çayınıza bir kabuk tarçın atın , deneyin . Türk kahvenizi 1 çay kaşığı tarçınla pişirip öyle içmeyi deneyin . Çayınıza veya kahvenize kesinlikle harika bir tat verecek olan tarçın emin olun ki vücudunuza da bir çok faydası olacak ve kesinlikle şekeri bırakmanıza yardımcı olacak .
Sağlığımız en büyük zenginliğimiz sevgiler .
Ayşe Köseler Güneş Yazar Hakkında:Merhaba , Ben Ayşe Köseler Güneş. Antalya'da yaşıyorum . Bir Minik Kelebeğin annesiyim . Eczacı Teknisyeniyim .Annelik serüvenimi , iyi kötü tecrübelerimi paylaştığım , işim gereği sağlık ve ilacın içinde olan bir anne olarak paylaşımlar yaptığım , yazmayı sevdiğim Minik Kelebeğin Annesi blogunun sahibiyim .
Devamını Oku »

13 Ağustos 2015 Perşembe

Cilt Yanıklarına Ne İyi Gelir

13 Ağustos 2015 Perşembe
cilt yanıklarına ne iyi gelir
Hiç kimsenin kesinlikle karşılamak istemeyeceği bir durum cilt yanıkları. Oldukça acılı geçen bu süreçte çok fazla hata yapılabiliyor. Kulaktan dolma, yanlış bilgilerle çözüm sağlamak bir yana, aksine daha kötü sonuçların doğmasına sebep olabiliriz farkında olmadan. Peki cilt yanıklarına ne iyi gelir bilmek ister misiniz?

Bu konuyu iki başlıkta incelemek gerek. Birincisi kaynar suya, buhara veya hafif ateşe maruz kalarak meydana gelmiş, acil tıbbi yardım gerektiren yanıklardır. Tıbbi müdahalenin mutlaka gerekli olduğu bu yanıklarda ilk yardım da tıbbi yardım kadar gerekli. İlk yardım sırasında yapılan bazı yanlışlar, tablonun daha kötü bir hale gelmesine sebep olamaktadır.

İkinci cilt yanığı durumu ise güneş yanıklarıdır. Güneş yanığına ne iyi gelir konusunu da ayrı bir başlıkta incelemek gerek.

Cilt Yanıklarına Ne İyi Gelir?
  • Yanığa maruz kalan bölge için ilk yapılması gereken şey, yanığın genişlemesini, diğer hücreleri de etkilemesini önlemektir. Bunun için bölgeyi suya tutmak gerekir. Yanık oluşur oluşmaz 15 dakika kadar akan soğuk soya tutun yanan bölgeyi.
  • Yanan bölgeye yetecek kadar yumurta kırıp sadece yumurta akını bölgeye sürün. Yumurta akı kurudukça işlemi tekrarlayın. Üzerine tekrar yumurta akı sürün. Birkaç işlemden sonra yanık bölge soğur ve iyileşme sürecine geçer. Yumurta akı iz kalmasını da önler.
  • Eczanelerde bulunan ve yanığa çok iyi kremler vardır. Bu kremleri kullanabilirsiniz.
  • Aleo vera bitkisi adeta mucizevi bir bitki. Pek çok faydası olduğu gibi yanığa da faydası var. Yanık oluşunca taze bir aloe vera bitkisinin yaprağını kırıp temizledikten sonra içinden çıkan jel yanık bölgeye akıtılır. Aloe vera bitkisini evinizde bir saksıda da besleyebilirsiniz.
  • Sarı kantaron yağı son zamanlarda değeri anlaşılmış çok faydalı bir yağ. Evde de üretilebilen kantaron yağı yanık bölgeye sürülebilir.
  • Öteden beri bilinen ve yaygın olarak kullanılan bir diğer yöntem de tahin kavanozunun yüzeyinde biriken susam yağını yanık bölgeye sürmektir. Bunun yerine aktardan temin edebileceğiniz susam yağı da kullanılabilir.
Şunları kesinlikle yapmayın:
  • Yanık bölgeye buz sürmeyin.
  • Diş macunu sürmeyin
  • Salça sürmeyin.
  • Yoğurt sürmeyin.
Bu maddeler yanık bölgenin iltihaplanmasına ve yanık vakasının ilerleyip tedavinin zorlaşmasına sebep olur. Çoğunlukla kullanılan buzun da doku hasarını arttırdığını biliyor musunuz?

Yanık vakalarıyla karşılaşmamak için yapılması gereken en önemli şey elbette tedbirli davranmaktır. Özellikle ev kazalarının ve evde meydana gelen yanıkların çok küçük ihmaller sonucu meydana geldiğini düşünürsek, tedbirli davranmanın öneminin ne kadar büyük olduğunu görürüz.

Bir sonraki yazımda güneş yanığına ne iyi gelir konusuna yer vereceğim.
Sağlıklı günler dilerim.
Sibel Ordueri
Devamını Oku »

3 Temmuz 2015 Cuma

Çocuğun Anneyle İnatlaşması İnatlaşan Çocuğa Nasıl Davranmalı-2

3 Temmuz 2015 Cuma
Çocuğun Anneyle İnatlaşması

Çocuğun Anneyle İnatlaşması

Önceki yazımda çocuğun anneyle inatlaşması konusunu, örneklendirerek açıklamaya çalışmıştım.
Önceki yazıyı okumak için aşağıdaki bağlantıya gidebilirsiniz.

Çocuğun Anneyle İnatlaşması İnatlaşan Çocuğa Nasıl Davranmalı-1

Hayatın içinden örnekler ile bu yazıma devam ediyorum.

Çocuğun inatlaşma sebepleri ve çözüm önerileri:

*Çocuklar evde sayısızca mevcut olan bir giysi, ayakkabı veya oyuncağın aynısını veya benzerini tekrar tekrar almak isteyebilirler. Çocukların para kavramını gerçek anlamıyla tam olarak bilmediklerini önceki yazımda da vurgulamıştım. Çocuk para ve alışveriş kavramlarını tam olarak bilmiyor ve aynı veya benzer şeyleri almak için diretip inatlaşıyorsa çocuğa aynı şeyleri tekrar almaktansa onun yerine ihtiyaç duyabileceği başka bir şeyi almayı, böylece istek ve ihtiyaçlarını sıraya dizmeyi öğretebiliriz.
Çözüm: Bir çorap, bir toka, bir hikaye kitabı gibi küçük ve çocuğun ihtiyacını karşılayacak bir şeyleri, tekrarlayan istekleri inatlaşmaya mahal vermeden karşılamak için kullanabiliriz. Böylece çocuk ihtiyacı olmayan birçok şey yerine ihtiyacı olan şeyleri alması gerektiğini öğrenir. Ve bu sorun anne-çocuk inatlaşması olmadan çözülmüş olur. Çocuğun inatlaşma sebeplerinden biri de, kendisinin de bazı isteklerinin olabileceğini büyüklere anlatamama duygusudur.
Çocuğun İnatlaşma Sebepleri
*Birazdan konuklarınız gelecek. Pek çok hazırlık yaptınız. Epey de yoruldunuz. Konuklarınızın evinizi derli toplu görmesini istiyorsunuz. Fakat bunca koşturmanıza rağmen salonun orta yerinde bir oyuncak cümbüşü. Çocuk kendini kaptırmış ve keyifli bir şekilde oyun oynuyor. Oyuncaklarının toplanmasını istemiyor ve üstelik sizin topladığınız oyuncakları hızla dağıtmayı başarabiliyor. Zamanınız daraldı, birazdan konuklarınız gelecek. Çaresizsiniz.
Çözüm: Oyuncakları toplama oyunu oynayabilirsiniz. Oyuncakları toplama yarışı yapabilirsiniz. Kim daha çok oyuncak toplayacak yarışı hoşuna gidebilir çocuğun. Veya oyuncakları yerine götürme oyunu da oynayabilirsiniz. Göreceksiniz ki kendisi toplayıp oyuncakları yerine götürecektir. Oyun oynayarak oyuncakları toplama fikrine sıcak bakmadıysanız, bırakın salonun bir yerinde çocuk oyun oynamaya devam etsin. Konuklarınıza durumu izah ettikten sonra rahatsızlık duyacaklarını hiç sanmıyorum. Bilakis onlar da oyuna katılırsa hiç şaşırmayın. Bu hepiniz açısından daha keyifli olacaktır emin olun. Çocuğun inatlaşma sebeplerinden biri de, yetişkinlerin kalıplaşmış kurallarını anlayıp idrak edememektir. Oyunlarının engellenip ortamın yalnızca yetişkinlerin konforuna uygun hale getirilmesi, çocuğa adeta bir ceza hükmündedir.

Peki tüm bu örnekler, çocuğun her istediğini kayıtsız şartsız yerine getireceğimiz anlamına mı geliyor? Hayır. Çocuğun her isteğini sırf diretmesin, inatlaşmasın diye yapmak, çocuğa fayda yerine zarar verir.

Bir sonraki yazımda inatlaşan çocuğa nasıl davranmalı konusunu işleyeceğim.
O zamana kadar sevgiyle kalın.
Nahide Zereyak
Yazar Hakkında: Merhabalar. Adım Nahide Zereyak. En Nefis Tariflerim Blogun sahibesi ve yazarıyım. İşletme fakültesi mezunuyum. Adana'da yaşıyorum. 3 çocuğumun annesi ve mufağımızın aşçısıyım. Mutfağımda pişenleri okuyucularımla da paylaşmak benim hobim. Yanı sıra hayata dair pek çok konuda sizlerle birlikte olmak için Sosyal Medya Kafe'deyim...
Devamını Oku »
"Sosyal Medya Kafe'de kullanılan ekran görüntüleri, fotoğraflar ve yazılar Sosyal Medya Kafe'ye aittir. Yazıların ve fotoğrafların yayın hakkı sadece www.sosyalmedyakafe.com'a aittir. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden bir başka blogda veya web sitesinde yayınlanması, tariflerin veya yazıların ekran görüntüsü alınarak sosyal ağlarda paylaşılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası`na aykırıdır. Aksi taktirde 5846 Sayılı Fikir ve Sanat serleri Yasası gereği suç duyurusunda bulunulacaktır. Yasal yükümlülüğü vardır."
Sosyal Medya Kafe Copyright © 2019 Tüm Hakları Saklıdır...