15 Temmuz 2015 Çarşamba

Tercih Döneminde Dikkat Edilmesi Gerekenler - Tıp Tercihi

15 Temmuz 2015 Çarşamba
Zorlu bir senenin ardından birçok öğrenciyi şu an saran bir telaş var. Tercih dönemi, hangi üniversitede hangi bölümde hayatımı şekillendireceğim düşüncesi... Konunun uzmanı olmadığımdan her bölüm hakkında fikir belirtemem; ama 5 yıllık tıp eğitiminin bana gösterdiği tecrübeleri sizlerle paylaşarak tercih döneminde dikkat edilmesi gerekenler konusunda az da olsa yardımcı olabilirim. Tabi tıp ile ilgili branşta...

Birçok gencin ve/veya ailenin en güzel hayalidir doktor olmak/evladını doktor olarak görmek. Hayallerin mesleği olan bu bölüm neden bu kadar popüler oldu?

tip-neden-tercih-edilmelidir

A. TIPI NEDEN TERCİH ETMELİSİNİZ ?


1. Günümüz Türkiyesinde her şeyden öte tutulan bir durum vardır. O da gelecekte emin adımlar üzerinde durup duramayacağı [çoğunlukla maddiyat yönüyle]. Tüm meslekler arasında da geleceği en garantili meslek tıp olduğundan bu bölümü tercih etmelisiniz. [Üniversiteyi bitirdikten sonra işiniz hazırdır ve direkt olarak atanabilirsiniz.]

2. Maddi yönden biraz bağımsız bir insansanız ve çok sayıda ihtiyacınız bulunuyorsa bunlar için gerekli para konusunda daha az derdinizin olacağı bir bölüm varsa bunlardan biri de tıp olacağından bu bölümü tercih etmelisiniz. [Ortalama 3 bin tl nin üzerinde bir maaşınız olur]

3. Saygınlık bakımından insanlarımızın en çok saygı gösterdiği kişilerin başında doktorlar geldiğinden bu bölümü seçmelisiniz. [Eş, dost, akraba arasındaki popülerliğiniz tavan yapacaktır]

4. Duanın gücüne inanıyorsanız birçok insanın dualarında yer alacağınızdan emin olabileceğiniz en öndeki bölümlerden biri tıp olduğundan bu bölümü tercih etmelisiniz.

5. Sayenizde birçok ailenin yüzündeki gülümsemenin nedeni olmanın avantajını en fazla göreceğiniz bölüm tıp olacağından bu bölümü tercih etmelisiniz

6. Tıpın beraberinde getirmiş olduğu bir özellik de disiplin olduğundan daha düzgün bir hayat yaşamak istiyorsanız [ayrıca sorumluluktan kaçmamayı] bu bölümü tercih etmelisiniz

7. Yabacı dilinizi geliştirmek istiyorsanız ve bu durum zorunlu olmadıkça öğrenemiyorsanız TUS [Tıpta Uzmanlaşma Sınavı] u geçebilmek için TıpDil/YDS [Yabancı Dil Sınavı] sınavlarından en az birini vereceğiniz bölümlerden biri tıp olduğundan bu bölümü seçmelisiniz.

tip-okumanın-zorluklari

B. TIPI NEDEN TERCİH ETMEMELİSİNİZ ?


1. Tıp, normal eğitim süresi en az 6 yıl olan ve ardından uzmanlık süresinin de ortalama 4-5 yıl olduğu bir bölümdür. Yani bir dalda uzmanlaşmak istiyorsanız minimum okumanız gereken süre 10 yıldır. Ki ilk 6 senedeki eğitim herkes için zorunlu olduğundan uzman dahi olmazsanız en az 6 sene okumanız gerekir. Bu kadar uzun süreli bir bölümü her insan kaldıramayacağından tıpı tercih etmemelisiniz.

2. Maddi yönden ilk 5 sene ister istemez sorunlar yaşayacağınız bir bölümdür. Nerden çıktığı belli olmayan bir fısıltı halinde tüm ülke genelinde yayılanın aksine tıp öğrencileri sadece 6.sınıfta maaşa bağlanır. İlk 5 sene bırakın maaşı burs bulmakta dahi büyük sorunlarla karşılaşabilirsiniz. [Zaten sen tıp okuyorsun herkes sana destek çıkıyordur denile denile çaldığınız kapılardan eli boş dönmeniz pek büyük bir ihtimaldir] 6. sınıfta verilen cep harçlığının maaş diye nitelendirilmesine bakmayın. Zira verilen para 370 tl gibi bir para. Bu kadar zahmet içerisinde bir de maddi yönden sıkıntı yaşamak istemiyorsanız tıpı tercih etmemelisiniz

3. Uzmanlığınızı bitirip göreve başladığınızda dahi hayalini kurduğunuz o maaşa sahip olacağını düşünüyorsanız yanılacağınız bölümlerin başında tıp geleceğinden bu bölümü tercih etmemelisiniz. [Genel Cerrahi de yard. doç. hocamızın maaşı 6 bin tl ydi.]

4. Saygınlık kazanırsınız kazanmasına; ama nedense birçok insanın otomatikmen kendini küçük görmeye başladığı bir alana da girebilirsiniz. Yani sizin tıpta okuduğunuzu öğrenen birçok insan direkt olarak -altta kalmamak için midir bilmiyorum- benim yiğenim de kuzenimde eniştemin kızı da tıp okuyor diyaloğuyla karşılaşmak istemiyorsanız -siz ne kadar öyle düşünmeseniz de çevrenizdeki bazı insanların gözünde kibirli bir varlıksınız- tıpı tercih etmemelisiniz.

5. Tıpta okuduğunuzu öğrenen topluluktan en az biri size bedenindeki rahatsızlığı söyleyip tanısını koymanızı ve tedavisinin ne olduğunu yazmanızı isteyecektir. Bilmiyorum, daha öğrenmedik sözünün ardına da en fazla üç sene saklanabileceğiniz için toplum tarafından aşağılanabileceğiniz bir bölüm de tıp olduğundan bu bölümü tercih etmemelisiniz.

6. Yaralanma, ciddi hastalık, ölüm gibi tehlikelerin sizi beklemesini istemiyorsanız tıpı tercih etmemelisiniz.

7. İlk 5 senenin sonunda intörn olarak nitelendirilirsiniz ve 12 ay boyunca nöbetlerle, köle gibi çalışmakla yükümlü olacağınız bölümlerin lideri olan bir durumla karşılaşmak istemiyorsanız tıpı tercih etmemelisiniz.

8. Yıldan yıla artan sağlıkta düzenlemeler (!) adı altında doktorların birçok hakkını elinden alan yaptırımlara maruz kalmak istemiyorsanız tıpı tercih etmemelisiniz.

9. Her sene kontenjan artışı olduğu halde kaliteli bir eğitim de aynı oranda düştüğü ve 6 senenin sonunda tabiri caizse niteliksiz bir doktor olmak istemiyorsanız bu bölümü tercih etmemelisiniz. [Birçok üniversitede kontenjan sorunu yüzünden öğrencilerin sınıfta yer bulamadığı, bazen ayakta durup ders dinlemek zorunda olduğu gerçeğini unutmayın. Ve 250-300 kişilik bir sınıfta anlatılan dersin ne kadar verimli olabileceğini varın siz düşünün. Twitter da #TıptaKontenjanSorunu hastagi altında öğrencilerin ve hocaların değerlendirmelerini öğrenebilirsiniz]

10. Üniversiteye başlarken ki hayallerinizin daha ilk aşamada suya düşeceği, stres dolu günlerin kapınızdan ayrılmayacağı [ki saçlarınız bu süreçte ilk feda edilen yapınızdır] öğrenci olup ders çalışma ritüelinin ayrılmaz bir parçanızın olacağı [tıpta profesör dahi olsanız kendinizi sürekli güncellemeniz gerekir], tatil günlerinizin artık yavaş yavaş son bulacağı [son iki yıllık eğitim içindeki toplam tatil süresi yaklaşık bir aydır. Yani 24 aylık eğitimin 23 ayını siz çalışarak -öğrenci vasfıyla- geçireceksiniz] alan tıp olacağından bu bölümü tercih etmemelisiniz.

11. Unuttuğunuz veya bilerek yaptığınız bir hatadan sonra çok büyük miktarda tazminat davalarına maruz kalacağınız bir bölüm tıp olduğundan bu bölümü tercih etmemelisiniz. [Bir hocamız anlatmıştı. Yenidoğan bir bebeğin rutin kontrollerinde yaşama daha fazla tutunamayacağı birkaç gün sonra öleceği ailesine söylenmiş. Ailesi de tamam, doktor bey bari evladımızın son günleri hastanede değil de evde geçsin deyince doktor kabul etmiş ve bebeği aileye verip göndermiş. Sonraki günlerde ise hakkında tazminat davası açıldığını öğrenmiş. (300 bin tl) Sebebi ise o ailenin doktor bebeğimizi eve götürmemiz konusunda ısrarcı olmasaydı götürmeyecektik ve evladımız ölmeyecekti savı. Doktor da yazılı bir onam almadığından bu cezayı ödemek durumunda kalmış]

Son zamanlarda hayallerinizdeki bu mesleğin neden tercih edilmemesi gerektiği konusunda yazılabilecek sebeplerin çoğaldıkça çoğaldığını göz ardı etmeyin. Sonraları ise vazgeçmek istediğinizde iş işten çoktan geçmiş olabilir. [4.sınıfta okulu bırakıp yeniden sınava hazırlanan öğrenciler bile var].

Tercih dönemi, belki de en stresli dönemlerden biridir. Çünkü bundan sonraki geleceğinizi belirleyecek kararı verirsiniz. İnce eleyip sık dokumayı unutmayın.
Bay Kefren  Yazar Hakkında:Merhabalar, adım Bay KEFREN.9 Eylül 2013 tarihinde doğdum. Daha 2,5 yaşındayım anlayacağınız. İnsanı insan yapan asıl bir değeri -AŞK- tattıktan sonra yeniden doğdum.Kelimeler eşsiz bir hazine. Duygu ve düşüncelerin dillenmesi, bir araya gelip ahenkle süzülmesi ve insanların o ahengi hissetmesi.. Amacım budur sadece.Kişisel tarzda yazılarımla ve tıp fakültesi anı, gözlemlerimle yayın hayatındayım. İşte yepyeni blogum Heybemdeki Yolcu...(Blog kapalı olduğu için link kaldırılmıştır.) Heybesine kelimeleri biriktirip biriktirip yolcu eden tıbbiyeli bir seyyah...
Devamını Oku »

28 Şubat 2015 Cumartesi

Tıp Fakültesi Okumamak İçin 5 Neden

28 Şubat 2015 Cumartesi
Uzun bir süreden sonra tekrardan aranızda olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Önceki yazılarıma genel itibari ile bakıldığında onlarda tıp fakültesinin güzelliklerini anlatan bir hava hakimdi. Bugün ise tıp fakültesi okumamak için 5 nedenden bahsedeceğim.

tıp-okumamak-icin-nedenler

Tıp fakültesini okumaya başlamadan önce neden bu bölümü seçtiğinizi iyice düşünün. İş garantisi, para fazlalığı gibi konulardan ötürü seçiyorsanız muhtemelen 6.sınıfın sonuna doğru o güzelim saçlarınız dökülmüş, yüzünüzde kırışıklıklar cirit atmış, ruhunuzun huzurevi sakinlerinden farkı kalmamış ve dilinizde de hay bu tıp fakültesini seçenin cümlesi yer edinmiş halde bulursunuz kendinizi.

Tıp fakültesi uğraş alanı dünyanın en zor varlığı insan olduğu için azami derecede sabır, anlayışlılık ve empati konularını beraberinde getirir. Yüzü asık, bağırıp çağırmaktan başka bir bildiği olmayan, insanlara tepeden bakan bir doktorun hastasına faydasından ziyade zararı dokunacağı için bu değerler iyi bir doktorun olmazsa olmazıdır. Gerçi kendinde bu değerleri bulmayan insan sayısı az olduğundan şöyle bir örnekle kendinizi değerlendirebilirsiniz :

50'li yaşlarında size getirilen bir kadın hastanız var; ama kendisi tek kelime Türkçe bilmiyor. Aynı zamanda hastanın mental durumu [akıl sağlığı] aynı dilden konuşsanız bile düzgün cevaplar alamayacağınız bir halde. Temizlik yönünden hassas olmanıza rağmen hastanız tam aksine temizlik konusunda hiç hassas değil. Böyle bir durumda eğer ben hastamı Allah'ın izniyle tedavi edeceğim diyorsanız bilin ki bu değerler siz de vardır. Yok başka bir doktora gönderiyorsanız, amann nesi olacak ki deyip yüzeyel bir muayene yapıyorsanız bilin ki iyi bir doktor olabilmeniz sadece hayallerde olabilecek bir durumdur.

Tıp fakültesinin en zorlu kulvarlarından biri de sınıfı geçebilme halidir. Siz o kadar çok çalışıp milyonlarca kişinin girdiği bir sınavda ilk 10 bin içerisindeki yerinizi almanıza rağmen sınavlara çalışma döneminde ve sınav sonrasında açıklanan notunuzu öğrendiğinizde kendinizi gerizekalı hissedebilirsiniz. Çünkü günlerce çalışmanıza rağmen veya çalışmaya çalışıp da notları anlayamamanıza binaen böyle bir duruma düşmeniz gayet doğal bir sonuçtur. Ayrıca alttan ders alma ihtimali olmadığından tıp fakültesinde istenilen ortalamanın altında kalındığında koca bir sene sınıfı tekrar okumanız ise kaçınılmaz korkularınızdan olabilir.

Ben üçüncü sınıfta büte kaldığım dönemin o ızdırabı yaşadıktan sonra sınava girmiştim ve sınavın açıklanmasıyla büyük bir hüsrana uğramıştım. Çünkü sınıf tekrarına kalmıştım. O an evden üzerime bir şeyler alarak okula gittim. Sınavları açıklayan hocanın odasına gittiğimde 4,5 puan ile sınıfta kaldığımı öğrendim. Tabi resmi sonuçlar olduğundan da artık sınıfı geçebilme umudum kalmamıştı. Aileme, akrabalarıma, benden beklentisi olan insanlara ne diyecektim ki ? Ama her zaman desteğini esirgemeyen ailem sayesinde o sınıfta kaldığım dönemi atlatabildim. Aldığınız tüm burslar kesilir, başka hiçbir bursa başvuramazsınız, 3 sene beraber okuduğunuz arkadaşlarınızdan ayrılırsınız vs. durumlara alışabilmek de bazen epey uzun zaman alabiliyor.

Tıp fakültesi kız arkadaş gibidir. Sürekli ilgi ister, ilgi göstermeseniz bir güzel tribini atar ve siz öyle ulu orta şaşkın bir halde kalırsınız. Diğer fakülte öğrencileri gibi aktif bir sosyal yaşantınızın olmasını beklemek de nafile. Çünkü ortalama her 6 haftada bir sınavlarınızın ve sınavdan önceki iki hafta yoğun çalışma dönemi olması, saçlarınızın sakallarınızla birlikte bağımsızlığını ilan etmesine neden olabilir. Tipik bir dağ adamı gibi gözükebilirsiniz. Zaten günlük devam ettiğiniz okulunuz sabahın erken saatlerinde başlayıp ikindiye doğru bittiğinden hafta içi doğru düzgün bir aktivite yapmanız mümkün olmayabilir. Hafta sonları ve ekstra tatillerde de konuları yetiştirmeye çalıştığınızdan asosyal bir varlık olmanız içten bile değil. Tıp fakültesini tercih eden öğrenciler mi asosyaldir yoksa tıp fakültesi mi öğrencileri asosyal hale getirir muammasının bir ferdi olup gidersiniz.

Tıp fakültesi normal eğitim süresi minimum 6 sene olan bir fakültedir ve bu süre sonunda pratisyen hekim ünvanıyla mezun olursunuz. Bölümünüzü de bu sürenin sonunda gireceğiniz TUS [Tıpta Uzmanlaşma Sınavı] ta alacağınız puan neticesinde belirlersiniz. Ya da istediğiniz bölüm için gerekli puanı almak için insan dışı bir çaba sergilersiniz. Çünkü bu sınav zorluk olarak dünyanın en zor ilk 5 sınavı içerisinde yer alır.

TUS u kazandıktan sonra köle gibi çalışmanız gereken [birçok yer ve bölümde] 4 veya 5 senenin sonunda uzman bir doktor olursunuz. Tabi bu sürenin sonunda da para basacağınızı düşünüyorsanız hiç bu fikri aklınıza dahi getirmeyin. Çünkü üniversitede cerrahi branşların çoğunda görev yapan hocalarımızın ortalama maaşları 6 bin TL. Ve bu paranın bir kısmı da gider olarak ceplerinden düşüyor.

Tıp fakültesi okumamak için sayabileceğim 5 yüzeyel madde bunlar. Tabi ismi bu kadar güzel gözüken doktorluğun temelinde ne gibi zahmetlerin yattığını anlatmadan olmazdı değil mi ?

Diğer yazılarda görüşmek dileğiyle :) Sağlıcakla kalın :)
Bay Kefren  Yazar Hakkında:Merhabalar, adım Bay KEFREN.9 Eylül 2013 tarihinde doğdum. Daha 2,5 yaşındayım anlayacağınız. İnsanı insan yapan asıl bir değeri -AŞK- tattıktan sonra yeniden doğdum.Kelimeler eşsiz bir hazine. Duygu ve düşüncelerin dillenmesi, bir araya gelip ahenkle süzülmesi ve insanların o ahengi hissetmesi.. Amacım budur sadece.Kişisel tarzda yazılarımla ve tıp fakültesi anı, gözlemlerimle yayın hayatındayım. İşte yepyeni blogum Heybemdeki Yolcu... Heybesine kelimeleri biriktirip biriktirip yolcu eden tıbbiyeli bir seyyah...
Devamını Oku »

10 Şubat 2015 Salı

Stajyer Öğrenci Anlatımıyla Doktorluk

10 Şubat 2015 Salı
Merhabalar sayın okurlar,

Önceki yazımda tıp öğrencisinin geçtiği merhalelerden birkaçını [ilk üç sınıf] anlatmış, bu serüveninin devamını da sonraya bırakmıştım. Bugün bıraktığım yerden başlayarak tıp fakülteleri hakkında bilgi sahibi olmaya devam edelim.

stajyer-ogrencinin-dilinden-doktorluk

Stajyerlik...

Bu ön ek diğer eklerden tamamen ayrılarak yeni bir kimlik kazanmıştır. Prof Dr, Doç. Dr, Yard. Doç Dr, Uzm. Dr gibi ön ekler doktor olduktan sonraki kademeleri gösterirken Staj. Dr eki doktor olmaya yaklaşmışlığı ifade eder çünkü. Öğrenci de bu doktor ifadesini duyduktan sonra ekstra bir havayla derslere başlar haliyle.

Öğrencilerin staj gruplarına dağılımı sonucu azalan mevcutla öğrenmenin daha rahat olacağı bilinciyle derslere sevinçli başlanır. Hocaların eskisi gibi notları sinevizyon yoluyla tahtaya yansıtmaları, çoğu zaman sadece yazılanlara bağlı kalmaları, ileride çıkar deyip gereksiz birçok ayrıntıyı da sunmaları neticesinde bu sevinçli hal yine kendini hüzne, yorgunluğa bırakır ta ki beyaz önlük ve steteskoplar ile hasta vizitine çıkılana dek. Evet, stajyerlik denen bu önceki aşamada öğrencilerin olmazsa olmazı bu vizitlerdir. Yani belli saatlerde belli hocalara düşen belli öğrencilerin belli hastaları gezerek belli rahatsızlıklarını pratik anlamda görmek olan bu vizit sayesinde ancak bir şeyler öğrenilebilir. Hastalığın hastada nasıl tezahür edebildiğini canlı görebilmek elbetteki bilgilerin kalıcılığında büyük bir etken olur.

Böyle güzel ifade edildiği gibi olmaması da stajyerliğin bir başka sonucudur. Çünkü hasta, hasta yakını, hasta yakınının eltisinin biraderzadesinin teyzesi gibi birçok faktör bu öğrenme sürecinde haklı haksız engellere neden olur. Adı üniversite araştırma hastanesi olan bir yerin ilk amacının doktor yetiştirmek, sonra hasta bakmak olduğunu bilmeyen doktorlar ve hastalardan ötürü gelecek için kaliteli doktor yetişmesi ne yazık ki mümkün olmayacaktır bu gidişatla. [Bu konuya ileride değineceğim için şimdilik burada kesiyorum ]

Vizitleri gezerken sayısız anının birikmesi de pek muhtemeldir. Yaklaşık 15 kişi içinde espri yapan hocanın fıkrasına gülünmemesi karşısındaki toparlanma süreci aklınızın bir köşesine kazınabilir örneğin. Ya da hastaların hangi ilaçları kullanıyorsunuz sorusuna verdiği cevabı gördüğünüzde trajı komik o olaya üzülseniz mi gülseniz mi kararsızlığı yaşayabilirsiniz mesela. Kızım hele şu ilaç poşetini doktorlara ver, tek tek hatırlayamıyorum şimdi. Ve o poşetten dökülen 10 küsur ilaç...

Anılar dedim ya, mesela bunlardan birkaçından daha bahsedeyim :

Dahiliye [iç hastalıkları] kliniğindeyiz. Bizlere gidin şu hastalardan anamnezini [hastalık öyküsü] alın. Her birimize birer hasta verildi ve biz hikayeleri almaya başladık. Bir arkadaş hikaye almaya başladı; ama ne hikaye... Neredeyse hasta yedi ceddinden bahsedecekti. Gelininden, torunlarından, siyasetten, soğuktan, ordan burdan konuşuyor ve biz sadece seyredebiliyoruz. Halbuki soru şuydu :

Teyzecim, şikayetiniz neydi ? Artık teyzemiz ne kadar genel anlamışsa soruyu tüm şikayetlerini dizmişti. Biz ise seni hastaneye getiren şikayetin neydi demek istemiştik oysa ki :)

Bir başka hastanın hikayesini alıyoruz yine. Adama sorduk, içki içiyor musunuz diye. Adam yok, yok ne içkisi. İçsem içsem senede sadece birkaç defa. Biraz üsteleyince bu sene aya düştü, ardından haftaya, ardından neredeyse güne düşecekti. Abi neden başta demedin ki neredeyse her gün içiyorum diye. Merak etme yargılamayacağız seni. Sonra hoca geldi hocamıza hastayı sunuyoruz, sık sık alkol kullanıyor dedik. Hasta yok hocam çok nadir içiyorum dedi yine. Hoca üsteledi; ama bu sefer yok hocam nadir içiyorum dedi ve suçlu duruma düşen biz olduk :)


Stajyerlikte dikkatli olduğunuzda birçok şeyin farkına varabilirsiniz. Mesela hastaların bir kısmı doktordan ziyade, eltisinin biraderzadesinin teyzesine daha çok güveniyor ve bunu doktora söylüyor. Doktor bu ilacı kullanma artık diyor; ama eltimin bilmem neysi kullan diyor bana. Doktor ne derse o eltinin kaçıncı dereceden akrabası anında cismen olmasa da ismen doktorun tavsiyelerinin önüne geçiyor. Hal böyle olunca doktor bilgisiz veya farklı bir sıfatla herkese lanse edilebiliyor zamanla. Bir haberde şöyle bir şey vardı :

Bir köyde doğum kontrolü amacıyla rahim içi araç denen spiral takılması uygulaması yapılır. 15-20 kadına spiral takıldıktan sonraki günlerde tamamı spirallerin çıkartılmasını isterler. Nedeni araştırıldığında köyün ileri gelenlerden birinin köy kahvesinde söylediği birkaç sözün buna sebep olduğu anlaşılır. O spiralleri takan doktor CIA ajanıymış ve o spiralleri de istihbarat için takmış haberi sonrasında bu durum ortaya çıkar. Varın siz düşünün artık o doktorun halini...

Araştırma hastanelerinin ilk amacı doktor yetiştirmektir. Ve kliniğe yatan hastanın muayenesi yapılırken öğrencilerin bir şeyler öğrenmesi için hastaların muayeneleri öğrencilerle beraber yapılır. Tabiki öğrenciler hastanın mahremiyetine, hastalık durumuna azami saygı göstermelidir; ama ne yazık ki bazı durumlarda hasta yakını buna izin vermez. Halbuki öğrenci belki de bir sefer görebilse o hastalığın tezahürünü, artık hiçbir zaman unutmaz. Ve genellikle de bu tür hasta yakınları kaliteli doktor yok diye bas bas bağıran ve doktor döven tiplerden biri çıkar.

Bir doktor size ilaç yazmıyorsa, en basitinden bir soğuk algınlığı için bile antibiyotik yazmıyorsa o kalitesiz doktor değildir. Çünkü kullanılan antibiyotik %80 ihtimalle gereksizdir. Soğuk algınlığının %80 nedeni virüs denen mikroplardan oluşur; ama antibiyotik bu mikroplara değil bakterilere etkilidir. Virüsleri öldüren ilaç ise ne yazık ki yok [virüslerin kendi yapısından ötürü]. Antibiyotiği gereksiz yere kullanmak da sadece bakterileri dirençli hale getirir ve aynı zamanda hangi ilaç olursa olsun zehir etkisi yapar insan vücuduna.

Söylenecek çok şey var; ama bunları sonraki yazılarımda bahsedeyim. Çünkü yazı uzun olmaya başladı iyice :) Son söz olarak da şunları söyleyeyim.

Tıpta hastalık yoktur, hasta vardır; ama internette hasta yoktur, hastalık vardır. Yani her insanın bünyesi farklı olduğundan kaptığı hastalık diğerleriyle aynı olsa bile ilerleyişi veya tedaviye cevabı farklı olur. O yüzden siz siz olun, internetteki her sağlık haberine inanmayın. Haydin kalın sağlıcakla :)

Bay Kefren  Yazar Hakkında:Merhabalar, adım Bay KEFREN.9 Eylül 2013 tarihinde doğdum. Daha 2,5 yaşındayım anlayacağınız. İnsanı insan yapan asıl bir değeri -AŞK- tattıktan sonra yeniden doğdum.Kelimeler eşsiz bir hazine. Duygu ve düşüncelerin dillenmesi, bir araya gelip ahenkle süzülmesi ve insanların o ahengi hissetmesi.. Amacım budur sadece.Kişisel tarzda yazılarımla ve tıp fakültesi anı, gözlemlerimle yayın hayatındayım.Heybesine kelimeleri biriktirip biriktirip yolcu eden tıbbiyeli bir seyyah...
Stajyer Öğrenci Anlatımıyla Doktorluk Makalesini Beğendiyseniz,Aşağıdaki Sosyal Ağ Butonları Sayesinde Paylaşabilirsiniz.
💕⃕
Devamını Oku »
"Sosyal Medya Kafe'de kullanılan ekran görüntüleri, fotoğraflar ve yazılar Sosyal Medya Kafe'ye aittir. Yazıların ve fotoğrafların yayın hakkı sadece www.sosyalmedyakafe.com'a aittir. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden bir başka blogda veya web sitesinde yayınlanması, tariflerin veya yazıların ekran görüntüsü alınarak sosyal ağlarda paylaşılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası`na aykırıdır. Aksi taktirde 5846 Sayılı Fikir ve Sanat serleri Yasası gereği suç duyurusunda bulunulacaktır. Yasal yükümlülüğü vardır."
Sosyal Medya Kafe Copyright © 2019 Tüm Hakları Saklıdır...