25 Ekim 2018 Perşembe

WordPress.org Ve WordPress.com Arasındaki Farklar

25 Ekim 2018 Perşembe
Merhaba Sosyal Medya Kafe Okurları
Wordpress'de blog açmak isteyen herkesin aklında Wordpress.com nedir? ve Wordpress.org nedir?  Soruları oluşmuştur veya oluşacaktır.Bu noktada her ikisinin de olumlu/olumsuz özelliklerini bilmek gerekir. Wordpress üzerinden blog açmaya karar vermiş kullanıcıların WordPress.org ve WordPress.com arasındaki farklar nedir ? Sorusuna da cevap olacaktır.İhtiyaçlarınızı karşılamak için hangisini kullanacağınız konusunda kararsızsanız; Wordpress.com ve Wordpress.org arasındaki farkları, olumlu ve olumsuz özellikleri ile anlatarak seçim yapmanıza yardımcı olacağım.
Wordpress.org ve Wordpress.com Arasındaki Farklar

WordPress.com Ve WordPress.org Arasındaki Farklar


WordPress.com Nedir?


Wordpress.com ,ücretsiz olarak blogunuzu açıp kurabileceğiniz, bir blog barındırma hizmetidir.Wordpress.com içerisinde herhangi bir kullanıcı, ücretsiz veya ücretli planları tercih ederek bir blog veya web sitesi oluşturabilir.Ancak bazı sınırlamaları olan ticari bir platformdur.

Ücret gerektiren premium özelliğine geçmek için Paypal veya Kredi Kartı ile ödeme imkanı sağlıyor.Wordpress.com'un Premium hizmeti için fiyat ve özelliklerinin bulunduğu güncel 2018 Ekim ayı listesi aşağıdaki ekran görüntüsündeki gibidir.
Wordpress.com Nedir

WordPress.com Kullanmanın Olumlu Özellikleri

  • Teknik bilgi gerekmez
  • Kolay kurulum
  • Premium özellikleri (ücretli) seçmezseniz, platformu ömür boyu ücretsiz kullanabilirsiniz
  • Barındırma masrafı yoktur
  • WordPress güncellemesi her zaman otomatik olarak yapılır
  • Yedek her zaman otomatiktir
  • Wordpress.com uzantılı olduğu sürece sınırsız veri tabanı boyutu

WordPress.com Kullanmanın Olumsuz Özellikleri

  • Tema seçiminde sınırlama
  • Javascript kullanımına ilişkin kısıtlama
  • FTP ile kısıtlı erişim
  • Yalnızca Premium sürümünde dosya yükleme
  • Blogunuzun WordPress.com 'da olduğunu vurgulayan alt bilgi linki: "WordPress.com'da blog oluşturun"
  • WordPress kaynak kodunda özelleştirme yapmak mümkün değildir. CSS kullanımında kısıtlama (yalnızca Premium sürümünde bazı özelleştirmeler vardır)
  • Kendi alan adınızı kullanmanız için aylık veya yıllık sürekli ödeme yapmak zorundasınız.
  • Aşırı ücretsiz kullanımdan dolayı geç yüklenen sayfalar,yavaş sunucu
  • Blogunuzdan para kazanmak istiyorsanız,reklam yerleşim yerlerinde kısıtlama

WordPress.org Nedir?


WordPress.org, kendi sunucunuza yüklemek veya barındırmak için platformun kaynak kodunun tamamını indirebileceğiniz WordPress sitesidir.Bu sürüm, geliştiricilerin web sitesini veya blog kullanıcılarının ihtiyaç duydukları her şeyi değiştirmelerine ve özelleştirmelerine olanak sağlar. Unutmayın ki WordPress.org dosyalarını indirmek ücretsiz, ancak barındırmak için bir sunucu(hosting) gerekiyor.
Wordpress.org Nedir


WordPress.org Kullanmanın Olumlu Özellikleri

  • Açık kaynak platform
  • Toplu özelleştirme
  • Yeni temalar yüklemenizi sağlar
  • Yeni eklentiler yüklemeye izin verir
  • Otomatik güncelleştirmeler
  • Arama motorları için optimizasyon (SEO)
  • Yönetimde tam kontrolü, her şeyi özelleştirmenize izin verir

WordPress.org Kullanmanın Olumsuz Özellikleri


  • Teknik bilgi gerektirir (ancak kullanımı kolaydır) 
  • Wordpress.org 'u barındıracak bir sunucuya ihtiyacınız var (Hosting)
  • Güvenliği artırmak için teknik bilgileri mutlaka bilmelisiniz
  • Otomatik yedekleme için eklentileri bilmelisiniz
  • Hosting sağlayıcınıza her ay/yıl ödeme yapmak zorundasınız
  • Alan adı(domain)almadan kullanılamaz.Her yıl domain ücretini ödemek zorundasınız

WordPress.org ve WordPress.com Hangisini Seçmeliyim?


İki seçenekten hangisini kullanmaya karar vermek için öncelikle neye ihtiyaç duyduğunuzu kendinize sormalısınız.Blog veya Web site içeriğinizi paylaşmak için basit bir blog oluşturmak istiyorsanız;
  • Fazla özelleştirme yapmanız gerekmiyorsa
  • Teknik bilgiye sahip değilseniz
  • İlk başladığınızda bloga yatırım yapmak istemiyorsanız
  • Ticari amaçla blog açmıyorsanız

WordPress.com sizin için en iyi çözüm olacaktır.


Profesyonel bir platform oluşturmak istiyorsanız;

  • Kurumsal Blog
  • Kurumsal web sitesi
  • Forum
  • E-ticaret
  • Sosyal ağ
  • Magazin Blogu

Başlıca sıraladığım platformlar dışında  aklınıza gelebilecek  birçok projeyi oluşturabilirsiniz.
WordPress.org iyi bir barındırma hizmeti ile sağlandığında sizin için iyi çözümdür. Platformu indirip  bir sunucuya yükleyerek, WordPress tarafından sunulan tüm özelliklere sahip olursunuz ve ihtiyaçlarınız için özel platformlar yaratmanın yanı sıra yeni eklentiler ve temalar yükleyebilirsiniz.WordPress.org platformu üzerinde tam yetki ve kontrol sizlerin elinde olmasından dolayı en iyi seçim olacaktır.

Sonuç: Wordpress.com'un ücretsiz sürümü Blogger'ın benzeridir.Blogger'da "blogadınız.blogpsot.com" olarak açılıyor Wordpress.com 'da ise "blogadınız.wordpress.com" olarak açılmış oluyor.Blogger,Wordpress.com, Wordpress.org her biri için özel alan adı (domain) kullanmanız mümkün.Wordpress.com,Wordpress.org ve Blogger kullanan biri olarak her biri kendi içinde olumlu/olumsuz özellikleri barındırıyor.Wordpress'de duyarlı tasarım kullanarak benzersiz ve profesyonel bir görünüm sağlayabilirsiniz.Yazdıklarım sayesinde kendinize uygun, en doğru seçimi yapacağınıza inanıyorum.Çoğunluğun memnun kaldığı bir platform sizi mutlu etmeyebilir.

Wordpress.com ve Wordpress.org kullanıcıları Sosyal Medya Kafe okurlarına hangisini önerirsiniz?🙇🙆


Seçiminiz her ne olursa olsun, keyifle yöneteceğiniz bir platform olması dileğiyle...
Sibel Ordueri

Devamını Oku »

22 Ekim 2018 Pazartesi

Tanıtım Yazısı Satın Almak Mantıklı mı?

22 Ekim 2018 Pazartesi
Öncelikle siz değerli Sosyal Medya Kafe okurlarını canı gönülden selamlıyorum.
Daha önce Sibel Hanımla misafir yazarlığımız olmuştu. (Umarım hanım dediğime kızmaz, çünkü bazı kadınların bu kelimeyi sevmediğini biliyorum.) Bu yüzden ikinci kez, tanıtım yazısı satın almak konusu üzerine kendilerine misafir yazar olmak istedim.
Tanıtım Yazısı Satın Almak

Hatta itiraf edeyim yazıya böyle başladım ama kabul eder mi, etmez mi onu bile bilmiyorum. Ancak bir şeyden eminim ki; o da şudur: Farklı bir blogda misafir olacağımız zaman, nedense kendimizi bir kalıba sokarak, kendimiz olmaktan uzaklaşıyoruz. Gerçekten bunu gözlemlediğim için söylemek istedim.
Bu yüzden psikolojik olarak kendi samimiyetimi ve üslubumu korumak adına şu anda okumakta olduğunuz bu yazıyı, kendi blogumun editör sayfasından yazıyorum. Giriş cümlelerinin aslında pek uzun olması beni çok rahatsız eder. Sizi de rahatsız ettiyse lafı fazla uzatmadan asıl konumuz olan tanıtım yazısı satın almak veya yayımlamak meselesine geri dönelim. Zira bu uçsuz bucaksız çalakalem yazının sonu gelmeyecek gibi hissetmeye başladım.

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki bu konu tamamen tanıtım yazısı satın almayı düşünenleri ilgilendiriyor. Eğer ilgi alanınız dışına giriyorsa, yazıyı şu anda terk etmeniz, ikimiz için de en hayırlısı. Bir kaç dakikalık değerli vaktinizi aldıysam da, şimdiye kadar ''hakkım helal olsun'' dedikleriniz arasına lütfen beni de ekleyin.

Tanıtım Yazısı Satın Almak Mantıklı Mı?

Aslında biraz şu anda var olan sistem üzerine değil de, daha çok neden tanıtım yazısı alma ihtiyacı olduğu üzerine kafa yoralım isterseniz. Mesela bugün  Blog Hocam gibi önde gelen bloglar, tanıtım yazıları yayımlıyor. Ancak anlamadığım nokta, yazar neden kendi tanıtımını kendisi değil de bir başkasının yapmasını istiyor? Sahip olduğunuz blogu, siz yeterince tanıtamıyorsanız başkasının sizden daha iyi tanıtmasını beklemek ne kadar doğru? Benim düşünceme göre bu tamamen yanlış bir yaklaşım. Hatta sizlere özellikle bu konuyla ilgili başımdan geçen bir olayı anlatayım. Bir gün tanımadığım birisi benimle iletişime geçerek (bu dediğim 2-3 yıl kadar önceydi bu arada) sitesinin tanıtımını yapmamı istedi. Önce olur, bakalım, hallederiz gibi bir yaklaşımım oldu ama elbette söz vermedim.

Çünkü tanıtım yazısı yazmam gereken site, bir horoz çiftliğiydi. Nitekim kendime şu soruları sordum: Ben horoz çiftliğini nasıl tanıtacağım? ''En güzel yumurtalar, en sağlıklı ve doğal ortamda yetişen tavuklar bizde'' gibi şeyler mi yazacağım? İşin açıkçası bilemedim. Her şeyden önce ben böyle bir yazıyı, para karşılığı yazmayı beceremedim. Eğer gerçekten daha önce bir horoz çiftliği gezmiş olsaydım, belki kendimce güzel bir tanıtım yazısı yazardım. Ancak tecrübem olmadığı için geri çevirmek zorunda kaldım. Tanıtım yazısı yayımlayan ve tanıtım yazısını bizzat kendisi yazan/yazabilen blogları bu işi yapabildikleri için gerçekten takdir etmek gerek. Marifet belki de yazabilmektedir. Ama şunu da açıkça belirteyim ki, daha önce bir tanıtım yazısı yayımlattım ve hiç memnun kalmadım. Çünkü yukarıda da dediğim gibi, beni tanıtan kişinin aslında hiç tanımadığını anladım. Bu yüzden de Google üzerinden geri bağlantıların hepsini reddettim.

Gerekirse kendin yaz!


Bu işin mottosu bence bu olmalı! Ha belki şunu diyebilirsiniz: O blogun okuyucuları, yine o blog yazarının yazım tarzına aşina olduğundan, tanıtım yazısını da yine o blogun sahibinin yazması daha iyi. Ancak bu hususta da size şöyle bir soru sormak istiyorum:
Sürekli okuduğunuz blog sahibinin, kendi ağzıyla yazmış olduğu bir tanıtım yazısını beğenmeniz gayet normal. Ancak bu demek değildir ki, tanıtımı yapılan blogun da yazılarını beğeneceksiniz. Çünkü siz başından beri o blogun sadık okuyucusu ve takipçisi oldunuz. Doğal olarak beklentileriniz de yine aynı üsluba yakın bir blog olacaktır. Peki beklentilerinizi bulamadığınız zaman ne olacak? Onu da ben söyleyeyim: Sadece bir kerelik tıklamanızın ardından bir daha o tanıtımı yapılan sayfaya girmeyeceksiniz. Bu durumda tanıtım yazısı satın alarak, reklamını yaptığını düşünen blog sahibi, aslında elindeki fırsatı lehine olacakken, aleyhine çevirmiş olacak. Bu yüzden yazının başında da dediğim gibi, eğer tanıtım yazısı satın almak gibi bir düşüncesiniz varsa kendiniz yazın. Çünkü olaya bu pencereden bakacak olursak, aslında yazınızı sizin ağzınızdan okuyan o yeni okuyucuya tam olarak ne ve kim olduğunuzu daha net bir şekilde göstermiş olursunuz.

Şimdiye kadar belki de hep yanlış yaptık!


İnsan olarak zaten yüzlerce hata ve yanlış içinde olduğumuzu düşünürsek, şu anda üzerine konuşmakta olduğumuz tanıtım yazısı satın almak meselesine de belki de hep tek bir pencereden baktık ve biz bu işte yanlış yaptık. Şöyle ki; bir blogdan tanıtım yazısı almak yerine o blogdan, herhangi bir yazısında yine yazmış olduğu kendi konusuyla alakalı bir bağlantı satın almak daha mantıklı değil mi? Mesela bir yemek tarifleri siteniz var. Ve siz Sosyal Medya Kafe'de tanıtım yazısı yayıklatmak istiyorsunuz. Ancak Sosyal Medya Kafe tanıtım yazısı yayımlamak yerine, size şöyle bir teklifte bulundu: Kendi yapmış olduğu bir yemeğin tarifini paylaştı ve yazının arasında/sonunda burası pek önemli değil, tarifimi şu siteden aldım oldukça faydalı ve güzel bir site diye paylaştı. Sizce bu durumda hangisi sizin için daha değerli olur? Sosyal Medya Kafe'den tanıtım yazısı almak mı? Yoksa kendi paylaşmış olduğu bir tarif içinde, tarifini şu siteden aldım diye sitenizin linkini paylaşması mı? Bana sorarsanız ikinciyi tercih ederim. Çünkü hem blog yazarının kendi yazısı, hem de yazmış olduğu konu ile alakalı. Öyle tahmin ediyorum ki, reklam veren için getirisi de daha fazla olacaktır. Hatta bir artısını daha sayacak olursak, blogun düzenli okuyucuları bunun bir reklam olduğunu bile anlamayacak. Yani okuyucuyu da tanıtım yazılarına boğmamış olacaksınız.

Son sözler:
Konuyla ilgili söyleyeceklerim bu kadar, eğer sonuna kadar okuduysanız ve bu yazı, tanıtım yazısı satın almak konusunda düşüncelerinizi biraz olsun değiştirdiyse veya sizi farklı açılardan düşünmeye teşvik ettiyse, yazdıklarımı kısmen faydalı olmuş sayabilirim. Ayrıca şunu da söylemeden edemeyeceğim: Yazımı gönderdikten sonra, eminim bir şeylerin eksikliğini hissedip tüh keşke şunu da ekleseydim diye içimden geçireceğim. Çünkü aynı şeyi defalarca yaşadığım için biliyorum. Bu yüzden o boşlukları da sizin kendi düşüncelerinizi katarak doldurmanızı rica ediyorum. Son olarak Sosyal Medya Kafe'de başta misafir yazarlık yaparak, diğer bloglara kapı araladığı için ve beni ikinci kez misafir olarak ağırladığı için teşekkür ederim.

Yazar hakkında: ciplakyazar.com sayfasının sahibi ve tek yazarıyım. Kendi kendime şurdan burdan bir şeyler karalayıp duruyorum.
Devamını Oku »

15 Ekim 2018 Pazartesi

21. YY Sorunu : Obezite

15 Ekim 2018 Pazartesi
Obezite Sorunu

OBEZİTE SORUNU

Dünyada obeziteyle verilen mücadelede maalesef olumlu sonuçlar alınamıyor. Altınbaş Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ayça Doğan Mollaoğlu “Böyle devam ederse 2025 yılında tüm dünyada her 5 kişiden 1’inin obez olması bekleniyor” sözleriyle durumun vahametini gözler önüne seriyor.

Obezite, vücutta sağlığı bozacak ölçüde aşırı ve anormal yağ birikmesidir. Obeziteyi ölçmede en yakın ve doğru sonuç gösteren ‘Beden Kitle İndeksi’ kullanılmaktadır. Bu ölçme, kilonun boya bölünmesiyle bulunur. Vücut ağırlığı ve boyunuzu hesapladığınızda çıkan sonuç 18,5-25 arasında ise bu sizin normal kiloda olduğunuzu gösterirken 30 ve yukarı sonucu ise obez olduğunuzu işaret etmektedir. Dünya Sağlık Örgütünün araştırmasına göre en çok obez nüfus %61 oranla Nauru' da bulunmakta. Bu korkunç bir yüzde, verilere göre ülkenin yarısından fazlası obeziteyle hayatına devam etmeye çalışıyor. Türkiye ise %32.1 ile bu sıralama da 17 sırada yer alıyor. Ülkemiz de kadın obezite oranı erkeklere göre daha fazladır.

OBEZİTENİN NEDENLERİ


Obezitenin birden fazla nedeni vardır. Dünya hızla değişirken bizde bu karmaşaya ayak uydurmaya çalışıyoruz. Gelişen teknolojiyle beraber hayatımızı kolaylaştıran bir çok cihaz bizlerle buluştu ve buluşmaya devam ediyor. Araba, asansör, telefon, uzaktan kumanda vb. gibi. Bununla beraber hareket alanımız kısıtlandı ve enerji harcamamaya başladık. Yeme alışkanlıklarımız değişti sağlıklı ve doğal ev yemeklerinin yerini, kısa sürede hazırlanan sağlıksız 'fast food'lar aldı. Bunun yanına bir de alkol ve sigara eklenince hızlıca kilo almamak için hiç bir neden ortada kalmıyor.
Çevre faktörü de obezitede büyük önem arz ediyor. Aile ve arkadaş çevresinde abur cubur, fast food gibi sağlıksız gıdalarla besleniyorsa bu da bireyi olumsuz yönde etkiliyor. Özelikle aile, günün yarısından çoğunu beraber geçirdiğiniz insanlar kötü beslenme alışkanlıklarına sahipseler sizin de pek şansınız olmuyor. Fiziksel nedenlerin yanında ruhsal ve psikolojik etkilerde obezitenin bir diğer nedenlerinden. Özellikle çocuklukta yaşanan travmalar, sevdiklerini kaybetme, aile içi huzursuzluk ve sorunlar kişiyi yemeğe yönlendirir. Hayatımızda stres olmazsa olmaz fakat bunla baş edemeyip çıkış kapısı yemekte görülür. Ve alınan kilolarla beraber insanın öz güveni azalır. Kaybedilen güven sorunuyla baş etmek için kişi yine yemeğe başvurur ve bu bir kısır döngü oluşturarak bireyin kendini sürekli yanlış bir şekilde tekrarlamasına neden olur.

OBEZİTENİN YARATTIĞI BAZI SAĞLIK SORUNLARI


Obezite beraberinde bazı hastalıkları da yanında getiriyor;
  • Tip 2 Diabetes Mellitus ( Şeker Hastalığı)
  • Hipertansiyon ( yüksek tansiyon)
  • Koroner arter hastalığı
  • Hiperlipidemi – Hipertrigliseridemi (Kan Yağlarının Yükselmesi)
  • Metabolik sendrom
  • Safra kesesi hastalıkları
  • Bazı kanser türleri (kadınlarda safra kesesi, endometriyum, yumurtalık ve meme kanserleri, erkeklerde ise kolon ve prostat kanserleri )
  • Osteoartrit
  • Felç
  • Uyku apnesi
  • Karaciğer yağlanması
  • Astım
  • Solunum zorluğu
  • Gebelik komplikasyonları
  • Menstruasyon düzensizlikleri
  • Aşırı kıllanma
  • Ameliyat risklerinin artması
  • Ruhsal sorunlar (Anoreksiya nevroza (yemek yememe) veya Blumia nevroza (kusarak yediği besinlerden yararlanmama), Binge eating (tıkınırcasına yeme), gece yeme sendromu gibi ortaya çıkabilir veya bir şeyi daha fazla yiyerek psikolojik doyum sağlamaya çalışma)
  • Toplumsal uyumsuzluklar
  • Özellikle sık aralıklarla ağırlık kaybetme ve kazanma sonucunda deri altı yağ dokusunun fazla olması nedeniyle deri enfeksiyonları, kasıklarda ve ayaklarda mantar enfeksiyonları
  • Kas-iskelet sistemi problemleri
  • İnsülin direnci – Hiperinsülinemi.

OBEZİTENİN TEDAVİSİ


Obeziteyle mücadele de uygulanan tedavilerin başında Diyet ve Egzersiz gelmektedir. Bunun yani sıra ilaç ve cerrahi tedavilerde uygulanır. İlk tercih edilen ve sağlıklı yöntem her zaman diyet ve egzersizlerdir. Hastanın hareketli olması ve yediklerine dikkat etmesinin yanında kişisel terapi veya grup terapileri kişiye destek olacaktır. Bu süreçte kilo vermek büyük bir başarı ancak asıl başarı iradeye sahip çıkıp verilen kiloların geri alınmamasıdır.

Yazar Hakkında:Suveyda.net blogunun iki yazarından biriyim. Blogumuz iki kardeşin iyi anlaşması ve ortak zevklerinin bir ürünüdür. Yabancı dizi önerileri, genel, gündem, kitap incelemeleri, film incelemeri gibi konularda yazıyoruz. Yazılarımız çoğu ‘’genel’’ kategorisinde çünkü farklı bir sürü konu hakkında yazı yazmayı seviyoruz sanırım.
Blogumuza Suveyda.Net' ten ulaşabilir, instagram : esuveyda hesabımızdan takip edebilirsiniz.:)

Konuk yazarımızın makalesini beğendiyseniz,aşağıdaki sosyal ağ butonları sayesinde paylaşabilirsiniz. 
💕⃕
Devamını Oku »

9 Ekim 2018 Salı

Google Plus Sosyal Ağı Kapanıyor!

9 Ekim 2018 Salı

Google Plus Kapanıyor!

Google Plus Kapanıyor

Google, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, yarım milyon kullanıcıya ait verilerin tespit edildiği bir güvenlik açığı nedeniyle Google Plus'u kapatacağını duyurdu.Google+ da 3 yıldır devam eden veri sızıntısı nedeniyle geçici olarak kapanıyor.Google+ sosyal ağını sona erdirme süreci önümüzdeki haftalarda başlayacak ve kullanıcılar için kesin olarak 2019 Ağustos ayında kapatılacağını açıkladı.

Yaklaşık 500 bin kullanıcının verilerini açığa çıkaran bir güvenlik ihlalinin ortaya çıkmasından sonra Dünya Devi resmi blogundan gerekli açıklamaları yapmak zorunda kaldı.

Google açıklamasına göre, geçen yıl Mart ayının başlarında tespit edildi ve çözüldü, ancak o sırada kullanıcı bilgilerinin kötüye kullanıldığına dair hiçbir belirti yoktu. Şu an bile, Google "bilgilerin zararlı bir şekilde kullanıldığına dair hiçbir kanıt bulunmuyor" diyor.

Başarısızlık sonucunda, kullanıcı bir uygulamaya bağlanmak için Google'ı kullanırken genel profilindeki verileri kabul ettiğinde, yalnızca herkese açık verileri değil, tüm kişilere de bilgi aktardı. Şirket, tam adları, e-posta adresleri, doğum tarihleri, cinsiyet, profil resimleri, insanların yaşadığı yerler, mesleği ve medeni durumu da dahil olmak üzere, 496.951 kişinin bilgilerini görüntülediğini tahmin ediyor. Ancak Google, söz konusu verilere yanlış erişildiğine dair hiçbir kanıt bulamadığını söylüyor.

Google, önümüzdeki 10 ay içinde aşamalı olarak gerçekleşmesi gereken Google+'yı kapatmanın yanı sıra, diğer uygulamalardaki giriş için bir dizi yeni özellik vaat etti. Bununla, kullanıcılar uygulamalara kendi hesaplarından bilgi erişimi sağlayacak, izinler üzerinde daha fazla kontrole sahip olacaklar.Dünya devi, gizlilik politikasını değiştireceğini ve üçüncü taraflarca Gmail verilerine erişimi sınırlayacağını duyurdu. Aynı şekilde sınırlı olan, Android cihazlarda SMS yoluyla izinler alabilen uygulamalar olacağını belirtti.
Google Plus Kapanıyor

Google'ın, Google Plus ile ilgili yeni uygulama başlıkları şöyle;

  • Tüketiciler için Google + 'yı kapatıyoruz.
  • Tek tek iletişim kutularında gösterilecek daha ayrıntılı Google Hesabı izinlerini kullanıma sunuyoruz.
  • İzin verilen kullanım türlerini sınırlandırıyoruz.
  • Uygulamaların Android cihazlarda Arama Günlüğü ve SMS izinlerini alma becerisini sınırlıyoruz ve artık Android Kişiler API'sı aracılığıyla iletişim etkileşimi verilerini kullanıma sunmuyoruz.

Blog Yazarlarına Etkisi:

Google Plus,blog yazarları ve web site sahipleri tarafından daha çok kullanılıyordu.Google Plus'un kapatılmasıyla birlikte profil paylaşımları, grup paylaşımları ve Google+ takipçilerimiz olmayacak.Dolayısıyla blog hitlerinde düşme olacaktır.Google+ yorum panelini kullanan arkadaşlarımızın yorum forumları ve yorumları da gidebilir.Blogger yorum paneline dönmeleri daha sağlıklı olur.Google son yıllarda Blogger izleyici takiplerini de Google+ hesaplarına çevirmişti.Bu durumda  Blogger izleyici sayısında büyük düşüş olması kaçınılmaz son.Google tekrar Blogger profillerine döndürür mü ? döndürmez mi ? bilemiyorum.Bu olaydan sonra bizleri düşüneceğini hiç sanmıyorum.😧

Google+ dışında bizleri takip edeceğiniz sosyal ağ hesaplarımız:

💬E-Posta Aboneliği: https://feedburner.google.com/fb/a/mailverify?uri=SosyalMedyaKafe&apos

💬Twitter:https://twitter.com/SosyalMedyaKafe

💬Facebook:https://www.facebook.com/sosyalmedyakafe

💬Pinterest:https://tr.pinterest.com/sosyalmedyakafe/

💬Linkendin:https://www.linkedin.com/in/sosyalmedyakafe/

💬İnstagram:https://www.instagram.com/sosyalmedyakafe/

Blog yazarları ve blog okumayı sevenler  Facebook grubumuza  davetlidir.Google Plus kapandığında yine bir arada olacağımız bir grup.

Tüm detayları Google'ın resmi blogundan okuyabilirsiniz. Tüketiciler için Google+'yı kapatıyoruz.

Google Plus'un kapanacağını arkadaşlarınızın da bilmesini isterseniz, aşağıdaki sosyal ağ butonları ile paylaşabilirsiniz. 
💕⃕

Yazar:Sibel Ordueri
Devamını Oku »

8 Ekim 2018 Pazartesi

Kalp Yetmezliği Nedir? Belirtileri,Sebepleri,Nedenleri

8 Ekim 2018 Pazartesi

Kalp Yetmezliği Nedir?


Kalp Yetmezliği Nedir
Kalp yetmezliği” terimi basitçe kalbin vücudun gereksinimini karşılamaya yetecek miktarda kanı pompalamadaki yetersizliği demektir.Hekim tarafından tedavi edilmesi gereken en önemli hastalıklardan biri kalp yetmezliğidir.Çünkü sağlık sektöründeki gelişmelere bağlı olarak gün geçtikçe yapılan erken müdahaleler sayesinde kalp yetmezliğine bağlı ölümlerde azalma gözlenmiştir. Kalp Yetmezliği, kalbin kanı pompalama yeteneğini azaltan herhangi bir durumda oluşabilir.

Kalp Yetmezliği Sebepleri Nedir?


Nedeni genellikle azalmış koroner(kalbi besleyen damarlar) kan akımı sonucu miyokardın(kalp kası) kasılma yeteneğinin azalmasıdır. Bununla birlikte, kalp yetmezliği doğumsal,yaşlanmaya bağlı dejenerasyon,romatizmal gibi birçok sebebe bağlı kalp kapaklarının harabiyeti, kalp çevresinde dış basınç, B vitamini eksikliği, aşırı radyasyon tedavisi,ilerlemiş hipertiroidi, primer kalp kası hastalığı veya kalbin pompalama etkinliğini azaltan herhangi diğer bir anormallik sonucu da oluşabilir.

Kalp Yetmezliği Belirtileri ve Nedenleri?


Kalp Yetmezliğinde meydana gelen belirtiler her bireyin kendi özellik ve durumuna göre değişim gösterebilse de çoğunlukla aynı tip belirtiler gözlenir.Bu durumlar da erken teşhis için önem teşkil etmektedir.Çünkü çoğu durumda hastalık sessiz bir şekilde de ilerleyebilmektedir.

Nefes Darlığı


Nefes darlığı belki de kalp yetmezliğinin en büyük belirtilerinden biridir.Kişi başta merdiven çıkma,hızlı yürüme gibi kısmi ağır egzersizlerde nefes darlığını hisseder.Kalp yetmezliğinin ilerleyen aşamalarında ise hasta artık normal düzeydeki egzersizler de bile nefes darlığı şikayetini dile getirir.Örneğin evdeki normal rutin işleri yaparken veya normal tempoda yürüme sırasında nefes alamadığını ve nefesin kendine yetmediğini söyler.Kalp yetmezliğinin tedavi edilmediği,kronik döneme kaydığı çok ileri aşamalarda ise artık kişide gece uyurken bile nefes darlığı gözlenir.Nefes darlığı ile uyanma,uykuda buna bağlı sürekli pozisyon değiştirerek rahatlamaya çalışma,pencereyi açıp derin bir nefes alma isteği gibi durumlar ortaya çıkar.

Kalp yetmezliğine bağlı gerçekleşen nefes darlığının ana sebebi "pulmoner ödem" dir.Pulmoner ödemin meydana gelme mekanizması şu şekildedir:


  • Zaten zayıf olan kalbin sol ventrikülünde(kanı vücuda pompalayan ana odacık) geçici yük artışı kısır döngüyü başlatır. Sol kalbin sınırlı pompalama kapasitesi nedeniyle kan akciğerlerde göllenmeye başlar.
  •  Akciğerlerdeki kanın artışı pulmoner kapiller basıncı yükseltir ve küçük miktarda sıvı akciğer dokularına ve alveollere sızmaya başlar.
  •  Normalde akciğerlere gelen kan oksijenden zenginleştirilip kalbe yollanır.Ama akciğerlerdeki artmış sıvı kanın oksijenlenme derecesini azaltır.Bu da kişiye oksijen eksikliğini karşılamak için daha fazla nefes almak ve nefes darlığı olarak geri döner.
  •  Kanda oksijen azalması kalbi de besleyemeyeceğinden kalbi daha fazla zayıflatır ve vücudun her tarafındaki arteriyolleri(küçük damarlar) de zayıflatarak periferde vazodilatasyona(damar gevşemesi) yol açar.
  •  Periferde vazodilatasyon perifer dolaşımdan kanın venöz dönüşünü daha da fazla artırır.
  • Vücuttan tekrar kalbe ve akciğerlere gelen kan venöz dönüşün artmasıyla daha da artar.Böylece akciğerlerdeki ödemde gittikçe artar.Böylece aslında müdahale edilmediğinde ölüme kadar ilerleyen pulmoner ödem tablosu görülür.

Çabuk Yorulma


Kalbin pompalamadaki yetersizliğine bağlı olarak kaslara ulaşan kan miktarı ve pulmoner ödemden kaynaklı ulaşan kanın da yeterli oksijene sahip olmaması durumlarından dolayı kişinin iskelet kasları yeterli beslenemez.Bundan dolayı hastalığın derecesine göre ağır veya çok hafif egzersizlerde çabuk yorulma şikayeti ortaya çıkar.Ayrıca kan böbrekleri de besleyemeyecektir.Bundan dolayı böbrekler de görevini yeteri kadar yerine getiremez ve kanı yeterli şekilde süzemez.Böylelikle kan kalitesi azalmış olur.Yani böbreklerin de çabuk yorulma üstünde kısmi etkisi vardır.

Çarpıntı ve Kalbin Güçlü Atması


Normal bir bireyde kalp hızı 60-100 atım/dakika hızında olmalıdır.Kalp yetmezliği olan hastalarda ise zaman zaman 100 atımı geçen kalp hızları yani çarpıntı gözükmektedir. Miyokard infarktüsü(kalp krizi) geçirmiş bir bireyde kalp hasar görür.Dolayısıyla kişi kalp yetmezliğine doğru gidebilir.Bu durumda vücutta önemli derecede kalp debisi azalır.Dolayısıyla organlara yeterli kan ulaşamaz.Bu durumda vücut telafi mekanizması olarak kalp debisini arttırmaya çalışır.Bunu da kalp hızını ve kalp pompalama gücünü arttırarak gerçekleştirir.Kalp debisi tehlikeli şekilde düştüğü zaman dolaşım reflekslerinin birçoğu hızlıca aktive olur. Bunların en iyi bilineni arter basıncının azalmasıyla aktifleşen baroreseptör refleksidir. Kemoreseptör refleks, merkezi sinir sisteminin iskemik cevabı ve hatta hasara uğramış kalpten kaynaklanan refleksler de sempatik sinir sisteminin aktivasyonuna olasılıkla katkıda bulunur. Böylece, sempatikler birkaç saniye içinde güçlü bir şekilde uyarılırken, aynı anda kalbe giden parasempatik sinir sinyalleri resizıtkal şekilde inhibe olur.Sempatik sinir sisteminin uyarısı ve parasempatik sistemin baskılanması sinir sistemi üzerinden kalp hızını ve gücünü arttırır.Bu çarpıntı eğer aşırı artarsa ve fibrilasyona(kalbin aşırı hızlanmasından dolayı titremesi) doğru giderse acil müdahale gerektirir.

El,ayak Gibi Yerlerde ve Vücutta Ödem


Akut kalp yetmezliği perifer ödemine neden olmaz.Sol ya da sağ kalp yetmezliği perifer ödemi oluşumuna yol açmada çok yavaştır. Daha önce normal olan bir kalbin pompa etkinliği akut olarak yetersiz hale geldiğinde aort basıncı düşer ve sağ atriyum basıncı yükselir. Kalp debisi sıfıra yaklaşırken bu iki basınç yaklaşık 13 mm Hg’lık bir denge değerinde birbirine yaklaşır. Kapiller basınç da 17 mm Hg’lık normal değerinden 13 mm Hg’lık yeni denge basıncına düşer. Böylece, şiddetli akut kalp yetmezliği periferik kapiller basıncında yükselmeden ziyade çoğu kez bir düşmeye neden olur. O nedenle, insanlardaki deneyimlerin yanısıra, hayvan deneyleri de akut kalp yetmezliğinin hızlı perifer ödemi gelişimine hemen hiç neden olmadığını göstermektedir.
Tam kalp yetmezliğinden veya sağ kalp yetmezliğinden 1 gün kadar sonra ise periferde ödem oluşmaya başlar. Bunun başlıca nedeni, böbrekler tarafından sıvı tutulmasıdır.Damar içinde artan sıvı miktarı damar içi basıncı arttırır.Böylece bu sıvı doku arasına sızmaya başlar ve ödem meydana gelir.Bu ödem bazen o kadar fazla olmaktadır ki kişiye kilo alımı olarak bile yansıyabilmektedir.
Böbreklerin kanlanmasının bozulmasından ve diğer sebeplerden kaynaklı glomerüler filtrasyon hızında azalma,renin-anjiyotensin sisteminin aktivasyonu,su ve tuzun böbrek tübüllerinde artmış geri emilimi,artmış aldosteron salgılanması gibi durumlar kalp yetmezliğinde idrar oluşumunun azalmasının sebeplerindendir.

Baş dönmesi,Baygınlık,Sersemlik


Kalp yetmezliğinde bozulan pompalanma gücünden dolayı beyine giden kan miktarı da azalır.Yani aslında hipotansiyon durumu görülür.Baygınlık,sersemlik gibi durumların sebebi budur.Örneğin aniden ayağa kalkma durumunda beyine giden kan miktarı biraz daha azalır ve göz kararması gözükebilir.İdrar söktürücü ve kalp yetmezliğinde kullanılan bazı ilaçlar da tansiyonu düşürüp bu şikayetlere sebep olabilmektedir.
Kalp Yetmezliğinde Kullanılan Bazı Farmakolojik İlaçlar


  • Anjiyotensin Dönüştürücü Enzim İnhibitörleri
  • Beta Blokerler
  • Aldesteron Antagonistleri
  • Digoksin
  • Diüretikler
  • Statinler


Kalp Yetmezliği Hastalarının Dikkat Etmesi Gerekenler



  • Kilo alımı ve kilo kaybı takip edilmeli ve kontrol altına alınmalıdır.
  • Sıvı alınımı kontrol altına alınmalıdır.Kalp yetmezliği olan bireylerde günde 1.5-2 L'den fazla su içme önerilmemektedir.
  • Yağ ve kolestrol alınımı azaltılmalıdır.Aşırı kolestrol zaten tam işlev göremeyen kalpte varolan koroner damarları da tıkayıp durumu ağırlaştırabilir.
  • Düzenli bir şekilde kalbi yormayacak şekilde ve doktor kontrolünde egzersiz yapılmalıdır.
  • Tuz tüketimi kısıtlanmalıdır.Aşırı alınan tuz vücutta su tutumuna sebep olacaktır.Bu da vücutta ödeme sebep olur ve kalp yetmezliği tablosunu daha kötü bir duruma sürükler.
  • Sigaranın bırakılması önerilmektedir.
  • Doktor kontrolünde ilaç tedavisine başlanmalıdır.

Kalp Yedeği

Kalp debisinin normalin üzerinde yükselebileceği maksimum yüzde oranı kalp yedeği olarak adlandırılır. Sağlıklı genç erişkinde kalp yedeği yüzde 300-400’dür. Atletik olarak antrenmanlı kişilerde yüzde 500-600 veya daha fazladır. Ancak, kalp yetmezliğinde kalp yedeği yoktur. Normal yedeğe bir örnek olarak, şiddetli egzersiz sırasında sağlıklı genç bir erişkinde kalp debisi normalin yaklaşık 5 katma yükselebilmektedir. Bu normalin üzerinde yüzde 400’lük bir artıştır-yani kalp yedeği yüzde 400’dür.

Kalbin yeterli kan pompalamasını önleyen her faktör kalp yedeğini azaltacaktır. Bu, iskemik kalp hastalığı, primer miyokard hastalığı, kalp kasını etkileyen vitamin eksikliği, miyokardın fiziksel hasarı, kalp kapağı hastalığı ve pek çok diğer faktörden kaynaklanabilir.

Kalp yedekleri düşük olan kişiler dinlenim durumunda kaldıkları sürece genellikle kalp hastalığının ana semptomlarını hissetmezler. Bununla birlikte, genellikle kişiye bir koşu bandında veya merdiven testi ile önemli derecede kalp debisinde artış gerektiren egzersiz yaptırılarak kalp yedeği düşüklüğü tanısı kolaylıkla konulabilir.

Yazar Hakkında:İnsan vücudundaki mucizevi ve merak edilen olayları,sağlık konusunda faydalı bilgileri,tıp fakültesinde okuyan,kazanmak isteyen ve sağlık sektöründekiler için işe yarar bilgileri Fizyolojik Tıbbi Bilgiler blogumda bulabilirsiniz.
Devamını Oku »

28 Eylül 2018 Cuma

Bilgisayara WhatsApp Nasıl Kurulur?

28 Eylül 2018 Cuma
Bilgisayara WhatsApp Nasıl Kurulur
Merhaba
Yaz tatili bitti,okul telaşını da atlattık ve geldim köşeme kuruldum.Yaz tatilimde bilgisayarıma WhatsApp yüklemiştim.Masa üstünde WhatsApp kullanımı çok işime yaradı.Bilgisayar da WhatsApp kullanmak sizlerin de işine yarayabilir düşüncesiyle ekran görüntülerimi aldım.Bilgisayara WhatsApp nasıl kurulur ? merak ettiniz değil mi?

Gördüm ve inandım ki WhatsApp gerçekten hayatımızı kolaylaştırdı. Bunun yanında bilgisayarda WhatsApp kullanımı ise ciddi anlamda birçok işi bir arada yapmamızı sağladı. Ben bu durumu bilmeden önce bilgisayar başında işim varken bir yandan da telefon elimde bir yerlere laf yetiştirme çabasına girme sıkıntısını çok yaşadım mesela. Şimdi isterseniz fotoğraflarla bilgisayara WhatsApp nasıl kurulur anlatmaya başlayayım. Öncelikle iki türlü bunu yapmak mümkün. Önce benim uzun zamandır kullandığım ve memnun olduğum yöntemi madde madde anlatayım.

Bilgisayara WhatsApp Nasıl Kurulur?


1-WhatsApp indir 'i tıkladığınızda WhatsApp indirme sayfasına ulaşıyoruz. Buradan işletim sistemimizi seçip indirmeyi başlatıyoruz. Bu arada indirdiğimiz site WhatsApp'ın kendi sitesi. Biliyorsunuz sloganları da "Gizlilik ve Güvenlik DNA'mızda var!"
WhatsApp Bilgisayara Nasıl Kurulur

2-WhatsApp programını bilgisayarımıza kaydediyoruz.
WhatsApp Bilgisayar Kurulumu


3-Ardından aşağıdaki fotoğraftaki gibi uygulamayı çalıştırıyoruz. Gayet hızlı ve sorunsuz çalışıyor.

Bilgisayar Whatsapp Kurulumu

4-Şimdi de aşağıdaki fotoğrafta olduğu gibi bir ekran çıktı karşımıza değil mi?
WhatsApp Pc'ye Nasıl Kurulur

Bu aşamada telefomuzda WhatsApp'ı açıyoruz. Ayarların içinde "Whatsapp web" seçeneğini tıklıyoruz ve açılan kamerayı bu ekrana doğru tutup okutuyoruz.
Bilgisayara WhatsApp Kurulumu Resimli Anlatım

 Artık telefon ve bilgisayarınız tanıştı ve artık WhatsApp işini birlikte organize edecekler.

Bu sistem ile ilgili birkaç not yazayım şuraya. Aynı tefonumuzda olduğu gibi dosya, fotoğraf gönderip alabiliyoruz. Kişiye sessize alabiliyoruz, görüntülü sesli konuşabiliyoruz. Sadece konum yollamak, kişi kaydedip engelleme gibi özellikleri buradan yapamıyoruz. Bir defa kurulum yaptığınızda tekrar bu işlemleri yapmanıza gerek kalmıyor. Telefonunuz açık ve internete bağlı ise ve sizden çok uzak değil ise onu yanınıza almadan bilgisayarınızda WhatsApp kullanabiliyorsunuz. Yani bir dosyanızı veya tarayıcınızı açar gibi tek tıkla Whatsapp pencerenizi açıyorusunuz.


Şimdi gelelim ikinci seçeneğe. Aslında bakarsanız bu seçenek daha kolay ama her bilgisayar başına geçtiğinizde tekrarlamanız gereken bir durum olduğundan ben kendime uygun bulmadım. Baştan bir defa şu yukarıda saydıklarımı yaptım ve şimdi bu şekilde yeni bir işlem yapmaya gerek olmadan kullanıyorum. Ancak bu ikinci yöntem şurada faydalı olabilir. İşyerinizde bilgisayarınızı sadece siz kullanmıyorsanız, bu yöntemi uygulayabilirsiniz. Veya emanet bir bilgisayarı kullanıyorsanız ya da internet kafeye gittiyseniz. İşte bu, anlık durumlarda ihtiyacınızı giderebilir. Onu da şöyle yapıyoruz. Web WhatsApp açıyoruz. Karşımıza yine Whatsapp'ın kendi sitesi çıkıyor. Telefonumuzda WhatsApp web seçeneğini açıp ekrana okutuyoruz ve pencere açılıyor. Dediğim gibi bilgisayar kapandıktan sonra bu işlem yok sayılıyor. Yeniden açınca, yine aynı siteye girip aynı işlemi yapıyorsunuz.

Bilgisayara WhatsApp nasıl kurulur yazımı burada sonlandırayım. Konu ile ilgili sormak istediğiniz benim atladığım bir yer olursa yorumlarda görüşelim.
Sevgiler.
köşe yazarı nihal yeşiltaç orhan Yazar Hakkında: 
Nihal Yeşiltaç Oran. İstanbul'da yaşıyor ve çalışıyorum. Bir müzik yapım firmasının basın ve halkla ilişkilerini yürütüyorum. Mesam üyesiyim. Uzun yıllardır köşe yazarlığı yapıyorum. Hüzün Sarısı isminde bir yaşam blogum var. Evliyim iki evlada sahibim. Az uyuyup çok çalışanlardanım.
Devamını Oku »

8 Temmuz 2018 Pazar

Metabolizmayı Hızlandıran Diyet Listesi - Kalıcı Kilo Verme Diyeti

8 Temmuz 2018 Pazar
Metabolizma Hızlandıran Diyet Listesi

Merhaba Sosyal Medya Kafe Okurları,
Yaklaşık 10 yıl önce elime geçen metabolizma hızlandıran diyet listesi ile nasıl zayıfladım ?
Metabolizma diyetini 10 yıl önce ilk olarak deneyimlemiştim.10 yıl önce şeker ve tiroid rahatsızlığım yoktu.14 gün boyunca metabolizma diyetini uyguladığımda 10 kilo vermiştim. Metabolizma diyeti bittikten sonra da porsiyonlarımı makul ölçüde tüketmeye devam ettiğimde 3 yıl boyunca kilo almadım. O yüzden kalıcı kilo verme diyeti de diyebilirim. Aradan yıllar geçti ev taşınma sırasında diyet listesi kayboldu.

Tüm aramalarıma rağmen metabolizma diyet listemi bulamamıştım.Bu sene (2018)  bir ev temizliği sırasında, hiç beklemediğim bir yerden metabolizma hızlandıran diyet listemi buldum.Altın bulmuş gibi sevindim tabi.💃

Metabolizma diyetini uygulayıp kilo verdikten sonra herkes çok şaşırmıştı ve herkes yapmak istedi.Metabolizma hızlandıran diyet listesini fotokopi olarak ne kadar çok dağıttım bir bilseniz.😊 Kadın,erkek tüm apartman sakinlerinin aynı gün bu diyete başladığını hatırlıyorum. Kadın, erkek vücut yapısına, sağlık sorunlarına ve verecekleri kilo miktarına göre verilen kilo kaybı da farklı oldu elbet.Tabii diyet listesini de harfiyen uygulama da çok fark yaratıyor.Ortalama herkes metabolizma diyeti ile en az 6 kilo verdi diyebilirim.


Bu yıl metabolizma hızlandıran diyet listemi bulunca tekrar yapmaya karar verdim.Artık  şeker ve tiroid hastasıyım.Dolasıyla diyet her zaman hayatımın tam ortasında oldu.1 ay dikkatsiz davrandığımda abartısız 8-9 kilo alabiliyorum.Genellikle diyeti, diyetisyen eşliğinde yapıyorum.Bursa'da yaşayanlar bilir Gülcan Karpuz 'dur diyetisyenim.

Bu yılda metabolizma hızlandıran diyet listemi uygulamaya karar verince endokrinoloji ve metabolizma doktoruma listeyi gösterdim.Bu diyet listesini uygulayıp uygulamayacağımı sordum.Şeker hastalığım ve Tiroid rahatsızlığım için bir sakıncası olmadığını söyledi.Sadece düşük şeker sorunum olduğu için eğer çok şeker düşmesi olursa bir meyve suyu içmemi tavsiye etti.Bu yıl şeker ve Tiroid sorunum olmasına rağmen 14 gün boyunca metabolizma diyeti uygulayınca 6 kilo verdim.

Şimdi Sosyal Medya Kafe'de paylaşacağım mucize diyet sayesinde sizlerde kilo verip,yaz tatiline hazırlanabilirsiniz. Kadın,erkek herkes uygulayabilir diyeti.Yalnız sağlık sorunlarınız vs. var ise lütfen doktorunuza diyet listesini gösterin ve ondan sonra diyeti uygulayın.


Metabolizma Hızlandıran Diyet Listesi - Kalıcı Kilo Verme Diyeti

Kalıcı Kilo Verme Diyeti

1.Gün

Kahvaltı: İstediğiniz kadar kahve (Şekersiz)
Öğlen: 2 adet haşlanmış yumurta
Akşam: 3 adet tavada yağsız pişirilmiş biftek ve yeşil salata

2.Gün

Kahvaltı: Kahve (şekersiz) ve sandviç ekmeği
Öğlen: 1 büyük biftek, yeşil salata ve meyve
Akşam: İstediğiniz miktarda haşlanmış tavuk

3.Gün

Kahvaltı: Kahve (şekersiz) ve sandviç ekmeği
Öğlen : 2 haşlanmış yumurta, yeşil salata ve domates
Akşam: 1 adet biftek ve yeşil salata

4.Gün

Kahvaltı: Kahve(şekersiz) ve 1 adet sandviç ekmeği
Öğlen: Haşlanmış yumurta, havuç ve gravyer peyniri(Kars peyniri)
Akşam: 1 adet biftek ve yeşil salata

5.Gün

Kahvaltı: Kahve (şekersiz) ve limonlu havuç
Öğlen: Balık buğulama ve domates
Akşam: 1 adet biftek ve yeşil salata

6.Gün

Kahvaltı: Kahve(şekersiz) ve 1 adet sandviç ekmeği
Öğlen: Tavuk ızgara
Akşam: 2 adet haşlanmış yumurta ve havuç

7.Gün

Kahvaltı: Limonlu çay (şekersiz)
Öğlen: 1 adet biftek ve meyve
Akşam: Seçim size ait her şey olabilir.

Metabolizma Hızlandıran Diyeti Uygularken Dikkat Edilmesi Gerekenler.


  • Diyet yaparken kesinlikle alkol tüketilmemeli.
  • Miktar belirtilmedikçe seçim size aittir.Ancak porsiyonu makul bir sürede yavaş yavaş tüketmek gerekir.
  • 8.Günden sonra rejim 1.Günden başlıyor ve 14. günün sonunda bitiyor.(2 hafta)
  • 14 Günlük metabolizma diyetini uyguladıktan sonra normal yemek sisteminize dönebilirsiniz.
  • Metabolizma diyetini harfiyen uygularsanız 9 kilo zayıflarsınız.
  • Günde 2-3 litre su tüketmeniz gerekiyor.

Metabolizma hızlandırma diyeti sayesinde vücudunuzda bir metabolizma değişimi başlayacak ve 3 yıl süre ile normal ölçüde yeseniz dahi kilo almayacaksınız.

Metabolizma Diyeti Orijinal Hali
Metabolizma Diyeti

(Bu yazdıklarımın hepsi metabolizma diyet listemde yazılı olanlardır.Elimde olan metabolizma hızlandıran diyet listemin orijinal halinin fotoğrafını üst bölümde ekledim.)

Dip Not: İnternette bu diyet yoktur.Bizzat kendimin 2 defa uyguladığı ve deneyimlerim sonucunda Sosyal Medya Kafe'ye içerik olarak yazdığım metabolizma hızlandırma diyetimdir. İnternette tek ve özgün içeriğimdir.Farklı bloglarda,forumlarda, web sitelerinde izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden yayımlanması,ekran görüntüsü alarak sosyal ağlarda paylaşılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası`na aykırıdır ve yasaktır.
Her hakkı Sosyal Medya Kafe'ye aittir.Emeğe Saygı Lütfen!

Son Sözler:  "Tiroit hastaları kilo vermez " sözleri hepsi palavra! Bu tezi fabrika hiç çalışmıyor( Tiroit bezlerin çalışmıyor ) diyenlere inat  defalarca çürüttüm. Tiroid hastasıyım kilo veremiyorum diyenler kusura bakmasınlar ama kendilerini kandırıyorlar. Her diyeti uygularken kullanmış olduğum haplarıma devam ettim.Ben de diyet maceraları bitmez. Bir başka konuda da diyetisyen ve yürüyüş ile verdiğim bir kilo verme deneyimini de 1 yıl önce taslağıma kayıt etmiştim. Vakti zamanı geldiğinde onu da sizlere paylaşacağım. Metabolizmayı hızlandıran diyeti uygulamaya karar verenler, uygulamak isteyenler aşağıdaki yorum formuna aklına takılan  soruları sorabilir ve metabolizmayı hızlandıran diyet  hakkında yorumlarını yazabilir.

Fit bir bedenle,sağlıklı günlerimiz olsun.💖

Sibel Ordueri

Metabolizma hızlandıran diyet listesi makalemi beğendiyseniz, aşağıdaki sosyal ağ butonları sayesinde paylaşabilirsiniz.
💕⃕
  
Devamını Oku »

28 Haziran 2018 Perşembe

İnternette Alan Adı (Domain) Alırken Nelere Dikkat Etmeliyiz ?

28 Haziran 2018 Perşembe
İnternette Domain Alırken Nelere Dikkat Etmeliyiz
Bu yazımda, domain seçiminin önemi ve internette alan adı alırken nelere dikkat etmeliyiz ? maddeler halinde inceleyeceğiz.Söz konusu şirketinizi sanal dünyaya taşımak ya da blog benzeri kişisel bir web sitesi açmak olduğunda göz önünde bulundurmanız gereken iki nokta vardır. Bunlardan birincisi uygun bir barındırma hizmeti seçimi, ikincisi ise markanızın kimliğini yansıtabilecek, ziyaretçi sayınızı ve tanınırlığınızı doğrudan etkileyecek olan alan adı (domain) seçimidir.

Alan adı (domain) bir web sitesinin, internet üzerinde bulunan adı ve adresi olarak tanımlanmaktadır. Alan adları bir sunucunun tanımlanması için kullanılan IP numaralarının, web sitesini daha basit bir şekilde tanımlamaya yarayan bir çevrimidir. Bir alan adı, bir isim ve bir uzantıdan oluşmaktadır. Alan adı önemlidir çünkü alan adı sitenin içeriğinde ne olduğunu özetleyebilmektedir. Bir sitenin ne içerdiğini anlayabilmenin en basit yolu alan adına bakarak anlaşılabilir.

1. Anahtar kelimelerinizi belirleyin.

 

Her ne kadar Google'ın yaptığı her yeni güncellemelerle birlikte marka olabilecek Pinterest, Facebook gibi alan adlarına verilen önemin arttırıldığı konuşulsa bile, anahtar kelime içeren alan adlarının hala değerli olduğunu unutmamak gerekir. Bu yüzden sitenizi ve verdiğiniz hizmeti en iyi tarif eden birkaç temel anahtar kelime belirleyin ve bunları içeren bir alan adı seçmeye özen gösterin. Böyle bir alan adı hem SEO açısından faydalı olacak, hem de sitenizi ilk kez duyan birine siteniz hakkında daha iyi bir ipucu verecektir.

2. Alan adınızın basit ve hatırlanabilir olmasına dikkat edin.


Web sitenizi başka bir kişiden duyan bir ziyaretçinin, bilgisayar başına geçtiğinde alan adınızı rahatlıkla hatırlayabilmesi hayati öneme sahiptir. 12 karakterden daha uzun olmayan, kolay yazılıp kolay söylenebilen bir alan adı, size, rakipleriniz karşısında büyük avantaj kazandıracaktır. Kemik kitle olarak adlandırılan ziyaretçi kitlesini ne kadar hızlı elde ederseniz, başarı basamaklarını o kadar hızlı tırmanabilirsiniz.

3. Mümkünse .com'dan vazgeçmeyin.


Org ve .net uzantılara sahip birçok başarılı web sitesi olmasına rağmen, dünyanın en bilinen ve en yaygın kullanılan alan adı hala .com'dur. Yapılan araştırmalar da göstermektedir ki, internette yer alan alan adlarının %45’i .com uzantısına sahiptir. Dolayısıyla, .com uzantısına sahip alan adları, birçok kullanıcıya güven vermektedir. Bu yüzden, uzun vadede başarılı bir web sitesine sahip olmak istiyorsanız .com uzantısından vazgeçmeyin.

Elbette, .com alamayacağınız durumlar da olacaktır. Böyle durumlarda, alan adınızın önüne ekler getirebileceğiniz gibi, .net veya .org uzantılarına da yönelebilirsiniz. Ayrıca eğer, belirli bir ülkeye yönelik bir iş modeliniz var ise, ülkelere ait uzantıları da kullanabilirsiniz. Örneğin Almanya’ya yönelik bir iş modeli için .de uzantısı, veya İngiltere için .uk uzantıları, Türkiye için ise .com.tr tercih edilebilir. Bu uzantılar arama motorları tarafından bölgeler için önceliklendirilmektedir.

4. Tire (-) ve rakam kullanmaktan kaçının.


Doğru alan adı seçimi noktasında sık yapılan bir başka yanlış da alan adında tire (-) ve rakam kullanımıdır. Örneğin alanadim.com'un dolu olduğu durumlarda site sahipleri hemen alan-adim.com alan adını tercih etmektedir. Oysaki böyle bir alan adının hatırlanması zor olduğu gibi, ziyaretçilerinizin birçoğu tire içermeyen alan adını yani rakibinizin sitesini ziyaret edecektir. Potansiyel müşterinizi ellerinizle rakibinize uğurlamak istemezsiniz, değil mi?

Rakamlar ise kullanıcılarınız için büyük bir karmaşıklık oluşturacaktır. Sadece rakamlar kullanıcılarınıza garip gelmeyeceği gibi, kullanıcılarınızın anlamaları açısından da rakamlar güçlük oluşturmaktadır. Örneğin alan adınızın 1alanadi.com olduğunu düşünün. Size alan adınızı soran birisi, bu alan adının 1alanadi.com mu yoksa biralanadi.com mu olduğunu anlamakta güçlük çekebilir.

5. Sadece .com uzantısı ile yetinmeyin.


Güvendiğiniz bir projeyi internete taşıyorsanız, sadece .com uzantıyla yetinmeyin, .net, .org, .info gibi diğer uzantılarını da alıp ana sitenize yönlendirin. Bu şekilde doğabilecek yanlış anlaşılmaların önüne rahatlıkla geçebilir, ziyaretçi kaybınızı minimuma indirebilirsiniz.

6. Alan adı fikrinizin sosyal medya uygunluğunu kontrol edin.


Alan adı seçiminde çoğunlukla atlanan ancak akılda bulundurulması gereken önemli bir kriter de, bu alan adının aynı şekilde sosyal medya üzerinde de kullanılması gerektiğidir. Alan adını satın almadan önce alan adına uygun sosyal medya hesaplarının sahiplerinin olup olmadığını kontrol etmeniz, sizin için daha iyi olacaktır.

Yazar Hakkında:Burak Özdemir, yıllardır web geliştiriciliği ile ilgilenmektedir. Şu anda, kullanıcılarının, hızlı ve güvenli biçimde, anlık olarak domain sorgulama yapabildiği,Turbo Domain Search adını verdiği projesi ile uğraşmaktadır.
Devamını Oku »

21 Haziran 2018 Perşembe

Siber Zorbalık Klavye Kahramanlığı

21 Haziran 2018 Perşembe
Siber Zorbalık Klavye Kahramanlığı

Siber Zorbalık Klavye Kahramanlığı

İnternet çağındayız. Hayatımızın orta yerine ve belki de baş köşesine geldi oturdu internet. Seveni de sevmeyeni de, isteyeni de istemeyeni de bir şekilde tanıdı, alıştı ve bazı kavramları da onunla birlikte öğrenmeye başladı. Klavye kahramanlığı kavramı da internet sayesinde girdi hayatımıza. Bilgisayar başında oturup ahkam kesmek fakat iş icraata gelince hiç bir şeye yaramayan bir kahramanlık çeşidi bu.Daha fenası da var ki o da siber zorbalık. Siber zorbalığı klavye kahramanlığından daha vahim hale getiren şey ise, yerli yersiz atıp tutmak yerine direk olarak bir kişiyi veya kurumu hedef alıp dilediğince yazıp çizerek aşağılama, alaycılık ve hor görme, dışlama, hakaret etme, tehdit etme, iftira atma, sosyal medya hesaplarını ele geçirme, taciz etme gibi ciddi boyutlara varan saldırganlıklar içeriyor olması.

Sosyal medya hesaplarının yorumlar bölümünde ciddi derecede siber zorbalık örnekleri görmek mümkün. Hiç kimsenin başka bir kimsenin haklarına böylesi bir saldırganlık tutumu içerisine girmesinin, eleştiri kisvesi altında hakarete varan sözler sarf etmesinin akla uygun hiçbir tarafı yok. Maalesef ki bu zorbalığın mağduru çoğunlukla çocuklar veya kadınlar. İnternet ve sosyal medya kullanımı çocuklar arasında da oldukça yaygın. Ailelerinin gözetimi altında değilse çocuklar ciddi derecede suistimale açık hale gelebiliyorlar. Bazen iyi niyetle başlatılan bir yardım kampanyası, bazen moral bulmak için açılmış olan hesaplar bile bu suistimalin kurbanı olabiliyor.

Aklıma hemen gelen iki örnek var. Biri belki de pek çoğunuzun bildiği, yardım kampanyası sonucu yurt dışında kalp nakli gerçekleşen minik yavrucuk. Annesi yaşadığı üzüntü ve yorgunluğu yetmezmiş gibi bir de uğradığı haksız saldırılar ve yorumlara karşı ayakta durmaya çalıştı; hala da çalışıyor. Yavrusunun tedavisi için maddi-manevi açıdan canını dişini takmış bir aileyi üzmeye kimin hakkı olabilir.

Bir diğeri ise 11 yaşında bir kız çocuğu. Geçirdiği trafik kazası sonucu bir ayağını kaybetmiş, defalarca ameliyat olmuş, moral kazanmak için bir sosyal medya hesabı açmış, cıvıl cıvıl, umut dolu, hayat dolu bir güzeller güzeli. Onun ve ailesinin bu ayakta durma ve güçlü olma azmini, umudunu, neşesini kıskanıyor olabilir mi insanlar diye düşünüyorum. Ailenin o yaştaki bir çocuğun gözündeki ışığı söndürmeden yaşadığı zorlukları aşması için büyük gayret gösterdikleri belli. Ama yok işte! Siber zorbalara yaranamıyorlar. Haksız eleştirilere uğruyorlar zaman zaman. Ve o yaştaki bir kız çocuğu insanlara açıklama yaparken, ailesini savunmaya çalışırken buluyor kendini. Halbuki amacı evinde ve yatağındayken geçirdiği zamanları sevdikleriyle, sevenleriyle birlikte paylaşarak belki de daha kolay üstesinden gelmektir zorlukların.

Ailelere büyük görevler düşüyor bu noktada. Özellikle çocukları korumak gerek teknolojinin ve internetin zararlarından. Çocukluk ve ergenlik dönemleri oldukça hassas dönemlerdir. İnanıyorum getirilecek yasal düzenlemeler ile siber zorbalığın önüne geçilecektir günün birinde. Ama özellikle çocukların ve ergenlik çağındaki gençlerin içinde açılan yaralar daha uzun yıllar etkisini sürdürebilir. Veya şuursuzca insanların hayatları, yaşam biçimleri, hayat mücadeleleri, ailevi hassasiyetlerine karşı yapılan saldırılar büyük travmalara sebebiyet verebilir. İnternet ortamı, sosyal medya eli tuşlara basan herhangi bir kişinin dilediğini yapma, istediğini söyleme, kişilere saldırma hakkını vermiyor kesinlikle. İnsanlar fikirlerini elbette ki paylaşabilirler. Ama mutlaka başkalarının hassasiyetlerine, özel yaşam alanlarına, kişilik haklarına özen göstererek yapılmalıdır bu. Bu konuda toplum bilinci oluşması temennim. Özellikle pek çok ünlünün veya fazla takipçisi olanların bu konuya dikkat çeken paylaşımlar yaptığına şahit oldum. Gerekli yasal düzenlemeler getirilinceye kadar toplum bilincine katkı sağlamanın faydalı olacağı kanaatindeyim.
Ayrıca ebevynler için siber zorbalık hakkında daha kapsamlı bilgi almak isterseniz; Siber Zorbalık Rehberi sizler için faydalı olacaktır.
Nahide Zereyak
Yazar Hakkında: Merhabalar. Adım Nahide Zereyak. En Nefis Tariflerim Blogun sahibesi ve yazarıyım. İşletme fakültesi mezunuyum. Adana'da yaşıyorum. 3 çocuğumun annesi ve mufağımızın aşçısıyım. Mutfağımda pişenleri okuyucularımla da paylaşmak benim hobim. Yanı sıra hayata dair pek çok konuda sizlerle birlikte olmak için Sosyal Medya Kafe'deyim...


Siber Zorbalık Klavye Kahramanlığı Makalemi Beğendiyseniz,Aşağıdaki Sosyal Ağ Butonları Sayesinde Paylaşabilirsiniz.
💕⃕
Devamını Oku »
"Sosyal Medya Kafe'de kullanılan ekran görüntüleri, fotoğraflar ve yazılar Sosyal Medya Kafe'ye aittir. Yazıların ve fotoğrafların yayın hakkı sadece www.sosyalmedyakafe.com'a aittir. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden bir başka blogda veya web sitesinde yayınlanması, tariflerin veya yazıların ekran görüntüsü alınarak sosyal ağlarda paylaşılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası`na aykırıdır. Aksi taktirde 5846 Sayılı Fikir ve Sanat serleri Yasası gereği suç duyurusunda bulunulacaktır. Yasal yükümlülüğü vardır."