Sosyal Medya Kafe-Yaşam Blogu

12 Kasım 2018 Pazartesi

Tırtıl Kurabiye Tarifi - Tırtıl Kurabiye Nasıl Yapılır ?

12 Kasım 2018 Pazartesi

Tırtıl Kurabiye Tarifi

Bu kurabiyelerin tadı damağınızdan gitmeyecek. Lezzeti ve kıvamıyla pek çok kurabiyeden ayrı bir yeri vardır tırtıl kurabiyenin. Bu tarif ile yumuşacık, ağızda dağılan kurabiyeler yapabilirsiniz. Her an evinizde bulunan malzemelerle kolayca yapacağınız bu kurabiyeleri kapaklı kavanozda uzun süre saklayabilirsiniz.
Tırtıl Kurabiye Tarifi

Tırtıl kurabiye yapımı sırasında bir de tırtıl kurabiye kalıbı temin etmeniz gerekecek. Pasta araç-gereçlerinin satıldığı yerlerde bulabilirsiniz. Hazırladığımız hamuru bu kalıbın içinden sıkarak tırtıl kurabiyelerin şeklini veriyoruz.

Tırtıl Kurabiye Malzemeleri:

  • Yarım paket margarin
  • Yarım su bardağı sıvı yağ
  • 1 adet yumurta
  • Yarım paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilya
  • 1 su bardağı pudra şekeri
  • Aldığı kadar un

Tırtıl kurabiye nasıl yapılır?

Un, kabartma tozu ve vanilya bir kapta karıştırılır.Un gerekirse daha sonra tekrar eklenebilir.
Başka bir kapta margarin ve pudra şekeri iyice ezilene kadar karıştırılır. Yumurta ve sıvı yağ eklenerek tekrar karıştırılır. Un, vanilya, kabartma tozu karışımı da eklenerek yoğrulur. Ele yapışmayacak kıvamda bir hamur elde edilir.

Hamur 10-15 dakika kadar dinlendirilir. Fırın tepsisi yağlı kağıt serilerek hazırlanır. Hamurdan alınan parçalar kalıba doldurulup bastırılarak tırtıl şeklinde çıkan hamurlar yağlı kağıt üzerine dizilir. Bu işlem biraz zahmetlidir. Ama sonuç için gerçekten değer.

Tüm hamura şekil verildikten sonra tırtıl kurabiyeler 180 derecede ısıtılmış fırında 15 dakika kadar pişirilir. Fırından çıkan kurabiyeler soğuduktan sonra saklama kaplarında muhafaza edilerek tazeliği korunur. Nefis kurabiyeleri afiyetle yemenizi dilerim.

Nahide Zereyak
Yazar Hakkında: Merhabalar. Adım Nahide Zereyak. En Nefis Tariflerim Blogun sahibesi ve yazarıyım. İşletme fakültesi mezunuyum. Adana'da yaşıyorum. 3 çocuğumun annesi ve mufağımızın aşçısıyım. Mutfağımda pişenleri okuyucularımla da paylaşmak benim hobim. Yanı sıra hayata dair pek çok konuda sizlerle birlikte olmak için Sosyal Medya Kafe'deyim...

Tırtıl Kurabiye Tarifi'ni Beğendiyseniz,Aşağıdaki Sosyal Ağ Butonları Sayesinde Paylaşabilirsiniz.
💕⃕
Devamını Oku »

7 Kasım 2018 Çarşamba

Tıp Fakültesi Öğrencisinin Kaleminden

7 Kasım 2018 Çarşamba
Doktorluk...
Birçok gencin ve ailesinin gönlünde yatan meslek. Kimine göre hayat kurtaran kimine göre para basan bilim. Herkesin bilgi sahibi olduğu; ama içeriğinin birçoklarınca bilinmediği bu mesleği biraz yakından tanıyalım. Minimum 6 sene süren tıp fakültesi öğrencilik hayatını da ufak bir yazıdan ziyade parça parça anlatmak daha uygun olur.

Doktorluk, uzun bir bilgi birikiminin sonunda elde edilen bir kazanım olduğundan serüven olarak nitelendirilmesinde sakınca olmaz sanırım. Çünkü bu kadar meşakkatli bir yolculuğun yerine kullanılabilecek yegane kelimedir. Gelin hep beraber bu serüvene katılalım.
Tıp Fakültesi Ögrencisinin Kaleminden
Güncelleme Tarihi:07.11.2018


Tıp fakültesini kazanmanın ne derece zor olduğunu anlatırlar da anlatırlar; ama asıl önemli olanın bu fakülteyi kazandıktan sonra devam ettirebilme olduğunu pek kimselerden duymazsınız. Çünkü üniversiteye kapak attıktan sonra illa ki üniversite bitirilir düşüncesi tıp fakültesini kazanmaya çalışan gençlerin de akıllarında yer edinen bilgidir. Ama işin aslının öyle olmadığını ilk sınavdan sonra farketmeleri de pek yakındır.

Tıp kazandım sözüyle başlar her şey. Ailedeki yeriniz ve ailenizin toplumdaki değeri bu sözle ani bir artış kazanır. O sözün sahibinde hafif bir göğüs kabarması, kolların vücuttan uzaklaştırılarak yürünmesi ilk dikkat çekici noktadır. Hatta bu grubun bir kısım üyeleri soluğu ömrünün çoğunu yaşayacağı o hastane koridorlarında alır. Tıp kazandım ben deyip doktorlar ile beraber ortamlara girmeye çalışır.

Kayıtlar yapıldıktan sonra okulun başlayacağı gün sabırsızlıkla beklenir. Nihayetinde o gün geldiğinde tıp fakültesine öyle bir giriş yapar ki kendisi bile inanmaz ilkin. Beyaz önlüklü, stetoskoplu büyüklerini görünce de Allaaah tam da hayallerimdeki gibi naralarını gizlice içine atar. İlk hafta içerisinde kendisine hediye edilen önlükle ettiği hekimlik andından sonraki havası 20 yıllık profesörlerde bile yoktur.

Dersler başlar ve en öndeki yerler kapılmaya çalışılır. İtina ile defterler kalemler çıkartılır ve hoca beklenir. Hoca gelip ders anlatmaya başladığında ise aklına bir şey takılır. Hocam her şeyi anladım da şu membran ne demek sorusunu sorduğunda ise hocanın yüzünde tarifsiz bir gülümseme oluşur. Oğlum onu anlamamışsan zaten hiçbir şey anlamamışsın demek, hücre zarı anlamına geliyor membran dedikten sonra sınıfın gülme odağı olduğunuz aşikâr olur :)

Günden güne ön sıralardaki doluluk oranı azalmaya ve arka sıralarda boş yer bulmak umuduyla erkenden okula gelinmeye/yahut hocalar anlatmasını bilmiyor diyerek derslere gelinmemeye başlanır. Sınav haftasında notların anlaşılamaması, önünde 50-60 adet notun olması, eski sorular ile konular arasında bir bağlantı kurulamaması gibi sebeplerden öğrencinin o eski havası yavaş yavaş sönmeye başlar. Sınavdan aldığı kötü nottan sonra da bir dahaki komiteye günü gününe [tıp fakültelerinde uygulanan sınav sisteminin adı] diyerek azimle sarılmaya başlar yeni derslere; ama çok zaman geçmeden yine aynı bahaneler üretilerek sonraki komiteye ertelenir hayaller ve bu sonraki komiteler de yıllarca devam eder, gider.

Tıp fakültesinde kadavra, kadavra sözü sürekli herkesin dilinde olduğu gibi aynı zamanda 1.sınıf öğrencisinin de dilinden düşürmediği sözlerden biridir. Nihayet sene sonu yaklaştıkça Anatomi denen dersin gelmesiyle öğrencileri güzel bir heyecan sarar. Kemiklerden başlanılarak vücudun her bir yeri öğretilmeye başlanacaktır; ama kadavra görmeye o kadar hevesli olanlar ya kadavranın o tıp fakültesi içinde olmayışından ya da kadavranın o halini gördükten sonra tekrardan görmek istemeyeceklerinden heveslerinden vazgeçerler. Zira kadavra görmenin eğitici olabilmesi için yeterli miktarda olması ve küçük öğrenci gruplarında gösterilmesi gerektiğinin bilinci yerleşmeye başlanmıştır.

Tıp fakültesinin olmazsa olmaz dersi Anatomi'nin en zevkli yanlarından birinin kullanılan dil olması, öğrenciye kaybettiği havayı yeniden sağlar. Hele ki 'sulcus tendinis musculi flexoris hallucis longi' sözünü diline dolamaya başlamışsa bilin ki artık o öğrenci eski havasına tekrardan kavuşmuştur.

İlk üç sene hasta görmeyen öğrencilerin yıllarca teorik bilgiyle kafalarına bir şeylerin sokulmaya çalışması da şunu gösterir ki, tıp kazanmak için gerekli matematik, fizik, geometri gibi sayısal derslerin; tıp okumak için neredeyse hiçbir öneminin olmadığı ve çoğu bilginin ezberci bir mantıkla öğrenildiği gün yüzüne çıkartılmayan bilgilerdendir. Öğrenci kafasına yüzlerce sınıflandırmayı sokmaya çalışırken en ufak bir rahatsızlıkta ne yapacağını bilememesi de düşündürücüdür. Neyse ki 4.sınıftan itibaren hastalar ile iletişime geçilmesi sebebiyle az çok bu sorunlar yine eskisi gibi kabuklarına çekilir ve öğrenci yine her ortama uymaya çalıştığı gibi bu ortama da kısa süre içinde uyar.

Tıp fakültesinin ilk üç senesi hakkında kısaca anlattığım Sosyal Medya Kafe'deki ilk yazımın sonuna geldim. Sonraki yazımda stajyerlik ve sonrasından bahsedinceye dek, hoşçakalın :) Sağlıcakla kalın :)

Bay Kefren  Yazar Hakkında:Merhabalar, adım Bay KEFREN.9 Eylül 2013 tarihinde doğdum. Daha 2,5 yaşındayım anlayacağınız. İnsanı insan yapan asıl bir değeri -AŞK- tattıktan sonra yeniden doğdum.Kelimeler eşsiz bir hazine. Duygu ve düşüncelerin dillenmesi, bir araya gelip ahenkle süzülmesi ve insanların o ahengi hissetmesi.. Amacım budur sadece.Kişisel tarzda yazılarımla ve tıp fakültesi anı, gözlemlerimle yayın hayatındayım.Heybesine kelimeleri biriktirip biriktirip yolcu eden tıbbiyeli bir seyyah...
Devamını Oku »

1 Kasım 2018 Perşembe

Sosyal Medya Kafe 4 Yaşında

1 Kasım 2018 Perşembe
Merhaba Sosyal Medya Kafe Okurları😊
Sosyal Medya Kafe yaşam blogu olarak, 1 yılı daha geride bırakarak 4 yaşını bitirmenin mutlu, gururunu yaşıyor. 18.09.2014 tarihinde kurduğum Sosyal Medya Kafe  başlamak balonunu gökyüzüne gönderdi. Bloglama ya başlamak en önemli adımdı. O cesareti tekrar toplamak belki de en zoru başarmanın ta kendisiydi. İlk yıllarda hedeflerim olmasına rağmen rotayı şaşırdığım ve motivasyonumun düşük olduğu zamanlar oldu.

Kaç kez uçurumun kenarından döndük ve kaç kez gökyüzünün mavisine bir balon daha göndermem gerektiğini düşünürken kendimi buldum. Evet o balonu bulmuştum bu planlamak balonu olmalıydı. 2.yılından itibaren daha planlı gitme amacım devam etti. Gördüm ki planlamak da bir blogun başarısına adım adım yaklaşmakmış.

3.Yılımızda her konuda o kadar çok olumsuzluklar çıktı ki karşımıza yazmakla bitiremeyebilirim.O yüzden tüm olumsuzluklara rağmen bir balon daha göndermelisin dedim.O da tabiki sabretmek balonu oldu.

4.Yılımızda hedeflerim bir bir gerçekleşiyordu. Artık Sosyal Medya Kafe ismi Google'da aranmaya başlamıştı. Google ve Yandex arama motorlarında "Misafir Yazarlık" aramasıyla ilk sayfaya yerleşti. Dolayısıyla Misafir Yazarlık isteği ile gelen mailler de arttı.Tabiki bu yazıların bir çoğunu elemek durumunda kaldım. Özgün içerik ve başka blogda yayınlanmamış olması ilk şartımız. Bununla birlikte okuyucu kitlemize faydalı içerikler olmasına da dikkat ediyorum. Yayına aldığımız ve alamadığımız tüm yazarlara emekleri için tekrar teşekkür ederiz. Ağırladığımız  misafir blog yazıları ile ilk hedef gerçekleşti. Farklı blog yazarlarının kaleminden dökülen yazıların katlanarak artmasını diliyorum.🙏
Uzun süren uğraşlarım sonucunda PageSpeed Tools'da www.sosyalmedyakafe.com 'un Mobil Optimizasyonu %100 yaptım. Türkiye'de Blogger platformu üzerinden %100 sonuca ulaşan ilk blog Sosyal Medya Kafe 4 saniye de açılıyor. Çalışmalara devam ediyorum. Hedef 3 saniye!
Google Hız Testi

Evet, öyleyse gökyüzüne bir balon daha uçurma zamanı gelmiş ne dersiniz sevgili okurlarımız? Başarmak balonu gökyüzünde havalanırken bu blogun güzel yerlere gelmesine emek veren sevgili blog yazarı arkadaşlarıma ve siz sevgili okurlarımıza sonsuz teşekkürler.💕

Blogunuz olsun veya olmasın hiç fark etmez. Sizler de Sosyal Medya Kafe aracılığıyla dijital dünyaya bir miras olarak, tecrübeli olduğunuz bir konuda Konuk Yazarlık yapabilirsiniz. Kim bilir belki de ilk yazarlık deneyimini Sosyal Medya Kafe'de yapmanızla birlikte, blog yazarlığına ilk adımı atmış olursunuz.🙇🙌

Blogu olmadan Sosyal Medya Kafe ailesine misafir yazarlık yapan, canım oğlum Melih Ordueri'ye de PC Donanımları kategorisinde yazmış olduğu yazıları için teşekkür ediyorum. Beni çok mutlu etti. Yazdığı günden bu güne kadar yazıları okunmaya devam ediyor.🙆🙇 Yaşımız kaç olursa olsun bilgi ve tecrübeyi her yaştan öğrenebiliceğimiz bilinciyle devam ediyoruz. Oğlumun dijital dünyaya miras bıraktığı içeriklerin olması ayrı bir duygu.😍

Blog içeriği olarak yayınlamadığımız ama burada yer veremeden geçemeyeceğim, mail ile sizden gelenler;
Hamza Bey göndermiş;
Konuk Yazar

"Ne yazacağımı tam bilmiyorum ama sıcak bir Pakistan gecesinde şu kelimeler geliyor aslında aklıma. Sevmeyi anlat deselerdi bana dilimin susup gözlerimin içinin konuşmasını anlayacak bir kişi arardım, kalbimin dilini bilecek bir tek kişi! SENİ o et parçasının altında yatan manaları anlayabilecek olan bir tek seni, ve bulunca seni sükut ederdi dilim, konuşurdu gözlerim ve kalbim o vücudun her zerresinde hissettirdiği o sevgiyi söylerdi sana o bitmeyecek olan her gün sanki daha da kor olan o sevgiyi..." Hamza K.

Ve Erhan Bey de blogumuza denk gelenler arasında ve iletişimden yazmadan geçmemiş.

"Aslında başka bir yere gidiyordum.Gençliğim arkamdan itti.Tam da aşklı meşkli bir şey yazacaktım ki gönlümün şarjı bitti. Erhan Tığlı.
DOSTLUK IŞIĞI
Hadi dostlar el ele verelim gelin
yaşamayı sevelim gelin
doruğuna çıkalım
doğrunun iyinin güzelin
Sımsıcak bir sevda soluğuyla
türküleşsin dünya
Olacak sanma mutluluk bir rüya
umudumuz özlemimiz sararıp solmuyorsa
Korkma, aydınlıktır sonu her tünelin.
Erhan Tığlı.

Erhan Tığlı 2007 yılından bu yana blogunda şiirlerini ve yazılarını paylaşan ince ruhlu bir şaiir.Ben de bize iletişim sayfamızdan gönderdiği yukarıdaki şiir ve sözlerinden sonra blogunu keşfettim.

Ne kadar hoş değil mi?  Sadece sevgi,saygı ve hoşgörü ile bakabilseydik dünyaya her şey çok güzel olabilirdi.💗  Tekrar kendilerine teşekkürlerimi iletiyorum.😊

İster adsız olarak, ister adınızla bizim için hiç fark etmez. Biliyoruz ki karşımızda bir insan var ve onun da kendine göre düşünceleri ve tecrübeleri var. İnsan her yerde yazmakta özgür olmalı. Başkalarının kişisel haklarına tecavüz etmeden, siber zorbalık yapmadan, atıp ,tutup, sallamadan! Çünkü düşüncelere saygı duymak en büyük erdemdir. Blog yazarlığında 11 yılı geride bırakan biri olarak şunu söyleyebilirim; saygı gösterin ki siz de saygı görün.Ve size ayrılan zamanın ve emeğin lütfen kıymetini bilin...

Sosyal Medya Kafe'de aktif olarak yazarlığa devam eden arkadaşlarımın 4. yılımız ile ilgili duygu ve düşünceleri:

Hüzün Sarısı : Nihal Yeşiltaç Oran
Efendim bir yılı daha bitirdik ve Sosyal Medya Kafe olarak 4.yaşımızı kutluyoruz. İlk günlerden bu aileye dahil olmanın mutluluğunu yaşıyorum. 'Mutluluğunu yaşıyorum' ifadesini laf olsun diye söylemedim; kim her paylaşımı insana, insanlığa faydalı ve gelişme adına yapılmış bir platformda olmaz istemez ki? Yazarları ile okuyucuları ile daha nice yıllara Sosyal Medya Kafe, nice yıllara Sibel Ordueri.

Renkli Pasta Sepeti : Nahide Zereyak
Ne mutlu ki; 4 yaşındayız. Bir yaş daha alırken hayattan, kah gülerken, kah üzgünken, yeni birikimler, yeni tecrübeler, yepyeni heyecanlar yaşarken; Sosyal Medya Kafe çatısı altında yine hep birlikte yol almanın sevinci ve gururundayım. Bilgiden, birikimden, paylaşımdan, dostluktan, sevgiden, emekten beslenen başarılar bakidir. 4 yaş vesilesi ile kurucumuz Sibel Hanım nezdinde tüm yazar arkadaşlarımıza, okuyucularımıza, yorumlarıyla, fikirleriyle bizlere ışık tutan dostlarımıza sevgilerimi ve teşekkürlerimi gönderiyorum. Okuyoruz, yazıyoruz, paylaşıyoruz ve hep birlikte durmadan ilerliyoruz. Daha çok çok yaşların olsun Sosyal Medya Kafe, bilgiyle, birikimle, sabırla, emekle...

Bahçe Perim : Safiye Yaşar Erdiger
Hepiniz gibi öncelikle "blog" sayfadaki sorunları çözebilmek için "Sosyal Medya Kafe" sitesine göz atıyordum.Zaman içinde, sevgili Sibel Hanım ile sohbetler ettik. İkimiz içinde güzel bir arkadaşlık kurduk.Blog olarak Nahide Zerayak'ında "Sosyal Medya Kafe" de yazdığını gördüm.İlginç bir şekilde, keyifle okuduğum blog yazarları "Sosyal Medya Kafe" çatısındaydı.Bende onlarla beraber aynı platformda yazmak istedim.Sibel Hanım da olumlu baktı. Küçük bir adım attım.. Kabul ediyorum, ben geriden geliyorum.Bazı noktalarda istediğim gibi hareket edemiyorum. Teknik ve hayatıma ait bazı önemli sorunlar hafiflediğinde daha çok bir araya geleceğiz.
Şimdi hep beraber "Sosyal Medya Kafe" ile yarınlara yol alıyoruz."Sosyal Medya Kafe 4 yaşından 40 yaşına doğru" diye bir sloganla sözü bitiriyorum.

Sürpriz Var!
Sosyal Medya Kafe kurulduğundan bugüne kadar yorumları ile bizlere destek olan blog yazarı arkadaşlarımız oldu. Düşündüm ve şimdiye kadar en fazla yorum yapan 3 blog yazarını Sosyal Medya Kafe'nin sağ site barında blog linkleri ile birlikte 1 yıl boyunca misafir edeceğim.Yorumlar en büyük motivasyon kaynağımız. Bu şekilde ben de 3 blog yazarı arkadaşıma,  blogları için destek vermek istiyorum. Sosyal Medya Kafe'yi yorumlarıyla yalnız bırakmayan her bir blog yazarına da ayrıca teşekkür ediyorum.💕

En çok yorum yapanlar eklentisi ile çıkardığım, en çok yorum yapan blog yazarı arkadaşlarımız.En Çok Yorum Yapan Blog Yazarları

Yukarıdaki ekran görüntüsünde gördüğünüz gibi;
1.Örgü Çantam (Hatice Yazıcı)
Sevgili Hatice ablacığımı bilmeyen yoktur sanırım. Birbirinden güzel el emeği,göz nuru hobileri ile adeta gözlerimizi şenlendiriyor. Oldukça hamarat ve süper bir babaanne kendisi.Birbirinden cici el işleri için takibe almanızı tavsiye ederim.
2.Audrey(Audrey'in Şekerleri)
Sevgili İrem Hanım'da kozmetik alanında kullandığı ürünlerin deneyimlerini paylaşıyor. Oldukça çalışkan ve kozmetik konusuna deneyim sahibi. Kozmetik ürünlerine meraklıysanız mutlaka takip edilmesi gereken bloglar arasında.
3.Birgül Erdoğan(Birgül'ün Lezzetleri)
Sevgili Birgül Hanım da birbirinden lezzetli tarifleri ile hem gözlerimize hem de midemize hitap ediyor. Takip etmeyenler varsa çok şey kaçırdığınızı söylemek isterim. :)

Blogları için faydalı dönüşler olması dileğiyle.😇

Son sözler; Birlikte ilk hedefe ulaşmış olmakla birlikte daha fazla çalışmak, üretmek ve daha kaliteli makaleler için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki Google'dan arayanlarımız, blogumuzu takip edenler, sosyal ağlarımızda takip edenler yani siz sevgili okurlarımız her şeyin en güzeline, en doğrusuna, en kalitesine layıksınız.💞 Yaz tatili ve okul telaşı zamanlarında aktif olamasam da aklımın bir ucu hep Sosyal Medya Kafe'de oluyor.😍
Sosyal Medya Kafe hakkında olumlu/olumsuz düşünceleriniz bizleri daha iyi yerlere getireceği için lütfen yorumlarınızı esirgemeyin. 💬
Sevgiler.💖
Sibel Ordueri

Sosyal Medya Kafe 4 Yaşında! İçeriğimizi beğendiyseniz,aşağıdaki sosyal ağ butonları sayesinde paylaşabilirsiniz. 
💕⃕
Devamını Oku »

29 Ekim 2018 Pazartesi

Blogger Resim Gadgeti Nasıl Eklenir? Başlıksız Resim Ekleme Kodu

29 Ekim 2018 Pazartesi
Blogger Resim Gadgeti Nasıl Eklenir
Güncelleme tarihi:29.10.2018
Blogger son zamanlarda getirdiği yeni güncellemeler ile birlikte bazı gadgetler çalışmaz duruma,bazıları ise istemediğimiz şekilde blogumuzda görünmesine sebep oluyor.Bunlardan biri de resim gadgetine başlık ekleme zorunluluğu.
Resim gadgetini blogumuzun header,sağ ,sol ve alt kolonlarında kullanabiliyoruz.Fakat ortaya şöyle bir görüntü kirliliği çıkıyor.Header resmine zaten blogumuzun adını veya fotoğrafın üzerinde görünmesini istediğimiz yazıyı yazdıysak ; hem resimde yazılı olması hemde gadgetin başlığında yazıyor olması görüntü kirliliği yaşatıyor. Bu yazımda sizlere başlıksız resim nasıl eklenir? görselli olarak anlatarak, başlıksız resim ekleme kodu vereceğim.
Ayrıca Blogger 'da daha yeni olan arkadaşlarımız için resimli gadget nasıl eklenir? Resme nasıl link verilir?  adım adım anlatmaya çalışacağım.

Blogger Resim Gadgeti Nasıl Eklenir ? Resim Ve Fotoğraflara Nasıl Link Verilir?


1.Adım
Blogger kumanda panelimizde bulunan "Yerleşim" sekmesine tıkladığımızda gadgetlerimizin ekli olduğu blogumuzun yerleşim alanına yönleniyoruz.Burada yapacağımız "Gadget Ekle" yazan yere tıklamak.
blogger gadget ekleme resimli anlatım
2.Adım
Karşımıza gadget çeşitlerini seçebileceğimiz bir liste sıralanıyor.Buradan "Resim" gadgetini bulup yanındaki "+" işaretine  tıklıyoruz.
blogger resim gadgeti ekleme
3.Adım
Karşımıza resmi yapılandıracağımız alan geliyor.Bu alanda yapmamız gerekenler;
  • Başlık:Resme başlık ismi vermek istiyorsak başlık ismini yazıyoruz.
  • Resim Yazısı:Bu alana resim ile ilgili bir yazı girdiğimizde resmin hemen altında çıkar.
  • Bağla:Bu alanda resme vermek istediğimiz linki kopyalayıp yapıştırıyoruz.
  • Göz at:Bu butona tıklayarak bilgisayarımızdan resim seçebiliyoruz.
  • Web'den:Bu alanda ise yeni herhangi bir yerden linkini kopyaladığımız bir resmi ekleyebiliyoruz.(Benim tercih etmediğim bir yöntem)
  • Sığacak şekilde küçült: Bu seçeneğe tik atarak resmi gadget alamıza göre ayarlanmasını sağlarız.
Tüm bu adımları yaptıktan sonra "Kaydet" tıklayarak resim gadgetimizi blogumuzun yerleşim alanına eklemiş oluruz.
blogger başlıksız resim ekleme

4.Adım
Yukarıdaki işlemleri doğru şekilde yaptığımızda gadgetimiz gadget yerleşim alanımızın en başında görünüyor.Bu gadgeti mause ile tutup istediğimiz bir yere  bırakıyoruz.Ardından "Düzenlemeyi Kaydet" tıklayarak resmi/fotoğrafı blogumuza eklemiş oluyoruz.
Blogger Gadget Resim Ekleme


Blogger Başlıksız Resim Nasıl Eklenir?


Yukarıda 3.adımda görmüş olduğunuz başlık adında uyarı veriyor."Gerekli alan boş bırakılmamalı" ve başlıksız resim eklememize izin vermiyor.Bu alana " <!– –> " bu kodu yazarak kaydet tıkladığımızda resmi başlıksız olarak ekleyip bu sorunu ortadan kaldırmış oluyoruz.

Blogger yardım konularında öğrenmek istediğiniz Blogger konulu sorularınızı yorum yazarak sorabilirsiniz.Sorularınızla bana da ileride anlatacağım konularda yol haritası çizmiş olursunuz.
Bir başka Blog İpuçları konusunda görüşmek üzere.🙋

Sibel Ordueri

Blogger Resim Gadgeti Ekleme Anlatımını Beğendiyseniz,Aşağıdaki Sosyal Ağ Butonları Sayesinde Paylaşabilirsiniz.
💕⃕
Devamını Oku »

25 Ekim 2018 Perşembe

WordPress.org Ve WordPress.com Arasındaki Farklar

25 Ekim 2018 Perşembe
WordPress.com ve WordPress.org Arasındaki Farklar
Merhaba Sosyal Medya Kafe Okurları
Wordpress'de blog açmak isteyen herkesin aklında Wordpress.com nedir? ve Wordpress.org nedir?  Soruları oluşmuştur veya oluşacaktır.Bu noktada her ikisinin de olumlu/olumsuz özelliklerini bilmek gerekir. Wordpress üzerinden blog açmaya karar vermiş kullanıcıların WordPress.org ve WordPress.com arasındaki farklar nedir ? Sorusuna da cevap olacaktır.İhtiyaçlarınızı karşılamak için hangisini kullanacağınız konusunda kararsızsanız; Wordpress.com ve Wordpress.org arasındaki farkları, olumlu ve olumsuz özellikleri ile anlatarak seçim yapmanıza yardımcı olacağım.

WordPress.com Ve WordPress.org Arasındaki Farklar


WordPress.com Nedir?


Wordpress.com ,ücretsiz olarak blogunuzu açıp kurabileceğiniz, bir blog barındırma hizmetidir.Wordpress.com içerisinde herhangi bir kullanıcı, ücretsiz veya ücretli planları tercih ederek bir blog veya web sitesi oluşturabilir.Ancak bazı sınırlamaları olan ticari bir platformdur.

Ücret gerektiren premium özelliğine geçmek için Paypal veya Kredi Kartı ile ödeme imkanı sağlıyor.Wordpress.com'un Premium hizmeti için fiyat ve özelliklerinin bulunduğu güncel 2018 Ekim ayı listesi aşağıdaki ekran görüntüsündeki gibidir.
Wordpress.com Nedir

WordPress.com Kullanmanın Olumlu Özellikleri

  • Teknik bilgi gerekmez
  • Kolay kurulum
  • Premium özellikleri (ücretli) seçmezseniz, platformu ömür boyu ücretsiz kullanabilirsiniz
  • Barındırma masrafı yoktur
  • WordPress güncellemesi her zaman otomatik olarak yapılır
  • Yedek her zaman otomatiktir
  • Wordpress.com uzantılı olduğu sürece sınırsız veri tabanı boyutu

WordPress.com Kullanmanın Olumsuz Özellikleri

  • Tema seçiminde sınırlama
  • Javascript kullanımına ilişkin kısıtlama
  • FTP ile kısıtlı erişim
  • Yalnızca Premium sürümünde dosya yükleme
  • Blogunuzun WordPress.com 'da olduğunu vurgulayan alt bilgi linki: "WordPress.com'da blog oluşturun"
  • WordPress kaynak kodunda özelleştirme yapmak mümkün değildir. CSS kullanımında kısıtlama (yalnızca Premium sürümünde bazı özelleştirmeler vardır)
  • Kendi alan adınızı kullanmanız için aylık veya yıllık sürekli ödeme yapmak zorundasınız.
  • Aşırı ücretsiz kullanımdan dolayı geç yüklenen sayfalar,yavaş sunucu
  • Blogunuzdan para kazanmak istiyorsanız,reklam yerleşim yerlerinde kısıtlama

WordPress.org Nedir?


WordPress.org, kendi sunucunuza yüklemek veya barındırmak için platformun kaynak kodunun tamamını indirebileceğiniz WordPress sitesidir.Bu sürüm, geliştiricilerin web sitesini veya blog kullanıcılarının ihtiyaç duydukları her şeyi değiştirmelerine ve özelleştirmelerine olanak sağlar. Unutmayın ki WordPress.org dosyalarını indirmek ücretsiz, ancak barındırmak için bir sunucu(hosting) gerekiyor.
Wordpress.org Nedir


WordPress.org Kullanmanın Olumlu Özellikleri

  • Açık kaynak platform
  • Toplu özelleştirme
  • Yeni temalar yüklemenizi sağlar
  • Yeni eklentiler yüklemeye izin verir
  • Otomatik güncelleştirmeler
  • Arama motorları için optimizasyon (SEO)
  • Yönetimde tam kontrolü, her şeyi özelleştirmenize izin verir

WordPress.org Kullanmanın Olumsuz Özellikleri


  • Teknik bilgi gerektirir (ancak kullanımı kolaydır) 
  • Wordpress.org 'u barındıracak bir sunucuya ihtiyacınız var (Hosting)
  • Güvenliği artırmak için teknik bilgileri mutlaka bilmelisiniz
  • Otomatik yedekleme için eklentileri bilmelisiniz
  • Hosting sağlayıcınıza her ay/yıl ödeme yapmak zorundasınız
  • Alan adı(domain)almadan kullanılamaz.Her yıl domain ücretini ödemek zorundasınız

WordPress.org ve WordPress.com Hangisini Seçmeliyim?


İki seçenekten hangisini kullanmaya karar vermek için öncelikle neye ihtiyaç duyduğunuzu kendinize sormalısınız.Blog veya Web site içeriğinizi paylaşmak için basit bir blog oluşturmak istiyorsanız;
  • Fazla özelleştirme yapmanız gerekmiyorsa
  • Teknik bilgiye sahip değilseniz
  • İlk başladığınızda bloga yatırım yapmak istemiyorsanız
  • Ticari amaçla blog açmıyorsanız

WordPress.com sizin için en iyi çözüm olacaktır.


Profesyonel bir platform oluşturmak istiyorsanız;

  • Kurumsal Blog
  • Kurumsal web sitesi
  • Forum
  • E-ticaret
  • Sosyal ağ
  • Magazin Blogu

Başlıca sıraladığım platformlar dışında  aklınıza gelebilecek  birçok projeyi oluşturabilirsiniz.
WordPress.org iyi bir barındırma hizmeti ile sağlandığında sizin için iyi çözümdür. Platformu indirip  bir sunucuya yükleyerek, WordPress tarafından sunulan tüm özelliklere sahip olursunuz ve ihtiyaçlarınız için özel platformlar yaratmanın yanı sıra yeni eklentiler ve temalar yükleyebilirsiniz.WordPress.org platformu üzerinde tam yetki ve kontrol sizlerin elinde olmasından dolayı en iyi seçim olacaktır.

Sonuç: Wordpress.com'un ücretsiz sürümü Blogger'ın benzeridir.Blogger'da "blogadınız.blogpsot.com" olarak açılıyor Wordpress.com 'da ise "blogadınız.wordpress.com" olarak açılmış oluyor.Blogger,Wordpress.com, Wordpress.org her biri için özel alan adı (domain) kullanmanız mümkün.Wordpress.com,Wordpress.org ve Blogger kullanan biri olarak her biri kendi içinde olumlu/olumsuz özellikleri barındırıyor.Wordpress'de duyarlı tasarım kullanarak benzersiz ve profesyonel bir görünüm sağlayabilirsiniz.Yazdıklarım sayesinde kendinize uygun, en doğru seçimi yapacağınıza inanıyorum.Çoğunluğun memnun kaldığı bir platform sizi mutlu etmeyebilir.

Wordpress.com ve Wordpress.org kullanıcıları Sosyal Medya Kafe okurlarına hangisini önerirsiniz?🙇🙆


Seçiminiz her ne olursa olsun, keyifle yöneteceğiniz bir platform olması dileğiyle...
Sibel Ordueri

Devamını Oku »

22 Ekim 2018 Pazartesi

Tanıtım Yazısı Satın Almak Mantıklı mı?

22 Ekim 2018 Pazartesi
Öncelikle siz değerli Sosyal Medya Kafe okurlarını canı gönülden selamlıyorum.
Daha önce Sibel Hanımla misafir yazarlığımız olmuştu. (Umarım hanım dediğime kızmaz, çünkü bazı kadınların bu kelimeyi sevmediğini biliyorum.) Bu yüzden ikinci kez, tanıtım yazısı satın almak konusu üzerine kendilerine misafir yazar olmak istedim.
Tanıtım Yazısı Satın Almak
Hatta itiraf edeyim yazıya böyle başladım ama kabul eder mi, etmez mi onu bile bilmiyorum. Ancak bir şeyden eminim ki; o da şudur: Farklı bir blogda misafir olacağımız zaman, nedense kendimizi bir kalıba sokarak, kendimiz olmaktan uzaklaşıyoruz. Gerçekten bunu gözlemlediğim için söylemek istedim.
Bu yüzden psikolojik olarak kendi samimiyetimi ve üslubumu korumak adına şu anda okumakta olduğunuz bu yazıyı, kendi blogumun editör sayfasından yazıyorum. Giriş cümlelerinin aslında pek uzun olması beni çok rahatsız eder. Sizi de rahatsız ettiyse lafı fazla uzatmadan asıl konumuz olan tanıtım yazısı satın almak veya yayımlamak meselesine geri dönelim. Zira bu uçsuz bucaksız çalakalem yazının sonu gelmeyecek gibi hissetmeye başladım.

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki bu konu tamamen tanıtım yazısı satın almayı düşünenleri ilgilendiriyor. Eğer ilgi alanınız dışına giriyorsa, yazıyı şu anda terk etmeniz, ikimiz için de en hayırlısı. Bir kaç dakikalık değerli vaktinizi aldıysam da, şimdiye kadar ''hakkım helal olsun'' dedikleriniz arasına lütfen beni de ekleyin.

Tanıtım Yazısı Satın Almak Mantıklı Mı?

Aslında biraz şu anda var olan sistem üzerine değil de, daha çok neden tanıtım yazısı alma ihtiyacı olduğu üzerine kafa yoralım isterseniz. Mesela bugün  Blog Hocam gibi önde gelen bloglar, tanıtım yazıları yayımlıyor. Ancak anlamadığım nokta, yazar neden kendi tanıtımını kendisi değil de bir başkasının yapmasını istiyor? Sahip olduğunuz blogu, siz yeterince tanıtamıyorsanız başkasının sizden daha iyi tanıtmasını beklemek ne kadar doğru? Benim düşünceme göre bu tamamen yanlış bir yaklaşım. Hatta sizlere özellikle bu konuyla ilgili başımdan geçen bir olayı anlatayım. Bir gün tanımadığım birisi benimle iletişime geçerek (bu dediğim 2-3 yıl kadar önceydi bu arada) sitesinin tanıtımını yapmamı istedi. Önce olur, bakalım, hallederiz gibi bir yaklaşımım oldu ama elbette söz vermedim.

Çünkü tanıtım yazısı yazmam gereken site, bir horoz çiftliğiydi. Nitekim kendime şu soruları sordum: Ben horoz çiftliğini nasıl tanıtacağım? ''En güzel yumurtalar, en sağlıklı ve doğal ortamda yetişen tavuklar bizde'' gibi şeyler mi yazacağım? İşin açıkçası bilemedim. Her şeyden önce ben böyle bir yazıyı, para karşılığı yazmayı beceremedim. Eğer gerçekten daha önce bir horoz çiftliği gezmiş olsaydım, belki kendimce güzel bir tanıtım yazısı yazardım. Ancak tecrübem olmadığı için geri çevirmek zorunda kaldım. Tanıtım yazısı yayımlayan ve tanıtım yazısını bizzat kendisi yazan/yazabilen blogları bu işi yapabildikleri için gerçekten takdir etmek gerek. Marifet belki de yazabilmektedir. Ama şunu da açıkça belirteyim ki, daha önce bir tanıtım yazısı yayımlattım ve hiç memnun kalmadım. Çünkü yukarıda da dediğim gibi, beni tanıtan kişinin aslında hiç tanımadığını anladım. Bu yüzden de Google üzerinden geri bağlantıların hepsini reddettim.

Gerekirse kendin yaz!


Bu işin mottosu bence bu olmalı! Ha belki şunu diyebilirsiniz: O blogun okuyucuları, yine o blog yazarının yazım tarzına aşina olduğundan, tanıtım yazısını da yine o blogun sahibinin yazması daha iyi. Ancak bu hususta da size şöyle bir soru sormak istiyorum:
Sürekli okuduğunuz blog sahibinin, kendi ağzıyla yazmış olduğu bir tanıtım yazısını beğenmeniz gayet normal. Ancak bu demek değildir ki, tanıtımı yapılan blogun da yazılarını beğeneceksiniz. Çünkü siz başından beri o blogun sadık okuyucusu ve takipçisi oldunuz. Doğal olarak beklentileriniz de yine aynı üsluba yakın bir blog olacaktır. Peki beklentilerinizi bulamadığınız zaman ne olacak? Onu da ben söyleyeyim: Sadece bir kerelik tıklamanızın ardından bir daha o tanıtımı yapılan sayfaya girmeyeceksiniz. Bu durumda tanıtım yazısı satın alarak, reklamını yaptığını düşünen blog sahibi, aslında elindeki fırsatı lehine olacakken, aleyhine çevirmiş olacak. Bu yüzden yazının başında da dediğim gibi, eğer tanıtım yazısı satın almak gibi bir düşüncesiniz varsa kendiniz yazın. Çünkü olaya bu pencereden bakacak olursak, aslında yazınızı sizin ağzınızdan okuyan o yeni okuyucuya tam olarak ne ve kim olduğunuzu daha net bir şekilde göstermiş olursunuz.

Şimdiye kadar belki de hep yanlış yaptık!


İnsan olarak zaten yüzlerce hata ve yanlış içinde olduğumuzu düşünürsek, şu anda üzerine konuşmakta olduğumuz tanıtım yazısı satın almak meselesine de belki de hep tek bir pencereden baktık ve biz bu işte yanlış yaptık. Şöyle ki; bir blogdan tanıtım yazısı almak yerine o blogdan, herhangi bir yazısında yine yazmış olduğu kendi konusuyla alakalı bir bağlantı satın almak daha mantıklı değil mi? Mesela bir yemek tarifleri siteniz var. Ve siz Sosyal Medya Kafe'de tanıtım yazısı yayıklatmak istiyorsunuz. Ancak Sosyal Medya Kafe tanıtım yazısı yayımlamak yerine, size şöyle bir teklifte bulundu: Kendi yapmış olduğu bir yemeğin tarifini paylaştı ve yazının arasında/sonunda burası pek önemli değil, tarifimi şu siteden aldım oldukça faydalı ve güzel bir site diye paylaştı. Sizce bu durumda hangisi sizin için daha değerli olur? Sosyal Medya Kafe'den tanıtım yazısı almak mı? Yoksa kendi paylaşmış olduğu bir tarif içinde, tarifini şu siteden aldım diye sitenizin linkini paylaşması mı? Bana sorarsanız ikinciyi tercih ederim. Çünkü hem blog yazarının kendi yazısı, hem de yazmış olduğu konu ile alakalı. Öyle tahmin ediyorum ki, reklam veren için getirisi de daha fazla olacaktır. Hatta bir artısını daha sayacak olursak, blogun düzenli okuyucuları bunun bir reklam olduğunu bile anlamayacak. Yani okuyucuyu da tanıtım yazılarına boğmamış olacaksınız.

Son sözler:
Konuyla ilgili söyleyeceklerim bu kadar, eğer sonuna kadar okuduysanız ve bu yazı, tanıtım yazısı satın almak konusunda düşüncelerinizi biraz olsun değiştirdiyse veya sizi farklı açılardan düşünmeye teşvik ettiyse, yazdıklarımı kısmen faydalı olmuş sayabilirim. Ayrıca şunu da söylemeden edemeyeceğim: Yazımı gönderdikten sonra, eminim bir şeylerin eksikliğini hissedip tüh keşke şunu da ekleseydim diye içimden geçireceğim. Çünkü aynı şeyi defalarca yaşadığım için biliyorum. Bu yüzden o boşlukları da sizin kendi düşüncelerinizi katarak doldurmanızı rica ediyorum. Son olarak Sosyal Medya Kafe'de başta misafir yazarlık yaparak, diğer bloglara kapı araladığı için ve beni ikinci kez misafir olarak ağırladığı için teşekkür ederim.

Yazar hakkında: ciplakyazar.com sayfasının sahibi ve tek yazarıyım. Kendi kendime şurdan burdan bir şeyler karalayıp duruyorum.
Devamını Oku »

15 Ekim 2018 Pazartesi

21. YY Sorunu : Obezite

15 Ekim 2018 Pazartesi
Obezite Sorunu

OBEZİTE SORUNU

Dünyada obeziteyle verilen mücadelede maalesef olumlu sonuçlar alınamıyor. Altınbaş Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ayça Doğan Mollaoğlu “Böyle devam ederse 2025 yılında tüm dünyada her 5 kişiden 1’inin obez olması bekleniyor” sözleriyle durumun vahametini gözler önüne seriyor.

Obezite, vücutta sağlığı bozacak ölçüde aşırı ve anormal yağ birikmesidir. Obeziteyi ölçmede en yakın ve doğru sonuç gösteren ‘Beden Kitle İndeksi’ kullanılmaktadır. Bu ölçme, kilonun boya bölünmesiyle bulunur. Vücut ağırlığı ve boyunuzu hesapladığınızda çıkan sonuç 18,5-25 arasında ise bu sizin normal kiloda olduğunuzu gösterirken 30 ve yukarı sonucu ise obez olduğunuzu işaret etmektedir. Dünya Sağlık Örgütünün araştırmasına göre en çok obez nüfus %61 oranla Nauru' da bulunmakta. Bu korkunç bir yüzde, verilere göre ülkenin yarısından fazlası obeziteyle hayatına devam etmeye çalışıyor. Türkiye ise %32.1 ile bu sıralama da 17 sırada yer alıyor. Ülkemiz de kadın obezite oranı erkeklere göre daha fazladır.

OBEZİTENİN NEDENLERİ


Obezitenin birden fazla nedeni vardır. Dünya hızla değişirken bizde bu karmaşaya ayak uydurmaya çalışıyoruz. Gelişen teknolojiyle beraber hayatımızı kolaylaştıran bir çok cihaz bizlerle buluştu ve buluşmaya devam ediyor. Araba, asansör, telefon, uzaktan kumanda vb. gibi. Bununla beraber hareket alanımız kısıtlandı ve enerji harcamamaya başladık. Yeme alışkanlıklarımız değişti sağlıklı ve doğal ev yemeklerinin yerini, kısa sürede hazırlanan sağlıksız 'fast food'lar aldı. Bunun yanına bir de alkol ve sigara eklenince hızlıca kilo almamak için hiç bir neden ortada kalmıyor.
Çevre faktörü de obezitede büyük önem arz ediyor. Aile ve arkadaş çevresinde abur cubur, fast food gibi sağlıksız gıdalarla besleniyorsa bu da bireyi olumsuz yönde etkiliyor. Özelikle aile, günün yarısından çoğunu beraber geçirdiğiniz insanlar kötü beslenme alışkanlıklarına sahipseler sizin de pek şansınız olmuyor. Fiziksel nedenlerin yanında ruhsal ve psikolojik etkilerde obezitenin bir diğer nedenlerinden. Özellikle çocuklukta yaşanan travmalar, sevdiklerini kaybetme, aile içi huzursuzluk ve sorunlar kişiyi yemeğe yönlendirir. Hayatımızda stres olmazsa olmaz fakat bunla baş edemeyip çıkış kapısı yemekte görülür. Ve alınan kilolarla beraber insanın öz güveni azalır. Kaybedilen güven sorunuyla baş etmek için kişi yine yemeğe başvurur ve bu bir kısır döngü oluşturarak bireyin kendini sürekli yanlış bir şekilde tekrarlamasına neden olur.

OBEZİTENİN YARATTIĞI BAZI SAĞLIK SORUNLARI


Obezite beraberinde bazı hastalıkları da yanında getiriyor;
  • Tip 2 Diabetes Mellitus ( Şeker Hastalığı)
  • Hipertansiyon ( yüksek tansiyon)
  • Koroner arter hastalığı
  • Hiperlipidemi – Hipertrigliseridemi (Kan Yağlarının Yükselmesi)
  • Metabolik sendrom
  • Safra kesesi hastalıkları
  • Bazı kanser türleri (kadınlarda safra kesesi, endometriyum, yumurtalık ve meme kanserleri, erkeklerde ise kolon ve prostat kanserleri )
  • Osteoartrit
  • Felç
  • Uyku apnesi
  • Karaciğer yağlanması
  • Astım
  • Solunum zorluğu
  • Gebelik komplikasyonları
  • Menstruasyon düzensizlikleri
  • Aşırı kıllanma
  • Ameliyat risklerinin artması
  • Ruhsal sorunlar (Anoreksiya nevroza (yemek yememe) veya Blumia nevroza (kusarak yediği besinlerden yararlanmama), Binge eating (tıkınırcasına yeme), gece yeme sendromu gibi ortaya çıkabilir veya bir şeyi daha fazla yiyerek psikolojik doyum sağlamaya çalışma)
  • Toplumsal uyumsuzluklar
  • Özellikle sık aralıklarla ağırlık kaybetme ve kazanma sonucunda deri altı yağ dokusunun fazla olması nedeniyle deri enfeksiyonları, kasıklarda ve ayaklarda mantar enfeksiyonları
  • Kas-iskelet sistemi problemleri
  • İnsülin direnci – Hiperinsülinemi.

OBEZİTENİN TEDAVİSİ


Obeziteyle mücadele de uygulanan tedavilerin başında Diyet ve Egzersiz gelmektedir. Bunun yani sıra ilaç ve cerrahi tedavilerde uygulanır. İlk tercih edilen ve sağlıklı yöntem her zaman diyet ve egzersizlerdir. Hastanın hareketli olması ve yediklerine dikkat etmesinin yanında kişisel terapi veya grup terapileri kişiye destek olacaktır. Bu süreçte kilo vermek büyük bir başarı ancak asıl başarı iradeye sahip çıkıp verilen kiloların geri alınmamasıdır.

Yazar Hakkında:Suveyda.net blogunun iki yazarından biriyim. Blogumuz iki kardeşin iyi anlaşması ve ortak zevklerinin bir ürünüdür. Yabancı dizi önerileri, genel, gündem, kitap incelemeleri, film incelemeri gibi konularda yazıyoruz. Yazılarımız çoğu ‘’genel’’ kategorisinde çünkü farklı bir sürü konu hakkında yazı yazmayı seviyoruz sanırım.
Blogumuza Suveyda.Net' ten ulaşabilir, instagram : esuveyda hesabımızdan takip edebilirsiniz.:)

Konuk yazarımızın makalesini beğendiyseniz,aşağıdaki sosyal ağ butonları sayesinde paylaşabilirsiniz. 
💕⃕
Devamını Oku »

9 Ekim 2018 Salı

Google Plus Sosyal Ağı Kapanıyor!

9 Ekim 2018 Salı
Google Plus Kapanıyor

Google Plus Kapanıyor!

Google, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, yarım milyon kullanıcıya ait verilerin tespit edildiği bir güvenlik açığı nedeniyle Google Plus'u kapatacağını duyurdu.Google+ da 3 yıldır devam eden veri sızıntısı nedeniyle geçici olarak kapanıyor.Google+ sosyal ağını sona erdirme süreci önümüzdeki haftalarda başlayacak ve kullanıcılar için kesin olarak 2019 Ağustos ayında kapatılacağını açıkladı.

Yaklaşık 500 bin kullanıcının verilerini açığa çıkaran bir güvenlik ihlalinin ortaya çıkmasından sonra Dünya Devi resmi blogundan gerekli açıklamaları yapmak zorunda kaldı.

Google açıklamasına göre, geçen yıl Mart ayının başlarında tespit edildi ve çözüldü, ancak o sırada kullanıcı bilgilerinin kötüye kullanıldığına dair hiçbir belirti yoktu. Şu an bile, Google "bilgilerin zararlı bir şekilde kullanıldığına dair hiçbir kanıt bulunmuyor" diyor.

Başarısızlık sonucunda, kullanıcı bir uygulamaya bağlanmak için Google'ı kullanırken genel profilindeki verileri kabul ettiğinde, yalnızca herkese açık verileri değil, tüm kişilere de bilgi aktardı. Şirket, tam adları, e-posta adresleri, doğum tarihleri, cinsiyet, profil resimleri, insanların yaşadığı yerler, mesleği ve medeni durumu da dahil olmak üzere, 496.951 kişinin bilgilerini görüntülediğini tahmin ediyor. Ancak Google, söz konusu verilere yanlış erişildiğine dair hiçbir kanıt bulamadığını söylüyor.

Google, önümüzdeki 10 ay içinde aşamalı olarak gerçekleşmesi gereken Google+'yı kapatmanın yanı sıra, diğer uygulamalardaki giriş için bir dizi yeni özellik vaat etti. Bununla, kullanıcılar uygulamalara kendi hesaplarından bilgi erişimi sağlayacak, izinler üzerinde daha fazla kontrole sahip olacaklar.Dünya devi, gizlilik politikasını değiştireceğini ve üçüncü taraflarca Gmail verilerine erişimi sınırlayacağını duyurdu. Aynı şekilde sınırlı olan, Android cihazlarda SMS yoluyla izinler alabilen uygulamalar olacağını belirtti.
Google Plus Kapanıyor

Google'ın, Google Plus ile ilgili yeni uygulama başlıkları şöyle;

  • Tüketiciler için Google + 'yı kapatıyoruz.
  • Tek tek iletişim kutularında gösterilecek daha ayrıntılı Google Hesabı izinlerini kullanıma sunuyoruz.
  • İzin verilen kullanım türlerini sınırlandırıyoruz.
  • Uygulamaların Android cihazlarda Arama Günlüğü ve SMS izinlerini alma becerisini sınırlıyoruz ve artık Android Kişiler API'sı aracılığıyla iletişim etkileşimi verilerini kullanıma sunmuyoruz.

Blog Yazarlarına Etkisi:

Google Plus,blog yazarları ve web site sahipleri tarafından daha çok kullanılıyordu.Google Plus'un kapatılmasıyla birlikte profil paylaşımları, grup paylaşımları ve Google+ takipçilerimiz olmayacak.Dolayısıyla blog hitlerinde düşme olacaktır.Google+ yorum panelini kullanan arkadaşlarımızın yorum forumları ve yorumları da gidebilir.Blogger yorum paneline dönmeleri daha sağlıklı olur.Google son yıllarda Blogger izleyici takiplerini de Google+ hesaplarına çevirmişti.Bu durumda  Blogger izleyici sayısında büyük düşüş olması kaçınılmaz son.Google tekrar Blogger profillerine döndürür mü ? döndürmez mi ? bilemiyorum.Bu olaydan sonra bizleri düşüneceğini hiç sanmıyorum.😧

Google+ dışında bizleri takip edeceğiniz sosyal ağ hesaplarımız:

💬E-Posta Aboneliği: https://feedburner.google.com/fb/a/mailverify?uri=SosyalMedyaKafe&apos

💬Twitter:https://twitter.com/SosyalMedyaKafe

💬Facebook:https://www.facebook.com/sosyalmedyakafe

💬Pinterest:https://tr.pinterest.com/sosyalmedyakafe/

💬Linkendin:https://www.linkedin.com/in/sosyalmedyakafe/

💬İnstagram:https://www.instagram.com/sosyalmedyakafe/

Blog yazarları ve blog okumayı sevenler  Facebook grubumuza  davetlidir.Google Plus kapandığında yine bir arada olacağımız bir grup.

Tüm detayları Google'ın resmi blogundan okuyabilirsiniz. Tüketiciler için Google+'yı kapatıyoruz.

Google Plus'un kapanacağını arkadaşlarınızın da bilmesini isterseniz, aşağıdaki sosyal ağ butonları ile paylaşabilirsiniz. 
💕⃕

Yazar:Sibel Ordueri
Devamını Oku »

8 Ekim 2018 Pazartesi

Kalp Yetmezliği Nedir? Belirtileri,Sebepleri,Nedenleri

8 Ekim 2018 Pazartesi

Kalp Yetmezliği Nedir?


Kalp Yetmezliği Nedir
Kalp yetmezliği” terimi basitçe kalbin vücudun gereksinimini karşılamaya yetecek miktarda kanı pompalamadaki yetersizliği demektir.Hekim tarafından tedavi edilmesi gereken en önemli hastalıklardan biri kalp yetmezliğidir.Çünkü sağlık sektöründeki gelişmelere bağlı olarak gün geçtikçe yapılan erken müdahaleler sayesinde kalp yetmezliğine bağlı ölümlerde azalma gözlenmiştir. Kalp Yetmezliği, kalbin kanı pompalama yeteneğini azaltan herhangi bir durumda oluşabilir.

Kalp Yetmezliği Sebepleri Nedir?


Nedeni genellikle azalmış koroner(kalbi besleyen damarlar) kan akımı sonucu miyokardın(kalp kası) kasılma yeteneğinin azalmasıdır. Bununla birlikte, kalp yetmezliği doğumsal,yaşlanmaya bağlı dejenerasyon,romatizmal gibi birçok sebebe bağlı kalp kapaklarının harabiyeti, kalp çevresinde dış basınç, B vitamini eksikliği, aşırı radyasyon tedavisi,ilerlemiş hipertiroidi, primer kalp kası hastalığı veya kalbin pompalama etkinliğini azaltan herhangi diğer bir anormallik sonucu da oluşabilir.

Kalp Yetmezliği Belirtileri ve Nedenleri?


Kalp Yetmezliğinde meydana gelen belirtiler her bireyin kendi özellik ve durumuna göre değişim gösterebilse de çoğunlukla aynı tip belirtiler gözlenir.Bu durumlar da erken teşhis için önem teşkil etmektedir.Çünkü çoğu durumda hastalık sessiz bir şekilde de ilerleyebilmektedir.

Nefes Darlığı


Nefes darlığı belki de kalp yetmezliğinin en büyük belirtilerinden biridir.Kişi başta merdiven çıkma,hızlı yürüme gibi kısmi ağır egzersizlerde nefes darlığını hisseder.Kalp yetmezliğinin ilerleyen aşamalarında ise hasta artık normal düzeydeki egzersizler de bile nefes darlığı şikayetini dile getirir.Örneğin evdeki normal rutin işleri yaparken veya normal tempoda yürüme sırasında nefes alamadığını ve nefesin kendine yetmediğini söyler.Kalp yetmezliğinin tedavi edilmediği,kronik döneme kaydığı çok ileri aşamalarda ise artık kişide gece uyurken bile nefes darlığı gözlenir.Nefes darlığı ile uyanma,uykuda buna bağlı sürekli pozisyon değiştirerek rahatlamaya çalışma,pencereyi açıp derin bir nefes alma isteği gibi durumlar ortaya çıkar.

Kalp yetmezliğine bağlı gerçekleşen nefes darlığının ana sebebi "pulmoner ödem" dir.Pulmoner ödemin meydana gelme mekanizması şu şekildedir:


  • Zaten zayıf olan kalbin sol ventrikülünde(kanı vücuda pompalayan ana odacık) geçici yük artışı kısır döngüyü başlatır. Sol kalbin sınırlı pompalama kapasitesi nedeniyle kan akciğerlerde göllenmeye başlar.
  •  Akciğerlerdeki kanın artışı pulmoner kapiller basıncı yükseltir ve küçük miktarda sıvı akciğer dokularına ve alveollere sızmaya başlar.
  •  Normalde akciğerlere gelen kan oksijenden zenginleştirilip kalbe yollanır.Ama akciğerlerdeki artmış sıvı kanın oksijenlenme derecesini azaltır.Bu da kişiye oksijen eksikliğini karşılamak için daha fazla nefes almak ve nefes darlığı olarak geri döner.
  •  Kanda oksijen azalması kalbi de besleyemeyeceğinden kalbi daha fazla zayıflatır ve vücudun her tarafındaki arteriyolleri(küçük damarlar) de zayıflatarak periferde vazodilatasyona(damar gevşemesi) yol açar.
  •  Periferde vazodilatasyon perifer dolaşımdan kanın venöz dönüşünü daha da fazla artırır.
  • Vücuttan tekrar kalbe ve akciğerlere gelen kan venöz dönüşün artmasıyla daha da artar.Böylece akciğerlerdeki ödemde gittikçe artar.Böylece aslında müdahale edilmediğinde ölüme kadar ilerleyen pulmoner ödem tablosu görülür.

Çabuk Yorulma


Kalbin pompalamadaki yetersizliğine bağlı olarak kaslara ulaşan kan miktarı ve pulmoner ödemden kaynaklı ulaşan kanın da yeterli oksijene sahip olmaması durumlarından dolayı kişinin iskelet kasları yeterli beslenemez.Bundan dolayı hastalığın derecesine göre ağır veya çok hafif egzersizlerde çabuk yorulma şikayeti ortaya çıkar.Ayrıca kan böbrekleri de besleyemeyecektir.Bundan dolayı böbrekler de görevini yeteri kadar yerine getiremez ve kanı yeterli şekilde süzemez.Böylelikle kan kalitesi azalmış olur.Yani böbreklerin de çabuk yorulma üstünde kısmi etkisi vardır.

Çarpıntı ve Kalbin Güçlü Atması


Normal bir bireyde kalp hızı 60-100 atım/dakika hızında olmalıdır.Kalp yetmezliği olan hastalarda ise zaman zaman 100 atımı geçen kalp hızları yani çarpıntı gözükmektedir. Miyokard infarktüsü(kalp krizi) geçirmiş bir bireyde kalp hasar görür.Dolayısıyla kişi kalp yetmezliğine doğru gidebilir.Bu durumda vücutta önemli derecede kalp debisi azalır.Dolayısıyla organlara yeterli kan ulaşamaz.Bu durumda vücut telafi mekanizması olarak kalp debisini arttırmaya çalışır.Bunu da kalp hızını ve kalp pompalama gücünü arttırarak gerçekleştirir.Kalp debisi tehlikeli şekilde düştüğü zaman dolaşım reflekslerinin birçoğu hızlıca aktive olur. Bunların en iyi bilineni arter basıncının azalmasıyla aktifleşen baroreseptör refleksidir. Kemoreseptör refleks, merkezi sinir sisteminin iskemik cevabı ve hatta hasara uğramış kalpten kaynaklanan refleksler de sempatik sinir sisteminin aktivasyonuna olasılıkla katkıda bulunur. Böylece, sempatikler birkaç saniye içinde güçlü bir şekilde uyarılırken, aynı anda kalbe giden parasempatik sinir sinyalleri resizıtkal şekilde inhibe olur.Sempatik sinir sisteminin uyarısı ve parasempatik sistemin baskılanması sinir sistemi üzerinden kalp hızını ve gücünü arttırır.Bu çarpıntı eğer aşırı artarsa ve fibrilasyona(kalbin aşırı hızlanmasından dolayı titremesi) doğru giderse acil müdahale gerektirir.

El,ayak Gibi Yerlerde ve Vücutta Ödem


Akut kalp yetmezliği perifer ödemine neden olmaz.Sol ya da sağ kalp yetmezliği perifer ödemi oluşumuna yol açmada çok yavaştır. Daha önce normal olan bir kalbin pompa etkinliği akut olarak yetersiz hale geldiğinde aort basıncı düşer ve sağ atriyum basıncı yükselir. Kalp debisi sıfıra yaklaşırken bu iki basınç yaklaşık 13 mm Hg’lık bir denge değerinde birbirine yaklaşır. Kapiller basınç da 17 mm Hg’lık normal değerinden 13 mm Hg’lık yeni denge basıncına düşer. Böylece, şiddetli akut kalp yetmezliği periferik kapiller basıncında yükselmeden ziyade çoğu kez bir düşmeye neden olur. O nedenle, insanlardaki deneyimlerin yanısıra, hayvan deneyleri de akut kalp yetmezliğinin hızlı perifer ödemi gelişimine hemen hiç neden olmadığını göstermektedir.
Tam kalp yetmezliğinden veya sağ kalp yetmezliğinden 1 gün kadar sonra ise periferde ödem oluşmaya başlar. Bunun başlıca nedeni, böbrekler tarafından sıvı tutulmasıdır.Damar içinde artan sıvı miktarı damar içi basıncı arttırır.Böylece bu sıvı doku arasına sızmaya başlar ve ödem meydana gelir.Bu ödem bazen o kadar fazla olmaktadır ki kişiye kilo alımı olarak bile yansıyabilmektedir.
Böbreklerin kanlanmasının bozulmasından ve diğer sebeplerden kaynaklı glomerüler filtrasyon hızında azalma,renin-anjiyotensin sisteminin aktivasyonu,su ve tuzun böbrek tübüllerinde artmış geri emilimi,artmış aldosteron salgılanması gibi durumlar kalp yetmezliğinde idrar oluşumunun azalmasının sebeplerindendir.

Baş dönmesi,Baygınlık,Sersemlik


Kalp yetmezliğinde bozulan pompalanma gücünden dolayı beyine giden kan miktarı da azalır.Yani aslında hipotansiyon durumu görülür.Baygınlık,sersemlik gibi durumların sebebi budur.Örneğin aniden ayağa kalkma durumunda beyine giden kan miktarı biraz daha azalır ve göz kararması gözükebilir.İdrar söktürücü ve kalp yetmezliğinde kullanılan bazı ilaçlar da tansiyonu düşürüp bu şikayetlere sebep olabilmektedir.
Kalp Yetmezliğinde Kullanılan Bazı Farmakolojik İlaçlar


  • Anjiyotensin Dönüştürücü Enzim İnhibitörleri
  • Beta Blokerler
  • Aldesteron Antagonistleri
  • Digoksin
  • Diüretikler
  • Statinler


Kalp Yetmezliği Hastalarının Dikkat Etmesi Gerekenler



  • Kilo alımı ve kilo kaybı takip edilmeli ve kontrol altına alınmalıdır.
  • Sıvı alınımı kontrol altına alınmalıdır.Kalp yetmezliği olan bireylerde günde 1.5-2 L'den fazla su içme önerilmemektedir.
  • Yağ ve kolestrol alınımı azaltılmalıdır.Aşırı kolestrol zaten tam işlev göremeyen kalpte varolan koroner damarları da tıkayıp durumu ağırlaştırabilir.
  • Düzenli bir şekilde kalbi yormayacak şekilde ve doktor kontrolünde egzersiz yapılmalıdır.
  • Tuz tüketimi kısıtlanmalıdır.Aşırı alınan tuz vücutta su tutumuna sebep olacaktır.Bu da vücutta ödeme sebep olur ve kalp yetmezliği tablosunu daha kötü bir duruma sürükler.
  • Sigaranın bırakılması önerilmektedir.
  • Doktor kontrolünde ilaç tedavisine başlanmalıdır.

Kalp Yedeği

Kalp debisinin normalin üzerinde yükselebileceği maksimum yüzde oranı kalp yedeği olarak adlandırılır. Sağlıklı genç erişkinde kalp yedeği yüzde 300-400’dür. Atletik olarak antrenmanlı kişilerde yüzde 500-600 veya daha fazladır. Ancak, kalp yetmezliğinde kalp yedeği yoktur. Normal yedeğe bir örnek olarak, şiddetli egzersiz sırasında sağlıklı genç bir erişkinde kalp debisi normalin yaklaşık 5 katma yükselebilmektedir. Bu normalin üzerinde yüzde 400’lük bir artıştır-yani kalp yedeği yüzde 400’dür.

Kalbin yeterli kan pompalamasını önleyen her faktör kalp yedeğini azaltacaktır. Bu, iskemik kalp hastalığı, primer miyokard hastalığı, kalp kasını etkileyen vitamin eksikliği, miyokardın fiziksel hasarı, kalp kapağı hastalığı ve pek çok diğer faktörden kaynaklanabilir.

Kalp yedekleri düşük olan kişiler dinlenim durumunda kaldıkları sürece genellikle kalp hastalığının ana semptomlarını hissetmezler. Bununla birlikte, genellikle kişiye bir koşu bandında veya merdiven testi ile önemli derecede kalp debisinde artış gerektiren egzersiz yaptırılarak kalp yedeği düşüklüğü tanısı kolaylıkla konulabilir.

Yazar Hakkında:İnsan vücudundaki mucizevi ve merak edilen olayları,sağlık konusunda faydalı bilgileri,tıp fakültesinde okuyan,kazanmak isteyen ve sağlık sektöründekiler için işe yarar bilgileri Fizyolojik Tıbbi Bilgiler blogumda bulabilirsiniz.
Devamını Oku »
"Sosyal Medya Kafe'de kullanılan ekran görüntüleri,fotoğraflar ve yazılar Sosyal Medya Kafe'ye aittir.Yazıların ve fotoğrafların yayın hakkı sadece www.sosyalmedyakafe.com'a aittir.İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden bir başka blogda veya web sitesinde yayınlanması,tariflerin veya yazıların ekran görüntüsü alınarak sosyal ağlarda paylaşılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası`na aykırıdır. Aksi taktirde 5846 Sayılı Fikir ve Sanat serleri Yasası gereği suç duyurusunda bulunulacaktır. Yasal yükümlülüğü vardır."
Sosyal Medya Kafe Copyright © 2014 Tüm Hakları Saklıdır...