17 Kasım 2017 Cuma

Sosyal Medya Kafe 3 Yaşında!

Tarih17 Kasım 2017 Cuma
Sosyal Medya Kafe 3 Yaşında
Merhaba Sosyal Medya Kafe okurları,
Sosyal Medya Kafe 18.09.2017 tarihinde 3 yaşını doldurdu.Bu haberi vermekte geciktik.Gündelik koşuşturmalar,yoğunluk v.b sebeplerimizden dolayı bu güne yayınlamak nasip oldu.Sosyal Medya Kafe'yi ilk kurduğum günden bugüne  bizleri severek okuyan okurlarımız oldu.Yine okurlarımız tarafından binlerce yorum aldık.Her bir okurumuza ve yorum yaparak bize var olduklarını gösteren tüm okurlarımıza öncelikle teşekkür ediyoruz.💕

Sosyal Medya Kafe Amacına Ulaştı Mı?

Maalesef  3 yılda kat ettiğimiz yolda tam olarak kuruluş amacına ulaşamadı.Sosyal Medya Kafe  ilk kurulduğunda daha fazla misafir blog ve misafir yazarların olacağı düşünerek açılmıştı.Türkiye'nin her köşesinden yolu Sosyal Medya Kafe'ye düşen biri bu blogda istediği gibi yazı yollayabilirdi.Devamlı blog yazmak istemeyen ama bir konuda da olsa tecrübesi  var ise bunu Sosyal Medya Kafe aracılığıyla internet dünyasına miras bırakabilir düşüncesi vardı.Maalesef bu sayı düşündüğümüzden az oldu.Toplamda 6 misafir blog ağırladık.Misafir blog yazıları kategorimizde bulunan her bir yazarımıza tekrar teşekkürlerimizi iletiyoruz.Sosyal Medya Kafe'yi okuyarak sadece okur kimliği ile bir konuda edindiği tecrübeleri bizimle paylaşan çıkmadı.

Sosyal Medya Kafe 'de Daimi Yazarlık Yapan Arkadaşlarımız

Hakkımızda sayfamızda yer verdiğimiz gibi bugüne kadar 5 blog yazarı arkadaşımız bizlere yazıları ve yorumları ile destek verdi.

Sevgili Hüzün Sarısı blogun yazarı Nihal Yeşiltaç Oran 3 yıldır Sosyal Medya Kafe'de yazmaya devam ediyor.Sosyal Medya Kafe'nin 3 yaşında  yazısına yazdıkları;

"Yaklaşık 3 yıl önce, tam da aktif blog yazarlarının kalemlerini bıraktığını düşündüğüm zamanlarda Sosyal Medya Kafe ile yollarımız birleşti. Nasıl yani? Blog yazanlar bloglarını bir çöp gibi kenara atmış, gözü kara bir hatun gelip sıfırdan başlıyor. Amaçları hedefleri var üstelik. Hal böyle olunca ben bu oluşumda yer almaz mıyım?
Profesyonel taviz vermeyen, maddeye teslim olmayan bir blog Sosyal Medya  Kafe ve ben bu duruma şahit oldukça daha bir sevdim bu ailenin içinde olmayı. Ve yine zamanla Sibel Ordueri'ni tanıma şansı buldum. Öyle küçük noktalarda, öyle tavırlar sergiledi ki 'iyi ki tanımışım' dedirtti.
3 yıla yakın bir zaman burada bana verilen köşede yazdım, çizdim. Yeri geldi bildiğimi paylaştım, yeri geldi isyanımı öfkemi. Bir süredir geçirdiğim göz ameliyatı sebebi ile yazamıyorum; çok az görüyorum. Tedavim bittikten sonra hem burada hem kendi blogumda okuyucularımızla birlikte olacağım inşallah.
Sosyal Medya Kafe ailesine ve yazdıklarımızı özenle takip, edip okuyan takipçilerimize sonsuz teşekkürler. İyi ki varsınız, iyi ki varız!"

Sevgili Rekli Pasta Sepeti yazarı Nahide Zereyak 3 yıldır Sosyal Medya Kafe'de yazmaya devam ediyor.Sosyal Medya Kafe'nin 3 yaşında  yazısına yazdıkları;
" Bloğumda yeni yeni yazmaya başlamıştım. Bir bebek gibi emekleme aşamasındaydık henüz. Yeni bir dünyayı keşfediyordum merakla. Ve içimde oldum olası var olan yazma isteği de artık kendine bir çıkış kapısı bulmuştu. Heves ve heyecanla yeni yeni tanımaya başladığım blog dünyasına gittikçe daha çok ilgi duyuyor ve bağlanıyordum. Bloğumu geliştirmek, yeni şeyler öğrenmek için sabahladığım geceler dün gibi aklımda.Tam da bu dönemde tanıdım Sibel Hanım'ı ve Sosyal Medya Kafe'yi. İşte yeni bir heyecan daha. Artık kendi bloğumun yanı sıra bir de Sosyal Medya Kafe'de yazılarım yayınlanacaktı. Öyle mutlu oldum ki anlatamam. Bilmediğim pek çok şey vardı elbette. Sibel Hanım'ın daha eskilere dayanan yazarlık tecrübeleri ve bilgi birikimleri sayesinde çok şey öğrendim. Tabiri caizse emekleyen bebek yürümeye başladı. Adımları hızlandı. Yeni yeni ufuklara yelken açtık birlikte.Bu çatı altında bir aile olduk.Sosyal Medya Kafe'nin 3. yılı kutlu olsun. Geçen bu 3 yıl bana bilgi, birikim, tecrübe, güven, cesaret, öz saygı, sayısız dostluklar, kıymetli okuyucular kazandırdı. Koskoca dünyanın içerisinde sığındığım bu küçük dünyamı seviyorum. Bloğumuzun sahibesi sevgili Sibel Hanım'a, aynı çatı altında bulunduğumuz saygıdeğer yazar arkadaşlarıma ve siz sevgili okuyucularımıza bana kattığınız değerden dolayı teşekkürlerimi sunuyorum.Nasip olursa daha uzun yıllar birlikle var olmak dileği ile."


Sevgili Heybemdeki Yolcu yazarı Bay Kefren 1 yıl kadar bizlerle birlikte oldu.Doktorluk mesleğine başladığı ve yoğunluğundan dolayı kendi blogunda, Sosyal Medya Kafe 'de bulunan yazılarına kendi kararıyla son verdi.




Sevgili Minik Kelebeğin Annesi yazarı Ayşe Köseler Güneş  1 yıldır Sosyal Medya Kafe'de yazmaya devam ediyor.Sosyal Medya Kafe'nin 3 yaşında  yazısına yazdıkları;
"Blogumu tazecik açmışken Sibel abla  ile  blogumun teması sayesinde tanıştık. Bugüne kadar bana çok yardım etti. Blogum onun bana verdiği bilgiler sayesinde çok iyi yerlere geldi. Ne zaman mesaj yazsam saat kaç olursa olsun bana döndü. Her sorumun cevabını yanıtladı. Profesyonelliği, insanlığı, nacizane davranışları ile gerçekten bir abla ve tam bir hanımefendi.
Blog dünyasında az da olsa pişmişken Sibel abla 'Sosyal Medya Kafe'de yazarmısın?' dedi. O kadar sevinip , mutlu oldum ki ve yazmaya başladım. Sosyal Medya Kafe'de yazılarımın okunma sayısını gördükçe motive oldum. Sosyal Medya Kafe'nin 3.yılı kutlu olsun. Bana çok şey kattı. Kendimi bu yolda geliştirmemde çok etkisi oldu. Herşey için çok teşekkür ederim. Bol okuyuculu olmasının devamını dilerim. SEVGİLER."


Sevgili Sevdicann blogunun yazarı Sevdicann 1 yıl kadar  bizlerle birlikte oldu.
Sosyal Medya Kafe'nin 3 yaşında  yazısına yazdıkları;
"Merhaba blogcanlar!
Bu ifadeyi kullanmayalı çok uzun süre oldu. Bir çoğunuz çok merak ettiniz ortadan kayboluşumun sebebini. Mesaj yazanlar oldu. Bu beni çok memnun etti aslında. Blogger dünyasında ne güzel dostluklar edinmişim. En son yazdığımda Amerikadaydım. Türkiye ye tatil için geldik ve ikinci bebeğime hamile olduğumu öğrendim. Ağır geçen hamilelik dönemimde kafamı kaldiramıyordum ki bloguma yazayım..Sonra bebeğin bakımı büyük oğlumuzun bu duruma uyum süreci, mini mini birlerim derken hayat cidden yoğun geçiyor. Çok özlüyorum blogumu. Blog yazılarımı çok dikkatli yazmaya çalıştığım için bir türlü başına gecemiyorum. Blogcanları, onlarla yorumlaşmayı çok özledim. Bu yoğunluk içinde işin kolayına kaçıp instagramda paylaşımlar yaptım. Sibel ablayla irtibatı hiç koparmadık.2014 yılının son zamanlarında blog keşif etkinliğiyle keşfedip, birbirimize yaptığımız ortak röportajla tanıştığımız, kaynastigimiz bir dostluğumuz oldu. Bloguma bir el attı harikalar yarattı. Cicili bicili bir blogum da oldu sayesinde. Sonra Sosyal Medya Kafe ailesine katıldım. O kadar şey öğrendim ki teknik anlamda. Bildiklerini paylasmayi sever Sibel abla. Kendisi blog tasarımı yaptığı halde , blog tasarımı yapmayı anlattığı yazıları vardır Sosyal Medya Kafe'de. Birbirimizi yakından hiç görmedik ama çok naif, iyi niyetli, yardımsever, özü sözü bir , dürüst, güvenilir bir kişi olduğunu düşünüyorum. Sosyal Medya Kafe' nin ileride daha da büyüyeceğini, Sibel ablanın hedeflerine bir bir ulaşacağına inancım sonsuz. Seni seviyorum Sibel abla.Sosyal Medya Kafe'nin 3.yılı kutlu olsun hepimize. Uzun yolda , arabada bebeği kucağında tek elindeki telefonla yazı yazmaya çalışan bir anne düşünün işte o benim."

Ve ben yani Sosyal Medya Kafe kurucu olarak Sibel Ordueri  yazılarımla , 3 yıldır blogu ayakta tutmaya çalıyorum.3 yıl sonra Sosyal Medya Kafe ile ilgili düşüncelerim;

Sosyal Medya Kafe olarak oldukça sosyal olmaya ve güncel tutmaya çalışsam da 2 çocuk annesi olarak bazen yetişemediğim durumlar oldu.Özellikle yaz tatili döneminde 3 ay kadar blog dünyasından uzak kalıyorum.Yaz tatilimizi kendi evimde geçirmediğim ,ordan oraya gezmelerimiz sırasında internet v.b sebeplerden dolayı uzak kalıyorum.Bazen de hastalıklarım sebebiyle blogu açmadığım haftalar olabiliyor.😟

Taslakta her zaman 30 küsur yazımız hazırda beklerken,o yazıların son düzenlemelerini yapıp yayına bile alamayacak kadar yoğun günler geçirdiğim oluyor.Bu sıralarda gelen yorumlara cevap vermemiş olabiliyorum.Cevapsız bıraktığım her bir yorum sahibinden ayrı ayrı özür diliyorum.💕Fırsat buldukça geçte olsa yorumlara cevap vermeye çalışıyorum.Unutmayın ki benim için isimsiz yorum yapanlar da dahil, her bir yorum olumlu-olumsuz çok değerli.💕💫

Sosyal Medya Kafe'de benimle birlikte yazan daimi yazar arkadaşlarımızla, kendi içimizde bir aile ve uzun yıllar sürecek bir dostluk kazandık.Bu blogda emeği olan herkese ayrı ayrı teşekkürlerimi iletiyorum.💕

Yazılarımız resimleri ile birlikte farklı bloglar tarafından çalındı.Hep birlikte çok üzüldük.Bazen yazma hevesimiz kaçtı bırakma noktasına geldik.Google şikayetlerimiz sonuç vermedi hala bloglarında yazılarımızı paylaşmaya devam ediyorlar.Çalan bloglara hakkımızı helal etmiyoruz.😓

Bazen bir mail ile havalara uçtum.Mesela ünlü yabancı bir tema sitesinden reklam teklifi geldi.Çok şaşırdım,onlar için 2 tane yazı hazırladım.Hatırı sayılır bir ücret karşılığında yazdım.Aldığım ücretin benim için hiç bir değeri yoktu ama tüm dünyada bilinir bir sitenin Sosyal Medya Kafe'yi keşfedip reklam teklifi ile gelmesi benim için çok daha önemliydi.Aldığım reklam ücretine gelince yardım kampanyasında, bir çocuğumuza okul bursu olarak bağışladım.😇

Bazı yazılarımızın okunma oranını görünce mutlu oldum.En çok okunan yazılarımızdan biri 42808 kişi tarafından okunmuş ve okunmaya devam ediyor.İnternet dünyasına değerli yazıları miras bırakmış olmak ayrı bir keyif.💘

Olumsuz tarafına bakarsam istediğim gibi beni yansıtan kişisel yazılar yazamıyorum.Arada unutup oldukça kişisel yazılar yazdığım da oldu tabii.Sonra kendi kendimi cimcirip Sibel kendine gel orası kişisel blogun değil😆 diyerek toparlamaya çalıştım durumu.Bu sebeple kendime farklı bir kişisel blog açma yolundayım.😊

Yine olumsuz tarafı birden farklı konuda çok yazarlı bir blog olarak, blog kategorimizi yerine koyamadık."Genel  Blog" kavramı biraz soğuk geliyor, onun yerine  "Yaşam Blogu" yazdım ama hala ne blogu olduğumuz belli değil sanki🙇Kısaca kategorisiz blog desek olmaz mı? 😅 Bu yazıyı okuyan varsa blogumuzla ilgili bir niş önersin lütfen😳


4.Yılında Sosyal Medya Kafe İle İlgili Planlarım
  • Yazılmış 257 yazımızı tekrar gözden geçirip, tek tek inceleyip,beğenmediklerimi silmek,bazılarını tekrar güncelleyerek yayınlamak.
  • Eski yazılarımızı güncellerken istemeden cevap yazamadığım yorumları cevaplamak.(Geç olsa da )
  • Yorumları ile bize destek olmuş tüm bloglara yorum yaptığı linkten ziyaret edip beğendiğim bir yazısına yorum yapmaya devam etmek.
  • Tozlanmış yazıları gün yüzüne çıkarmak.
  • Https // sorununu çözmek.Güvenli bağlantıya geçme aşamaları (Bu iş mutfak kısmında uzun bir zamanımı alabilir)
  • Etiketleri tekrar gözden geçirip sadeleştirmek
  • Tüm blogları ilgilendiren ve faydalı olabileceğini düşündüğüm bir etkinliği hayata geçirmek.(2000-2500 yazara ulaşmam gerekecek,bu kısmı okuduysanız şimdiden Sosyal Medya Kafe'yi takibe almanızı rica ediyorum.)

Son olarak Sosyal Medya Kafe blogumu seviyorum.Gücüm yettiğince ve zamanım el verdiğince  yazmaya devam etmek istiyorum.Yazılarımızı gerçekten severek okuyan ve yorumlayan herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum.😊Bu blog siz okurlarımız ve blog yazarı arkadaşlarımın sayesinde bu günlere kadar geldi.Sosyal Medya Kafe'nin 3 .yaşı kutlu olsun.💫💥😇💞

Sevgili okurlarımız Sosyal Medya Kafe'nin 3 yaşında yazısına sizlerin yazmak istediği olumlu-olumsuz düşünceleriz nelerdir ?


" Blog okumak ve yazmak bir kültürdür"
Sibel Ordueri

Sevgiler.💕
Devamını Oku »

5 Kasım 2017 Pazar

Truff Pasta Tarifi Kolay Pasta Tarifleri

Tarih5 Kasım 2017 Pazar
truff pasta tarifi kolay pasta tarifleri
Evde kolay atıştırmalıklar bulunması hangimizin hoşuna gitmez ki? Açlık krizlerinde, şeker düşmelerinde, çocukların canı tatlı bir şeyler çektiğinde, konuklarımız geldiğinde, kahvenin eşiliğinde, çayın lezzetinde.... Her yerde bu kolay atıştırmalıkları değerlendirebilirsiniz. Kolay pasta tarifleri arasında yer alan bu truff pasta tarifi, emim hoşunuza gidecektir.

Genellikle bisküvi ile hazırlanan truff pataları bu kez de kek ile hazırlayalım. Bisküvili tariflerde kullanılan krema yerine kakolu pasta kreması kullanarak hazırlanan bu truff pasta tarifi bakalım hoşunuza gidecek mi?

Truff pasta malzemeleri:
  • 1 çay bardağı sıvı yağ
  • 1 çay bardağı süt
  • 1 adet yumurta
  • 1 çay bardağı toz şeker
  • Bir tutam tuz
  • 1 yemek kaşığı kakao
  • 1 çay kaşığı kabartma tozu
  • 1 paket vanilya
  • Ortalama 2 su bardağı un
  • 1 paket hazır kakaolu pasta kreması ( paketteki tarife uygun hazırlanır.)
  • Süslemesi için şekerlemeler ve hindisten cevizi
Truff pasta nasıl yapılır:
Truff pasta tarifi:

Öncelikle keki hazırlayıp soğumaya bırakırız. Bunun için ilk önce yumurta ve şekeri iyice çırparız. Sütü ve sıvı yağı ekler tekrar çırparız. Eleyerek unu ve kabartma tozunu ekledikten sonra bir tutam tuz, vanilya ve kakakoyu da ekleriz. Bir spatula yardımıyla iyice karıştırırız. Orta büyüklükte, yağlanmış bir fırın tepsisine kek hamurunu döküp 10 dakika dinlendiririz.

Bu sırada fırını 170 derece ısıtıp keki fırına süreriz. Fırının kapağını açmadan kontrollü bir biçimde pişiririz. Kürdan batırarak pişmesini kontrol ederiz. Hamur yapışmazsa pişmitir. Keki çıkarıp soğumaya bırakırız.

Kek soğurken pasta kremasını hazırlarız. Soğuyan keki ufalayıp, pasta kreması ile yoğururuz. Burada dikkat edilecek husus: Pasta soslarının gramajı farklı olabilir. Bu durumdan olumsuz etkilenmemek için kremanın tamamını keke dökmeyin. Parça parça, yeteri kadar krema dökün kekin üstüne. Yoğurun ve kıvama gelince krema ekelemeyi bırakın.

Harçtan ceviz büyüklüğünde parçalar koparın. Elinizde yuvarlayın. Elinize yapışmaması için parmaklarınızı hafifçe ıslatabilirsiniz. Şekillendirdiğiniz Truff pastaları şekerleme veya hindistan cevizi ile kaplayın. Artık servis yapabilirsiniz.

Kolay pasta tarifleri ilginizi çekiyorsa eğer, bu truff pasta tarifi seveceğiniz bir tarif olacaktır. Afiyetle tüketmeniz dileğiyle.

Nahide Zereyak
Yazar Hakkında: Adım Nahide Zereyak. Tariflerimin bulunduğu Renkli Pasta Sepeti isimli bloğun aşçısı ve yöneticisiyim. Adana'da yaşıyorum. Üç çocuk annesiyim. Mutfağımda sevdiklerim için yeni lezzetler keşfetmeyi ve bunları paylaşmayı seviyorum. Lezzet dünyasından ayrı kaldığım zamanlarda yazılar ve şiirler yazıyorum.
Devamını Oku »

26 Ekim 2017 Perşembe

Şifa Niyetine: Sarımsaklı Vegan Çorba

Tarih26 Ekim 2017 Perşembe
Birçok yemeğe lezzet katan aynı zamanda sağlığımıza da faydası olan sarımsaklı vegan çorba tarifimizi süslüyor. Bugünkü yazımızda sizlere bu mükemmel çorbadan ve sarımsağın sağlığa olan faydalarından bahsedeceğiz.
Sarımsaklı Vegan Çorba Tarifi

 Sarımsaklı Vegan Çorba Malzemeleri

  • 2 kaşık bulgur 
  • 2 kaşık un 
  • 1 adet soğan 
  • 5 diş sarımsak 
  •  Su 
  •  Zencefil
  •  Zeytinyağı
  • Tuz, karabiber
  •  Nane ve kekik 
  • Pul biber 

Sarımsaklı Vegan Çorba Yapılışı  

 

Soğanı ve sarımsakları öncelikle ince ince doğruyor sonra da tencereye sıvı yağı da ekleyerek kavuruyoruz. Daha sonra iki çorba kaşığı unu tencereye ilave ederek kavurma işlemine devam ediyoruz. Un kavrulduktan sonra soğuk ve ılık su ekleyerek topaklanmaması için iyice karıştırıyoruz. Bu karışımın üzerine zencefil rendeleyip, tuz ekleyerek pişmeye bırakıyoruz. Çorbamızı servis ederken üzerine karabiber, nane, kekik ve pul biber ekleyebiliriz.

Sarımsağın Faydaları 

  •  Sarımsak vücutta çıkan yara ve çıbanlara iyi gelmektedir. 
  • Bu lezzetli ve yoğun aromalı sebze, krampları yok etmektedir.
  •  Sarımsak, karaciğeri ve akciğeri kuvvetlendirmektedir. 
  •  Bağırsak kurtlarını ve parazitlerini yok etmekte oldukça etkilidir. 
  • Zararlı bakterileri yok etmektedir. 
  • Saç dökülmesini yavaşlatmakta, saç köklerini güçlendirmektedir. 
  •  Sindirim sistemine iyi gelmektedir bunun yanı sıra kabızlığı önlemektedir. 
  •  İdrar söktürmektedir. 
  • İştah açmaktadır. 
  •  Nezleyi yok etmektedir. 
  • Bağırsak gazlarını ortadan kaldırmak için idealdir. 
  •  Grip mikrobunu öldürmekte ve vücudu hastalıklara karşı güçlendirmektedir. 

 

Neden Vegan Beslenmeliyiz?

Vegan beslenmek, etik nedenlerden ötürü tercih edilmektedir ve hayvan kullanımını tamamen reddeder. Vegan beslenen bireyler hem vücut sağlıklarını korumakta hem de hayvanların yaşamına önem vermektedir. Günümüzde hemen hemen her sektörde sürekli olarak hayvanlar işkence çektirilerek yaşanmaya zorlanmakta ya da öldürülmektedir! Bu nedenle vegan beslenmenin önemine inanıyor ve bu sitemizdeki tariflerimizin tamamını da vegan beslenmeye yönelik yapıyoruz. Vegan beslenme hayvan kullanımını reddetmesinin yanı sıra, vücudumuz için de sayısız yarar barındırmaktadır. Bunların başında da:

  • Vücudumuz sürekli olarak enerjik olur. 
  •  İşlenmiş gıdalardan uzak durulacağı için sağlığımız yerinde olur. 
  • Zararlı yağları vücudumuzdan uzaklaştırmış oluruz. 
  • Kilo almamızı engeller, zayıflamamıza ise yardımcı olur. 
  • Vegan beslenmenin yanı sıra vegan kozmetik ürünleri kullanmanın da sağlığımıza birçok faydası bulunmaktadır.

Sarımsaklı Vegan Çorba Tarifi www.sosyalmedyakafe.com için www.vegantarifler.com tarafından hazırlanmıştır.
Devamını Oku »

20 Ekim 2017 Cuma

Zaman Yönetimi Becerilerini Geliştirmenin 10 Yolu

Tarih20 Ekim 2017 Cuma

İş Dünyası
Sık sık iş temposunun aşırı yükü altında olduğunuzu hissediyor musunuz? Zaman geçtikçe, halletmeniz gereken daha fazla işiniz olduğunu düşünüyor musunuz? Peki, size verilen tüm bu işleri halletmek için yeterli zamanınız var mı? Hüner, görevlerinizi organize etmek ve her gün daha fazla iş yapmak için zamanınızı etkili bir şekilde kullanmaktır. Bu, stresi azaltmanıza ve iş yerinde daha verimli sonuçlar vermenize yardımcı olabilir. Zaman yönetimi, gelişmesi zaman alan ve her bir kişi için farklı olan bir beceridir. Sadece sizin için en iyi olanı bulmanız yeterlidir. Birkaç hafta boyunca aşağıda listelenen birkaç stratejiyi kullanın ve size yardımcı olup olmadığını kontrol edin.

İşte, zaman yönetimi becerilerinizi geliştirmek ve üretkenliğinizi artırmak için kullanabileceğiniz 10 yol:

1- Delege etmeyi öğrenin

Hepimizin arzuladığı şey, potansiyelden daha fazla görev alabilmektir. Bu sıklıkla stres ve tükenmeye neden olabilir. Delegasyon sizin sorumluluklarınızdan uzak tutmaz, ancak yönetimin önemli bir fonksiyonudur. Becerilere ve yeteneklerine göre astlarınıza iş devretme sanatı öğrenin.

2- İşlerinize öncelik sırası verin

Mesai başlamadan önce önemsiz görevlerinizin değerli zamanınızı tüketeceği için öncelikli olarak halledilmesi gereken görevlerin bir listesini yapın. Bazı görevlerin yalnızca o günde tamamlanması gerekirken, diğer önemsiz görevler bir sonraki güne taşınabilir. Kısacası, görevlerinizden daha önemli olanlara odaklanmaya öncelik vermelisiniz. Daha fazla kişisel gelişim yazısı için Kişisel Gelişim kategorisini ziyaret edebilirsiniz.

3- Ertelemekten vazgeçin

İş Molası

Ertelemek, verimliliği kötü etkileyen şeylerden biridir. Bu, zaman ve enerjiyi kötü bir şekilde harcamaya neden olur. Her ne pahasına olursa olsun, bu davranıştan kaçınılmalıdır. Hem kariyerinizde hem de kişisel hayatınızda büyük bir sorun olabilir.

4- Görevleri programlama

Bir planlayıcı veya ajandayı yanınızda taşıyın ve aklınıza gelen tüm görevleri listeleyin. Günün başlangıcından önce basit bir 'Yapılacaklar' listesi yapın, görevlerin önceliğini belirleyin ve erişilebilir olduklarından emin olun. Zaman yönetimi becerilerinizi daha iyi yönetmek için 3 liste oluşturmayı düşünebilirsiniz: İş, ev ve kişisel zaman.

5- Stresten kaçının

Stres, çoğu zaman kabiliyetimizden daha fazla iş kabul ettiğimizde oluşur. Sonuç, bedenimizin verimliliğini etkileyebilecek kadar yorgun hissetmeye başlanmasıdır. Bunun yerine, görevleri gençlere bırakın ve rahatlamak için kendinize ve ailenize biraz zaman ayırdığınızdan emin olun.

6- İşleri bitirmek için kendinize “Son teslim günü” koyun

İş Ortamı

Elinizin altında bitirmeniz gereken işler olduğunda gerçekçi bir son teslim tarihi belirleyin ve ona bağlı kalın. Görevden bir kaç gün önce bir son teslim tarihi belirlemeye çalışın, böylece yoluna girebilecek tüm görevleri yerine getirebilirsiniz. Kendinize meydan okuyun ve kendinize koyduğunuz son teslim tarihinden önce veya son teslim tarihinde işinizi bitirin. Bu zor mücadelenin altından kalkarsanız, kendinizi ödüllendirin.

7- Çoklu görevlerden kaçının

Çoğumuz, çoklu görevin işleri başarmanın etkili bir yolu olduğunu düşünülüyor ancak gerçek şu ki, biz odaklanıp bir şey üzerinde yoğunlaştığımızda daha verimli iş yapabiliyoruz. Çoklu görev, üretkenliği engeller ve zaman yönetimi becerilerini artırmak için uzak durulması gereken bir şeydir.

8- Güne erken başlayın

Başarılı olan insanların çoğunun ortak noktası budur. Günlerine erken başlarlar ve zihinleri açıkken, enerjileri yüksekken ve zamanları yeterliyken işlerinin başlarına otururlar. Erken kalktığınızda daha sakin, yaratıcı ve netsiniz. Gün ilerledikçe, enerji düzeyleriniz düşmeye başlar ve bu da üretkenliğinizi etkiler ve siz de halletmeniz gereken işlerin büyük bir kısmını halledememiş olursunuz.

9- Belirli aralıklarla ara verin ve dinlenin

İş Planı

Eğer 10-15 dakikalık boş bir vakit bulursanız, ara verin. Çok fazla stres vücudunuzun zarar görmesine neden olur ve verimliliğinizi etkileyebilir. Yürüyün, müzik dinleyin ya da mağaza dolaşın. En iyi fikir iş yerinden ayrılmak, arkadaşlarınızla ve ailenizle vakit geçirmektir.

10- Hayır demeyi öğrenin

Üstünüze aşırı yük bindiğinizi düşünüyorsanız, size verilen veya verilmesi gündemde olan ek görevleri kabul etmeyin ve kibar bir şekilde reddedin. Ekstra bir görevi yapmayı kabul etmeden önce 'Yapılacaklar' listenize bir göz atın ve ondan sonra karar verin. Görevi kabul ettikten sonra, kendinizi çok daha zor bir durumda bırakmak istemezsiniz.

 Bu yazı sosyalmedyakafe.com için yasam.io tarafından hazırlanmıştır.
Devamını Oku »

6 Ekim 2017 Cuma

Bu Yöntemlerle Çocuğunuzun Hafıza Becerisini Büyük Oranda Artırın

Tarih6 Ekim 2017 Cuma
Hafıza: Canlıların bilgiyi kayıt edebilme ve dilediğinde hatırlayabilme becerisidir. İnsan, yaşamı boyunca deneyim edinir ve bu deneyimler sayesinde hayatını kolaylaştırır. İşte hafıza becerisinin önemi tam da bu noktada öne çıkıyor. Eğitim, gelişim ve toplumsal fayda için hafıza becerisi olmazsa olmaz yeteneklerimizden biridir. Elbette, bu yetenek kişiden kişiye farklılık gösterir. Farkların doğum öncesi, doğum sonrası veya kalıtsal sebepleri olabilir ama unutmamak gerekir: Hafıza yeteneği her zaman geliştirilebilir.
Peki,
eksikliğinde, unutkanlık ve benzeri problemlere de sebep olan hafızamızı nasıl güçlendirebiliriz? Bu soruyu özellikle anne-baba ve eğitmenler için cevaplayalım.

“Unutkanlık zayıf bir hafızanın değil, ihmal edilmiş bir hafızanın ispatıdır” Donald A. Laird


Çocuklarda Hafıza Geliştirme Yöntemleri

Çocukların Hafızasını Güçlendirme Teknikleri

Hafızayı güçlendirmenin birden fazla yöntemi var. Bu yüzden her bir yöntemi ayrı ayrı, mini paragraflar şeklinde açıklamakta fayda var.
  • 1-Besinlerle Hafızayı Güçlendirmek: Günde birkaç adet ceviz ve bir avuç kadar fındık tüketmek unutkanlığı önler, hafızayı güçlendirir. Ceviz ve fındık vücuda e vitamini ile birlikte omega-3 yağ asidi sağlar. Aynı şekilde hamsi, somon gibi balıklar da omega-3 bakımından zengin besinlerdir ve hafızayı güçlendirirler. Ispanak, brokoli, böğürtlen, süt ürünleri, yumurta ve tam tahıllar da hafıza geliştirici diğer besinlerdir.
  • 2-Beyin Egzersizleriyle Hafızayı Güçlendirmek: Zihinsel gelişiminin uzmanlar tarafından sık sık kas gelişimine benzetildiğine dikkat etmişsinizdir. Evet, zihinsel beceriler de egzersiz ve kontrollü zorlama ile gelişebilmektedir. Şiir ezberlemek, şarkı sözleri ezberlemek gibi rutin egzersizlerin yanında oldukça eğlenceli hafıza oyunları oynamak da hafızayı geliştirir. Örneğin, şu sayfadaki hafıza oyunlarını inceleyebilirsiniz: https://www.mentalup.net/hafiza-oyunlari
  • 3-Spor Yaparak Hafızayı Güçlendirmek: Bir önceki maddede beyin egzersizleriyle hafızayı geliştirmekten bahsettik. Peki, fiziksel egzersizlerin yani spor yapmanın hafıza gücü üzerindeki etkisini hiç düşündünüz mü? Spor yapmak, sadece bedensel gelişime değil; beyin gelişimine de oldukça katkı sağlar. En basit açıklamasını şu şekilde yapabiliriz: Spor, vücudun kan akışını hızlandırır. Bu da beyde daha fazla oksijen taşınacağı anlamına gelir. Beynin fiziksel gelişimi, zihinsel işlevler üzerinde de etkilidir. Çocuğunuzu sevdiği spor faaliyetlerine yönlendirin.
Özetle:
Hafıza gücü, hayatımızı kolaylaştıran en önemli zihinsel becerilerimizden biridir. İnsanın sosyal yaşamını, eğitim hayatını, iş hayatını olumlu veya olumsuz yönde etkileme gücü olan bu beceri ihmal edilmemeli; daima geliştirilmelidir. Hafıza zayıflığında birçok problem açığa çıkmaktadır. Genç yaşta unutkanlık, ileri yaşlarda alzaymır gibi hastalıklara dönüşebilmektedir. Yukarıdaki hafıza geliştirme yöntemleri ile hem yetişkinler, hem de çocuklar hafıza becerilerini güçlendirebilirler.

Dikkat İle Hafıza Arasındaki İlişki

Dikkat, bir bilginin deneyim edinilmesine rağmen hafızaya alınıp alınmamasına etki eden diğer bir zihinsel becerimizdir. Bazen gördüğümüz herhangi bir görüntüyü hatırlamamızı engelleyen en önemli faktör dikkatsizliktir. Tam tersi, önemsiz bir detayı hafızaya almamızı sağlayan da dikkat etmiş olmamızdır. Sadece görüntü değil; ses, olay, duygu veya genel olarak kayıt edilebilir bütün bilgiler için aynı şeyi söylemek mümkün.

Dikkatli insanların hafızası daha güçlüdür çünkü deneyim edindikleri her olayı dikkatle inceler/yaşarlar. Bu da bilginin daha uzun ömürlü olacak şekilde hafızaya alınmasını sağlar. Bu nedenle, hafıza geliştirme tekniklerini dikkat geliştirme teknikleriyle pekiştirmek isabet olur. Bu iki kavram (dikkat & hafıza) özellikle eğitimde çok önemli olduğu için bütün okullarda öğrencilerin dikkat ve hafıza düzeyini artırma çalışmaları yapılır/yapılmalıdır.

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte Türk bilim insanları dünyada bir ilk olan online dikkat&hafıza egzersizlerini geliştirdiler. İlk olması, hitap ettiği yaş aralığı ve içeriğinin oldukça geniş olmasıyla ilgili. Dünya genelinde kullanılan bu beyin egzersizleri, Türkiye’de okullar ve bireysel kullanıcılar tarafından oldukça ilgi görüyor. Yıldız Teknik Üniversitesi akademisyenleri, doktorlar ve oyun tasarımcıları tarafından geliştirilen uygulamanın adı MentalUP.

Yardımcı Kaynak: MentalUp 

Sibel Ordueri

Devamını Oku »

4 Ekim 2017 Çarşamba

Kırık Linklere Dikkat

Tarih4 Ekim 2017 Çarşamba
Kırık Linkleri Düzeltme
Blog  yazarları olarak link vermediğimiz yazı yok neredeyse.Verdiğiniz linklerin hepsi güncel mi?  Bloglarımızda veya web sitelerimizde kaç tane kırık link var hiç düşündünüz mü? Kırık linkler düzeltilir mi ? 

Kırık linkler web sitelerin ve blogların bulunmayan 404 hata sayfalarıdır.

Örneğin,başka bir site veya blog sayfasının yazısını çok beğendiniz, blogunuza link vererek eklediniz.Belli zaman sonra site veya blog sahibi yazıyı sildi, başka bir url'ye taşıdı veya tamamen blogunu kapattı.Bu durumda verdiğiniz link boş bir sayfaya yönleniyor.Doğru kaynağa yönlenmiyorsa  blogunuzda veya sitenizde kırık link  mevcut demektir.

Kırık Linkler Neden Önemli ?

Okurlarınız için kötü bir deneyim yaratır, linke tıkladığında doğru kaynağa ulaşmak ister.Boş bir linke tıklamak çoğu zaman sinir bozucu olabilir.

Google kırık linklerin okurlar için kötü bir deneyim olduğunun farkındadır.Bu sebeple çok fazla kırık link içeren blog ve web sitelerini sevmez.(Google sıralamasında düşürebilir)


Kırık Linkleri Nasıl Bulabilirim ?

Kırık linkleri bulmak için tek tek tüm yazılarınızda bulunan linkleri kontrol etmenize gerek yoktur.İnternette kırık linkleri bulmak için bir çok site mevcut.Benim sürekli kullandığım servis brokenlinkcheck.Bu servis sayesinde blogunuzda bulunan tüm linklerinizi otomatik olarak tarayıp,hangi sayfalarınızda kırık linkler olduğunu görebileceksiniz.

Siteye yönlendiğinizde sağ tarafta site veya blogunuzun adını yazacağınız bir kutucuk göreceksiniz.
Kırık Link Bulma

Bu kutucuğa sitenizin adını yazıp "Find broken links" butonuna tıklayın.Sitenin yoğunluğuna ve blogunuzda bulunan yazılarınızın çoğunluğuna bağlı olarak tarama biraz uzun sürebilir.

Karşınıza kırık linklerin bulunduğu liste geliyor.
Kırık Linkler Nasıl Bulunur

Blog adreslerinin sağında bulunan Url yazan yere tıkladığınızda kırık linkin bulunduğu yazınıza yönleniyorsunuz.Blogunuzun veya web sitenizin yönetici panelinden ,bulunan yazıya girerek linki sildiğinizde kırık linkten kurtulmuş olacaksınız.
Sildiğiniz link  yazınızda mevcut olmayacağı için okurlarınız için ufak bir mesaj eklemeniz iyi bir fikir olarabilir. (Site veya blog güncel olmadığı için link kaldırılmıştır)

Web sitenizi veya blogunuzu kırık linklerden temizlemeyi yılda bir kez tekrarlayın.Google sizi mutlaka ödüllendirecektir ;)

Sizler daha önce kırık link temizliği yaptınız  mı? Kullandığınız farklı  servisler var  mı?

Sibel Ordueri
Devamını Oku »

21 Temmuz 2017 Cuma

Deniz Suyunun Faydaları Nelerdir?

Tarih21 Temmuz 2017 Cuma
Deniz Suyunun Faydaları
Denize niçin gidersiniz? Tatil, yorgunluk atmak, farklı yerler görmek, deniz sporu yapmak, maviye olan tutku... Daha neler neler sayılabilir. Peki tedavi olmak için denize gitmeyi düşündünüz mü hiç? Belki evet, belki hayır. Tedavi deyince aklımıza çoğunlukla tıp ilmi gelir haklı olarak. Ve en doğrusu bu elbette ama doğanın bizlere sunduğu gizli hazineleri de yabana atmamak gerek. Tıbbi alanda da deniz suyunun fayda verici özelliklerinden istifade edildiği bilinmekte.

Yüzmek için girdiğimiz deniz suyunun faydaları nelerdir diye pek düşünmeyiz. Tatil fikri ön planda oluyor tabi. Öyle ise bilmelisiniz ki; deniz suyunun faydaları oldukça fazla.

Deniz Suyunun Faydaları Nelerdir?
  • Deniz suyunun içerisinde bulunan maddeler kanımızda bulunan maddelere çok yakın.
  • İçeriğindeki maddeler sayesinde doğal tedavi edici özelliği vardır.
  • Yaralara, tahriş olmuş bölgelere, isiliğe, alerjik durumlara şifa kaynağıdır.
  • Cilt hastalıklarını tedavi eder.
  • Sedef hastalığına önemli fayda sağlar.
  • Ölü hücreleri yok eder.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Parazit, mikrop ve bakterileri öldürür.
  • Hücre yenilenmesi sağlar.
  • Vücudun direncini arttırır.
  • Toksinlerin vücuttan atılmasını sağlar.
  • Kan dolaşımını hızlandırır.
  • Mantar enfeksiyonlarının geçmesinde etkin rol oynar.
  • Ağrıları sızıları hafifletir.
  • Sinirleri yatıştırır.
  • Depresyonu önler.
  • Saçlarda kepeklenmeyi önler.
  • Cildi sivilce ve siyah noktalardan arındırır.
  • Terlemeyi azaltır.
  • Deniz havası insanı rahatlatır, huzur verir.
  • Kumda yürümek biraz zordur. Bu sırada spor yapmış olursunuz.
  • Deniz kumu eklem ağrılarına, kireçlenmeye, romatizmaya iyi gelir.
  • Deniz kumu cildi temizler. Peeling etkisi yapar.
Eczanelerde bulunan steril deniz suyu sayesinde burun tıkanıklıkları açılabilir. Diş ağrıları için de deniz suyu kullanılabiliyor. Deniz suyundaki kalsiyum miktarı da yabana atılmayacak kadar çoktur. Özellikle büyüme çağındaki çocukları denize mutlaka götürün. Hem denizin, hem de güneşin faydalarından çocukların yeterince istifade etmelerini sağlayın.

Deniz suyunun faydalarını göz önünde bulundurunca deniz tatili yapma isteği artıyor değil mi? Ama güneşin yoğun olduğu saatlerde denize girmemeye gayret gösterin. Koruyucu krem kullanmayı da  ihmal etmeyin.
Herkese iyi tatiller !🙋
Sibel Ordueri
Devamını Oku »

11 Temmuz 2017 Salı

Kolay Pizza Tarifi Pizza Nasıl Yapılır?

Tarih11 Temmuz 2017 Salı
pizza nasıl yapılır
Söz konusu kolay atıştırmalıklar ise, ilk akla gelenlerden biridir pizza. Gerek çeşitliliği, gerek lezzeti, gerekse herkes tarafından seviliyor olması nedeniyle tarif defterimizde her zaman yer alır kolay pizza tarifi.

Ev yapımı pizza tarifi, tercihe göre çeşit çeşit pizzalar hazırlama şansı sunuyor bizlere. Peynirlisi, zeytinlisi, salamlısı, sosislisi, mısırlısı, biberlisi, mantarlısı...

Kolay pizza tarifi içerisinde damak zevkinize uygun olarak hazırlayabileceğiniz bir pizza mutlaka olacaktır.
Kolay pizza malzemeleri:
Hamuru için:
  • 1 kg un
  • 1 paket yaş maya veya instant maya
  • 1 fincan toz şeker
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 1 adet yumurta
  • 2 kaşık sıvı yağ
  • 1 bardak ılık süt
  • 1 bardak ılık su
Üzeri için:
  • Yarım kilo kadar rendelenmiş kaşar peyniri
  • 3-4 adet rendelenmiş domates
  • 1 kase kadar sıvı yağ (hamurun terbiyesi için)
  • Dilimlenmiş salam, sosis, sucuk
  • Ayıklanmış zeytin
  • Konserve veya dondurulmuş mısır
  • Biber, mantar, kornişon
  • Dilediğiniz şarküteri ürünü
kolay pizza tarifi
Pizza nasıl yapılır?
Kolay pizza tarifi:

Not: Öncelikle maya hakkında bilgi vereyim. İnstant maya kullanırsanız, direkt olarak una karıştırabilirsiniz. Yaş maya kullanırsanız mayayı ılık sütün içinde erittikten sonra hamur karışımına ekleyebilirsiniz. Ben yaş maya ile yaptığım hamurlardan çok daha iyi sonuç aldığımı söyleyebilirim.

Unu geniş bir yoğurma kabına eleyin. Ortasını havuz gibi açıp, tuzu, şekeri, yumurtaları, 2 kaşık sıvı yağı, ılık suyu, ılık sütü ilave edin. İnstant mayayı direkt, yaş mayayı sütte eriterek karışıma ekleyin.

Malzemeleri havuzun içinden dışına doğru karıştırarak yoğurun. Hamur ele çok yapışırsa biraz un ekleyebilirsiniz. Hamurun üzerini streç film ile kaplayıp ılık ortamda 2 saat kadar mayalanamya bırakın. Mayalanma süresinde hava sıcaklığının önemi büyük. Soğuk havada hamur daha geç mayalanır. sıcak havada daha hızlı.

Mayalan hamurdan parçalar koparıp yağlanmış fırın tepsisine hamuru da yağlayarak yayın. Pizza hamuru yağlandıkça güzelleşir. Tepsiye yaydığınız hamurun üzerini rendelenmiş domates ile kaplayın. Üzerine bir miktar kaşar rendesi serpin. Şimdi dilediğiniz şekilde şarküteri ürünlerini, zeytini, biberi, mısırı, mantarı dizin. Üzerine tekrar kaşar rendesi serperek 180 derecede ısıtılmış fırında pembe renk alıp kaşarlar eriyene kadar pişirin. Sıcak sıcak servis yapın.

Ev yapımı pizza tarifinin avantajlı tarafı dilediğiniz gibi pizza hazırlamak ve isterseniz pişirmeden önce dondurucuya atıp, istediğiniz zaman hazırda pizza bulabilmek olsa gerek. Farklı büyüklükte, türlü türlü pizzaları hazırlayın ve streç kaplayarak dondurun. İstediğiniz zaman kolay pizzalar hazır.

Bu kolay pizza tarifi ile harika pizzalar hazırlayacağınıza inanıyorum.
Afiyet olsun.
Nahide Zereyak
Yazar Hakkında: Adım Nahide Zereyak. Tariflerimin bulunduğu Renkli Pasta Sepeti isimli bloğun aşçısı ve yöneticisiyim. Adana'da yaşıyorum. Üç çocuk annesiyim. Mutfağımda sevdiklerim için yeni lezzetler keşfetmeyi ve bunları paylaşmayı seviyorum. Lezzet dünyasından ayrı kaldığım zamanlarda yazılar ve şiirler yazıyorum.
Devamını Oku »

20 Haziran 2017 Salı

İftarda Nasıl Beslenmeli İftarda Neler Yemeli

Tarih20 Haziran 2017 Salı
iftarda nasıl beslenmeli iftarda neler yemeli
İftar vakitlerini çağrıştıran ezan ve top sesleri nasıl da heyecanla beklenir. İftar vakti gelene kadar türlü türlü yiyecekler, içecekler hazırlanır. Sofralar kurulur. Konuklar davet edilir. İftar sofraları paylaştıkça şenlenir. Dualar, tutulan orucun kabul olması içindir.Oruç nimetlerin kıymetinin bilinmesini sağlar, sabırlı olmayı ve aç kalmanın ne demek olduğunu öğretir bizlere.

Ortak kurulan sofralara, karınca kararınca herkes bir şeyler ekler. Esas olan paylaşmaktır. Ramazan ayının maneviyatını birlikte tatmaktır.

İftar kavramı büyük ölçüde yemek üzerine kurulmuştur. Aç bünye elbette ki yemek ister ama iftarda neler yemeli? İftarda nasıl beslenmeli? Bunlar üzerinde durulması gereken önemli konulardır. Özellikle yaz mevsiminde oruç süresi 18 saate kadar çıkıyor. Çok uzun bir süre bu. Gün boyu açlık, susuzluk çeken vücudu yormadan, hasta etmeden iftarımızı açmalıyız.

İftarda Nasıl Beslenmeli? İftarda Neler Yemeli?
  • İftar yemeğine hafif başlamak gerekir. Yiyeceklerimizin tamamını birden yememiz midemizi de kalbimizi de yorar. Bu yüzden iftar yemeğini iki, üç öğüne ayırmamız gerekir. İlk öğün çorba veya peynir, zeytin, domates, salatalık şeklinde hafif yiyeceklerden oluşmalıdır.
  • İlk öğünden sonra mideyi dinlendirip biraz da su içtikten sonra ana yemeğe geçebilirsiniz. Ana yemekte tercihimiz sebze yemeği, esmer pirinç veya bulgurdan yapılmış pilavlar, kuru baklagiller, ızgara veya buğulama yapılmış et, tavuk, balık çeşitleri, salatalar olmalıdır.
  • Ana yemeğimizi yedikten sonra kısa bir yürüyüş iyi gelecektir. Yaklaşık 1,5 saat sonra tatlı ihtiyacınızı gidermek için sütlü tatlılar tercih edebilirsiniz. Sütlaç, güllaç, muhallebi, puding gibi hafif tatlıları tercih edebilirsiniz.
  • Ara öğünlerde meyve de tüketebilirsiniz. Taze meyve tüketebilceğiniz gibi, tercihinizi kuru meyveden yana da kullanabilirsiniz. Kuru yemişler de ara öğünler için doğru bir tercih olacaktır. Çok tuzlu ve yağlı olanları hariç.
  • İftar ve sahur arasında bol su içmeyi sakın ihmal etmeyin. Suyu bir seferde çokça içmek yerine azar azar için.
  • Yemeğin rehavetine kapılıp koltukta televizyon izlerken bulmayın kendinizi. Tamam gün boyu yaşadığınız açlık ve susuzluk yordu vücudunuzu. Yemek de yediniz. Oturup tv izlemek istiyorsunuz. Bu ağırlığın sizde yağlanmaya sebep olacağını unutmayın. İftar sonrası yediklerinizin tamamını yakmanız beklenemez elbette. Ama hafif bir yürüyüşle vücudunuza kendini yenilemesi için şans tanıyın. Yürüyüş yapma fırsatınız yoksa, evde hafif egzersizler yapın.
Küçük ayrıntılara dikkat ederek daha sağlıklı ve huzurlu bir Ramazan ayı geçirmenizi diliyorum.

Sibel Ordueri

Devamını Oku »

16 Haziran 2017 Cuma

Ya Siz Olsaydınız Ne Yapardınız?

Tarih16 Haziran 2017 Cuma
ya-siz-olsaydiniz-ne-yapardiniz


Uzunca bir süredir kozmetik ve yaşam blogları gerek bloglarında gerek sosyal medya hesaplarında bazı şikayetler ve sitemler görüyorsunuz. Bizler yani blog yazarları istedik ki bu durumu tek bir yazıda toplayalım, sorunu ve kaynağını anlatalım.

Öncelikle belirtelim; bizler marka gönderisinden çok kendi aldıklarımızı bloglarında yazan blog yazarlarıyız. Yani bu yazıyı yazma cesaretini gösteriyorsak ki bu nokta çok önemli, blogumuz biz istediğimiz için var ve var olacak!

Uzun bir süre aktif blog yazarları olarak olayları uzaktan izledik. Blog yazmayı kolay zannedenler ticari veya en azından çıkar amaçlı blog açıyorlar. Hatta blog demeyelim, instagram hesabı açıyorlar ve kendilerine blogger diyorlar. Üzerine son zamanların en moda hadisesi takipçi satın alıyorlar. Bir bakıyorsunuz 2 aylık bir instagram hesabı 40 bin takipçiye ulaşmış. Çözünürlüğü iyi fotoğraflar, hatta bazen yabancı bloggerlardan aldıkları fotoğraflar ile “dostlar iş başında görsün” mantığı ile paylaşım yapıyorlar. Ardından markalara yazmaya başlıyorlar, tanıtmak için ürün istiyorlar. Zaten instagram hesaplarını açar açmaz profillerine ekledikleri bir not var: “Reklam ve iş birlikleri için DM” Yani amaç baştan belli sizce de öyle değil mi? Ve bazıları blog nedir, blog nasıl yazılır haberi yok. İçlerinde instagramın gerçekten blog olduğuna inananlar var biliyor musunuz?.

Bu şekilde bir yol izleyerek hem gerçek blog yazarlarının emeğini hiçe saymış oluyorlar hem ‘blog yazarlığı’ vurgusunu kötüye kullanıp lekeliyorlar. Olay bununla da sınırlı değil. Markaların ‘denemeleri ve yazmaları’ için gönderdiği ürünleri satmaya başlıyor kimileri. Yani olayın ticari boyutuna kısa yolla ulaşıyorlar.

Peki bu durumda sadece kendini blogger zanneden ve etrafındakileri inandıranlar mı suçlu? Bunların hesaplarını incelemeyen ve “ben bloggerım dediğinde “hani senin blogun” diye sormayan firmaların hiç mi suçu yok? Aslında bakarsınız suçları hiç azımsanmayacak ölçüde. Onlar bu blog yazmayan ve takipçileri gerçek olmayan hesaplara ürün gönderip, ürünlerin akıbetini bile sormayınca ne oluyor? “Bu iş ne kadar kolaymış” diye düşünen meraklı insanlar da açıyorlar bir instagram hesabı, alıyorlar takipçiyi başlıyorlar firmalara yazmaya. Belki onlara da gelir öyle değil mi?

Bu arada emek veren blog yazarları ne yapıyor dersiniz? Sırf bu işi severek yaptıkları için, blog yazarken paylaşım yaparken mutlu oldukları için ceplerinden para verip o markaların ürünlerini almaya devam ediyor. Evet bir çoğu bunu yapıyor.

Sizce firmalar neden böyle yapıyor? Ürünleri yazmayan tanıtmayan hatta blog bile yazmayan insanlara neden ürün gönderiyorlar? Bizler nasılsa gidip o ürünleri alıp, kullanıp yazıyoruz. O kişiler bedava olmazsa almıyor. Sebep bu olabilir mi? Biz mantıklı bir gerekçe bulamadık. Bizler blog yazarı olarak, birer tüketici olarak blog yazarları kimdir, ne kadar samimidir bir iki defa okumakla anlayabiliyorsak koskoca pr ekipleri bunu neden anlayamıyor? Çalıştıkları markayı aşağı çekmek hoşlarına gitmez ama ürün gönderdikleri insanlar instagram hesaplarında bile ürünü yorumlamazken nasıl bir sonuca varmayı düşünüyorlar dersiniz? Peki pr işlerini instabloggerlara veren markalara ne dersiniz? Bol bol soru işreti konulacak cümleler kurmak mümkün bu paragrafta… Bizde bu soru işaretleri oluşturan markalar yanında nokta atışı yapan muhteşem firmalar da var. Onları da yürekten tebrik ediyoruz.

Bir sorun da nedir biliyor musunuz? Firmaların uyarılara duyarsız olması! Ya cevap verilmiyor, ya geçiştiriliyor. Bazı markaların ‘blogger toplantısı’ adı altında bir organizasyon yapıp katılımcıların yarısından çoğunun blogu olmayan makyaj sever instagram hesabı olması ayrı bir konu zaten.

Bu noktada hemen vurgulayalım; markaların denemesi için ürün gönderdiği çok kıymetli blog yazarları da var. Ve bizler onların yorumlarını fazlası ile önemsiyor ve ilgi ile takip ediyoruz.

Bu yazıyı hep birlikte hazırlayıp yayınlamadan önce çok düşündük. İlk soru 'acaba tepkimiz işe yarar mı?’ Evet okuduğunuza göre yazıyı yayınlama kararı aldık. Hiç bir işe yaramasa da, ürün incelemeyi değerlendirmeyi bilmeyen amacı çok farklı olan insanlarla iş birliği yapılmaya devam edilse de bizim çizgimiz net! Bugüne kadar ne yaptıysak o şekilde devam etmeyi planlıyoruz. Ya siz olsaydınız ne yapardınız?

Not: Bu yazıyı görüp paylaşmak isteyen blog yazarlarının, detaylıca anlayarak okumasını rica ediyoruz. Yazıda altını dolduramayacağı özelliklere sahip birinin bu yazıyı yayınlaması doğru olmaz. Mesela bloguna düzenli yazı girmeyen veya blogu sadece hediye ürünlerle dolu olan bir blog yazarı lütfen bu yazıyı yayınlamasın. Bizler gibi düşünen yazarların bu yazıyı paylaşması hepimizi mutlu eder. Bizler doğru yolda olduğumuzu biliyoruz ancak yazının çok fazla blogda yayına girmesi bizim tavır ve tepkimizin doğru olduğunu çok fazla insana ulaştırır.

Sağlıcakla…
Devamını Oku »

13 Haziran 2017 Salı

Sahurda Neler Yemeli Sahurda Tok Tutan Yiyecekler

Tarih13 Haziran 2017 Salı
sahurda neler yemeli -sahurda tok tutan yiyecekler
Son birkaç yıldır Ramazan ayı yaz mevsimine denk geliyor. Bu birkaç yıl daha böyle devam edecek. Uzun yaz günleri sıcak havalarla birleşerek oruç ibadeti yerine getirilirken, bizlerin biraz daha zorlanmasına sebep oluyor. Ama aslında beslenmemize ve istirahatimize özen göstererek bu süreci daha sağlıklı bir şekilde geçirebiliriz. Sahurda neler yemeli diye durup düşündüğümüzde pek çok seçeneğimiz olduğunu görürüz. Asıl kural, midemize ağır gelmeyecek ve susatmayacak, aynı zamanda vücudumuzu dirençli tutacak gıdalar tüketmektir.

Şeker dengesini bozacak gıdalardan uzak durmalıyız. Şeker içeren ve glisemik indeksi yüksek gıdalar kan şekerinin birden yükselip, birden düşmesine sebep olur. Yani geçici bir tokluk hissi yaratır ve kısa bir süre sonra kan şekerinin düşmesine sebep olarak açlık hissinin yeniden ortaya çıkmasıyla sonuçlanan bir döngü başlar.

Doğru beslenme ile uzun süre oruçlu geçen saatleri daha sağlıklı bir şekilde atlatmamız mümkün. Kendinizde Ramazanda sağlıklı beslenme programı oluştururken sahurda tok tutan yiyecekleri tercih edin. Bunun yanı sıra, sahur ve iftar arası beslenmenizi öğünlere ayırmayı, ara öğünleri meyve ile zenginleştirmeyi ve bolca su tüketmeyi ihmal etmeyin.

Sahurda Tok Tutan Yiyecekler
  • Sahuru yemeksiz geçirmeyin.
  • Sahurda sizi gün boyu tok tutacak, şekerin yavaş yavaş yükselip, yavaş yavaş düşmesini kontrol altına alacak besinler tercih edin.
  • Süt, yumurta, peynir, yoğurt gibi besinler tüketin.
  • İçecek olarak ayran da tercih edebilirsiniz.
  • Sahur beslenmenizde bir parça ete de yer verebilirsiniz. Bu tokluk hissini arttırıp, enerjinizin düşmesini önleyecektir.
  • Hamur işlerinden uzak durun. Sebzeli hafif börekleri tercih edebilirsiniz.
  • Çay, kahve tüketmeyin. Bunun yerine süt, meyve suyu ve meyve tercih edin.
  • Asitli içecekler şeker dengesini alt üst eder. Kesinlikle kaçının.
  • Tokluk hissetmek için ekmek yeme ihtiyacı duyabilirsiniz. Tercihinizi kepekli ekmekten yana yapın.
  • Birkaç adet hurma yiyebilirsiniz.
  • Kuru yemiş tüketebilirsiniz. Özellikle badem ve ceviz tercih edebilirsiniz. 
  • Domates ve salatalık her sahur sofrasında bulunabilir.
  • Salata da hazırlayabilirsiniz sahur sofrası için. Tok tutar, susuzluğu giderir.
  • Farklı bir sahur kahvaltısı için kepekli makarna tercih edebilirsiniz.
  • Yulaf ezmesi ile yine farklı bir sahur kahvaltısı yapabilir, kendinizi uzun süre tok hissedebilirsiniz.
Gördüğünüz gibi aslında sahur sofralarımızı zenginleştirebilecek, tok kalmamızı sağlayacak, susuzluk hissini azaltacak pek çok seçeneğimiz var. Sahurda ne yemeli konusuna dikkat ederek sağlığınızı korumak için gereken gayreti göstermenizi tavsiye ederim.
Ramazan ayını sağlıklı ve huzurlu geçirmeniz dileğiyle...
Sibel Ordueri
Devamını Oku »

10 Haziran 2017 Cumartesi

Ramazan Ayında Sağlıklı Beslenme Önerileri

Tarih10 Haziran 2017 Cumartesi
Ramazan Ayında Sağlıklı Beslenme Önerileri
On bir ayın sultanıdır Ramazan ayı. Ramazan ayının gelmesini heyecanla bekleriz. Oruç ibadetimizi yerine getirmek için  adeta gün sayarız. Günler yaklaştıkça heyecan da artar. Oruç ibadeti, vücudumuzun istirahatini de sağlar. Oruç tutarak midemizi de dinlendirmiş oluyoruz aslında.

Ramazan ayında sağlıklı beslenme çok büyük önem taşır. Özellikle yaz aylarında günlerin uzun olması ve sıcak havalar sebebiyle oruç tutmak konusunda biraz daha dikkatli davranmamız gerekir. Ciddi sağlık problemleri olanların doktora danışarak oruç ibadetine başlaması daha doğru olur. Durumları gereği özel diyet reçeteleri hazırlanması gerekebilir.

Ramazanda sağlıklı beslenme konusunda nelere dikkat etmemiz gerekir? Önceden almamız gereken tedbirler var mıdır? İlaç kullananların durumu nedir? Sahur önemli midir? İftar menümüz nasıl olmalıdır? İftarda tıka basa doymalı mıyız? Gelin bu soruların cevaplarına birlikte bakalım.

Ramazanda Sağlıklı Beslenme Önerileri

  • Ramazan ayı yaklaşıp, oruç ibadeti için gün sayarken, yaklaşık bir hafta öncesinden başlayarak öğünleri azaltarak vücudu oruca hazırlamak çok faydalı olacaktır.
  • Mevcut, bildiğimiz bir rahatsızlığımız varsa Ramazandan birkaç gün önce rutin kontrollerimizi yaptırıp doktor onayı almamız, Ramazan ayını daha sağlıklı bir şekilde geçirmemizi sağlar.
  • Rutin olarak kullanılan ilaçların sahur ve iftar olarak 2 kere alınmasının doğru olup olmadığı doktora danışılabilir. Zira bazı ilaçları günde 3 kere içmemiz gerekir.
  • Sahursuz oruç tutmak oldukça yanlış bir tutumdur. Sahurun kesinlikle atlanmaması gerekir.
  • Sahurda iç yakacak yiyeceklerden uzak durmak gerekir.
  • Sahurda kahve-çay gibi içecekler yerine süt, meyve suyu, bitki çayı vs. tercih edilmelidir.
  • Gün boyu aç kalacağım düşüncesiyle gereğinden fazla yemekten kaçınmak gerekir. Bu durum beraberinde ağırlık hissini ve susuzluğu getirecektir.
  • Gün boyu, özellikle öğle saatlerinde istirahat etmekte fayda vardır.
  • İftar vakti ağır yemek yemekten, hızlı yemekten, büyük lokmalar almaktan uzak durmak gerekir.
  • İftar yemeğini öğünlere ayırmak gerekir. Yiyeceklerimizin hepsini tek seferde yemek yerine çorba, domates, salatalık, hurma, yoğurt gibi hafif yemekler oluşan bir ilk öğünden sonra biraz ara verip, daha sonra ana yemeğimizi yemeliyiz.
  • Ama yemeklerde aşırı yağlı, ağır yemeklerden Ramazan ayı boyunca uzak durmalıyız.
  • Lif ağırlıklı gıdalar iftar menüsünde ağırlı olarak bulunması gereken besinlerdir. Sebze yemeklerinin buradaki rolü çok büyük.
  • Et yemeklerini kızartmak yerine ızgara veya buğulama şeklinde tercih etmeliyiz.
  • İftar ile sahur arası vakitlerde vücudun kaybettiği suyu yerine koyabilmesi için bolca su içmeliyiz.
  • Su içerken hepsini birden değil yudum yudum almaya gayret göstermeliyiz.
  • İftar ve sahur arası ara öğünlerde meyve tüketimine önem verilmelidir. Ceviz, fındık ve badem de ara öğünlerde tüketilebilecek besinlerdir.
  • Özellikle Ramazan ayı boyunca beyaz ekmek, pirinç, un, tuz ve şekerden uzak durmak gerekir. Beyaz ekmek yerine kepekli ekmek, pirinç yerine bulgur tercih edilebilir.
  • Tatlı tercihleri sütlü tatlılardan yana olmalıdır. İç yakıp, gün boyu susuzluğu arttıracak şerbetli tatlılardan uzak durmak gerekir.
  • Ramazanda sağlıklı beslenme programında bakliyatların yeri büyüktür. Kuru bakliyatlara beslenmenizde yer verin.
  • İftar sonrası kısa yürüyüşler yapmaya çalışın.
Gördüğünüz gibi Ramazanda sağlıklı beslenme konusun önemi oldukça büyük. Oruç ibadetini yerine getirirken sağlığımızı sekteye uğratacak yanlış beslenme programlarından uzak durmalıyız.

Ramazanda sağlıklı beslenme önerileri, beslenmemize rehber olacak niteliktedir. Her zaman göz önünde bulundurmamız gerekir.

Sağlık ve huzur dolu bir Ramazan ayı geçirmeniz dileğiyle....

Sibel Ordueri
Devamını Oku »

5 Haziran 2017 Pazartesi

Ramazanda Kimler Oruç Tutamaz

Tarih5 Haziran 2017 Pazartesi
ramazanda kimler oruç tutamaz
Ramazan ayı İslam aleminin sevinç ve heyecanla beklediği bir aydır. Her sene Ramazan ayına ulaşıp oruç tutmak her Müslümanın hayallerini süsler. Peki herkes oruç tutabilir mi? Herkes oruç tutmalı mı? Oruç ibadeti kimlere farz kılınmıştır?

Oruç ibadeti aklı baliğ, erginlik çağına gelmiş, Müslümanlara farz kılınmıştır. Sağlıklı olmak da en önemli şartlar arasındadır. Vücut kuvveti yerinde olan, sağlıklı, oruç vakitlerinde ilaç almak zorunda olmayanların oruç tutması farzdır.

Erginlik çağına gelmemiş çocukların da oruç tutma yükümlülükleri yoktur. Ancak büyük çocuğun oruç ibadetini öğrenmesi amacı ile alıştırmalar yaptırılabilir.

Çocukların,
Hastaların,
Yaşlıların,
Seferi olanların oruç tutma yükümlülükleri yoktur.

Ramazanda Kimler Oruç Tutamaz

  • Yaşlılar: Yaşlılık halinde insanlar güçsüzleşirler. Oruç tutmak bu güçsüzlüklerini arttıracağı için yaşlılar oruç tutamaz.
  • Hasta kişiler: Oruca engel teşkil edecek hastalığı olanlar oruç tutmayabilirler. Hastalıkları geçerse oruca başlayabilirler.
  • Çocuklar: Oruç tutacak beden gücüne ulaşmamış çocuklar oruç tutamaz.
  • Hamileler: Hamilelik sürecinde hem annenin, hem de taşıdığı bebeğin sağlık durumu göz önünde bulundurulmalıdır. Hamilelik, özel bir istirahat ve özel bir beslenme pragramı gerektiren bir süreçtir.
  • Emzirme dönemindeki anneler: Oruç tutan annenin bebeğine vereceği sütü azalacağı için oruç tutmamalı, beslenmesine özen göstermelidir.
  • Seferiler: Yolculuk halinde oruç tutma yükümlülüğü yoktur. Yolculuktan sonra tutmak üzere oruç ertelenebilir.
Ayrıca;
  • Ameliyat olan hastalar,
  • Gün içerisinde mutlaka ilaç almak zorunda olan hastalar,
  • Kalp hastaları,
  • Su içmek zorunda olan böbrek hastaları,
  • Çok zayıf, güçsüz kimseler,
  • Şeker hastaları
oruç tutmayabilir.

Bazen çocukların oruç ibadetine imrendikleri görülür. Bu duyguyu yaşamak, hissetmek istiyorlarsa, onları bu konudan tamamen uzak tutmak üzülmelerine neden olabilir. Sahur ve iftar sofralarında onlara da yer açmak mutluluk duymalarına, oruç sevincini yaşamalarına sebep olur.

Zaman zaman da hasta, hamile veya emzirme sürecinde olanların da oruç tutmak istedikleri gözlemlenebilir. Bu kişilerin Ramazanda kimler oruç tutamaz konusunda bilgilendirilip, oruç niyetlerini doğru zamana ertelemeleri sağlanabilir.

Ramazan ayını en iyi şekilde geçirmek için en önemli konu sağlığımızı riske atmamak. Bu yüzden oruç tutma yükümlülüğü olmayanların imkanları elverdiğince fidye ve fitre vermeleri daha doğru bir seçim olacaktır.

Sağlıklı ve huzur dolu bir Ramazan ayı geçirmenizi dilerim...
Sibel Ordueri
Devamını Oku »

1 Haziran 2017 Perşembe

11 Ayın Sultanı Ramazan 2017

Tarih1 Haziran 2017 Perşembe
11 Ayın Sultanı Ramazan 2017
Efendim; Recep, Şaban derken sonunda 11 ayın sultanı Ramazan da geldi. Hoşgeldi sefa getirdi. Biraz bu aydan bahsedelim istedim. Bu vesile ile her birinize hayırlı ramazanlar dilerim.

Dinimize göre, gelenek ve göreneklerimize göre bu mübarek ay içinde yapılması gerekenleri aslında hepimiz biliyoruz. Ben yine de aklıma gelenleri bir söyleyeyim. İslamın şartı olan oruç tutmak ilk sırada olacak tabi ramazan ayı boyunca. Büyüklerimiz derdi ki, 'oruç tutmak sadece aç kalmak değil bedeni ve ruhu terbiye etmektir.' Bizler de büyüdükçe öğrendik bunun anlamını. Sonra bu mübarek ayda yapılması gereken farklı geleneklerimiz de var. İftara misafir davet etmek, davete icabet etmek. Kadir gecemiz var, camilerin tıka basa dolduğu. Fitre vermek mesela. bu arada Din İşleri Yüksek Kurulu 2017 fitre bedelini 16 TL olarak belirlemiş aklıma gelmişken bilgisini vereyim. Ekonomik durumu iyi olanlar için zekat var bir de verilmesi gereken. Güllaç var değil mi iftar sofralarımızın baş tacı. Hurmalarımız var orucumuzu açmak için.

Ramazan davulcusu sorunsalına gelelim mi? Sorunsal diyorum çünkü son yıllarda gazetelerin 3.sayfalarına haber olan davulcu-mahalle sakini olaylarını sıkça duyar olduk. Bu konuda kararsızım; evet davul ramazan ayının simgesi ve devam etmeli ama hastası olanlar, bebeği yeni uyuyanlar da haklı. Ne diyeceğimi bilemedim.

Şimdi de sosyal medyaya ramazan ayında neler dökülüyor onlara bakalım. En çok dikkatimi çekenlerden bahsedeceğim. Sizin de aklınıza gelen olursa yorumlarda devam edebiliriz sohbete😊Oruç tutmayanlara 'kafir' diyenleri ahlaksızlıkla suçlayanları gördüm. Sahur sonrası edilen niyet metnini duvarına yazıp, arkadaşlarının okumasını sağlayıp "heh şimdi niyet ettin oruç tutma da göreyim" diyeni gördüm. Bunların tam tersi oruç tutanlarla dalga geçeni gördüm. Bu sözler yüzünden tartışanları,küfür edenleri gördüm. Sokakta gündüz vakti yiyip içenlere tepki durumu var bir de.Benim bu konu hakkında düşüncem şu: Yukarıda da belirttiğim gibi kimse kimsenin inancını sorgulayamaz, müdahale edemez ancak çoğunluğun oruç tuttuğu bir ortamda geze dolaşa dondurma yemenin çok etik olmadığı görüşündeyim. Bari bu mübarek ayda insana saygı esas olsun. Empati yapalım, yapmaya çalışalım. Siz  dışarı çıktığında ara ara su içmezse sokak ortasında bayılma ihtimali olan insan gördünüz mü? Ben gördüm, o sebeple önyargılı olmayalım.

Sizler ramazan ile ilgili neler söylemek istersiniz? Yazdıklarıma katılıp katılmadığınızı bilmek isterim veya benim atladıklarımı paylaşırsanız sevinirim. Sağlık ve huzurla...

köşe yazarı nihal yeşiltaç orhan Yazar Hakkında: 
Nihal Yeşiltaç Oran. İstanbul'da yaşıyor ve çalışıyorum. Bir müzik yapım firmasının basın ve halkla ilişkilerini yürütüyorum. Mesam üyesiyim. Uzun yıllardır köşe yazarlığı yapıyorum. Hüzün Sarısı isminde bir yaşam blogum var. Evliyim iki evlada sahibim. Az uyuyup çok çalışanlardanım.
Devamını Oku »

29 Mayıs 2017 Pazartesi

Bilgisayar Kullanırken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Tarih29 Mayıs 2017 Pazartesi
Bilgisayar Kullanırken Dikkat Edilmesi Gerekenler
İnsan sağlığı asla ihmal edilmemesi gereken bir konudur. Yediğimiz, içtiğimiz şeylere dikkat edip, spor yapıp ve  mevsimsel geçişlere göre giyim konusunda özenli davranarak sağlıklı kalmaya çalışsak da bazen sinsi hastalıklarla yüz yüze kalabiliyoruz.
Kimden bahsediyorum? Elbette bilgisayar kullananları!
Bildiğiniz gibi bilgisayar başında saatlerini geçiren kişiler çeşitli sağlık problemleriyle karşılaşmaya aday durumundalar.
Bitmek bilmeyen işler, şunu da yapayım sonra çıkarım gibi düşünceler, suyu – çayı ayağına isteyerek yerinden kalkmama gibi davranışlar  çeşitli problemlerin meydana gelmesine davetiye çıkarıyor.
İş hayatınızda da bilgisayar kullanıyor musunuz bilmiyorum ama ister iş ister blog yazarlığı amacıyla olsun bilgisayar kullanırken sizi bekleyen tehlikeler :
  • Elektromanyetik radyasyon
  • Isı (dizüst bilgisayarlarda)
  • Mavi ışığa maruz kalma (özellikle geceleri)
    Oturma ve duruş hataları
Şu bir gerçek ki teknolojiyi hayatımızda kullanmalıyız fakat bunu sorumlu bir şekilde yapmalıyız. Teknolojinin önümüzdeki yıllarda ortadan kalkacağı, yok olacağı gibi bir şey söz konusu değil. O zaman sorunları hafifletmenin ve bilgisayar kullanım risklerini azaltmanın yollarını bulmak zorundayız.
Bilgisayar kullanırken dikkat edilmesi gerekenler

1 – Radyasyondan korunun

Radyasyon kelime anlamı olarak dalga parçacık ile yayılan enerji veya foton hareketleri nedeniyle oluşan ve yayılan enerjidir.
Günlük yaşamımızın temel taşlarından bilgisayar ise diğer tüm elektrikli cihazlar gibi  elektromanyetik dalgalara neden olurlar. Bilgisayarların neden olduğu bu dalgalar kimi zaman zayıf kimi zaman ise oldukça kuvvetli olabilmektedir.
Sırt sırta gelecek biçimde konulan bilgisayarlar yüksek radyasyona sebep olabilirler.
Peki bundan nasıl korunuruz?
Günlük bilgisayar kullanımı sırasında sık aralıklarla çalışmak ve bilgisayarla araya mesafe koymak, yakın durmamak gibi önlemler alabiliriz.

2 – Isıya maruz kalmayın

bilgisayar-isi-etkisi
Özellikle laptopları diz üstüne alıp çalışmak en yaygın görülen davranış. Fakat bir müddet sonra oturuş pozsiyonunu bozmadan laptoptan gelen ısı doğrudan ayaklarınıza etki edecektir.
Bu şekilde bir kullanım sırasında cildinizde kızarıklık, ayaklarda uyusukluk hissetmeniz kaçınılmaz.
Sizlere tasiyem uygun fiyatlara bilgisayar minderleri satılıyor. Bilgisayar kullanmak istediğiniz zaman bu minder vasıtasıyla tehlikeleri minimize ederek sağlığınızı koruyabilirsiniz.

3 – Gizli tehlike! Mavi ışık

Geceleri ekranlardan çıkan ışığın mavi tonlarda olduğunu hiç farkettiniz mi? Ya da geceleri cep telefonu ile mesaj yazan kişilerin yüzlerindeki hafif ürkütücü mavimsi parlaklığı ?
TV, bilgisayar, cep telefonları ya da tabletlerin ekranlarından gelen ışıkta genellikle hafif bir mavilik vardır. Bu mavilik gün ışığında ekranın çok daha iyi görünmesini sağlıyorken, geceleri gözlerimizi yoran bir hale geliyor.
Hele bir de geceleri uzun saatler ekran başında kalıyorsak vay halimize…
Bu tehlikeden korunmak için yine bilgisayar kullanımını sınırlandırmalıyız. Mavi ışık filtresi olan dinlendirici bir gözlük alımı da  faydalı olabilir.

4 – Oturma pozisyonuna dikkat!

En çok maruz kalınan problemlerin başında
  • boyun ağrısı
  • sırt ağrısı
  • göz problemleri
  • baş ağrısı yada migren
  • ellerdeki ağrı
  • aşırı kilo
  • stress ve depresyon
şikayetleri gelmektedir. Peki bunlar için ne yapabilirsiniz?
Bilgisayar başında saatler boyunca oturmaktan kaçının. Küçük molalar vererek kısa yürüyüşler yapmak faydalı olacaktır.
Kısa aralarla boynunuzu gevşetici egzersizler yapın.
Fazla eğilmeden oturmaya çalışın ve masa-sandalye duruşunu iyi ayarlayın.
Gözlerinizi birkaç kere kırpın. Gözlerinizi saat yönünde ve saat yönünün tersine hareket ettirin.
Kollarınızı uzatın ve parmaklarınızın gevşemesini sağlayın.
Çalışırken bir şeyler yeme ihtiyacı hissediyorsanız üzüm, kayısı gibi daha sağlıklı yiyecekleri tercih edin.
Uykunuzu ihmal etmeyin.
Ziyaretçi sayısı elbette önemli. Az oluşunu ciddi bir problemmiş gibi kendinize stres oluşturmasına izin vermeyin.

Son Sözler

Sürekli blog konularında bir şeyler yazma uğraşındayken kimi zaman gözlerimin kan çanağı olduğunu ve gereksiz kaygılar taşıdığmı fark ettim. Bu yüzden nasıl önlem alabilirim diye araştırırken benimle aynı sıkıntıyı yaşayanlar olabilir düşüncesiyle bu konuyu ele aldım.
Ruh ve beden sağlığı her şeyden önemli. İyi olursanız iyi hissederseniz kendinizi yazınızı iyi hazırlarsınız.
Kendinizce denediğiniz yöntemler var mı? Bizlerle paylaşır mısınız?

Misafir Blog;
Bu makale, Beden Sağlığı yazarı tarafından Sosyal Medya Kafe için hazırlanmıştır...
Devamını Oku »
"Sosyal Medya Kafe'de kullanılan tüm ekran görüntü resimleri ve yazıları Sosyal Medya Kafe'ye aittir.Yazıların ve ekran görüntü resimlerinin yayın hakkı sadece www.sosyalmedyakafe.com'a aittir.İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden bir başka blogda veya web sitesinde yayınlanması,tariflerin veya yazıların ekran görüntüsünü alarak sosyal ağlarda paylaşılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası`na aykırıdır. Aksi taktirde 5846 Sayılı Fikir ve Sanat serleri Yasası gereği suç duyurusunda bulunulacaktır. Yasal yükümlülüğü vardır."
Sosyal Medya Kafe Copyright © 2014 Tüm Hakları Saklıdır...