12 Aralık 2017 Salı

Yağmurdan Kalanlar

Tarih12 Aralık 2017 Salı
Yağmurdan Kalanlar
Her insanın kendisini mutlu ettiği şeyler vardır kimi insanı bir koku, bir resim, bir söz ,bir eşya, mutlu eder. Veee bazılarımızı yağmurdan kalanlar etkiler. Yağmur öyle bir huzur ki izlemeye doyamıyor insan. Sesinde bile bir huzur var. Yağmur yağdığında hemen yağmur maduna geçiyorum acaba benim gibilerde var mı ? merak ediyorum.😊

Sıcacık kahvemi alıyorum hemen , yanıma birde en sevdiğim kitabımı.Yumuşacık battaniyenin içinde köşe koltuğumun üstüne oturuyorum perdemi sonuna kadar açıyorum. Biraz klişe birazda romansı oldu ama gerçekten yağmur dedin mi ilk aklıma bunlar geliyor. Hani kitabı nerde okumayı seversin? Diye bir soru sorsalar bana hemen yağmurun sesiyle okumayı çok severim derdim. Yağmur hafiften yavaşlayınca pıt pıt sesler gelmeye başlayınca pencere açılır evin içine ruhunu ferahlatan bir koku yayılır.

Bu koku ne ola? Tabiki de toprak kokusu dışarı çıkıp toprağı yiyesi geliyor insanın kendini tutman çok zor. İlk yağmurdan kalan şey toprak kokusudur. İkinci geriye kalan ise havanın saf ve berrak oluşu. Havanın kırık soğukluğu insanı hep pozitif etkiliyor. Güneşli havayı çoğu insan daha çok sever ama tam tersi ben kapalı havayı öğleden başlayıp yavaş yavaş kararan havayı daha çok seviyorum. Bazı tanıdığım insanlar anlatırdı çok daraldıklarını nefesleri kesilirmiş o denli sevmezlermiş kapalı havayı nasıl olur bilmiyorum benim içimi ferahlatıyor ruhum temizleniyor. Yağmur yağdıktan sonra yapmak istediklerim arasında orman yürüyüşü var.

Toprak Kokusu

Yağmurdan geriye kalanlar arasında orman yürüyüşü de mevcut. Kendini miss gibi kokan ağaçların yaprakların arasına atıp organik huzuru bulacaksın. Ne güzel olurdu. Bir de apartmanların arasından sıyrılıp müstakil evlerde yaşayan insanlar daha bir şanslı geliyor bana yağmur yağdığında bahçenin kamelyasında ailece semaver çayını içmek oh be bugün yağmura dair içimde ne varsa döktüm sizlere. İnsan sevdikleri şeyleri anlatmaya doyamıyormuş bende öyle oldum galiba yazdıkca yazasım geldi bir anda.Burada noktayı koyayım yoksa bir satır aşağı daha derken devam edecek.
Hoşcakalın.🙋
Okumuş olduğunuz kişisel blog yazısı, sosyalmedyakafe.com için Girift Blogun yazarı tarafından hazırlanmıştır.
Devamını Oku »

7 Aralık 2017 Perşembe

Blog Yazarları Çalıştayı -Gelecek Vadeden Bloglar Tartışması

Tarih7 Aralık 2017 Perşembe
Blog Çalıştayı Gelecek Vadeden Bloglar
Merhaba Sosyal Medya Kafe Okurları,
Blog Yazarları Çalıştayı ve Gelecek Vadeden Bloglar  hakkında son günlerde açılan tartışmalara Sosyal Medya Kafe yazarı Sibel Ordueri olarak ben de kendi düşüncelerimi yazmak için buradayım.

Öncelikle  bilmenizi isterim ki  Evren Bey ve ekibine Sosyal Medya Kafe'yi de değerlendirmeleri için göndermiştim.Onlara göre Gelecek Vadetmeyen bloglar arasındayız.Bu oluşum da yer alamamak beni zerre kadar üzmedi.Ama seçilen blog yazarı arkadaşlarım adına sevindim.Onlar için ciddi bir motivasyon olduğunu düşünüyorum.Konuyu objektif olarak olumlu ve olumsuz yönleriyle  değerlendirmeye çalışacağım.

Evren Bey'in blog yazarları ile yaptığı Youtube sohbetlerini beğenerek izledim.Blog yazarlarına önem ve değer veren birini görmek mutluluk vericiydi benim için.Ayrıca Youtube sohbetleri sayesinde bir çok yeni blog yazarı tanıma şansım oldu.Zaman dediğimiz kavram her birimiz için çok değerli.İnsanlar değer verdiği bir işe ,canlıya,hobisine,projesine v.b zaman ayırır.Evren Bey'in iyi niyetle başlattığı bir proje olarak görüyorum.Lakin bu oluşumda benim de gözüme çarpan bazı eksiklikler mevcut.

1.Gelecek Vadeden Bloglar

Belli bir jüri seçilerek ekip kurulmuş.Sanıyorum bunu tecrübeli blog yazarları arasından gönüllü olan ,blog yazarlığına ve bloglara önem veren kişiler olarak seçilmiş.Buna zaman ayırmak da herkesin harcı değil.İçlerinde en eski tanıdığım Kelimeler Benim yazarı Sezer Bey (O beni hatırlamayabilir) Google forumda çok yazıştığımız bir dönemde orada yazışmalarımız ve blogunu takip ettiğim kadar tanıyorum.Evren Bey de dahil olmak üzere diğer jüri de olan blog yazarı arkadaşlarımızı bu oluşum  sayesinde isimlerini duydum ki ben de 10 yıldır blog dünyasında olan biriyim.

Gelecek Vadeden Bloglar için 6 ay ile 2 yıl arasındaki tüm bloglar ve son 6 aydır güncel olan bloglar başvuru yapabiliyor.Bu kıstasa göre 2 yaşımızı doldurduğumuz için direkt uymuyoruz zaten😉Demekki bu proje yeni başlayan blogları motive etmek amacıyla uygulamaya koyulmuş.Yeni blog yazarı arkadaşlarımıza tepeden bakmanın aksine elinden tutma amacı var.

Şimdi birileri jüri oluşturmuş ve bir form aracılığıyla isteyen blog yazarları buraya bloglarını gönderiyor.Kimse tepeden inip ben seni " Gelecek Vaat Eden Blog" seçtim, gibi bir durum söz konusu değil diye düşünüyorum.Ben değerlendirme ekibine kendi isteğimle blog adresimi gönderiyor isem bu jüri de katılan bloglar içerisinden kendilerine göre bir blog seçimi yapıyorlar.Seçilmemiş olmam beni üzmez, kafama bile takmam.Bu projeye blogumu gönderme amacım başlatılan proje de bir blog yazarı olarak ben de buralardayım demektir.Bu projeye ister katılırız ister katılmayız.Kararı verme yetkisi bizde.Kimse zorla bize bu projeye dahil ol demiyor.Blogunu gönderen razı,blog seçimini yapan jüri razı durumu.

Son tartışmalar da okuduğum moda,kozmetik bloglarının yer almayacağı ,blog yazarı olarak görülmediği v.b söylemler.Burada bir yanlış anlaşılma var. Evren Bey'in yazısından direkt alıntı yaptığım açıklaması şöyle;

"Gelecek Vadeden Bloglar (GVEB) Listesine Girme Şartları
  • Jüri tarafından keşfedilen veya form üzerinden başvuruda bulunan yaşı 6 ay ile 2 yıl arasındaki bütün bloglar değerlendirmeye alınmaktadır. 
  • Değerlendirilecek bloğun son 6 aydır güncel olması gerekmektedir. 
  • Moda, yemek, seyahat, teknoloji gibi her kategoriden "kişisel blog, çok yazarlı blog ya da kurumsal blog ayrımı yapılmadan" yukarıdaki özellikleri taşıyan bütün bloglar jüri tarafından değerlendirilmektedir."
Yukarıdaki açıklamaya göre tüm bloglar bu projeye katılabiliyor.

Burada bana göre keşke " Gelecek Vadeden Bloglar " için jüri seçimleri yerine katılan herkes için bir anket oluşturulsaydı,farklı bir blog üzerinde dursaydı ve herkes oyunu kullanıp  gelecek vaat eden blogu seçebilseydi.Tabii bu benim düşüncem.Evren Bey kendi düşüncesiyle jüri seçimine daha uygun bulmuş.Farklı bir proje ve orijinal bir fikir olduğu için saygı duymak gerekir diye düşünüyorum.En önemlisi de ortaya konulan bir emek var.Bunu görmezden gelmemek gerekir.

Güzel başlanmış bir proje olarak görüyorum.Zamanla şeffaf bir ortama taşınmasından yanayım.Gizli kapılar arkasında seçimlerin yapılması ve belli sayıda oluşturulmuş jüri ile mutlaka arkadaş,yakınlık v.s durumlarına göre blog seçimleri illa ki olmuştur/olacaktır. Sonuç olarak Evren Bey blog yazarlığına ve bloglara değer vermemiş olsaydı bu tip bir projeye zaman ayırmazdı.

Burada kendini Kral ilan etme gibi bir durum  görmüyorum.

Evren Bey  eğer hiç bu projeden bahsetmeden direkt gelseydi bir bloga gel ben seni "Gelecek Vaat Eden Blog " seçtim deseydi o zaman derdim ki sen kimsin ? Herkesin kendisinin başvurduğu bir proje  kralcılık değil ,blog yazarları ve bloglar  için başlatılmış bir oluşumdur.Katılıp katılmamak tamamen karşı tarafın kararına kalmış.

"Gelecek Vaad Eden Blog "olarak seçilmemiş olmak da blog yazarlığının sonu değil.Bir başkası da  farklı bir proje ile blog seçimi yapabilir,katılmak veya katılmamak bizim kararımız.Hiç kimse bir başkasının ne yazdığına,ne başlattığı projeye ,ne de başlatılan projeye katılmasına karışabilir.
Biraz daha saygı,sorgulama,hoşgörü lütfen.

Bu olayla ilgili bazı başlatılan proje ve etkinliklerle örnekler vermek istiyorum.

*Eski blog yazarları hatırlarlar daha önce "Hürriyet- Boomads Ödülleri " adı altında başvuran bloglar arasından jüri tarafından blog seçimleri yapılıyordu ve ihtişamlı bir gece ile ödülleri veriliyordu.Evren Bey'in de yapmaya çalıştığı benzer bir durum.

*Bir ara da haftanın blogları seçiliyordu bloglar arasında, herkes blogunda bir blog seçip  paylaşıyordu.Bu da  ona benziyor aslında.Birden çok kişi tarafından seçilmiş haftanın blogu etkinliğinin isim değiştirmiş hali 😉Birileri bizi haftanın blogu seçmedi diye blog yazarlığına mı küstük ? yoksa yazmaya devam edip yolumuza mı baktık 😉 O yüzden hep böyle farklı oluşumlar çıkacaktır bu demek değildir ki bazıları elit blog yazarı da bazıları alt tabaka blog yazarı 😉

Bir de şöyle bir düşünce var ki bu da dolaylı olarak Evren Bey'in projesine benziyor;

Bazı blog yazarı arkadaşlarımız "En Popüler Bloglar " veya "En Başarılı Bloglar" başlığıyla kendilerine göre  blog seçimleri yaparak bloglarında listeliyor.O listelerde olmamış olmamız bizim popüler ya da başarılı olmadığımız anlamına mı geliyor? Elbette ki bunlar asla otorite olamaz.Ama şunu da unutmayın bir blog yazarı istediğini yazar, istediği blog seçimini kendince yapabilir,istediği projeye katılır..Bu konuda herhangi bir alınma veya üstten bakma gibi algılanmamalı.Dikkat edilmesi gereken nokta Evren Bey'in projesine herkes kendi isteğiyle blogunu gönderiyor!

Gelecek vadeden bloglar seçimlerini fazla kafanıza takmamanızı öneriyorum.Asıl önemli olanın bizim  blog okunma oranlarımız ve okuyucularımızın bizimle ,yorumları veya iletişim yoluyla ne kadar aktif durumda olmasıdır.Eğer kendimiz okunma oranından ve etkileşimden memnunsak zaten iyi yerdeyiz demektir.Bugüne kadar kimseyi kendime rakip görmedim.Her zaman kendi kendimin rakibi oldum.Bu şekilde daha sorgulayıcı ve gelişimci bir ruhla hareket ederek ,daha iyi yol aldığımı düşünüyorum...

2.Blog Yazarları Çalıştayı


Blog çalıştayı tüm blogları kapsıyor mu ? kapsamıyor mu ? gelin benim düşüncelerimle birlikte bakalım ;
Sanıyorum blog çalıştayı son 4 yıldır yapılıyor.Benim haberim bu yıl oldu.😊 (4 yıldır buralardaydım oysa ki )
Evren Bey'i takibe aldıktan sonra blog çalıştayı ile ilgili tüm paylaşımlarını gördüm yeri geldi beğendim ve destek amaçlı paylaştım.Evren Bey elinden geldiği kadar Blog Çalıştayı toplantısını tüm sosyal ağlarında paylaştı ve tüm blog yazarlarının gelebileceğini yazdı.O elinden geleni yaptı.Toplantının İstanbul'da oluşu herkesin kendine göre ulaşım şartları ve çalışma iş hayatı v.b sebeplerle katılması beklenemezdi.Vakti olan ve uygun olan kişiler bu toplantıya seyirci veya dinleyici olarak katıldı.O toplantıda blog ve blog yazarlığı üzerine konuşmalar geçekleşmiş, katılmayı isterdim.

Bu toplantı da herkesin olmaması Evren Bey'in suçu mu?  İstanbul'da olan bir toplantı için tüm blogları kapsaması beklenebilir mi? Daha çok blog yazarına ulaşmaması yine Evren Bey'in suçu mu?

Kafalarda oluşan sorulara kendi cevaplarım;

Bu toplantı da herkesin olmaması Evren Bey'in suçu mu?
Hayır.Evren Bey tüm sosyal ağlarında ve blogunda herkese açık şekilde bunu duyurmuş ,katılmak isteyen toplantıya katılmış, katılmak istemeyen katılmamış.

İstanbul'da olan bir toplantı için tüm blogları kapsaması beklenebilir mi?
Bu beklenti içine girmek de son derece yanlış olur bence.Türkiye'nin çeşitli şehirlerinden yazıyoruz her birimiz.Mesafe  ve iş temposu nedeniyle tüm blogların katılması zaten imkansız bir şey.Ama isterim ki şehir şehir dolaşılıp belirlenen üniversiteler de bu toplantıların çoğalması.Bursa'da yapılacak bir toplantıya seve seve katılırım.

Daha çok blog yazarına ulaşmaması yine Evren Bey'in suçu mu?
Buna da cevabım elbette ki hayır.Evren Bey bu paylaşımları herkese açık şekilde hem blogundan hem de sosyal ağlarından  yapmış ama maalesef  bizler blog yazarları olarak destek olup ,kendi çevremizle paylaşıp elimizden geldiğince yayımlamamışsak bu noktada biraz da iğneyi kendimize batırmak gerekir.😉Biraz empati,sorgulama ve hoşgörü diyorum.

Bu sorulara sizlerde aşağıda yorum bölümünde kendi düşüncelerinizle cevap verebilirsiniz.

Herkesi kapsaması gibi bir durum söz konusu olamaz.Türkiye'de kaç tane aktif blog yazarı var bu sayı asla net ifade edilemez.Tüm aktif blog yazarlarını bir araya getirmek de öyle sanıldığı kadar kolay bir iş değil maalesef.Yine kendi düşünceme göre imkansız!

Blog çalıştayı projesiyle,  blog ve blog yazarlığının üniversite ortamına taşınması bizler adına güzel bir farkındalık bence.Üniversite salonlarının belli tarihte ayarlanması ve bu toplantı için zaman ayrılması ,emek verilmesi  saygı duyulması gereken adımlar diye düşünüyorum.

3.Yazım yanlışları ve bloglar arası tartışma


Evren Bey'in bu kadar yazım yanlışlarına takıntılı olduğunu bu tartışmalar sayesinde öğrenmiş oldum.Yurdagül Hanım'ı da Evren Bey'i de eşit uzaklıkta blogları ve yorumları kadar tanıyorum.Birebir her ikisiyle de iletişim halinde olmadım.

Evren Bey'in blogu üzerinden Yurdagül Hanım'a verdiği cevapta yazım yanlışını düzeltmesi bence hoş bir durum olmamış.Evet yazım yanlışı konusunda haklı ama Yurdagül hanım bir şeylerden rahatsız olmuş ve bunları ifade etmek için Evren Bey'in bloguna yorum yapmış.

Burada blog yazarlarına ve bloglara önem veren biri olarak böyle rahatsızlığını ifade eden bir yoruma yazım yanlışını eklememeliydi. "Ateşe körükle gitmek"  atasözümüzde olduğu gibi bir durum oluşmuş.Evren Bey'den beklediğim daha yapıcı ve karşı tarafı anlamaya çalışması daha doğru bir tutum olurdu.Olay bu kadar ateşlenmez ve bloglar arasında bu gerginlik yaşanmazdı.

Her birimiz belli olgunlukta insanlarız olumlu-olumsuz düşüncelerimizi yorumlarımızda veya yazılarımızda özgürce yazabilmeliyiz.Saygı çerçevesini aşmadan birbirimizi eleştirmeliyiz ki bir adım daha ileri gidebilelim.

Bu yorumların ardından hemcinsime gelen saldırı mailleri de oldukça üzücü.Hiç bir bayan arkadaşıma böyle mailler gelmesini istemem.Bizler blog yazarıyız her hangi bir takım tutmuyoruz veya siyasi görüş taraftarı değiliz ve olmamalıyız.Birilerini desteklemiş olmanız ona karşı olan bir düşünceyi taşlamanız anlamına gelmemeli.Bloglar arası yaşanan böyle gerginler beni üzüyor.Umarım en kısa zamanda özürler dilenir ve konu tatlıya bağlanır.Evren Bey'de Yurdagül  Hanım'da belli olgunluğa ulaşmış insanlar.Hatta bazı durumlarda yazışmak yerine telefonla iletişim kurulmasından yanayım.

Yazım yanlışlarımızda bir birimizi uyarabiliriz ama bu demek değildir ki yazım yanlışı yapan bir blog yazarı kötü blog yazarıdır.Önemli olan yazının orijinalliği ve anlatmak istediğidir.Elimizden geldiğince yazım yanlışlarına,noktalama işaretlerine uymaya çalışsak da telefon veya pc klavyesinde bazen yanlış basabiliyoruz.

En yakın zaman da benim de öğrendiğim "yayınlamak" yerine "yayımlamak" olarak yazılacağını Blog Hocam'a yazdığım Blogger Limitleri başlıklı misafir yazımda fark ettim. Uzun zamandır yanlış kullanıyormuşum. Yazımın içinde doğru kullanmama rağmen Serdar Bey'e teşekkür yorumumda yine "yayınladığınız " olarak yazmışım.Demek ki bazı alıştığımız yazım şekilleri zamanla yerine oturacak ve birden değiştirmek mümkün değil.😁 Yine bu konuda öğrendiğim ve kendi kendime fark ettiğim yazım hatam "Serdar bey"  de kullandığım Bey kelimesini  küçük harfle yazmış olmam.Bunu da Serdar Bey'in yorumuma cevap vermesiyle fark ettim.Özel isimlerin yanında kullanılan Bey/Hanım  her zaman büyük harfle başlıyormuş.😜 38 yaşımda yani dün öğrendim😀

Yine "Fotoğraf" yerine "Resim" olan yazım yanlışı  😆
Bu hatayı bile isteye kendim de yapıyorum.Fotoğraf ve resim arasındaki farkı biliyorum .Bir çok kişide kısaca fotoğrafın bir "çekim" resminde bir "çizim" olduğunu elbette biliyordur.Ama bizler her şeyin kolayına kaçmayı seven insanlarız.Fotoğraf ,yazması ve söylenmesi açısından resimden daha uzun olduğu ve resim daha kolay olduğu için Türk halkı olarak genel olarak bu şekilde kullanıyoruz.

Bir başka kullanım amacım da bunun en yaygın şekilde kullanılmasına örnek ;
Blogger anlatımları yapıyorum biliyorsunuz.Çok az kişi Google amcaya "fotoğraflı anlatım" diye yazar "resimli anlatım" çok büyük çoğunluğu oluşturur. O yüzden hitap ettiğim çevreye göre hem resim olarak hemde fotoğraf olarak yazılarımda geçiriyorum.
Örnek şu yazım ;
Paint Programında Resim Üzerine Saydam  Resim Ekleme

Bugün her iki şekilde bu yazıyı yazmamış olsaydım.Sosyal Medya Kafe'nin en çok okunan yazısı olamazdı.Bu yazı başlığını doğrusuyla değiştirdiğimde" Paint Programında Fotoğraf üzerine Saydam Fotoğraf Ekleme" sizce bunu kaç kişi Google'da aratırdı ?🙇 Bazen,bazı durumlarda blog yazarları olarak genel kitleye uymamız gerekebilir.Herkesin doğru kullanması zaman alacaktır.

Yazım yanlışları için Blogger yazı editörünü de kullanabilirsiniz.
Blogger Yazım Yanlışı Düzeltme
Yazınızı bitirdikten sonra yukarıda bulunan görsel de işaretlemiş olduğum kutucuğu tıklamanız yeterli.Yazım yanlışlarını sarı olarak işaretliyor ve sarı işaretli bölgeye tıkladığınız da doğru seçenekleri size gösteriyor.Blog kelimesini çok kullandığımız için Blog her zaman Blog olarak yazılıyor.Yazı editöründe Blok olarak değiştirmenizi öneriyor.Kafanızı karıştırmasın.🙇

Her birimiz bloglarımız için çok emekler veriyoruz.Yeri geliyor uykumuzdan fedakarlık yaparak yayımlar hazırlıyoruz.Blog dünyasında hiç kimse bir otorite olamaz ve blog yazarları arısında bir sınıflandırmaya maruz bırakamaz.Hepimizin ortak noktası blog yazıyor olması.

Son sözlerim;

Yazım kurallarına ve imla kurallarına tabi ki dikkat edelim ama ruh sağlığımıza zarar verecek duruma gelmesin lütfen.Bu durum sürekli yazı kontrol eden,kontrol etmekten yazıda anlatılmak isteneni anlamayan ve paranoya  takıntıya dönüşmesin.Ayrıca bu kadar takıntılı bir hal alması Blog yazarlarını yazmaktan soğutabilir.Daha hoşgörülü ve açık aramak yerine birbirimize destek olmaktan yanayım her zaman.Yıllardır yazıyor olsak bile her gün yeni bir şeyler öğrenmeye devam ediyoruz.Blog yazarlığı öyle bir sanat ki yazdıkça gelişiyor ve hatalarımızdan ders çıkararak tecrübe sahibi oluyoruz.Blog yazarları olarak her zaman birbirimize yardımcı ve destek olalım.Uzun zaman önce paylaşmış olduğum Fıkra Kökenli Kıssadan Hisse olayına döndürmeyelim.🙏

Eğrisiyle doğrusuyla kendi düşüncelerim bunlardır arkadaşlar.Yurdagül Hanım ve Evren Bey arasında yaşanan gerginliğin en kısa zamanda tatlıya bağlanması dileğiyle... 😇

Blog çalıştayı ve gelecek vadeden bloglar tartışması ile ilgili blog yazarı arkadaşlarımın yazdığı ve okuduğum yazıları okumak isterseniz  linkleri;

Annesinin Prensesi

Deli Kızın Bohçası

Daha Mutluyuz

Mustafa Sönmez

Ben Meczup

Beydanın Kitaplığı

Her Telden Şef 

Momentos

Ece Evren

Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim 😊
Sibel Ordueri
Devamını Oku »

4 Aralık 2017 Pazartesi

Çocuklar İçin Kodlama Dilleri- Google Project Bloks

Tarih4 Aralık 2017 Pazartesi
Çocuklar İçin Kodlama Dilleri
Merhaba Sosyal Medya Kafe Okurları,
Google önemli günlerde oluşturduğu Doodle'lar ile dikkat çekmeye devam ediyor.Çocukların kod yazmasının 50.yılını kutluyor.Google,  Doodle ile "Çocuklar İçin Kodlama Dilleri" isimli projesi  merak uyandırmayı başardı.Fakat uygulama da ufak bir hata söz konusu;

Oyunun 6.bölümünden sonra "Çocuklarlar İçin Kodlama Dilleri" olarak hatalı şekilde Google aramasına yönlendirmesi ve büyük haber sitelerinin yazı başlıklarını "Çocuklalar İçin Kodlama Dilleri" olarak vermiş olması oldukça ilginç.

Google, pasif kullanıcılar yerine milyonlarca çocuk programlamayı eğlenceli ve erişilebilir bir şekilde öğrenmeye teşvik etmektedir. Çocuklar, teknolojik dünyayla doğrudan bağlantılı bir meslek seçmek istemiyorlarsa da, programlama kavramlarının temel bilgisi, problem çözme becerilerini ve düşünme becerilerini güçlendirebilir. Microsoft Başkanı Bill Gates'e göre, programı öğrenmek zihninizi genişletiyor ve daha iyi düşünmenize yardımcı oluyor, her alanda yararlı olan şeyler hakkında düşünme becerilerinizi geliştiriyor.



Google, çocuklara kodlamayı öğretmek için donanım ve oyuncaklar içeren bir proje olan Project Bloks'u tanıtıyor.Google'ın projesi Project Bloks, çocukların programlama mantığını öğretmek için tasarlanmış kullanımı kolay bir araçtır. Çocukların öğrenme deneyimini geliştirmesi için açık olan dijital platformuna herkes erişebiliyor.

Project Bloks, üç temel bileşene ayrılmıştır:
Beyin Kartı , Taban Kartları ve Pank .

Beyin Kurulu, birincil işlemci birimi barındıran ve tüm sistem için Wi-Fi ve Bluetooth bağlantısı ve gücü sağlayan işlemin beynidir.
Temel Kartlar, beyne bağlanabilen, farklı programlama akışları yaratan modüler parçalardır. Her Temel Kart, Puck'lardan talimat alan bir sensöre sahiptir.

Tüm talimatlar ve programlama yönergeleri Pucks tarafından verilecektir. Bunlar, başkaları arasında açma ve kapama, yukarı veya aşağı gibi fonksiyonları gösterirler, buna ek olarak Pucklar bazı fonksiyonlar için programlanabilir. Proje düşük bir maliyetini korurken hemen hemen her tür materyalden yapılabilirler.

Project Bloks, Stanford Üniversitesi'yle olan bir Google iş birliğidir ve programlama öğretimini fiziksel olarak vaaz eden ve uygulamaya koyan somut programlama adlı bir teknolojiyi temel almaktadır. Projeye katılmak isteyen eğitimciler, ortak çalışanlar, ebeveynler ve araştırmacılar buradan başvurabilirler .

Google'ın Project Bloks projesinin tanıtım videosunu izleyebilirsiniz.

Yalnızca yüksek öğretimde çalışan profesyonellerin ve insanların kodlama öğreneceğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz, çünkü çocukların çevrim içi oyunları oynayarak kodlamayı öğrenebilecekleri pek çok yer var.Bu müthiş çevrim içi oyun siteleri, çocukların interaktif ve kolay kodlama öğrenmesi için ilginç ve ilgi çekici oyun oynayarak nasıl kodlayacaklarını öğretiyor.

Bunlar, her ne kadar basit olsalar da belirli işlevlere sahipler ve robotları kontrol etme, bir ortamdaki sensörleri kablosuz veya Bluetooth üzerinden programlama ve programlama hoparlörünü kullanma gibi daha karmaşık komutları gerçekleştirmek için birbirlerine bağlanabilen renkli bloklardır.

Buradaki düşünce, üreticilerin kendi oyuncaklarını yaratmak için temel olarak aracı kullanmaları ve sonra bunları pazarlamalarıdır çünkü Bloks, kendi başına bir oyuncak değil, donanım ve yazılımdan oluşan bir kavramdır. Proje iyi kabul görürse, birkaç yıl içinde piyasada çeşitli seçeneklerini bulmak mümkün olacaktır.

Project Bloks Google

Kodlar ve bloklar arasında

Programlama mantığı, işlevlerinin temelini oluşturduğu ve JavaScript, Ruby ve Python gibi dillerde uygulandığı için herhangi bir programcı için son derece önemlidir. Bu nedenle, sağlam ise, kullanıcının dil öğrenmesi daha kolaydır. Project Bloks'un en büyük avantajı çocuğun şaka yoluyla öğrenmesini sağlamak çünkü renkli ve fiziksel bir şey olarak sunulduğu için bloklar grup etkileşimine izin vermektedir. Geleneksel şekilde, herhangi bir programcı veya programlamayı öğrenmeye çalışan birisi bildiği için, kodları ve işlevlerini yalnızca teoride anlamalı ve daha sonra bunlara hakim olması gerekir.

Programlama eğitimi, özellikle çocuklara konuyla daha eğlenceli bir şekilde ilgilenmesini öğretmek için kullanımı kolay araçların oluşturulmasıyla birlikte, orta vadeli bir çözüm olarak ortaya çıkıyor. Buna ek olarak, en az 3 yaşında olan çocuklar için başka uygulamalar, web siteleri, oyuncaklar ve hatta kurslar var.

Google'ın çocukların  kodlama dillerini öğrenmelerini destekleyen Project Bloks için sizlerin düşünceleri nedir?
Aşağıda bulunan yorum alanına düşüncelerinizi yazmak için lütfen çekinmeyin.
Çocuklarımızın ilgi duyduğu ve severek uyguladığı bir proje olması dileğiyle..
 Sibel Ordueri
 Bu makaleyi beğendiniz mi?Aşağıdaki butonlar sayesinde sosyal ağlarda paylaşarak bizlere destek olabilirsiniz.🙌
Devamını Oku »

29 Kasım 2017 Çarşamba

Pürüzsüz Bir Cilt İçin Maske Tarifi

Tarih29 Kasım 2017 Çarşamba
Pürüzsüz Bir Cilt İçin Maske Tarifi
Merhabalar,
Zaman zaman aynaya baktığımda yüzümdeki ufak tefek çizgiler üzülmeme neden oluyor. Biliyorum ki birçok kadın veya erkek bu sorunla karşı karşıya kalıyor. Bazılarının umurunda olmasa da bazıları bu sorun için tonlarca para harcıyor ya da benim gibi doğal tarifler deneyerek sorunlarını gidermeye çalışıyor. Aslında bu çizgiler oluşmadan veya iyice derinleşmeden önce önlem alınmalı. Uzmanlar erken yaşlanma genetik ya da kötü alışkanlıklardan olduğunu söylüyor. Genetik faktörü  gerçekten de erken yaşlanmayı etkiliyor. Ancak doğada olan her şeyin bir faydası ve yeri vardır.

Ben de size bu yazımda en ucuz şekilde cildinizde olan lekelerden, kırışıklıklardan nasıl kurtulursunuz onu anlatacağım. O halde sizi daha fazla bekletmeden hem pratik hem de ucuz olan pürüzsüz cilt için maske tarifi ile baş başa bırakıyorum 😊

Pürüzsüz Cilt İçin Maske Malzemeleri

  • 1 adet yerli domates
  • 1 adet aloe vera yaprağı
  • 1 kaşık pirinç unu
Pürüzsüz Cilt İçin Maske Malzemeleri

Pürüzsüz Cilt İçin Maske Tarifi

  • Domatesi püre haline getirin
  • Aloe vera yaprağından jelini çıkartın.
  • Bu iki malzemeyi cam bir kasenin içerisinde iyice karıştırın.
  • İçine pirinç ununu da ekleyerek iyice çırpın.
  • Krem kıvamına gelen bu karışımı cildinize yukarıdan aşağıya doğru uygulayın.
  • Cildinizde 10 dakika beklettikten sonra ılık su ile yıkayın.
  • Haftada bir kez ve aynı saatlerde uygularsanız cilt lekesi, cilt kırışıklıkları gibi problemlerinizden kısa sürede kurtulursunuz.

Eskiden domates ve aloe vera yara izleri, yanık izleri, hemoroit, sivilce izleri, göz morarması ve arı sokmasının iyileşmesi için kullanılırdı. Günümüzde de birçok krem ya da losyonların içerisinde bu iki mucize var. Kozmetik ürünlerde ne yazık ki zararlı kimyasallarda mevcut bu sebeple evde yapacağınız maske ya da kremler daha kısa sürede ve daha kesin sonuçlar verecektir. Kötü alışkanlıklarınızdan kurtulmaya çalışın, düzenli beslenmeye (yeşil yapraklı sebze, kırmızı az yağlı et, balık, yumurta içerikli) çalışın, yatmadan önce cildinizi temizleyerek uyuyun, düzenli uyumayı alışkanlık haline getirin ve yukarıda vermiş olduğum maskeyi düzenli olarak uygulayın. Bu konuda sizlerin de tarifleri varsa yorum bölümünden bizimle paylaşabilirsiniz.

Güzel ve mutlu kalın😉😊

Bu yazı sosyalmedyakafe.com için dogalyollar.com tarafından hazırlanmıştır.
Devamını Oku »

26 Kasım 2017 Pazar

Güvenilir Marka Uğur Soğutma

Tarih26 Kasım 2017 Pazar

Bir markanın güvenilir olduğunu nasıl anlarsınız? Elbette bağımsız ve saygın test kuruluşlarının raporlarını takip ederek. Reklamlar ve promosyonlara aldanmayın, bir markanın ne kadar güvenilir olduğu ve müşteri memnuniyetini ne denli önemsediği, ancak sahip olduğu sertifikalar sayesinde anlaşılabiliyor. Bu bakımdan, Almanya merkezli GC Mark, Avrupa’nın en saygın denetleme ve sertifikalandırma firmalarından biri sayılıyor. Firmaların hammadde işlemesinden üretimine, paketlemesinden satışa sunulmasına dek pek çok farklı unsurunu uluslararası standartlara göre denetleyip değerlendiren bağımsız bir kuruluş olan GC Mark, dünyanın en saygın ve prestijli sertifikalarını veriyor. GC Mark sertifikasına sahip olan bir şirketin ISO 9001, IS0 10001, 2, 3, 4 standartlarına uygun üretim ve kalite kontrolü yaptığına, sürekli olarak gelişime açık bir üretim ve yönetim yapısına sahip olduğuna emin olabilirsiniz.

Dünyada sayılı şirketin sahip olduğu GC Mark Verified Customer Satisfaction (Kanıtlanmış Müşteri Memnuniyeti) sertifikasına sahip olan tek Türk şirketi, hâlihazırda sektörde 60 yılı aşkın bir deneyime sahip olan Uğur Soğutma. Müşteri memnuniyetine verdiği önemi Avrupa’nın en büyük bağımsız denetim kuruluşlarından biri olan GC Mark Verified Curstomer Satisfaction denetimini başarıyla tamamlayarak elde ettiği sertifikayla global düzeyde ispat eden Uğur Soğutma, böylelikle ürünlerinin kalitesi kadar tüketici deneyimine verdiği önemi de bir kez daha göstermiş oluyor. İki yıl boyunca Türkiye’de aynı sektördeki başka hiçbir markanın alamayacağı bu sertifika, Uğur Soğutma’nın müşterilerine vermiş olduğu değer ve önemi mükemmel bir şekilde yansıtıyor. Uğur Soğutma, ürünlerinde GC Mark sertifikası amblemini kullanma hakkını da elde etmiş oluyor.

Diğer bir deyişle, Uğur Soğutma ürünlerinin kalitesi, global düzeyde bir kez daha tasdik edilmiş oluyor. Uğur Soğutma’nın çevrimiçi mağazasından ve bayilerinden satın aldığınız ürünlerden memnun kalacağınıza emin olabilirsiniz: Hem Uğur Soğutma, hem de GC Mark bunu garanti ediyor!
Bir boomads advertorial içeriğidir.
Devamını Oku »

24 Kasım 2017 Cuma

24 Kasım Öğretmenler Günü Mesajları

Tarih24 Kasım 2017 Cuma
Öğretmenler Günü Mesajları
Başta Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm öğretmenlerin ve öğretmen adaylarının 24 Kasım Öğretmenler Gününü Kutluyoruz.

ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜN TARİHÇESİ

Öğretmenler Günü, öğretmenlik mesleğini icra eden kimseleri onurlandırmak için çeşitli etkinliklerin düzenlendiği bir kutlama günüdür. Pek çok ülkede 1994’ten beri her yıl 5 Ekim günü UNESCO tavsiyesiyle Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır. 5 Ekim günü, 1966 yılında Paris’te gerçekleşen  Öğretmenlerin Statüsü Hükümetlerarası Özel Konferansı’nın sona erip UNESCO temsilcileri ile ILO tarafından Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesi'ni oybirliği ile kabul edilişinin yıldönümüdür.
Kendi kültürel ve tarihi özelliklerine, okul tatil günlerine göre çeşitli ülkelerde farklı tarihler Öğretmenler Günü olarak belirlenmiştir. Örneğin 12 Arap ülkesinde (Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Cezayir, Fas, Katar, Libya, Mısır, Suudi Arabistan, Tunus, Umman, Ürdün, Yemen) her yıl 28 Şubat günü, Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır. Öğretmenler Gününün tatil olup olmadığı da ülkesine göre değişir.

Öğretmenler Günü Mesajları 2017


Öğretmenler günü için hazırlanmış öğretmeninize göndereceğiniz mesajları bu yazımda bulabilirsiniz.
  • Çocuklarımızın yetişmesinde büyük rol oynayan, her türlü fedakârlıgı gösteren sizlere çok borçluyuz. Öğretmenler Gününüz Kutlu Olsun
  • Siz Öğretmenler “Sevgi Elçileri” siniz. Sınıfta yaşama sevinci, toplumda huzur, Ülkede barış, Meslektaşları arasında demokratlıgın simgesisiniz.
  • Siz kara göklerin yıldızları, ışıtın Yurdumuzu sabaha kadar! Ama düşe kalka, Ama yigit, Ama Umutlu… Alın benim gönlümden de o kadar. Ve Onlar, yıldızlar gibi gözleri ışıl ışıl yananlar! Oyuncak için değil, kâgıt kalem, kitap için aglayanlar.Cahit Kulebi
  • Okulun verecegi ilim ve fen sayesindedir ki, Türk Milleti, Türk Sanatı, Ekonomisi, Türk şiir ve edebiyatı bütün güzellikleri ile gelişir. Atatürk
  • Milletleri kurtaranlar; Yalniz Ve Ancak Ögretmenlerdir. Ögretmenden, Egiticiden Yoksun Bir Millet; Henüz Millet adını almak kabiliyetini kazanmamıştır. Ona basit bir kitle denir, millet denemez.Bir kitle millet olabilmek için mutlaka eğiticilere,öğretmenlere muhtaçtır. Atatürk
  • Ögretmen, dogan güneşe benzer. Etrafını aydınlatarak karanlıklara meydan okur.
  • Bir ulusun çagdaş ülkeler düzeyine erişebilmesi; Egitim Ve ögretimin kaliteli ve bilimsel yöntemlerle Yürütülmesi ile ancak mümkün olabilir. Ögretmenler Günün Kutlu Olsun...
  • Dünyanın en degerli varlıkları olan siz Ögretmenler! Bugün, Türk Ögretmeninin şeref günüdür. Ona olan saygıyı yenileme, Onun yüceligini Anma günüdür. Böyle anlamlı bir günde hepinizi sevgiyle, candan kutluyoruz.
  • Ögretmen, bir bahçıvandır. En güzel gülleri o yetiştirir. Hiç yorulmadan, bıkmadan, usanmadan bahçesindeki güllere su verir ve onların bakımını titizlikle yapar.
  • Ögretmenler, altın kanatlı kelebeklerdir. Çiceklerin arasından hiç yorulmadan, devamlı uçarlar. Çiceklerine toz kondurmamaya çalışırlar.
  • Ögretmen, ögrencilerinin üzerine titreyendir. Gömlegimizin dügmesi açılınca eliyle kapatan, alnımız terleyince mendiliyle kurulayan, ayagımıza taş dokunsa bizden önce üzülendir.
Sibel Ordueri
Devamını Oku »

17 Kasım 2017 Cuma

Sosyal Medya Kafe 3 Yaşında!

Tarih17 Kasım 2017 Cuma
Sosyal Medya Kafe 3 Yaşında
Merhaba Sosyal Medya Kafe okurları,
Sosyal Medya Kafe 18.09.2017 tarihinde 3 yaşını doldurdu.Bu haberi vermekte geciktik.Gündelik koşuşturmalar,yoğunluk v.b sebeplerimizden dolayı bu güne yayımlamak nasip oldu.Sosyal Medya Kafe'yi ilk kurduğum günden bugüne  bizleri severek okuyan okurlarımız oldu.Yine okurlarımız tarafından binlerce yorum aldık.Her bir okurumuza ve yorum yaparak bize var olduklarını gösteren tüm okurlarımıza öncelikle teşekkür ediyoruz.💕

Sosyal Medya Kafe Amacına Ulaştı Mı?

Maalesef  3 yılda kat ettiğimiz yolda tam olarak kuruluş amacına ulaşamadı.Sosyal Medya Kafe  ilk kurulduğunda daha fazla misafir blog ve misafir yazarların olacağı düşünerek açılmıştı.Türkiye'nin her köşesinden yolu Sosyal Medya Kafe'ye düşen biri bu blogda istediği gibi yazı yollayabilirdi.Devamlı blog yazmak istemeyen ama bir konuda da olsa tecrübesi  var ise bunu Sosyal Medya Kafe aracılığıyla internet dünyasına miras bırakabilir düşüncesi vardı.Maalesef bu sayı düşündüğümüzden az oldu.Toplamda 6 misafir blog ağırladık.Misafir blog yazıları kategorimizde bulunan her bir yazarımıza tekrar teşekkürlerimizi iletiyoruz.Sosyal Medya Kafe'yi okuyarak sadece okur kimliği ile bir konuda edindiği tecrübeleri bizimle paylaşan çıkmadı.

Sosyal Medya Kafe 'de Daimi Yazarlık Yapan Arkadaşlarımız

Hakkımızda sayfamızda yer verdiğimiz gibi bugüne kadar 5 blog yazarı arkadaşımız bizlere yazıları ve yorumları ile destek verdi.

Sevgili Hüzün Sarısı blogun yazarı Nihal Yeşiltaç Oran 3 yıldır Sosyal Medya Kafe'de yazmaya devam ediyor.Sosyal Medya Kafe'nin 3 yaşında  yazısına yazdıkları;

"Yaklaşık 3 yıl önce, tam da aktif blog yazarlarının kalemlerini bıraktığını düşündüğüm zamanlarda Sosyal Medya Kafe ile yollarımız birleşti. Nasıl yani? Blog yazanlar bloglarını bir çöp gibi kenara atmış, gözü kara bir hatun gelip sıfırdan başlıyor. Amaçları hedefleri var üstelik. Hal böyle olunca ben bu oluşumda yer almaz mıyım?
Profesyonel taviz vermeyen, maddeye teslim olmayan bir blog Sosyal Medya  Kafe ve ben bu duruma şahit oldukça daha bir sevdim bu ailenin içinde olmayı. Ve yine zamanla Sibel Ordueri'ni tanıma şansı buldum. Öyle küçük noktalarda, öyle tavırlar sergiledi ki 'iyi ki tanımışım' dedirtti.
3 yıla yakın bir zaman burada bana verilen köşede yazdım, çizdim. Yeri geldi bildiğimi paylaştım, yeri geldi isyanımı öfkemi. Bir süredir geçirdiğim göz ameliyatı sebebi ile yazamıyorum; çok az görüyorum. Tedavim bittikten sonra hem burada hem kendi blogumda okuyucularımızla birlikte olacağım inşallah.
Sosyal Medya Kafe ailesine ve yazdıklarımızı özenle takip, edip okuyan takipçilerimize sonsuz teşekkürler. İyi ki varsınız, iyi ki varız!"

Sevgili Rekli Pasta Sepeti yazarı Nahide Zereyak 3 yıldır Sosyal Medya Kafe'de yazmaya devam ediyor.Sosyal Medya Kafe'nin 3 yaşında  yazısına yazdıkları;
" Bloğumda yeni yeni yazmaya başlamıştım. Bir bebek gibi emekleme aşamasındaydık henüz. Yeni bir dünyayı keşfediyordum merakla. Ve içimde oldum olası var olan yazma isteği de artık kendine bir çıkış kapısı bulmuştu. Heves ve heyecanla yeni yeni tanımaya başladığım blog dünyasına gittikçe daha çok ilgi duyuyor ve bağlanıyordum. Bloğumu geliştirmek, yeni şeyler öğrenmek için sabahladığım geceler dün gibi aklımda.Tam da bu dönemde tanıdım Sibel Hanım'ı ve Sosyal Medya Kafe'yi. İşte yeni bir heyecan daha. Artık kendi bloğumun yanı sıra bir de Sosyal Medya Kafe'de yazılarım yayınlanacaktı. Öyle mutlu oldum ki anlatamam. Bilmediğim pek çok şey vardı elbette. Sibel Hanım'ın daha eskilere dayanan yazarlık tecrübeleri ve bilgi birikimleri sayesinde çok şey öğrendim. Tabiri caizse emekleyen bebek yürümeye başladı. Adımları hızlandı. Yeni yeni ufuklara yelken açtık birlikte.Bu çatı altında bir aile olduk.Sosyal Medya Kafe'nin 3. yılı kutlu olsun. Geçen bu 3 yıl bana bilgi, birikim, tecrübe, güven, cesaret, öz saygı, sayısız dostluklar, kıymetli okuyucular kazandırdı. Koskoca dünyanın içerisinde sığındığım bu küçük dünyamı seviyorum. Bloğumuzun sahibesi sevgili Sibel Hanım'a, aynı çatı altında bulunduğumuz saygıdeğer yazar arkadaşlarıma ve siz sevgili okuyucularımıza bana kattığınız değerden dolayı teşekkürlerimi sunuyorum.Nasip olursa daha uzun yıllar birlikle var olmak dileği ile."


Sevgili Heybemdeki Yolcu yazarı Bay Kefren 1 yıl kadar bizlerle birlikte oldu.Doktorluk mesleğine başladığı ve yoğunluğundan dolayı kendi blogunda, Sosyal Medya Kafe 'de bulunan yazılarına kendi kararıyla son verdi.




Sevgili Minik Kelebeğin Annesi yazarı Ayşe Köseler Güneş  1 yıldır Sosyal Medya Kafe'de yazmaya devam ediyor.Sosyal Medya Kafe'nin 3 yaşında  yazısına yazdıkları;
"Blogumu tazecik açmışken Sibel abla  ile  blogumun teması sayesinde tanıştık. Bugüne kadar bana çok yardım etti. Blogum onun bana verdiği bilgiler sayesinde çok iyi yerlere geldi. Ne zaman mesaj yazsam saat kaç olursa olsun bana döndü. Her sorumun cevabını yanıtladı. Profesyonelliği, insanlığı, nacizane davranışları ile gerçekten bir abla ve tam bir hanımefendi.
Blog dünyasında az da olsa pişmişken Sibel abla 'Sosyal Medya Kafe'de yazar mısın?' dedi. O kadar sevinip , mutlu oldum ki ve yazmaya başladım. Sosyal Medya Kafe'de yazılarımın okunma sayısını gördükçe motive oldum. Sosyal Medya Kafe'nin 3.yılı kutlu olsun. Bana çok şey kattı. Kendimi bu yolda geliştirmemde çok etkisi oldu. Her şey için çok teşekkür ederim. Bol okuyuculu olmasının devamını dilerim. SEVGİLER."


Sevgili Sevdicann blogunun yazarı Sevdicann 1 yıl kadar  bizlerle birlikte oldu.
Sosyal Medya Kafe'nin 3 yaşında  yazısına yazdıkları;
"Merhaba blogcanlar!
Bu ifadeyi kullanmayalı çok uzun süre oldu. Bir çoğunuz çok merak ettiniz ortadan kayboluşumun sebebini. Mesaj yazanlar oldu. Bu beni çok memnun etti aslında. Blogger dünyasında ne güzel dostluklar edinmişim. En son yazdığımda Amerikadaydım. Türkiye ye tatil için geldik ve ikinci bebeğime hamile olduğumu öğrendim. Ağır geçen hamilelik dönemimde kafamı kaldiramıyordum ki bloguma yazayım..Sonra bebeğin bakımı büyük oğlumuzun bu duruma uyum süreci, mini mini birlerim derken hayat cidden yoğun geçiyor. Çok özlüyorum blogumu. Blog yazılarımı çok dikkatli yazmaya çalıştığım için bir türlü başına gecemiyorum. Blogcanları, onlarla yorumlaşmayı çok özledim. Bu yoğunluk içinde işin kolayına kaçıp instagramda paylaşımlar yaptım. Sibel ablayla irtibatı hiç koparmadık.2014 yılının son zamanlarında blog keşif etkinliğiyle keşfedip, birbirimize yaptığımız ortak röportajla tanıştığımız, kaynastigimiz bir dostluğumuz oldu. Bloguma bir el attı harikalar yarattı. Cicili bicili bir blogum da oldu sayesinde. Sonra Sosyal Medya Kafe ailesine katıldım. O kadar şey öğrendim ki teknik anlamda. Bildiklerini paylasmayi sever Sibel abla. Kendisi blog tasarımı yaptığı halde , blog tasarımı yapmayı anlattığı yazıları vardır Sosyal Medya Kafe'de. Birbirimizi yakından hiç görmedik ama çok naif, iyi niyetli, yardımsever, özü sözü bir , dürüst, güvenilir bir kişi olduğunu düşünüyorum. Sosyal Medya Kafe' nin ileride daha da büyüyeceğini, Sibel ablanın hedeflerine bir bir ulaşacağına inancım sonsuz. Seni seviyorum Sibel abla.Sosyal Medya Kafe'nin 3.yılı kutlu olsun hepimize. Uzun yolda , arabada bebeği kucağında tek elindeki telefonla yazı yazmaya çalışan bir anne düşünün işte o benim."

Ve ben yani Sosyal Medya Kafe kurucu olarak Sibel Ordueri  yazılarımla , 3 yıldır blogu ayakta tutmaya çalıyorum.3 yıl sonra Sosyal Medya Kafe ile ilgili düşüncelerim;

Sosyal Medya Kafe olarak oldukça sosyal olmaya ve güncel tutmaya çalışsam da 2 çocuk annesi olarak bazen yetişemediğim durumlar oldu.Özellikle yaz tatili döneminde 3 ay kadar blog dünyasından uzak kalıyorum.Yaz tatilimizi kendi evimde geçirmediğim ,ordan oraya gezmelerimiz sırasında internet v.b sebeplerden dolayı uzak kalıyorum.Bazen de hastalıklarım sebebiyle blogu açmadığım haftalar olabiliyor.😟

Taslakta her zaman 30 küsur yazımız hazırda beklerken,o yazıların son düzenlemelerini yapıp yayına bile alamayacak kadar yoğun günler geçirdiğim oluyor.Bu sıralarda gelen yorumlara cevap vermemiş olabiliyorum.Cevapsız bıraktığım her bir yorum sahibinden ayrı ayrı özür diliyorum.💕Fırsat buldukça geçte olsa yorumlara cevap vermeye çalışıyorum.Unutmayın ki benim için isimsiz yorum yapanlar da dahil, her bir yorum olumlu-olumsuz çok değerli.💕💫

Sosyal Medya Kafe'de benimle birlikte yazan daimi yazar arkadaşlarımızla, kendi içimizde bir aile ve uzun yıllar sürecek bir dostluk kazandık.Bu blogda emeği olan herkese ayrı ayrı teşekkürlerimi iletiyorum.💕

Yazılarımız fotoğrafları ile birlikte farklı bloglar tarafından çalındı.Hep birlikte çok üzüldük.Bazen yazma hevesimiz kaçtı bırakma noktasına geldik.Google şikayetlerimiz sonuç vermedi hala bloglarında yazılarımızı paylaşmaya devam ediyorlar.Çalan bloglara hakkımızı helal etmiyoruz.😓

Bazen bir mail ile havalara uçtum.Mesela ünlü yabancı bir tema sitesinden reklam teklifi geldi.Çok şaşırdım,onlar için 2 tane yazı hazırladım.Hatırı sayılır bir ücret karşılığında yazdım.Aldığım ücretin benim için hiç bir değeri yoktu ama tüm dünyada bilinir bir sitenin Sosyal Medya Kafe'yi keşfedip reklam teklifi ile gelmesi benim için çok daha önemliydi.Aldığım reklam ücretine gelince yardım kampanyasında, bir çocuğumuza okul bursu olarak bağışladım.😇

Bazı yazılarımızın okunma oranını görünce mutlu oldum.En çok okunan yazılarımızdan biri 42808 kişi tarafından okunmuş ve okunmaya devam ediyor.İnternet dünyasına değerli yazıları miras bırakmış olmak ayrı bir keyif.💘

Olumsuz tarafına bakarsam istediğim gibi beni yansıtan kişisel yazılar yazamıyorum.Arada unutup oldukça kişisel yazılar yazdığım da oldu tabii.Sonra kendi kendimi cimcirip Sibel kendine gel orası kişisel blogun değil😆 diyerek toparlamaya çalıştım durumu.Bu sebeple kendime farklı bir kişisel blog açma yolundayım.😊

Yine olumsuz tarafı birden farklı konuda çok yazarlı bir blog olarak, blog kategorimizi yerine koyamadık."Genel  Blog" kavramı biraz soğuk geliyor, onun yerine  "Yaşam Blogu" yazdım ama hala ne blogu olduğumuz belli değil sanki🙇Kısaca kategorisiz blog desek olmaz mı? 😅 Bu yazıyı okuyan varsa blogumuzla ilgili bir niş önersin lütfen😳


4.Yılında Sosyal Medya Kafe İle İlgili Planlarım
  • Yazılmış 257 yazımızı tekrar gözden geçirip, tek tek inceleyip,beğenmediklerimi silmek,bazılarını tekrar güncelleyerek yayımlamak.
  • Eski yazılarımızı güncellerken istemeden cevap yazamadığım yorumları cevaplamak.(Geç olsa da )
  • Yorumları ile bize destek olmuş tüm bloglara yorum yaptığı linkten ziyaret edip beğendiğim bir yazısına yorum yapmaya devam etmek.
  • Tozlanmış yazıları gün yüzüne çıkarmak.
  • Https // sorununu çözmek.Güvenli bağlantıya geçme aşamaları (Bu iş mutfak kısmında uzun bir zamanımı alabilir)
  • Etiketleri tekrar gözden geçirip sadeleştirmek
  • Tüm blogları ilgilendiren ve faydalı olabileceğini düşündüğüm bir etkinliği hayata geçirmek.(2000-2500 yazara ulaşmam gerekecek,bu kısmı okuduysanız şimdiden Sosyal Medya Kafe'yi takibe almanızı rica ediyorum.)

Son olarak Sosyal Medya Kafe blogumu seviyorum.Gücüm yettiğince ve zamanım el verdiğince  yazmaya devam etmek istiyorum.Yazılarımızı gerçekten severek okuyan ve yorumlayan herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum.😊Bu blog siz okurlarımız ve blog yazarı arkadaşlarımın sayesinde bu günlere kadar geldi.Sosyal Medya Kafe'nin 3 .yaşı kutlu olsun.💫💥😇💞

Sevgili okurlarımız Sosyal Medya Kafe'nin 3 yaşında yazısına sizlerin yazmak istediği olumlu-olumsuz düşünceleriz nelerdir ?


" Blog okumak ve yazmak bir kültürdür"
Sibel Ordueri

Sevgiler.💕
Devamını Oku »

5 Kasım 2017 Pazar

Truff Pasta Tarifi Kolay Pasta Tarifleri

Tarih5 Kasım 2017 Pazar
truff pasta tarifi kolay pasta tarifleri
Evde kolay atıştırmalıklar bulunması hangimizin hoşuna gitmez ki? Açlık krizlerinde, şeker düşmelerinde, çocukların canı tatlı bir şeyler çektiğinde, konuklarımız geldiğinde, kahvenin eşiliğinde, çayın lezzetinde.... Her yerde bu kolay atıştırmalıkları değerlendirebilirsiniz. Kolay pasta tarifleri arasında yer alan bu truff pasta tarifi, emim hoşunuza gidecektir.

Genellikle bisküvi ile hazırlanan truff pataları bu kez de kek ile hazırlayalım. Bisküvili tariflerde kullanılan krema yerine kakolu pasta kreması kullanarak hazırlanan bu truff pasta tarifi bakalım hoşunuza gidecek mi?

Truff pasta malzemeleri:
  • 1 çay bardağı sıvı yağ
  • 1 çay bardağı süt
  • 1 adet yumurta
  • 1 çay bardağı toz şeker
  • Bir tutam tuz
  • 1 yemek kaşığı kakao
  • 1 çay kaşığı kabartma tozu
  • 1 paket vanilya
  • Ortalama 2 su bardağı un
  • 1 paket hazır kakaolu pasta kreması ( paketteki tarife uygun hazırlanır.)
  • Süslemesi için şekerlemeler ve hindisten cevizi
Truff pasta nasıl yapılır:
Truff pasta tarifi:

Öncelikle keki hazırlayıp soğumaya bırakırız. Bunun için ilk önce yumurta ve şekeri iyice çırparız. Sütü ve sıvı yağı ekler tekrar çırparız. Eleyerek unu ve kabartma tozunu ekledikten sonra bir tutam tuz, vanilya ve kakakoyu da ekleriz. Bir spatula yardımıyla iyice karıştırırız. Orta büyüklükte, yağlanmış bir fırın tepsisine kek hamurunu döküp 10 dakika dinlendiririz.

Bu sırada fırını 170 derece ısıtıp keki fırına süreriz. Fırının kapağını açmadan kontrollü bir biçimde pişiririz. Kürdan batırarak pişmesini kontrol ederiz. Hamur yapışmazsa pişmitir. Keki çıkarıp soğumaya bırakırız.

Kek soğurken pasta kremasını hazırlarız. Soğuyan keki ufalayıp, pasta kreması ile yoğururuz. Burada dikkat edilecek husus: Pasta soslarının gramajı farklı olabilir. Bu durumdan olumsuz etkilenmemek için kremanın tamamını keke dökmeyin. Parça parça, yeteri kadar krema dökün kekin üstüne. Yoğurun ve kıvama gelince krema ekelemeyi bırakın.

Harçtan ceviz büyüklüğünde parçalar koparın. Elinizde yuvarlayın. Elinize yapışmaması için parmaklarınızı hafifçe ıslatabilirsiniz. Şekillendirdiğiniz Truff pastaları şekerleme veya hindistan cevizi ile kaplayın. Artık servis yapabilirsiniz.

Kolay pasta tarifleri ilginizi çekiyorsa eğer, bu truff pasta tarifi seveceğiniz bir tarif olacaktır. Afiyetle tüketmeniz dileğiyle.

Nahide Zereyak
Yazar Hakkında: Adım Nahide Zereyak. Tariflerimin bulunduğu Renkli Pasta Sepeti isimli bloğun aşçısı ve yöneticisiyim. Adana'da yaşıyorum. Üç çocuk annesiyim. Mutfağımda sevdiklerim için yeni lezzetler keşfetmeyi ve bunları paylaşmayı seviyorum. Lezzet dünyasından ayrı kaldığım zamanlarda yazılar ve şiirler yazıyorum.
Devamını Oku »

26 Ekim 2017 Perşembe

Şifa Niyetine: Sarımsaklı Vegan Çorba

Tarih26 Ekim 2017 Perşembe
Birçok yemeğe lezzet katan aynı zamanda sağlığımıza da faydası olan sarımsaklı vegan çorba tarifimizi süslüyor. Bugünkü yazımızda sizlere bu mükemmel çorbadan ve sarımsağın sağlığa olan faydalarından bahsedeceğiz.
Sarımsaklı Vegan Çorba Tarifi

 Sarımsaklı Vegan Çorba Malzemeleri

  • 2 kaşık bulgur 
  • 2 kaşık un 
  • 1 adet soğan 
  • 5 diş sarımsak 
  •  Su 
  •  Zencefil
  •  Zeytinyağı
  • Tuz, karabiber
  •  Nane ve kekik 
  • Pul biber 

Sarımsaklı Vegan Çorba Yapılışı  

 

Soğanı ve sarımsakları öncelikle ince ince doğruyor sonra da tencereye sıvı yağı da ekleyerek kavuruyoruz. Daha sonra iki çorba kaşığı unu tencereye ilave ederek kavurma işlemine devam ediyoruz. Un kavrulduktan sonra soğuk ve ılık su ekleyerek topaklanmaması için iyice karıştırıyoruz. Bu karışımın üzerine zencefil rendeleyip, tuz ekleyerek pişmeye bırakıyoruz. Çorbamızı servis ederken üzerine karabiber, nane, kekik ve pul biber ekleyebiliriz.

Sarımsağın Faydaları 

  •  Sarımsak vücutta çıkan yara ve çıbanlara iyi gelmektedir. 
  • Bu lezzetli ve yoğun aromalı sebze, krampları yok etmektedir.
  •  Sarımsak, karaciğeri ve akciğeri kuvvetlendirmektedir. 
  •  Bağırsak kurtlarını ve parazitlerini yok etmekte oldukça etkilidir. 
  • Zararlı bakterileri yok etmektedir. 
  • Saç dökülmesini yavaşlatmakta, saç köklerini güçlendirmektedir. 
  •  Sindirim sistemine iyi gelmektedir bunun yanı sıra kabızlığı önlemektedir. 
  •  İdrar söktürmektedir. 
  • İştah açmaktadır. 
  •  Nezleyi yok etmektedir. 
  • Bağırsak gazlarını ortadan kaldırmak için idealdir. 
  •  Grip mikrobunu öldürmekte ve vücudu hastalıklara karşı güçlendirmektedir. 

 

Neden Vegan Beslenmeliyiz?

Vegan beslenmek, etik nedenlerden ötürü tercih edilmektedir ve hayvan kullanımını tamamen reddeder. Vegan beslenen bireyler hem vücut sağlıklarını korumakta hem de hayvanların yaşamına önem vermektedir. Günümüzde hemen hemen her sektörde sürekli olarak hayvanlar işkence çektirilerek yaşanmaya zorlanmakta ya da öldürülmektedir! Bu nedenle vegan beslenmenin önemine inanıyor ve bu sitemizdeki tariflerimizin tamamını da vegan beslenmeye yönelik yapıyoruz. Vegan beslenme hayvan kullanımını reddetmesinin yanı sıra, vücudumuz için de sayısız yarar barındırmaktadır. Bunların başında da:

  • Vücudumuz sürekli olarak enerjik olur. 
  •  İşlenmiş gıdalardan uzak durulacağı için sağlığımız yerinde olur. 
  • Zararlı yağları vücudumuzdan uzaklaştırmış oluruz. 
  • Kilo almamızı engeller, zayıflamamıza ise yardımcı olur. 
  • Vegan beslenmenin yanı sıra vegan kozmetik ürünleri kullanmanın da sağlığımıza birçok faydası bulunmaktadır.

Sarımsaklı Vegan Çorba Tarifi www.sosyalmedyakafe.com için www.vegantarifler.com tarafından hazırlanmıştır.
Devamını Oku »

20 Ekim 2017 Cuma

Zaman Yönetimi Becerilerini Geliştirmenin 10 Yolu

Tarih20 Ekim 2017 Cuma

İş Dünyası
Sık sık iş temposunun aşırı yükü altında olduğunuzu hissediyor musunuz? Zaman geçtikçe, halletmeniz gereken daha fazla işiniz olduğunu düşünüyor musunuz? Peki, size verilen tüm bu işleri halletmek için yeterli zamanınız var mı? Hüner, görevlerinizi organize etmek ve her gün daha fazla iş yapmak için zamanınızı etkili bir şekilde kullanmaktır. Bu, stresi azaltmanıza ve iş yerinde daha verimli sonuçlar vermenize yardımcı olabilir. Zaman yönetimi, gelişmesi zaman alan ve her bir kişi için farklı olan bir beceridir. Sadece sizin için en iyi olanı bulmanız yeterlidir. Birkaç hafta boyunca aşağıda listelenen birkaç stratejiyi kullanın ve size yardımcı olup olmadığını kontrol edin.

İşte, zaman yönetimi becerilerinizi geliştirmek ve üretkenliğinizi artırmak için kullanabileceğiniz 10 yol:

1- Delege etmeyi öğrenin

Hepimizin arzuladığı şey, potansiyelden daha fazla görev alabilmektir. Bu sıklıkla stres ve tükenmeye neden olabilir. Delegasyon sizin sorumluluklarınızdan uzak tutmaz, ancak yönetimin önemli bir fonksiyonudur. Becerilere ve yeteneklerine göre astlarınıza iş devretme sanatı öğrenin.

2- İşlerinize öncelik sırası verin

Mesai başlamadan önce önemsiz görevlerinizin değerli zamanınızı tüketeceği için öncelikli olarak halledilmesi gereken görevlerin bir listesini yapın. Bazı görevlerin yalnızca o günde tamamlanması gerekirken, diğer önemsiz görevler bir sonraki güne taşınabilir. Kısacası, görevlerinizden daha önemli olanlara odaklanmaya öncelik vermelisiniz. Daha fazla kişisel gelişim yazısı için Kişisel Gelişim kategorisini ziyaret edebilirsiniz.

3- Ertelemekten vazgeçin

İş Molası

Ertelemek, verimliliği kötü etkileyen şeylerden biridir. Bu, zaman ve enerjiyi kötü bir şekilde harcamaya neden olur. Her ne pahasına olursa olsun, bu davranıştan kaçınılmalıdır. Hem kariyerinizde hem de kişisel hayatınızda büyük bir sorun olabilir.

4- Görevleri programlama

Bir planlayıcı veya ajandayı yanınızda taşıyın ve aklınıza gelen tüm görevleri listeleyin. Günün başlangıcından önce basit bir 'Yapılacaklar' listesi yapın, görevlerin önceliğini belirleyin ve erişilebilir olduklarından emin olun. Zaman yönetimi becerilerinizi daha iyi yönetmek için 3 liste oluşturmayı düşünebilirsiniz: İş, ev ve kişisel zaman.

5- Stresten kaçının

Stres, çoğu zaman kabiliyetimizden daha fazla iş kabul ettiğimizde oluşur. Sonuç, bedenimizin verimliliğini etkileyebilecek kadar yorgun hissetmeye başlanmasıdır. Bunun yerine, görevleri gençlere bırakın ve rahatlamak için kendinize ve ailenize biraz zaman ayırdığınızdan emin olun.

6- İşleri bitirmek için kendinize “Son teslim günü” koyun

İş Ortamı

Elinizin altında bitirmeniz gereken işler olduğunda gerçekçi bir son teslim tarihi belirleyin ve ona bağlı kalın. Görevden bir kaç gün önce bir son teslim tarihi belirlemeye çalışın, böylece yoluna girebilecek tüm görevleri yerine getirebilirsiniz. Kendinize meydan okuyun ve kendinize koyduğunuz son teslim tarihinden önce veya son teslim tarihinde işinizi bitirin. Bu zor mücadelenin altından kalkarsanız, kendinizi ödüllendirin.

7- Çoklu görevlerden kaçının

Çoğumuz, çoklu görevin işleri başarmanın etkili bir yolu olduğunu düşünülüyor ancak gerçek şu ki, biz odaklanıp bir şey üzerinde yoğunlaştığımızda daha verimli iş yapabiliyoruz. Çoklu görev, üretkenliği engeller ve zaman yönetimi becerilerini artırmak için uzak durulması gereken bir şeydir.

8- Güne erken başlayın

Başarılı olan insanların çoğunun ortak noktası budur. Günlerine erken başlarlar ve zihinleri açıkken, enerjileri yüksekken ve zamanları yeterliyken işlerinin başlarına otururlar. Erken kalktığınızda daha sakin, yaratıcı ve netsiniz. Gün ilerledikçe, enerji düzeyleriniz düşmeye başlar ve bu da üretkenliğinizi etkiler ve siz de halletmeniz gereken işlerin büyük bir kısmını halledememiş olursunuz.

9- Belirli aralıklarla ara verin ve dinlenin

İş Planı

Eğer 10-15 dakikalık boş bir vakit bulursanız, ara verin. Çok fazla stres vücudunuzun zarar görmesine neden olur ve verimliliğinizi etkileyebilir. Yürüyün, müzik dinleyin ya da mağaza dolaşın. En iyi fikir iş yerinden ayrılmak, arkadaşlarınızla ve ailenizle vakit geçirmektir.

10- Hayır demeyi öğrenin

Üstünüze aşırı yük bindiğinizi düşünüyorsanız, size verilen veya verilmesi gündemde olan ek görevleri kabul etmeyin ve kibar bir şekilde reddedin. Ekstra bir görevi yapmayı kabul etmeden önce 'Yapılacaklar' listenize bir göz atın ve ondan sonra karar verin. Görevi kabul ettikten sonra, kendinizi çok daha zor bir durumda bırakmak istemezsiniz.

 Bu yazı sosyalmedyakafe.com için yasam.io tarafından hazırlanmıştır.
Devamını Oku »

6 Ekim 2017 Cuma

Bu Yöntemlerle Çocuğunuzun Hafıza Becerisini Büyük Oranda Artırın

Tarih6 Ekim 2017 Cuma
Hafıza: Canlıların bilgiyi kayıt edebilme ve dilediğinde hatırlayabilme becerisidir. İnsan, yaşamı boyunca deneyim edinir ve bu deneyimler sayesinde hayatını kolaylaştırır. İşte hafıza becerisinin önemi tam da bu noktada öne çıkıyor. Eğitim, gelişim ve toplumsal fayda için hafıza becerisi olmazsa olmaz yeteneklerimizden biridir. Elbette, bu yetenek kişiden kişiye farklılık gösterir. Farkların doğum öncesi, doğum sonrası veya kalıtsal sebepleri olabilir ama unutmamak gerekir: Hafıza yeteneği her zaman geliştirilebilir.
Peki,
eksikliğinde, unutkanlık ve benzeri problemlere de sebep olan hafızamızı nasıl güçlendirebiliriz? Bu soruyu özellikle anne-baba ve eğitmenler için cevaplayalım.

“Unutkanlık zayıf bir hafızanın değil, ihmal edilmiş bir hafızanın ispatıdır” Donald A. Laird


Çocuklarda Hafıza Geliştirme Yöntemleri

Çocukların Hafızasını Güçlendirme Teknikleri

Hafızayı güçlendirmenin birden fazla yöntemi var. Bu yüzden her bir yöntemi ayrı ayrı, mini paragraflar şeklinde açıklamakta fayda var.
  • 1-Besinlerle Hafızayı Güçlendirmek: Günde birkaç adet ceviz ve bir avuç kadar fındık tüketmek unutkanlığı önler, hafızayı güçlendirir. Ceviz ve fındık vücuda e vitamini ile birlikte omega-3 yağ asidi sağlar. Aynı şekilde hamsi, somon gibi balıklar da omega-3 bakımından zengin besinlerdir ve hafızayı güçlendirirler. Ispanak, brokoli, böğürtlen, süt ürünleri, yumurta ve tam tahıllar da hafıza geliştirici diğer besinlerdir.
  • 2-Beyin Egzersizleriyle Hafızayı Güçlendirmek: Zihinsel gelişiminin uzmanlar tarafından sık sık kas gelişimine benzetildiğine dikkat etmişsinizdir. Evet, zihinsel beceriler de egzersiz ve kontrollü zorlama ile gelişebilmektedir. Şiir ezberlemek, şarkı sözleri ezberlemek gibi rutin egzersizlerin yanında oldukça eğlenceli hafıza oyunları oynamak da hafızayı geliştirir. Örneğin, şu sayfadaki hafıza oyunlarını inceleyebilirsiniz: https://www.mentalup.net/hafiza-oyunlari
  • 3-Spor Yaparak Hafızayı Güçlendirmek: Bir önceki maddede beyin egzersizleriyle hafızayı geliştirmekten bahsettik. Peki, fiziksel egzersizlerin yani spor yapmanın hafıza gücü üzerindeki etkisini hiç düşündünüz mü? Spor yapmak, sadece bedensel gelişime değil; beyin gelişimine de oldukça katkı sağlar. En basit açıklamasını şu şekilde yapabiliriz: Spor, vücudun kan akışını hızlandırır. Bu da beyde daha fazla oksijen taşınacağı anlamına gelir. Beynin fiziksel gelişimi, zihinsel işlevler üzerinde de etkilidir. Çocuğunuzu sevdiği spor faaliyetlerine yönlendirin.
Özetle:
Hafıza gücü, hayatımızı kolaylaştıran en önemli zihinsel becerilerimizden biridir. İnsanın sosyal yaşamını, eğitim hayatını, iş hayatını olumlu veya olumsuz yönde etkileme gücü olan bu beceri ihmal edilmemeli; daima geliştirilmelidir. Hafıza zayıflığında birçok problem açığa çıkmaktadır. Genç yaşta unutkanlık, ileri yaşlarda alzaymır gibi hastalıklara dönüşebilmektedir. Yukarıdaki hafıza geliştirme yöntemleri ile hem yetişkinler, hem de çocuklar hafıza becerilerini güçlendirebilirler.

Dikkat İle Hafıza Arasındaki İlişki

Dikkat, bir bilginin deneyim edinilmesine rağmen hafızaya alınıp alınmamasına etki eden diğer bir zihinsel becerimizdir. Bazen gördüğümüz herhangi bir görüntüyü hatırlamamızı engelleyen en önemli faktör dikkatsizliktir. Tam tersi, önemsiz bir detayı hafızaya almamızı sağlayan da dikkat etmiş olmamızdır. Sadece görüntü değil; ses, olay, duygu veya genel olarak kayıt edilebilir bütün bilgiler için aynı şeyi söylemek mümkün.

Dikkatli insanların hafızası daha güçlüdür çünkü deneyim edindikleri her olayı dikkatle inceler/yaşarlar. Bu da bilginin daha uzun ömürlü olacak şekilde hafızaya alınmasını sağlar. Bu nedenle, hafıza geliştirme tekniklerini dikkat geliştirme teknikleriyle pekiştirmek isabet olur. Bu iki kavram (dikkat & hafıza) özellikle eğitimde çok önemli olduğu için bütün okullarda öğrencilerin dikkat ve hafıza düzeyini artırma çalışmaları yapılır/yapılmalıdır.

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte Türk bilim insanları dünyada bir ilk olan online dikkat&hafıza egzersizlerini geliştirdiler. İlk olması, hitap ettiği yaş aralığı ve içeriğinin oldukça geniş olmasıyla ilgili. Dünya genelinde kullanılan bu beyin egzersizleri, Türkiye’de okullar ve bireysel kullanıcılar tarafından oldukça ilgi görüyor. Yıldız Teknik Üniversitesi akademisyenleri, doktorlar ve oyun tasarımcıları tarafından geliştirilen uygulamanın adı MentalUP.

Yardımcı Kaynak: MentalUp 

Sibel Ordueri

Devamını Oku »

4 Ekim 2017 Çarşamba

Kırık Linklere Dikkat

Tarih4 Ekim 2017 Çarşamba
Kırık Linkleri Düzeltme
Blog  yazarları olarak link vermediğimiz yazı yok neredeyse.Verdiğiniz linklerin hepsi güncel mi?  Bloglarımızda veya web sitelerimizde kaç tane kırık link var hiç düşündünüz mü? Kırık linkler düzeltilir mi ? 

Kırık linkler web sitelerin ve blogların bulunmayan 404 hata sayfalarıdır.

Örneğin,başka bir site veya blog sayfasının yazısını çok beğendiniz, blogunuza link vererek eklediniz.Belli zaman sonra site veya blog sahibi yazıyı sildi, başka bir url'ye taşıdı veya tamamen blogunu kapattı.Bu durumda verdiğiniz link boş bir sayfaya yönleniyor.Doğru kaynağa yönlenmiyorsa  blogunuzda veya sitenizde kırık link  mevcut demektir.

Kırık Linkler Neden Önemli ?

Okurlarınız için kötü bir deneyim yaratır, linke tıkladığında doğru kaynağa ulaşmak ister.Boş bir linke tıklamak çoğu zaman sinir bozucu olabilir.

Google kırık linklerin okurlar için kötü bir deneyim olduğunun farkındadır.Bu sebeple çok fazla kırık link içeren blog ve web sitelerini sevmez.(Google sıralamasında düşürebilir)


Kırık Linkleri Nasıl Bulabilirim ?

Kırık linkleri bulmak için tek tek tüm yazılarınızda bulunan linkleri kontrol etmenize gerek yoktur.İnternette kırık linkleri bulmak için bir çok site mevcut.Benim sürekli kullandığım servis brokenlinkcheck.Bu servis sayesinde blogunuzda bulunan tüm linklerinizi otomatik olarak tarayıp,hangi sayfalarınızda kırık linkler olduğunu görebileceksiniz.

Siteye yönlendiğinizde sağ tarafta site veya blogunuzun adını yazacağınız bir kutucuk göreceksiniz.
Kırık Link Bulma

Bu kutucuğa sitenizin adını yazıp "Find broken links" butonuna tıklayın.Sitenin yoğunluğuna ve blogunuzda bulunan yazılarınızın çoğunluğuna bağlı olarak tarama biraz uzun sürebilir.

Karşınıza kırık linklerin bulunduğu liste geliyor.
Kırık Linkler Nasıl Bulunur

Blog adreslerinin sağında bulunan Url yazan yere tıkladığınızda kırık linkin bulunduğu yazınıza yönleniyorsunuz.Blogunuzun veya web sitenizin yönetici panelinden ,bulunan yazıya girerek linki sildiğinizde kırık linkten kurtulmuş olacaksınız.
Sildiğiniz link  yazınızda mevcut olmayacağı için okurlarınız için ufak bir mesaj eklemeniz iyi bir fikir olarabilir. (Site veya blog güncel olmadığı için link kaldırılmıştır)

Web sitenizi veya blogunuzu kırık linklerden temizlemeyi yılda bir kez tekrarlayın.Google sizi mutlaka ödüllendirecektir ;)

Sizler daha önce kırık link temizliği yaptınız  mı? Kullandığınız farklı  servisler var  mı?

Sibel Ordueri
Devamını Oku »

21 Temmuz 2017 Cuma

Deniz Suyunun Faydaları Nelerdir?

Tarih21 Temmuz 2017 Cuma
Deniz Suyunun Faydaları
Denize niçin gidersiniz? Tatil, yorgunluk atmak, farklı yerler görmek, deniz sporu yapmak, maviye olan tutku... Daha neler neler sayılabilir. Peki tedavi olmak için denize gitmeyi düşündünüz mü hiç? Belki evet, belki hayır. Tedavi deyince aklımıza çoğunlukla tıp ilmi gelir haklı olarak. Ve en doğrusu bu elbette ama doğanın bizlere sunduğu gizli hazineleri de yabana atmamak gerek. Tıbbi alanda da deniz suyunun fayda verici özelliklerinden istifade edildiği bilinmekte.

Yüzmek için girdiğimiz deniz suyunun faydaları nelerdir diye pek düşünmeyiz. Tatil fikri ön planda oluyor tabi. Öyle ise bilmelisiniz ki; deniz suyunun faydaları oldukça fazla.

Deniz Suyunun Faydaları Nelerdir?
  • Deniz suyunun içerisinde bulunan maddeler kanımızda bulunan maddelere çok yakın.
  • İçeriğindeki maddeler sayesinde doğal tedavi edici özelliği vardır.
  • Yaralara, tahriş olmuş bölgelere, isiliğe, alerjik durumlara şifa kaynağıdır.
  • Cilt hastalıklarını tedavi eder.
  • Sedef hastalığına önemli fayda sağlar.
  • Ölü hücreleri yok eder.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Parazit, mikrop ve bakterileri öldürür.
  • Hücre yenilenmesi sağlar.
  • Vücudun direncini arttırır.
  • Toksinlerin vücuttan atılmasını sağlar.
  • Kan dolaşımını hızlandırır.
  • Mantar enfeksiyonlarının geçmesinde etkin rol oynar.
  • Ağrıları sızıları hafifletir.
  • Sinirleri yatıştırır.
  • Depresyonu önler.
  • Saçlarda kepeklenmeyi önler.
  • Cildi sivilce ve siyah noktalardan arındırır.
  • Terlemeyi azaltır.
  • Deniz havası insanı rahatlatır, huzur verir.
  • Kumda yürümek biraz zordur. Bu sırada spor yapmış olursunuz.
  • Deniz kumu eklem ağrılarına, kireçlenmeye, romatizmaya iyi gelir.
  • Deniz kumu cildi temizler. Peeling etkisi yapar.
Eczanelerde bulunan steril deniz suyu sayesinde burun tıkanıklıkları açılabilir. Diş ağrıları için de deniz suyu kullanılabiliyor. Deniz suyundaki kalsiyum miktarı da yabana atılmayacak kadar çoktur. Özellikle büyüme çağındaki çocukları denize mutlaka götürün. Hem denizin, hem de güneşin faydalarından çocukların yeterince istifade etmelerini sağlayın.

Deniz suyunun faydalarını göz önünde bulundurunca deniz tatili yapma isteği artıyor değil mi? Ama güneşin yoğun olduğu saatlerde denize girmemeye gayret gösterin. Koruyucu krem kullanmayı da  ihmal etmeyin.
Herkese iyi tatiller !🙋
Sibel Ordueri
Devamını Oku »

11 Temmuz 2017 Salı

Kolay Pizza Tarifi Pizza Nasıl Yapılır?

Tarih11 Temmuz 2017 Salı
pizza nasıl yapılır
Söz konusu kolay atıştırmalıklar ise, ilk akla gelenlerden biridir pizza. Gerek çeşitliliği, gerek lezzeti, gerekse herkes tarafından seviliyor olması nedeniyle tarif defterimizde her zaman yer alır kolay pizza tarifi.

Ev yapımı pizza tarifi, tercihe göre çeşit çeşit pizzalar hazırlama şansı sunuyor bizlere. Peynirlisi, zeytinlisi, salamlısı, sosislisi, mısırlısı, biberlisi, mantarlısı...

Kolay pizza tarifi içerisinde damak zevkinize uygun olarak hazırlayabileceğiniz bir pizza mutlaka olacaktır.
Kolay pizza malzemeleri:
Hamuru için:
  • 1 kg un
  • 1 paket yaş maya veya instant maya
  • 1 fincan toz şeker
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 1 adet yumurta
  • 2 kaşık sıvı yağ
  • 1 bardak ılık süt
  • 1 bardak ılık su
Üzeri için:
  • Yarım kilo kadar rendelenmiş kaşar peyniri
  • 3-4 adet rendelenmiş domates
  • 1 kase kadar sıvı yağ (hamurun terbiyesi için)
  • Dilimlenmiş salam, sosis, sucuk
  • Ayıklanmış zeytin
  • Konserve veya dondurulmuş mısır
  • Biber, mantar, kornişon
  • Dilediğiniz şarküteri ürünü
kolay pizza tarifi
Pizza nasıl yapılır?
Kolay pizza tarifi:

Not: Öncelikle maya hakkında bilgi vereyim. İnstant maya kullanırsanız, direkt olarak una karıştırabilirsiniz. Yaş maya kullanırsanız mayayı ılık sütün içinde erittikten sonra hamur karışımına ekleyebilirsiniz. Ben yaş maya ile yaptığım hamurlardan çok daha iyi sonuç aldığımı söyleyebilirim.

Unu geniş bir yoğurma kabına eleyin. Ortasını havuz gibi açıp, tuzu, şekeri, yumurtaları, 2 kaşık sıvı yağı, ılık suyu, ılık sütü ilave edin. İnstant mayayı direkt, yaş mayayı sütte eriterek karışıma ekleyin.

Malzemeleri havuzun içinden dışına doğru karıştırarak yoğurun. Hamur ele çok yapışırsa biraz un ekleyebilirsiniz. Hamurun üzerini streç film ile kaplayıp ılık ortamda 2 saat kadar mayalanamya bırakın. Mayalanma süresinde hava sıcaklığının önemi büyük. Soğuk havada hamur daha geç mayalanır. sıcak havada daha hızlı.

Mayalan hamurdan parçalar koparıp yağlanmış fırın tepsisine hamuru da yağlayarak yayın. Pizza hamuru yağlandıkça güzelleşir. Tepsiye yaydığınız hamurun üzerini rendelenmiş domates ile kaplayın. Üzerine bir miktar kaşar rendesi serpin. Şimdi dilediğiniz şekilde şarküteri ürünlerini, zeytini, biberi, mısırı, mantarı dizin. Üzerine tekrar kaşar rendesi serperek 180 derecede ısıtılmış fırında pembe renk alıp kaşarlar eriyene kadar pişirin. Sıcak sıcak servis yapın.

Ev yapımı pizza tarifinin avantajlı tarafı dilediğiniz gibi pizza hazırlamak ve isterseniz pişirmeden önce dondurucuya atıp, istediğiniz zaman hazırda pizza bulabilmek olsa gerek. Farklı büyüklükte, türlü türlü pizzaları hazırlayın ve streç kaplayarak dondurun. İstediğiniz zaman kolay pizzalar hazır.

Bu kolay pizza tarifi ile harika pizzalar hazırlayacağınıza inanıyorum.
Afiyet olsun.
Nahide Zereyak
Yazar Hakkında: Adım Nahide Zereyak. Tariflerimin bulunduğu Renkli Pasta Sepeti isimli bloğun aşçısı ve yöneticisiyim. Adana'da yaşıyorum. Üç çocuk annesiyim. Mutfağımda sevdiklerim için yeni lezzetler keşfetmeyi ve bunları paylaşmayı seviyorum. Lezzet dünyasından ayrı kaldığım zamanlarda yazılar ve şiirler yazıyorum.
Devamını Oku »

20 Haziran 2017 Salı

İftarda Nasıl Beslenmeli İftarda Neler Yemeli

Tarih20 Haziran 2017 Salı
iftarda nasıl beslenmeli iftarda neler yemeli
İftar vakitlerini çağrıştıran ezan ve top sesleri nasıl da heyecanla beklenir. İftar vakti gelene kadar türlü türlü yiyecekler, içecekler hazırlanır. Sofralar kurulur. Konuklar davet edilir. İftar sofraları paylaştıkça şenlenir. Dualar, tutulan orucun kabul olması içindir.Oruç nimetlerin kıymetinin bilinmesini sağlar, sabırlı olmayı ve aç kalmanın ne demek olduğunu öğretir bizlere.

Ortak kurulan sofralara, karınca kararınca herkes bir şeyler ekler. Esas olan paylaşmaktır. Ramazan ayının maneviyatını birlikte tatmaktır.

İftar kavramı büyük ölçüde yemek üzerine kurulmuştur. Aç bünye elbette ki yemek ister ama iftarda neler yemeli? İftarda nasıl beslenmeli? Bunlar üzerinde durulması gereken önemli konulardır. Özellikle yaz mevsiminde oruç süresi 18 saate kadar çıkıyor. Çok uzun bir süre bu. Gün boyu açlık, susuzluk çeken vücudu yormadan, hasta etmeden iftarımızı açmalıyız.

İftarda Nasıl Beslenmeli? İftarda Neler Yemeli?
  • İftar yemeğine hafif başlamak gerekir. Yiyeceklerimizin tamamını birden yememiz midemizi de kalbimizi de yorar. Bu yüzden iftar yemeğini iki, üç öğüne ayırmamız gerekir. İlk öğün çorba veya peynir, zeytin, domates, salatalık şeklinde hafif yiyeceklerden oluşmalıdır.
  • İlk öğünden sonra mideyi dinlendirip biraz da su içtikten sonra ana yemeğe geçebilirsiniz. Ana yemekte tercihimiz sebze yemeği, esmer pirinç veya bulgurdan yapılmış pilavlar, kuru baklagiller, ızgara veya buğulama yapılmış et, tavuk, balık çeşitleri, salatalar olmalıdır.
  • Ana yemeğimizi yedikten sonra kısa bir yürüyüş iyi gelecektir. Yaklaşık 1,5 saat sonra tatlı ihtiyacınızı gidermek için sütlü tatlılar tercih edebilirsiniz. Sütlaç, güllaç, muhallebi, puding gibi hafif tatlıları tercih edebilirsiniz.
  • Ara öğünlerde meyve de tüketebilirsiniz. Taze meyve tüketebilceğiniz gibi, tercihinizi kuru meyveden yana da kullanabilirsiniz. Kuru yemişler de ara öğünler için doğru bir tercih olacaktır. Çok tuzlu ve yağlı olanları hariç.
  • İftar ve sahur arasında bol su içmeyi sakın ihmal etmeyin. Suyu bir seferde çokça içmek yerine azar azar için.
  • Yemeğin rehavetine kapılıp koltukta televizyon izlerken bulmayın kendinizi. Tamam gün boyu yaşadığınız açlık ve susuzluk yordu vücudunuzu. Yemek de yediniz. Oturup tv izlemek istiyorsunuz. Bu ağırlığın sizde yağlanmaya sebep olacağını unutmayın. İftar sonrası yediklerinizin tamamını yakmanız beklenemez elbette. Ama hafif bir yürüyüşle vücudunuza kendini yenilemesi için şans tanıyın. Yürüyüş yapma fırsatınız yoksa, evde hafif egzersizler yapın.
Küçük ayrıntılara dikkat ederek daha sağlıklı ve huzurlu bir Ramazan ayı geçirmenizi diliyorum.

Sibel Ordueri

Devamını Oku »
"Sosyal Medya Kafe'de kullanılan tüm ekran görüntü resimleri ve yazıları Sosyal Medya Kafe'ye aittir.Yazıların ve ekran görüntü resimlerinin yayın hakkı sadece www.sosyalmedyakafe.com'a aittir.İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden bir başka blogda veya web sitesinde yayınlanması,tariflerin veya yazıların ekran görüntüsünü alarak sosyal ağlarda paylaşılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası`na aykırıdır. Aksi taktirde 5846 Sayılı Fikir ve Sanat serleri Yasası gereği suç duyurusunda bulunulacaktır. Yasal yükümlülüğü vardır."
Sosyal Medya Kafe Copyright © 2014 Tüm Hakları Saklıdır...